De ki: "Allah'tan başka, yalvardıklarınıza kulluk etmekten menolundum." "Sizin heveslerinize uymayacağım, yoksa sapıtmış, doğru yolda gidenlerden olmamış olurum" de
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
De ki: "Allah'tan başka, yalvardıklarınıza kulluk etmekten menolundum." "Sizin heveslerinize uymayacağım, yoksa sapıtmış, doğru yolda gidenlerden olmamış olurum" de
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: "Şüphesiz ki bana, Allah'tan başka yalvardıklarınıza ibadet etmem yasaklandı". De ki: "Sizin çarpık isteklerinize uymayacağım, (eğer uyarsam) o zaman sapıtmış olur, doğru yolda gidenlerden olmamış olurum".
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Ben, Allah'ı bırakıp da yakardıklarınıza kulluk etmekten yasaklandım!" De ki: "Sizin keyiflerinize uymam! Çünkü bunu yaparsam sapıtmış olurum, doğruyu ve güzeli bulanlardan olmam."
Süleyman Ateş
De ki: "Ben, Allah'tan başka yalvardıklarınıza tapmaktan men'olundum." De ki: "Ben sizin keyiflerinize uymam, çünkü o takdirde sapıtmış ve yola gelenlerden olmamış olurum."
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.8%
İngilizce
Say, "Indeed, I have been forbidden to worship those you invoke besides Allah." Say, "I will not follow your desires, for I would then have gone astray, and I would not be of the [rightly] guided
Fransızca
Dis: «il m'a été interdit d'adorer ceux que vous priez en dehors d'Allah». Dis: «Je ne suivrai pas vos passions: car ce serait m'égarer, et je ne serais plus parmi les bien-guidés»
İspanyolca
Diles: "Me fue prohibido adorar aquello que invocan en lugar de Dios". Diles: "No voy a ceder a sus pasiones, porque [de hacerlo] me extraviaría y no sería de los bien guiados
Rusça
Скажи: «Мне запрещено поклоняться тем, к кому вы взываете наряду с Аллахом». Скажи: «Я не стану потакать вашим желаниям. В противном случае я собьюсь с пути и не окажусь в числе следующих прямым путем»
Endonezce
Katakanlah (Muhammad), "Aku dilarang menyembah tuhan-tuhan yang kamu sembah selain Allah." Katakanlah, "Aku tidak akan mengikuti keinginanmu. Jika berbuat demikian, sungguh tersesatlah aku dan aku tidak termasuk orang yang mendapat petunjuk
Bengalce
আপনি বলে দিনঃ আমাকে তাদের এবাদত করতে নিষেধ করা হয়েছে, তোমরা আল্লাহকে ছেড়ে যাদের এবাদত কর। আপনি বলে দিনঃ আমি তোমাদের খুশীমত চলবো না। কেননা, তাহলে আমি পথভ্রান্ত হয়ে যাব এবং সুপথগামীদের অন্তর্ভুক্ত হব না।
-Ey Resul!- De ki: Şüphesiz Allah, beni sizin Allah'tan başka ibadet ettiklerinize ibadet etmekten yasakladı. -Ey Resul!- De ki: Allah'tan başkasına ibadet etmekte sizin hevâlarınıza uymam. Eğer ben bunda sizin arzularınıza uyduğum takdirde hak yoldan sapanlardan olurum ve onu bir daha bulamam. Bu, Allah'ın katından gelen delili bırakıp hevâsının yoluna sapanın hali böyledir.
56- De ki:“Sizin Allah’tan başka yalvarıp durduklarınıza ibadet etmem bana yasaklandı.” De ki: “Ben sizin hevâlarınıza uymam. O takdirde sapmış olurum da hidâyete erenlerden olmam.” 57- De ki:“Şüphesiz ben Rabbimden gelmiş apaçık bir delil üzerindeyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acele gelmesini istediğiniz şey (azap); benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah’ındır. O, doğruyu haber verir ve O (hakkı batıldan) ayırt edenlerin en hayırlısıdır.” 58- De ki:“Eğer o acele istediğiniz şey benim yanımda olsaydı elbette benimle sizin aranızdaki iş bitirilmiş olurdu. Allah zalimleri en iyi bilendir.”
56. Yüce Allah Peygamberine hitaben şöyle buyurmaktadır: Allah ile birlikte başka ilahlara da dua edip yalvaran müşriklere “de ki: Sizin Allah’tan başka yalvarıp durduklarınıza” hiçbir fayda ve zarar veremeyen, öldürmek, hayat vermek, öldükten sonra diriltmek güç ve imkânına sahip bulunmayan putlara ve diğer ortak koştuğunu şeylere “ibadet etmem bana yasaklandı.” Çünkü onlara ibadet batıldır. Bu hususta sizin bir deliliniz, delili andıran bir gerekçeniz dahi yoktur. Bütün yaptığınız heva ve hevesinize tâbi olmaktan başka bir şey değildir. Heva ve heveslere uymak ise sapıklığın en büyüğüdür. Bu yüzden Allah şöyle buyurmaktadır:“De ki: Ben sizin hevâlarınıza uymam. O taktirde” yani hevalarınıza uyacak olursam “sapmış olurum da” hiçbir şekilde “hidâyete erenlerden olmam.”
