Şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırttı, onları bulundukları yerden çıkardı, onlara "Birbirinize düşman olarak inin, yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz" dedik
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırttı, onları bulundukları yerden çıkardı, onlara "Birbirinize düşman olarak inin, yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz" dedik
Elmalılı Hamdi Yazır
Bunun üzerine şeytan onları(n ayağını) oradan kaydırdı, içinde bulundukları (cennet yurdu)ndan çıkardı. Biz de: "Birbirinize düşman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir nasib vardır." dedik.
Yaşar Nuri Öztürk
Bunun üzerine şeytan onların ayaklarını kaydırdı da onları içinde bulundukları yerden çıkardı. Biz de şöyle buyurduk: "Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak aşağıya inin. Belli bir süre kadar yeryüzünde sizin için bir bekleme yeri, bir nimet/bir yararlanma imkânı olacaktır."
Süleyman Ateş
Derken şeytan onlar(ın ayağın)ı oradan kaydırdı, içinde bulundukları (ni'met yurdu)ndan çıkardı. (Biz de) dedik ki: "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin, yeryüzünde kalıp bir süre yaşamanız lazımdır."
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.6%
İngilizce
But Satan caused them to slip out of it and removed them from that [condition] in which they had been. And We said, "Go down, [all of you], as enemies to one another, and you will have upon the earth a place of settlement and provision for a time
Fransızca
Peu de temps après, Satan les fit glisser de là et les fit sortir du lieu où ils étaient. Et Nous dîmes: «Descendez (du Paradis); ennemis les uns des autres. Et pour vous il y aura une demeure sur la terre, et un usufruit pour un temps
İspanyolca
Pero el demonio los hizo caer [en la desobediencia] apartándolos de la situación [agradable] en la que se encontraban. Y les dije: "¡Desciendan! Serán enemigos unos de otros; y en la Tierra encontrarán una morada y deleite temporal
Rusça
Дьявол же побудил их споткнуться о него и вывел их оттуда, где они находились. И тогда Мы сказали: «Низвергнитесь и будьте врагами друг другу! Земля будет для вас обителью и предметом пользования до определенного срока»
Endonezce
(Lalu setan menggelincirkan keduanya dari surga19) sehingga keduanya dikeluarkan dari (segala kenikmatan) ketika keduanya di sana (surga). Dan Kami berfirman,"Turunlah kalian! Sebagian kalian menjadi musuh bagi yang lain. Dan bagi kalian ada tempat tinggal dan kesenangan di bumi sampai waktu yang ditentukan
Bengalce
অনন্তর শয়তান তাদের উভয়কে ওখান থেকে পদস্খলিত করেছিল। পরে তারা যে সুখ-স্বাচ্ছন্দ্যে ছিল তা থেকে তাদেরকে বের করে দিল এবং আমি বললাম, তোমরা নেমে যাও। তোমরা পরস্পর একে অপরের শক্র হবে এবং তোমাদেরকে সেখানে কিছুকাল অবস্থান করতে হবে ও লাভ সংগ্রহ করতে হবে।
Şeytan o ikisine vesvese vermeye ve (o ağacın meyvesinden yemeyi) güzel göstermeye devam etti. Ta ki Allah'ın o ikisine yemeği yasakladığı ağaçtan yeme yanlışına düşürerek ayaklarını kaydırdı. Bu ikisinin cezası Allah'ın onları içinde yaşadıkları cennetten çıkarması oldu. Allah o ikisine ve şeytana şöyle buyurdu: Birbirinize düşman olarak yeryüzüne inin. Sizin için yeryüzünde ecelleriniz bitene ve kıyamet kopana kadar orada yaşamak ve hayırlarından istifade etmek vardır.
35- Dedik ki; “Ey Âdem! Sen ve eşin Cennet’i mesken edinin ve ondan dilediğiniz yerden bol bol yiyin. (Fakat) şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz. 36- Derken Şeytan onların ayaklarını kaydırdı ve onları içinde bulundukları yerden çıkardı. Biz de dedik ki: “Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yeryüzünde sizin için bir zamana kadar bir karar yeri ve geçim vardır.”
35. Yüce Allah, Âdem’i yaratıp onu üstün kıldıktan sonra kendisiyle huzur ve sükun bulup yakınlık kuracağı zevcesini yaratmış böylelikle de O’na olan nimetini tamamlamıştır. Sonra her ikisine de Cennet’te kalmalarını, oradan istedikleri gibi bol bol yemelerini emir buyurmuştur:“Ey Âdem! Sen ve eşin Cennet’i mesken edinin ve ondan dilediğiniz yerden bol bol yiyin.” Yani dilediğiniz çeşitli meyve ve ürünlerden yiyin. Yüce Allah başka bir ayette geçtiği üzere ona:“Çünkü sen orada aç da kalmazsın çıplak da. Ve sen orada hiç şüphesiz susuz da kalmazsın, güneşte de yanmazsın.”(Tâhâ, 20/118-119) buyurmuştur. “(Fakat) şu ağaca yaklaşmayın!” Burada sözü edilen ağaç Cennet ağaçlarından bir ağaçtır, onun hangi tür ağaç olduğunu en iyi Allah bilir. Ona ve eşine bu ağaca yaklaşmanın yasaklanması ya imtihan ve sınama içindi, yahut da bizce bilinmeyen başka bir hikmete mebni idi. “Yoksa zalimlerden olursunuz.” Bu buyruk söz konusu yasağın haram kılmaya yönelik olduğunu göstermektedir. Çünkü aksine hareket edilmesi halinde zalim olunacağını belirtilmiştir.
