Önceki ayet· 6:57Sonraki ayet· 6:59

En'âm Suresi 58. Ayet· 6:58

↗ En'âm suresi
Mekki
قُل لَّوۡ أَنَّ عِندِي مَا تَسۡتَعۡجِلُونَ بِهِۦ لَقُضِيَ ٱلۡأَمۡرُ بَيۡنِي وَبَيۡنَكُمۡۗ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِٱلظَّـٰلِمِينَ
De ki: "Acele istediğiniz şey elimde olsaydı, benimle aranızdaki iş bitmiş olurdu." Allah zulmedenleri en iyi bilendir
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
De ki: "Acele istediğiniz şey elimde olsaydı, benimle aranızdaki iş bitmiş olurdu." Allah zulmedenleri en iyi bilendir
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
De ki: "Sizin çabuk gelmesini istediğiniz azab benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızdaki durum herhalde sonuçlanmış olurdu. Allah, zulmedenleri en iyi bilendir".
Yaşar Nuri Öztürk
Şunu da söyle: "Acele istediğiniz şey benim yanımda olsaydı, benimle sizin aranızdaki iş çoktan bitirilmiş olurdu. Zalimleri, Allah daha iyi bilir."
Süleyman Ateşen ayrışan
De ki: "Eğer acele istediğiniz şey benim yanımda olsaydı, elbette benimle sizin aranızda iş, şimdi (çoktan) bitirilmişti." Allah zalimleri daha iyi bilir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.3%
İngilizce
Say, "If I had that for which you are impatient, the matter would have been decided between me and you, but Allah is most knowing of the wrongdoers
Fransızca
Dis: «Si ce que vous voulez hâter dépendait de moi, ce serait affaire faite entre vous et moi.» C'est Allah qui connaît le mieux les injustes
İspanyolca
Diles: "Si estuviera en mis manos acelerar lo que ustedes me piden, ya todo estaría juzgado entre ustedes y yo. Pero Dios conoce mejor que nadie quiénes son los injustos
Rusça
Скажи: «Если бы я владел тем, что вы торопите, то спор между мной и вами был бы уже решен. Но Аллаху лучше знать о беззаконниках
Endonezce
Katakanlah (Muhammad) "Seandainya ada padaku apa (azab) yang kamu minta agar disegerakan kedatangannya, tentu selesailah segala perkara antara aku dan kamu."311) Dan Allah lebih mengetahui tentang orang-orang yang zalim
Bengalce
আপনি বলে দিনঃ যদি আমার কাছে তা থাকত, যা তোমরা শীঘ্র দাবী করছ, তবে আমার ও তোমাদের পারস্পরিক বিবাদ কবেই চুকে যেত। আল্লাহ জালেমদের সম্পর্কে যথেষ্ট পরিমাণে অবহিত।
Çince
你说:“假若我能主持你们要求早日实现的刑罚,那么,我与你们之间的事情,必定被判决了。”安拉是最了解不义者的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Onlara de ki: Eğer sizin acele istediğiniz azap bende ve benim elimde olsaydı, onu üzerinize indirirdim. O zaman da benimle sizin aranızda olan iş bitmiş olurdu. Şüphesiz Allah, zalimlere ne kadar mühlet verip ve onları ne zaman cezalandıracağını en iyi bilendir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
