Diyanet İşleri
De ki: "Allah'ın azabı size ansızın veya açıkça gelirse, zalimlerden başkası mı yok olur? Bana bildirin
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: "Söyler misiniz bana! Size Allah'ın azabı ansızın veya açıkça gelirse, zalim toplumdan başkası mı helak olur?"
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Şunu da söyle: "Düşünün bakalım; Allah'ın azabı size ansızın, açıktan geliverse, zalimler topluluğundan başkası mı helâk edilecek?"
Süleyman Ateş
De ki: "Düşündünüz mü kendinizi hiç? Size Allah'ın azabı ansızın, ya da açıkça gelse, zalim toplumdan başkası mı helak edilir?"
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul- Onlara de ki: Haydi söyleyin bakalım! Allah'ın azabı size ansızın veya açıktan açığa ayan beyan gelip çattığı zaman haliniz nice olur. Şüphesiz o azapla ancak Allah'ı küfreden ve rasullerini yalanlayan zalimlerden başkası cezalandırılmaz.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
46- De ki:“Söyleyin bakalım: Eğer Allah sizin kulaklarınızı ve gözlerini alsa, kalplerinize mühür vursa, Allah’tan başka onları size geri verecek ilah kimdir?” Bak; âyetlerimizi nasıl türlü türlü açıklıyoruz da sonra onlar yüz çeviriyorlar. 47- De ki:“Söyleyin haydi: Size Allah’ın azabı ansızın veya açıktan açığa gelse zalimler topluluğundan başkası helak olur mu hiç?”
46. Yüce Allah, her şeyi yaratıp idare edenin yalnızca kendisi olduğunu bildirip vahdaniyet ve uluhiyetin de yalnız O’na has olduğunu haber vererek şöyle buyurmaktadır:“De ki: “Söyleyin bakalım: Eğer Allah sizin kulaklarınızı ve gözlerini alsa, kalplerinize mühür vursa” ve böylelikle siz sağır ve kör olsanız, aklınız da hiçbir şeye ermeyecek olsa, “Allah’tan başka onları size geri verecek ilah kimdir?” Bunları Allah’tan başka size geri verecek kimse olmadığına göre niye onunla birlikte -Allah’ın dilemesi müstesna- hiçbir şeye güç yetiremeyen varlıklara/kimselere ibadet ediyorsunuz? İşte bu da tevhidin delillerinden ve şirkin batıl olduğunu ortaya koyan belgelerdendir. Bundan dolayı Yüce Allah daha sonra:“Bak, âyetlerimizi nasıl türlü türlü açıklıyoruz” çeşitli şekillerde ortaya koyuyor, her çeşitten âyet getiriyor ve açıklıyoruz ki hakkı aydınlatsın, günahkârların izledikleri yol da açıkça ortaya çıksın. “Sonra onlar” bu derece tam ve eksiksiz açıklamaya rağmen Allah’ın âyetlerinden “yüz çeviriyorlar” ve onlara doğru yönelmiyorlar.
47. “De ki: “Söyleyin haydi: Size Allah’ın azabı ansızın veya açıktan açığa gelse” yani ister ansızın isterse de ondan önce gelen öncü olaylar ile ne zaman vukua geleceğini bildiğiniz bir şekilde gelse “zalimler topluluğundan başkası helak olur mu hiç?” Kendilerinin azaba düşmelerine, zulüm ve inatları sebep olan bu kimselerden başkaları helâk olur mu? O halde zulüm üzere devam etmekten sakının. Çünkü bu, ebedi bir helâkve sonsuz bir bedbahtlıktır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Muhatabın ve özellikle müşriklerin akıl ve iz‘anlarına hitap eden âyetlerde Allah’ın sınırsız kudretine dikkat çekilmektedir. 46. âyette bu kudretle, insanın en dikkat çekici yeteneklerinden olan işitme ve görme duyularıyla akıl gücünün yok edilmesi halinde, Allah’tan başka, onu bu imkânlara yeniden kavuşturacak bir kudret bulunmadığı vurgulanmaktadır. Âyette geçen “Bunları size Allah’tan başka hangi tanrı geri verebilir?” sorusundan da anlaşılacağı üzere müşrikler, putları Allah’a ortak koşsalar da, yaratanın yalnızca Allah olduğuna inanıyorlardı. Nitekim başka âyetlerde benzer sorulara, dünyanın, göklerin ve bunlardaki bütün varlıkların gerçek sahip ve mâlikinin Allah olduğu cevabını verecekleri belirtilmiştir (meselâ bk. Mü’minûn 23/84-89). Onların asıl suçu, put denilen nesneleri Allah’a eş tutmaları, bunlara kulluk etmeleri, putların kendilerine yardım ve şefaat edeceklerine inanmaları ve genel olarak İslâm dininin itikadî ve amelî hükümlerini reddetmeleridir.
Hz. Peygamber’in çeşitli vesilelerle belirttiği üzere Allah Teâlâ, engin merhametinden dolayı, kullarının tövbe edip bağış dileyerek yanlışlardan dönmesini ister. O’nun bu müsbet davranıştan duyduğu memnuniyet, Resûlullah’ın teşbihiyle ıssız bir çölde üzerindeki azığı ve eşyalarıyla beraber devesini kaybeden, uzun süre aradıktan sonra tam ümidini kestiği anda onu buluveren kimsenin sevincinden daha büyüktür (Müslim, Tevbe, 1-5; Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 49; Buhârî, Deavât, 4). Bu sebeple sonsuz merhamet sahibi olan Allah, gerek burada gerekse daha pek çok âyette yanlış inançlıları, kötü yaşayışlıları ikna yoluyla düzeltmek, doğru yolu bulmalarını sağlamak için birçok delil göstermiştir.