Önceki ayet· 4:72Sonraki ayet· 4:74

Nisâ Suresi 73. Ayet· 4:73

↗ Nisâ suresi
Medeni
وَلَئِنۡ أَصَٰبَكُمۡ فَضۡلٞ مِّنَ ٱللَّهِ لَيَقُولَنَّ كَأَن لَّمۡ تَكُنۢ بَيۡنَكُمۡ وَبَيۡنَهُۥ مَوَدَّةٞ يَٰلَيۡتَنِي كُنتُ مَعَهُمۡ فَأَفُوزَ فَوۡزًا عَظِيمٗا
Allah'tan size bir nimet erişse, and olsun ki, sizinle kendi arasında bir dostluk yokmuş gibi: "Keşki onlarla beraber olsaydım da ben de büyük bir başarı kazansaydım" der
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Allah'tan size bir nimet erişse, and olsun ki, sizinle kendi arasında bir dostluk yokmuş gibi: "Keşki onlarla beraber olsaydım da ben de büyük bir başarı kazansaydım" der
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve eğer Allah'tan size bir lütuf ve zafer erişecek olsa, sizinle kendisi arasında hiç sevgi yokmuş gibi, bu sefer de hiç şüphesiz şöyle diyecek: "Ah ne olurdu, onlarla beraber olaydım da büyük murada ereydim."
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Eğer size Allah'tan bir lütuf erişirse o -sizinle kendisi arasında hiçbir sevgi yokmuş gibi- şöyle diyecektir: "Keşke ben de onlarla olsaydım da büyük bir başarı kazansaydım!"
Süleyman Ateş
Eğer Allah'tan size bir ni'met erişirse, sizinle kendisi arasında hiç sevgi yokmuş gibi: "Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarı kazansaydım!" der.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.4%
İngilizce
But if bounty comes to you from Allah, he will surely say, as if there had never been between you and him any affection. "Oh, I wish I had been with them so I could have attained a great attainment
Fransızca
et si c'est une grâce qui vous atteint de la part d'Allah, il se mettra, certes, à dire, comme s'il n'y avait aucune affection entre vous et lui: «Quel dommage! Si j'avais été avec eux, j'aurais alors acquis un gain énorme»
İspanyolca
Pero si por la gracia de Dios alcanzan la victoria, dirá como si no hubiera amistad entre ustedes: "¡Ojalá hubiera estado con ellos!, así habría obtenido un éxito grandioso
Rusça
Если же вас постигнет милость от Аллаха, то он непременно скажет, словно между ним и вами никогда не было никакой дружбы: «Вот если бы я был вместе с ними и добился великого успеха!»
Endonezce
Dan sungguh, jika kamu mendapat karunia (kemenangan) dari Allah, tentulah dia mengatakan seakan-akan belum pernah ada hubungan kasih sayang antara kamu dengan dia, "Wahai, sekiranya aku bersama mereka, tentu aku akan memperoleh kemenangan yang agung (pula)
Bengalce
পক্ষান্তরে তোমাদের প্রতি আল্লাহর পক্ষ থেকে কোন অনুগ্রহ আসলে তারা এমন ভাবে বলতে শুরু করবে যেন তোমাদের মধ্যে এবং তাদের মধ্যে কোন মিত্রতাই ছিল না। (বলবে) হায়, আমি যদি তাদের সাথে থাকতাম, তাহলে আমি ও যে সফলতা লাভ করতাম।
Çince
如果从安拉发出的恩惠降临你们,他必定说:——在你们与他之间好像没有一点友谊一样——“但愿我曾与他们同在前方,而获得伟大的成功。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Müslümanlar! Şayet Allah’ın lütfuyla bir zafer veyahut ganimet elde etseniz, cihattan geri kalmış olan bu kimse, sanki sizlerden biri değilmiş ve sizinle onun arasında bir sevgi ve arkadaşlık yokmuş gibi davranıp, şöyle der: "Bana yazıklar olsun! Keşke onlarla birlikte olsaydım da bu savaşlarında kazandıkları zaferden ben de büyük bir başarı elde etseydim."