56- De ki:“Sizin Allah’tan başka yalvarıp durduklarınıza ibadet etmem bana yasaklandı.” De ki: “Ben sizin hevâlarınıza uymam. O takdirde sapmış olurum da hidâyete erenlerden olmam.” 57- De ki:“Şüphesiz ben Rabbimden gelmiş apaçık bir delil üzerindeyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acele gelmesini istediğiniz şey (azap); benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah’ındır. O, doğruyu haber verir ve O (hakkı batıldan) ayırt edenlerin en hayırlısıdır.” 58- De ki:“Eğer o acele istediğiniz şey benim yanımda olsaydı elbette benimle sizin aranızdaki iş bitirilmiş olurdu. Allah zalimleri en iyi bilendir.” 56. Yüce Allah Peygamberine hitaben şöyle buyurmaktadır: Allah ile birlikte başka ilahlara da dua edip yalvaran müşriklere “de ki: Sizin Allah’tan başka yalvarıp durduklarınıza” hiçbir fayda ve zarar veremeyen, öldürmek, hayat vermek, öldükten sonra diriltmek güç ve imkânına sahip bulunmayan putlara ve diğer ortak koştuğunu şeylere “ibadet etmem bana yasaklandı.” Çünkü onlara ibadet batıldır. Bu hususta sizin bir deliliniz, delili andıran bir gerekçeniz dahi yoktur. Bütün yaptığınız heva ve hevesinize tâbi olmaktan başka bir şey değildir. Heva ve heveslere uymak ise sapıklığın en büyüğüdür. Bu yüzden Allah şöyle buyurmaktadır:“De ki: Ben sizin hevâlarınıza uymam. O taktirde” yani hevalarınıza uyacak olursam “sapmış olurum da” hiçbir şekilde “hidâyete erenlerden olmam.” 57. Benim izlemekte olduğum Allah’ın tevhidi, amelin O’na ihlas ile yapılmasına gelince; işte hakkında her türlü kat’i delil ve belgenin ortaya konulduğu gerçek odur. “Şüphesiz ben Rabbimden gelmiş apaçık bir delil” doğruluğuna dair apaçık ve kesin bir bilgi, onun dışında kalan her şeyin de batıl olduğuna dair kat’i bir belge “üzerindeyim.” Bu ise herhangi bir tereddüdü kabil olmayan, Allah Rasûlü tarafından yapılmış kati bir şahitliktir ki kayıtsız ve şartsız tüm insanlar içinde şahitlerin en adil ve doğrusu odur. Mü’minler de bu şahitliği tasdik etmişler ve Allah’ın bu hususta kendilerine lütuf ve ihsanı çerçevesinde bu şahitliğin doğruluğunu açıkça görmüş bulunmaktadırlar. Fakat siz, ey müşrikler “onu yalanladınız.” Oysa siz bunu yapmak hakkına sahip değilsiniz, size tasdik etmekten başka bir şey yakışmaz. Eğer yalanlamaya devam edecek olursanız şunu bilin ki kaçınılmaz olarak azap gelip sizi bulacaktır ve bu azap Allah’ın katındadır. Onu -dilediği takdirde ve dilediği şekilde- üzerinize indirecek olan O’dur. Siz o azabın çabucak gelmesini isteseniz bile bu konuda benim elimden hiçbir şey gelmez. Çünkü “hüküm ancak Allah’ındır.” Şer’î hükümleri koyan, emir ve yasaklar buyuran O olduğu gibi, amellerinizin karşılığını hükme bağlayacak olan, hikmetinin gereğine göre mükâfaatlandırıp cezalandırandıracak olan da O’dur. O’nun hükmüne itiraz etmek, kayıtsız ve şartsız olarak geçersizdir. Çünkü O, izlenmesi gereken yolu açıkça ortaya koymuştur. Kullarına hakkı anlatmıştır. Onların da ileri sürebilecekleri bir mazeretleri kalmamıştır. O’na karşı getirebilecekleri bir delilleri de yoktur. Tâ ki helâk olan apaçık bir delile binaen helâk olsun; hayatta kalan da apaçık bir delile binaen hayatta kalsın. “O doğruyu haber verir ve O” dünyada da âhirette de kulları arasında hüküm verip “(hakkı batıldan) ayırt edenlerin en hayırlısıdır” Onların arasında O hüküm verecektir. Aleyhine hüküm verilen ve haksızlığı belirtilen kimseler tarafından dahi O, verdiği hükümden dolayı övülecektir. 