Önceki ayet· 10:15Sonraki ayet· 10:17

Yûnus Suresi 16. Ayet· 10:16

↗ Yûnus suresi
Mekki
قُل لَّوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَا تَلَوۡتُهُۥ عَلَيۡكُمۡ وَلَآ أَدۡرَىٰكُم بِهِۦۖ فَقَدۡ لَبِثۡتُ فِيكُمۡ عُمُرٗا مِّن قَبۡلِهِۦٓۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ
De ki: "Allah dileseydi ben onu size okumazdım, size de bildirmemiş olurdu. Daha önce yıllarca aranızda bulundum, hiç düşünmüyor musunuz
Meal ihtilafı: 2% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
De ki: "Allah dileseydi ben onu size okumazdım, size de bildirmemiş olurdu. Daha önce yıllarca aranızda bulundum, hiç düşünmüyor musunuz
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki, "Eğer Allah dileseydi ben onu size okumazdım. O da onu hiçbir şekilde size bildirmezdi. Bilirsiniz ki, ben sizin içinizde bundan önce yıllarca bulundum. Siz hâlâ aklınızı başınıza toplamayacak mısınız?"
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Allah dileseydi, onu size okumazdım, onu size bildirmezdi de. Ondan önce içinizde bir ömür kalmıştım. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?"
Süleyman Ateşen ayrışan
De ki: "Eğer Allah dileseydi, onu size okumazdım ve onu size hiç bildirmezdi. Ben ondan önce aranızda bir ömür boyu kalmıştım (böyle bir şey yapmamıştım), düşünmüyor musunuz?"
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.9%
İngilizce
Say, "If Allah had willed, I would not have recited it to you, nor would He have made it known to you, for I had remained among you a lifetime before it. Then will you not reason
Fransızca
Dis: «Si Allah avait voulu, je ne vous l'aurais pas récité et Il ne vous l'aurait pas non plus fait connaître. Je suis bien resté, avant cela, tout un âge parmi vous. Ne raisonnez-vous donc pas?»
İspanyolca
Di [oh, Mujámmad]: "Si Dios no hubiera querido, yo no les habría recitado [el Corán] y no lo hubieran conocido jamás. Viví toda mi vida entre ustedes antes de la revelación. ¿Acaso no van a reflexionar
Rusça
Скажи: «Если бы Аллах пожелал, то я не стал бы читать его вам, и Он не стал бы обучать вас ему. Прежде я прожил с вами целую жизнь. Неужели вы не разумеете?»
Endonezce
Katakanlah (Muhammad), "Jika Allah menghendaki, niscaya aku tidak membacakannya kepadamu dan Allah tidak (pula) memberitahukannya kepadamu."Aku telah tinggal bersamamu beberapa lama sebelumnya (sebelum turun Alquran). Apakah kamu tidak mengerti
Bengalce
বলে দাও, যদি আল্লাহ চাইতেন, তবে আমি এটি তোমাদের সামনে পড়তাম না, আর নাইবা তিনি তোমাদেরেকে অবহিত করতেন এ সম্পর্কে। কারণ আমি তোমাদের মাঝে ইতিপূর্বেও একটা বয়স অতিবাহিত করেছি। তারপরেও কি তোমরা চিন্তা করবে না
Çince
你说:“假若安拉意欲,我一定不向你们宣读这部经,安拉也不使你们了解其意义。在降示这部经之前,我确已在你们中间度过了大半生,难道你们不明理吗?”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- De ki: Eğer Allah, Kur'an'ı size okumamamı dilemiş olsaydı onu size okuyamaz ve bildirmezdim. Eğer Allah dileseydi Kur'an'ı size benim dilim ile bildirmezdi. Ben, okumaz ve yazmaz bir halde sizin aranızda uzun bir zaman -kırk sene- kaldım. Ben bu işi istemedim ve araştırmadım. Sizler, benim size getirdiklerimin benim yaptığım bir şey olmadığını ve bunların Allah katından olduğunu akıl etmiyor musunuz?