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
71- Ey iman edenler! Tedbirinizi alın ve küçük birlikler halinde savaşa çıkın yahut toptan seferber olun. 72- Şüphe yok ki içinizden pek ağır davranacak olanlar vardır. Böyleleri, size bir musibet gelip çatarsa:“Onlarla beraber olmadığım için Allah bana lütufta bulundu.” der. 73- Şâyet size Allah’tan bir lütuf erişirse sanki kendisi ile aranızda hiçbir dostluk yokmuş gibi şöyle der:“Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir mükâfata kavuşsaydım.” 74- Artık âhiret karşılığında dünya hayatını satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür yahut galip gelirse ona pek büyük bir mükâfat vereceğiz. 71. Yüce Allah mü’min kullarına kâfir düşmanlarına karşı tedbirlerini almalarını emretmektedir. Bu emir düşmanlarla savaşmakta, onların hile ve tuzaklarını savmakta, güçlerini bertaraf etmekte katkısı bulunan kaleler yapmak, hendekler açmak, atış ve binicilik öğrenmek, bunları sağlayacak sanayiyi bilmek, kendisi vasıtası ile düşmanlarının girişlerinin, çıkışlarının ve planlarının öğrenilmesine yardımcı olan hususları öğrenmek ve Allah yolunda savaşa çıkmak gibi bütün yollara başvurmayı kapsamaktadır. İşte bundan dolayı Yüce Allah burada “küçük birlikler halinde savaşa çıkın” yani seriyyeler halinde ayrı ayrı çıkın ya da bir ordu giderken diğerleri yerlerinde kalsın “yahut toptan seferber olun.” Bütün bunlar ise maslahata, düşmanlara zarar verme miktarına ve müslümanların dini gereklerini yerlerine getirmek bakımından rahata kavuşmalarına bağlı olan durumlardır. Bu âyet-i kerime Yüce Allah’ın:“Siz de onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet hazırlayın”(el-Enfal, 8/60) buyruğuna benzemektedir. Daha sonra şanı Yüce Allah, cihad hususunda tembellik yapan imanı zayıf kimseler hakkında şöyle buyurmaktadır: 72. “Şüphe yok ki içinizden” ey mü’minler, Allah yolunda cihad hususunda zayıflık, gevşeklik ve korkaklık göstererek “pek ağır davranacak olanlar vardır.” Doğru açıklama şekli budur. Burada geçen “ağır davranacaklar” ile ilgili açıklamalardan birisi de şöyledir: Aralarından başkalarının ağır davranmasına sebep olacaklar vardır; yani başkalarının cihad arzusunu kıracak kimseler vardır ki bunlar da münafık kimselerdir. Ancak birinci görüş, iki sebep dolayısı ile daha uygundur: Birincisi “içinizden” buyruğudur ki burada hitap mü’minleredir. İkincisi ise diğer âyetteki: “Kendisi ile aranızda hiçbir dostluk yokmuş gibi” ifadesidir. Zira Allah, müşriklerden ve münafıklardan oluşan kâfirlerle mü’minler arasındaki sevgi ve dostluk bağını koparmıştır. Ayrıca vakıa da budur. Şöyle ki mü’minler iki kısımdır: Kimileri imanlarında gerçekten sadık ve samimidirler. Bu, onların kemal derecesinde tasdikte bulunmalarını ve cihada katılmalarını sağlar. Kimileri de iman bakımından zayıftırlar, İslâm’a girmiş olmakla birlikte kendilerini cihada sevkedecek kadar kuvvetli olmayan, aksine zayıf bir imana sahiptirler. Yüce Allah’ın:“Bedevi araplar: İman ettik, dediler. De ki: Siz iman etmediniz, fakat İslam/teslim olduk, deyin...”(el-Hucurat, 49/14) buyruğunda ve devamında dile getirildiği gibi. Daha sonra Allah, ağır davranan bu kimselerin amaçlarını ve nihai maksatlarından söz etmiştir ki onların amaçlarının büyük bir kısmı, dünya ve dünyanın geçici menfaatlerine yöneliktir. O bakımdan Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Şâyet size bir musibet gelip çatarsa” yenilgiye uğrarsanız, içinizden öldürülenler olursa ve bazı hallerde -Yüce Allah’ın hikmetleri dolayısı ile- düşmanlar size karşı galip olursa işte o geri kalan kimseler:“Onlarla beraber olmadığım için Allah bana lütufta bulundu, der.” Aklının kıtlığı ve imanının zayıflığı dolayısı ile söz konusu musibetin gerçekleştiği o cihada katılmamayı nimet kabul eder. Gerçek nimetin ise imanı pekiştiren ve böylelikle kulun ceza ve hüsrandan uzak kalmasını sağlayan, pek büyük ecir ve mükâfat kazanmasına, bağışı bol ve cömert yüce Rabbinin rızasını elde etmesine sebep teşkil eden bu büyük itaati yerine getirme muvaffakiyeti olduğunun idrakinde değildir. Cihaddan geri kalıp oturmak ise -az bir süre kişiyi dinlendirse bile- arkasından uzun bir yorgunluk ve büyük acılar gelir. Mücahidlerin elde ettiklerini de elde edemez. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: 73. “Şâyet size Allah’tan bir lütuf” zafer ve ganimet erişirse “sanki kendisi ile aranızda hiçbir dostluk yokmuş gibi şöyle der: Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir mükâfata kavuşsaydım.” Yani ganimet elde etmek için orada hazır bulunmayı temenni ederdi. Onun bundan başka bir maksat ve arzusu yoktur. Sanki o adeta -ey mü’minler- sizden birisi değilmiş, sizinle onun arasında imana dayalı bir sevgi ve muhabbet bağı yokmuş gibi böyle derdi. Halbuki bu bağın gereği şudur ki mü’minler menfaatlerini ilgilendiren bütün hususlarda ve zararlarını def etmekte ortaktırlar. Bunların gerçekleşmesi de onları sevindirir, isterse başka mü’min kardeşleri vasıtası ile gerçekleşmiş olsun. Bu maslahatları elde edemeyecek olurlarsa da acı çekerler ve hep birlikte din ve dünyalarını düzene sokacak bütün işleri yerine getirmeye çalışıp çabalarlar. Ancak yalnızca dünyalığı temenni eden sözü geçen kimseler ise böyle bir imani ruha sahip değildirler. 74. Yüce Allah’ın kullarına lütfunun bir tecellisi de rahmetini onlardan kesmemesi ve yüzlerine rahmetinin kapılarını kapatmamasıdır. Aksine uygun olmayan davranışlarda bulunan kimseleri O, bu kusurlarını telafi etmeye ve kendilerini kemale erdirmeye davet eder. İşte bu bakımdan Yüce Allah bu gibi kimselere ihlâslı olmayı ve Allah yolunda savaşa çıkmayı emrederek şöyle buyurmaktadır:“Artık âhiret karşılığında dünya hayatını satanlar Allah yolunda savaşsınlar.” Bu görüş, bu âyet-i kerime ile ilgili görüşlerden birisidir ve en doğru olanı da budur. Bir diğer görüşe göre ise bu buyruğun anlamı şudur: Allah yolunda ancak imanı kamil ve bu imanlarında samimi olan mü’minler savaşsınlar. “âhiret karşılığında dünya hayatını satanlar” yani âhireti arzulayarak ve dünyadan yüz çevirerek âhiret karşılığında dünyayı satarlar. İşte ayette hitabın kendilerine yöneltildiği kimseler bunlardır. Çünkü bunlar sahip oldukları kamil iman sayesinde düşmana karşı cihada kendilerini hazırlamış ve bu konuda nefislerini gereken şekilde disipline sokmuşlardır. Beraberlerindeki tam iman böyle bir cihadı gerektirmektedir. Ama az önce sözü geçen ağır davrananlara gelince onların cihada çıkmaları ya da oturmaları önemli değildir. Buna göre bu ayet, Yüce Allah’ın şu buyruklarına benzemektedir:“De ki: Ona ister iman edin ister iman etmeyin. Çünkü bundan önce kendilerine ilim verilmiş olanlara (ayetlerimiz) okununca çenelerinin üzerine yüzüstü secdeye kapanırlar...”(el-İsra, 17/107); “Şimdi bunlar onları (âyetlerimizi) inkâr ederlerse biz de yerlerine onları inkâr etmeyen bir topluluğu getiririz.”(el-En’am, 6/89). Âyetin anlamının şöyle olduğu da söylenmiştir: Allah yolunda savaşan ve cihad eden kimseler, âhirete karşılık dünya hayatını satın alan kâfirlerle savaşsınlar. Bu durumda âhirete karşılık dünyayı satın alan kâfirler, kendileri ile savaşılacak kimseler olarak nitelendirilmektedir. “Kim Allah yolunda savaşıp” Allah ve Rasûlünün emrettiği gibi, Allah’ın rızasını amaçlayarak ve ihlâsla savaşmak üzere cihada çıkar “da öldürülür yahut galip gelirse ona pek büyük bir mükâfat vereceğiz.” İman ve dinini ziyadeleştirecek, ganimet ve güzel övgü nasip edeceğiz. Allah yolunda cihad eden mücahidlerin mükâfatını Allah hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanın hatırına getirmemiş olduğu cennette hazırlamıştır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Müminler savaşa çağrıldığında ağırdan alanların, mağlûbiyet olursa “Allah yüzüme baktı da onlarla beraber bulunmadım” diye içten içe sevinenlerin, zafer ve ganimet elde edilirse “Keşke onlarla beraber olsaydım...” diye dövünenlerin kimler olduğu sorusuna iki cevap verilmiştir. Bir kısım tefsirciye göre bunlar, müslümanlarla beraber yaşayıp durdukları halde henüz gönüllerinde iman, gereği gibi yerleşip güçlenmemiş, hayatıyla imanı arasında tam bir paralellik hâsıl olmamış müminlerdir. Çünkü âyet “İçinizden bazıları vardır ki...” diye başlamaktadır. Diğer bir yoruma göre bunlardan maksat münafıklardır. Bu durumda “içinizden...” ifadesi, görünüşe göredir; zira münafıklar dış yüzleri, görünüşleri bakımından müminler gibidirler, onların cemaatine dahildirler. Bize göre burada müminlerin içinde bulunan zayıf imanlı, kararsız ve sebatsız müslümanlarla münafıkların birlikte kastedilmiş olması da mümkündür. Davası uğrunda ölümü göze alacak güçte ve seviyede bulunmayan sıradan insanlar, âyette de tasvir edildiği gibi, daima içlerinden menfaat hesapları yaparlar; girişecekleri işin getirisi ve götürüsü ile ilgili ihtimaller arasında gidip gelirler.
Nisâ Suresi 73. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Müslümanlar! Şayet Allah’ın lütfuyla bir zafer veyahut ganimet elde etseniz, cihattan geri kalmış olan bu kimse, sanki sizlerden biri değilmiş ve sizinle onun arasında bir sevgi ve arkadaşlık yokmuş gibi davranıp, şöyle der: "Bana yazıklar olsun! Keşke onlarla birlikte olsaydım da bu savaşlarında kazandıkları zaferden ben de büyük bir başarı elde etseydim."