58. Bilgisizlikleri, inatları ve zılümleri dolayısıyla azabı çabucak isteyenlere “de ki: Eğer o acele istediğiniz şey benim yanımda olsaydı elbette benimle sizin aranızdaki iş bitirilmiş olurdu” ve ben de bu işi başınıza getirirdim. Ancak bunda sizin için hayır olacak bir taraf yoktur. Fakat iş, Halîm ve Sabûr olan o yüce zatın elindedir. İsyankarlar O’na isyan ettiği, cüretkârlar O’na karşı gelmeye cesaret gösterdiği halde O onlara afiyet verir, onları rızıklandırır, gizli ve açık nimetlerini onlara bol bol ihsan eder. “Allah zalimleri en iyi bilendir.” Zalimlerin hallerinden hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz. O, onlara mühlet verse bile onlara azabı ihmal etmez.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İlk âyet, bir bakıma, inkârcıların Resûlullah’ı “şair, sihirbaz, mecnun” gibi hiçbir gerçeklik taşımayan ifadelerle itham etmelerine karşı bir cevap teşkil etmekte; onun tebliğlerinin kesin ve apaçık delile (beyyine) dayandığını haber vermektedir. 57-59. âyetlerde, müşriklerin, güya Hz. Peygamber’i zor durumda bırakmak ve âciz olduğunu göstermek için “Eğer iddialarında doğruysan, hadi şu bizi tehdit ettiğin azap ve musibetleri başımıza getir de görelim!” gibi sözler sarfetmelerine karşılık, Resûlullah’ta tanrısal bir güç bulunmadığı, onun böyle bir iddia da taşımadığı, azap ve musibet gibi hususlardaki hükmün yalnız Allah’a ait olduğu bildirilmiştir. Hz. Peygamber’in, Kur’an’daki bu açıklamaları, yani Allah’ın kendisine tanıdığı yetki ve görevin ötesinde ilâhî güçler taşımadığını, gaybı da bilmediğini –kendilerini olduğundan daha kudretli göstermeye çalışan sahte önderlerin aksine– hiçbir komplekse kapılmadan tam bir dürüstlük ve içtenlikle insanlara bildirmesi, onun nübüvvetinin en belirgin delillerinden biridir. 59. âyet, yüce Allah’ın ilminin ne kadar geniş, ne kadar kapsamlı olduğunun çok veciz ve eşsiz ifadelerindendir: Gaybın anahtarları (başka bir kıraate göre gaybın hazineleri) Allah’ın yanındadır (gayb terimi için bk. Bakara 2/3). Burada Allah’ın ilminin, karalar ve denizler gibi en geniş varlık ve olaylardan, düşen bir yaprağa, yerin karanlıklarındaki bir bitki tanesine, kuruluk, yaşlılık vb. keyfiyetler gibi en basit varlık ve olaylara kadar her şeyi kuşatıp kapsadığı, dolayısıyla bütün bunların en yüce, en ince bilgi ve kudretle yaratılıp düzenlendiği ifade buyurulmuştur. Bundan dolayı kelâm bilginleri tarafından söz konusu âyet, bazı düşünürlerin, ilm-i ilâhînin cüz’iyyâtı (değişken varlık ve olayları) kapsamadığı yolundaki iddialarını çürüten en kesin delillerden biri olarak gösterilmiştir. “Apaçık bir kitap” diye çevirdiğimiz “kitâbin mübîn” tamlaması, “hafaza melekleri tarafından tutulan amel defteri”, “levh-i mahfûz” veya “Allah’ın her şeyi kuşatan ilmi” olarak açıklanmıştır (Zemahşerî, II, 19; İbn Atıyye, II, 300). Râzî son yorumu tercih eder (XIII, 11).
En'âm Suresi 58. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Onlara de ki: Eğer sizin acele istediğiniz azap bende ve benim elimde olsaydı, onu üzerinize indirirdim. O zaman da benimle sizin aranızda olan iş bitmiş olurdu. Şüphesiz Allah, zalimlere ne kadar mühlet verip ve onları ne zaman cezalandıracağını en iyi bilendir.