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
15- Âyetlerimiz onlara apaçık deliller halinde okunduğu zaman bize kavuşmayı ummayanlar:“Ya bundan başka bir Kur’ân getir yahut da onu değiştir” dediler. De ki:“Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edersem, şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım.” 16- De ki:“Eğer Allah dileseydi ben onu size okumazdım ve O da onu size bildirmezdi. Ben bu (Kur'ân’ı size okumadan) önce aranızda bir ömür geçirdim. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” 17- Bir yalanı Allah’a iftira edenden yahut O’nun âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Şüphe yok ki günahkârlar iflah olmazlar. 15. Yüce Allah, Rasûlü Muhammed’i sallallahu aleyhi ve sellem’i yalanlayanların işi yokuşa sürmek istediklerini, Kur’ân-ı Kerim’deki kendilerine hakkı açıklayan Allah’ın âyetleri okunduğu zaman onlardan yüz çevirdiklerini, çeşitli şekillerde inatlaşıp haksızlık ederek ve küstahlaşarak:“Ya bundan başka bir Kur’ân getir yahut da onu değiştir” dediklerini dile getirmektedir. Allah onları kahretsin, Allah’a karşı bu ne cüretkârlık! Bundan daha ileri bir zulüm, Allah’ın âyetlerinin bundan daha ileri derecede reddi söz konusu olamaz! O büyük Peygamber’e Allah, şöyle demesini emretmektedir:“De ki: Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir.” Bana böyle bir şey yakışmaz, böyle bir şey de yapamam. Çünkü ben sadece bir Rasûlüm ve bu konuda benim elimde olan bir şey yoktur. “Ben ancak bana vahyolunana uyarım.” Başka bir şey yapma hakkım yoktur, ben emre itaat etmekle yükümlü bir kulum. “Eğer Rabbime isyan edersem, şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım.” İnsanların en hayırlısının söylediği söz ve Rabbinin emir ve vahyine karşı takındığı edebi işte budur. Peki, bu bilgisizliği, sapıklığı, zulmü, inadı, işi yokuşa sürmeyi, alemlerin Rabbini güya âciz düşürme gayretini bir arada işleyen bu sapkın akılsızlara ne oluyor? Bunlar o büyük günün azabından korkmuyorlar mı? Eğer bu sözleri ile gösterilmesini istedikleri âyet ve mucizelerle hakkın kendileri için açık seçik ortaya konması maksadını güttüklerini ileri sürecek olurlarsa şüphesiz bu konuda yalan söylemiş olurlar. Çünkü Yüce Allah, zaten âyetleri insanların iman etmelerini gerektirecek şekilde iyice açıklamıştır. Zira bu âyetleri Rabbânî hikmeti ve kullarına rahmetine bağlı olarak dilediği şekilde türlü türlü, geniş geniş açıklayan O’dur. 16. Yani ben, bu Kur’ân’ı size okumadan ve sizin de onu bilmenizden önce “aranızda” uzunca “bir ömür geçirdim.” Ama böyle bir şey hatırıma gelmedi ve böyle bir şeyi düşünmedim de. “Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” Aranızda geçirdiğim bu ömrüm boyunca size böyle bir şey okumadığımı ve bunu yapmak istediğime dair delil olabilecek herhangi bir şeyin de benden sadır olmadığını görmüyor, aklınıza getirmiyor musunuz? Bu durumda nasıl olur da bunca yıl sonra böyle bir şeyi uydurabilirim? Aranızda uzunca bir ömür geçirdim. Bu süre içinde benim gerçek durumumu, benim kimseden ders almamış, kimseden bir şey öğrenmemiş, okuma-yazma bilmeyen bir ümmi olduğumu biliyorsunuz. İşte size fesahat erbabını âciz bırakan, ilim adamlarını çaresizliğe düşüren muazzam bir Kitap getirdim. Şimdi, bu Kitabı kendiliğimden uydurmuş olmama imkân var mı? Bu durum bu Kitabın hikmeti sonsuz, her türlü hamde layık olan Yüce Allah tarafından indirilmiş olduğuna kesin bir delil değil midir? Eğer sizler aklınızı kullanacak ve düşünecek olursanız benim durumumu ve bu Kitab’ın vaziyetini tetkik edecek olursanız, en ufak bir tereddüde yer olmayacak kesin bir kanaat ile bu Kitab’ın doğruluğuna, gerçeğin ta kendisi olduğuna, onun ötesinde sapıklıktan başka bir şey bulunmadığına kesin karar verirdiniz. Fakat sizler yalanlamaktan ve inat etmekten başka bir yol izlemeyi kabul etmediniz. Öyleyse sizler gerçek zalimlersiniz. 17. Eğer Allah adına yalan uyduran bir kimse olsaydım, elbetteki insanların en zalimi olurdum, iflah olmazdım ve benim bu durumum da size gizli kalmazdı. Ne var ki ben, sizlere Allah’ın âyetlerini getirdim, siz ise onları yalanladınız. O halde sizin zalim olduğunuz kesinleşmiştir. Şüphesiz sizin bu haliniz bir gün son bulacaktır ve şüphesiz siz bu halinizi sürdürdüğünüz müddetçe de asla iflah olmayacaksınız. (15. âyet-i kerimede geçen): “Bize kavuşmayı ummayanlar” buyruğu, şuna delildir: Onları böyle bir inatlaşmaya iten şey, Allah’a kavuşacaklarına iman etmeyişleri, böyle bir kavuşmayı ummayışlarıdır. Allah’a kavuşacağına iman eden bir kimsenin Allah’ın Kitabına itaat etmesi, ona iman etmesi kaçınılmazdır. Çünkü böyle birisinin iyi niyetli olur.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Müşrikler Kur’an’ın ya tamamen veya kısmen değiştirilmesini istemekle çelişkili, anlamsız bir teklifte bulunmuş oluyorlar; çünkü onların isteklerini yerine getirmesi halinde Hz. Peygamber, Kur’an’ın Allah’tan geldiği iddiasında yalancı durumuna düşecektir, ayrıca Allah’tan geldiği iddia edilen bir Kur’an’a iman etmeyenler, Peygamber tarafından yenilenen veya değiştirilen bir kitaba hiç inanmayacaklardır. Allah’ın, Hz. Peygamber aracılığı ile müşriklere verdiği cevap, tutarlı ve şartlanmamış insanlar için ikna edicidir; çünkü topluluğun içinde yıllarca yaşamış bir kimsenin düşünceleri ve üslûbu ile bir başka içerik ve üslûbun birbirinden ayrılması kolaylıkla mümkün olacaktır. Âyet, Kur’an’ın lafız ve muhtevasında Hz. Peygamber’in hiçbir katkı ve etkisinin bulunmadığı konusunda son derecede açıktır.
Yûnus Suresi 16. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Peygamber!- De ki: Eğer Allah, Kur'an'ı size okumamamı dilemiş olsaydı onu size okuyamaz ve bildirmezdim. Eğer Allah dileseydi Kur'an'ı size benim dilim ile bildirmezdi. Ben, okumaz ve yazmaz bir halde sizin aranızda uzun bir zaman -kırk sene- kaldım. Ben bu işi istemedim ve araştırmadım. Sizler, benim size getirdiklerimin benim yaptığım bir şey olmadığını ve bunların Allah katından olduğunu akıl etmiyor musunuz?