36. Düşmanları onlara vesvese vermeye ve kendileri için yasaklanan ağaçtan yemeğe teşvik etmeye devam edip durdu. Nihâyet “onların ayaklarını kaydırdı”. Yani onlara bu ağaçtan yemeyi süsleyerek onları yanlışa düşürdü ve “Şüphesiz ki ben size nasihat edenlerdenim, diye Allah adına onlara yemin etti.”(el-A’râf, 7/61) Onlar da ona aldandılar ve emrine uydular. O da onları içinde bulundukları nimet ve bolluktan çıkardı. Böylelikle yorulma, çalışıp didinme ve mücadele etme yurdu olan dünyaya indirildiler. “Kiminiz kiminize düşman olarak inin.” Yani Âdem ve zürriyeti ile İblis ve zürriyeti düşmandırlar. Bilindiği gibi düşman bir kimse düşmanına zarar vermek, ona kötülük yapmak için her türlü yolu dener, her fırsatta onu hayırdan mahrum bırakmaya çalışır. İşte bu çerçevede Âdem’in oğulları şeytana karşı uyarılmaktadırlar. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Şüphe yok ki Şeytan sizin bir düşmanınızdır. O halde siz de onu düşman belleyin. O kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe gireceklerden olsunlar diye davet eder.”(Fatır, 35/6); “Artık onlar sizin düşmanınızken siz beni bırakıp da onu ve zürriyetini dost mu edineceksiniz? Zalimler için ne fena bir bedel!”(Kehf, 18/50) Daha sonra Yüce Allah indirilmenin nihai yerinin yeryüzü olduğunu bildirerek “yeryüzünde sizin için bir zamana kadar” yani ecellerinizin biteceği vakte kadar “bir karar yeri” mesken ve yerleşecek yer “ve geçim vardır.” Ecellerinizin bitiminden sonra ise o dünyadan kendisi için yaratılmış olduğunuz ve sizin için yaratılmış bulunan (ahiret) yurduna intikal edeceksiniz. Bu ayette şu ifade edilmektedir: Yeryüzündeki hayat süreli ve geçici. Yeryüzü gerçek mesken değildir, sadece bir geçiş yeridir. Orada bu ebedi yurt için azık hazırlanır; yoksa orası ebedi kalacak şekilde imar edilmez.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Yeryüzünde insan tek başına değil toplu olarak yaşayacaktır; rabbi onu sosyal bir varlık olarak yaratmıştır. Topluluk halinde yaşayan insanların arzu ve ihtiyaçlarının çatışmaması mümkün değildir. Çatışan arzular ve ihtiyaçlar anlaşmazlıklar ve düşmanlıkları beraberinde getirecek, insanlar birbirinin kurdu olacaklardır. Onları ıslah edecek, uygarlaştıracak, ihtiyaç ve arzuların kültür ve medeniyete kaynaklık etmesini sağlayacak bir nizama ihtiyaç vardır. İşte hak dinler bu nizamı koymak üzere gönderilmiştir. Ona uyanlar dünyada korkudan kurtulacak, hür ve güvenlik içinde yaşayacak; dileyen mümin, dileyen kâfir, isteyen sâlih, isteyen fâsık olabilecek; âhiret hayatında da sâlihler hüzün ve kederden kurtulup mutluluğa kavuşacak, kâfirler ise dünyada ettiklerinin cezasını çekeceklerdir.
Kur’an’ın açık ifadesine ve buna dayalı İslâm inancına göre Hz. Âdem’in işlediği, bağışlanmamış, dünyaya taşınmış, nesline miras kalmış ve Hz. Îsâ’nın kurban edilmesine sebep teşkil etmiş bir “aslî günah” yoktur. Hz. Âdem’in davranışı ya günah değildir ya da Allah tarafından kendisine öğretilen ve onun da yerine getirdiği tövbe sayesinde temizlenmiştir. Ayrıca bütün hak dinlerin de adı olan İslâm’a göre kimse kimsenin günahını yüklenmez (Fâtır 35/18), suç ve günah şahsîdir.
Yine yahudi ve hıristiyan kaynaklarından İslâmî geleneğe geçmiş bulunan kadın hakkındaki olumsuz telakki, yani “kadının şeytanlığı, fettanlığı, Âdem’in şeytana kanmasına ve cennetten çıkarılmasına sebep oluşu, bu yüzden ‘aslî günahın’ asıl sebebinin kadın olduğu, dünyada ondan uzak kalınması gerektiği...” inanç ve anlayışı da Kur’an’ın lafız ve ruhuna aykırıdır. Kur’an-ı Kerîm bu macerada Hz. Âdem’le eşini birlikte (tekil değil, ikil olarak) anmakta, gerek Allah’ın uyarısına ve gerekse şeytanın saptırmasına birlikte muhatap olduklarını; ayak kaydıranın da kadın değil şeytan olduğunu açıklamaktadır. Bir insan ve Allah’ın bir kulu olarak kadının erkekten farkının bulunmadığı, kemal yolculuğu ve yarışında erkek ile eşit fırsata sahip bulunduğu ise pek çok âyette açık ve kesin olarak ortaya konmuştur (meselâ bk. Bakara 2/228; Ahzâb 33/35; Hucurât 49/13).
Şeytan o ikisine vesvese vermeye ve (o ağacın meyvesinden yemeyi) güzel göstermeye devam etti. Ta ki Allah'ın o ikisine yemeği yasakladığı ağaçtan yeme yanlışına düşürerek ayaklarını kaydırdı. Bu ikisinin cezası Allah'ın onları içinde yaşadıkları cennetten çıkarması oldu. Allah o ikisine ve şeytana şöyle buyurdu: Birbirinize düşman olarak yeryüzüne inin. Sizin için yeryüzünde ecelleriniz bitene ve kıyamet kopana kadar orada yaşamak ve hayırlarından istifade etmek vardır.