57. Benim izlemekte olduğum Allah’ın tevhidi, amelin O’na ihlas ile yapılmasına gelince; işte hakkında her türlü kat’i delil ve belgenin ortaya konulduğu gerçek odur. “Şüphesiz ben Rabbimden gelmiş apaçık bir delil” doğruluğuna dair apaçık ve kesin bir bilgi, onun dışında kalan her şeyin de batıl olduğuna dair kat’i bir belge “üzerindeyim.” Bu ise herhangi bir tereddüdü kabil olmayan, Allah Rasûlü tarafından yapılmış kati bir şahitliktir ki kayıtsız ve şartsız tüm insanlar içinde şahitlerin en adil ve doğrusu odur. Mü’minler de bu şahitliği tasdik etmişler ve Allah’ın bu hususta kendilerine lütuf ve ihsanı çerçevesinde bu şahitliğin doğruluğunu açıkça görmüş bulunmaktadırlar. Fakat siz, ey müşrikler “onu yalanladınız.” Oysa siz bunu yapmak hakkına sahip değilsiniz, size tasdik etmekten başka bir şey yakışmaz. Eğer yalanlamaya devam edecek olursanız şunu bilin ki kaçınılmaz olarak azap gelip sizi bulacaktır ve bu azap Allah’ın katındadır. Onu -dilediği takdirde ve dilediği şekilde- üzerinize indirecek olan O’dur. Siz o azabın çabucak gelmesini isteseniz bile bu konuda benim elimden hiçbir şey gelmez. Çünkü “hüküm ancak Allah’ındır.” Şer’î hükümleri koyan, emir ve yasaklar buyuran O olduğu gibi, amellerinizin karşılığını hükme bağlayacak olan, hikmetinin gereğine göre mükâfaatlandırıp cezalandırandıracak olan da O’dur. O’nun hükmüne itiraz etmek, kayıtsız ve şartsız olarak geçersizdir. Çünkü O, izlenmesi gereken yolu açıkça ortaya koymuştur. Kullarına hakkı anlatmıştır. Onların da ileri sürebilecekleri bir mazeretleri kalmamıştır. O’na karşı getirebilecekleri bir delilleri de yoktur. Tâ ki helâk olan apaçık bir delile binaen helâk olsun; hayatta kalan da apaçık bir delile binaen hayatta kalsın. “O doğruyu haber verir ve O” dünyada da âhirette de kulları arasında hüküm verip “(hakkı batıldan) ayırt edenlerin en hayırlısıdır” Onların arasında O hüküm verecektir. Aleyhine hüküm verilen ve haksızlığı belirtilen kimseler tarafından dahi O, verdiği hükümden dolayı övülecektir.
58. Bilgisizlikleri, inatları ve zılümleri dolayısıyla azabı çabucak isteyenlere “de ki: Eğer o acele istediğiniz şey benim yanımda olsaydı elbette benimle sizin aranızdaki iş bitirilmiş olurdu” ve ben de bu işi başınıza getirirdim. Ancak bunda sizin için hayır olacak bir taraf yoktur. Fakat iş, Halîm ve Sabûr olan o yüce zatın elindedir. İsyankarlar O’na isyan ettiği, cüretkârlar O’na karşı gelmeye cesaret gösterdiği halde O onlara afiyet verir, onları rızıklandırır, gizli ve açık nimetlerini onlara bol bol ihsan eder. “Allah zalimleri en iyi bilendir.” Zalimlerin hallerinden hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz. O, onlara mühlet verse bile onlara azabı ihmal etmez.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Hz. Peygamber’e, inançsızlar istiyor diye onların taptıklarına tapmaktan, böylece tebliğinin birinci esası olan tevhid ilkesini ihlâl etmekten menedildiğini açıklaması emrolunmaktadır. Bu, onun şahsında bütün müslümanlara yöneltilen ve imanlarından tâviz vermelerini yasaklayan bir tâlimattır. 56-57. âyetler, Hz. Peygamber’in, tebliğ ettiği din ve ondaki esasların doğruluğu hakkında en küçük bir tereddüdü bulunmadığının güzel bir örneğidir. Zira, burada açıkça ifade edildiği gibi, Hz. Muhammed, Allah’tan gelmiş bulunan bir “delil”e, yani kesin bilgiye (veya başka bir yoruma göre Kur’an’a) dayanmakta, imanının gücünü, gerek kendisi gerekse sağlıklı düşünen her insan için apaçık olan bu gerçeklerden almaktadır. Hak peygamberi yalancılardan, sahte önderlerden ayıran en belirgin özelliklerden biri de onun, savunduğu inanç ve fikirlerin doğruluğuna, önerdiği hayat tarzının güzelliğine öncelikle kendisinin kuşkusuz olarak inanması ve yaşamasıdır. Bu açıdan hiçbir gerçek peygamber, kendisini yükümlülük ve sorumlulukların dışında, kural ve kanunların üstünde görmemiştir. Bu âyette, Hz. Muhammed’in de –farzımuhal– tevhidden sapması halinde “dalâlete düşmüş ve hidayete erenlerden ayrılmış” olacağı açıkça ifade edilmiştir.
-Ey Resul!- De ki: Şüphesiz Allah, beni sizin Allah'tan başka ibadet ettiklerinize ibadet etmekten yasakladı. -Ey Resul!- De ki: Allah'tan başkasına ibadet etmekte sizin hevâlarınıza uymam. Eğer ben bunda sizin arzularınıza uyduğum takdirde hak yoldan sapanlardan olurum ve onu bir daha bulamam. Bu, Allah'ın katından gelen delili bırakıp hevâsının yoluna sapanın hali böyledir.