Önceki ayet· 24:64Sonraki ayet· 25:2

Furkân Suresi 1. Ayet· 25:1

↗ Furkân suresi
Mekki
تَبَارَكَ ٱلَّذِي نَزَّلَ ٱلۡفُرۡقَانَ عَلَىٰ عَبۡدِهِۦ لِيَكُونَ لِلۡعَٰلَمِينَ نَذِيرًا
Alemlere uyarıcı olması için kuluna Furkanı (hakkı batıldan ayırma ölçüsünü) indiren (Allah) pek kutludur!
Meal ihtilafı: 7% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Alemlere uyarıcı olması için kuluna Furkanı (hakkı batıldan ayırma ölçüsünü) indiren (Allah) pek kutludur!
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
"Tebareke" ne yüce feyyazdır o ki, dünyaları uyarmak üzere kulu Muhammed'e, hakkı batıldan ayırdeden Kur'ân'ı indirdi.
Yaşar Nuri Öztürk
Şanı yücedir o kudretin ki, hakla bâtılı ayıran o Furkan'ı, bütün âlemler için bir uyarıcı olsun diye kuluna indirdi.
Süleyman Ateş
Alemlere uyarıcı olması için kuluna Furkanı (hakkı batıldan ayırma ölçüsünü) indiren (Allah) pek kutludur!
Diller arası (7 dil)ıraksama 16.0%
İngilizce
Blessed is He who sent down the Criterion upon His Servant that he may be to the worlds a warner
Fransızca
Qu'on exalte la Bénédiction de Celui qui a fait descendre le Livre de Discernement sur Son serviteur, afin qu'il soit un avertisseur à l'univers
İspanyolca
Bendito sea Quien reveló la fuente de todo criterio a Su siervo [el Profeta Mujámmad], para que con él advierta a todos los mundos
Rusça
Благословен Тот, Кто ниспослал Своему рабу Различение (Коран), чтобы он предостерег миры
Endonezce
Mahasuci Allah yang telah menurunkan Furqan (Alquran) kepada hamba-Nya (Muhammad), agar dia menjadi pemberi peringatan kepada seluruh alam (jin dan manusia)
Bengalce
পরম কল্যাণময় তিনি যিনি তাঁর বান্দার প্রতি ফয়সালার গ্রন্থ অবর্তীণ করেছেন, যাতে সে বিশ্বজগতের জন্যে সতর্ককারী হয়,।
Çince
圣洁哉安拉!他降示准则给他的仆人,以便他做众世界的警告者。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kulu ve resulü Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e, insanlara ve cinlere elçi olması ve onları azap ile korkutması için hak ile batılı birbirinden ayıran Kur'an'ı indiren Allah Teâlâ'nın hayrı ne çok ve şanı ne kadar yücedir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- Cin ve insanlara uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indiren (Allah), ne yücedir! 2- Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız O’nundur. O, hiçbir çocuk edinmemiştir. Hükümranlığında da hiçbir ortağı yoktur. Her bir şeyi yaratmış ve onu bir ölçü dahilinde takdir ve tayin etmiştir. (Mekke’de inmiştir. 77 âyettir) 1. Bu buyruk, Yüce Allah’ın kemal derecesindeki azametini, her açıdan tek olduğunu, hayır ve ihsanlarının pek çok olduğunu beyan etmektedir. “Cin ve insanlara” Allah’ın azap ve intikamına karşı “uyarıcı olsun diye kuluna” kulluk mertebelerinin kemal derecesine ulaşan ve bütün rasûllerin üstünde olan Muhammed’e “Furkân’ı” yani helâl ile haramı, hidâyet ile sapıklığı, bahtiyarlar ile bedbahtları birbirinden ayıran Kur’ân-ı Kerîm’i “indiren (Allah), ne yücedir!” Ne büyüktür, vasıfları ne mükemmeldir, hayırları ne kadar çoktur! O’nun hayırlarının en büyüklerinden biri hiç şüphesiz bu niteliklere sahip Kuran-ı Kerîm’i indirmiş olmasıdır. Bununla onlara Allah’ın nelerden razı olduğunu, nelere gazap ettiğini açıklayıp beyan eder. Böylece onun uyarıp korkutmasını kabul eden ve gereğince amel eden kimse, dünya ve âhirette kurtulur, ebedi muttuluğu elde eder. Sonu gelmez mülklere sahip olur. Acaba bu nimetten daha üstün, bu lütuf ve bu ihsandan daha büyük bir şey olabilir mi? İhsan ve bereketlerinden biri de bu olan Yüce Allah’ın şanı gerçekten yücedir! 2. “Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız O’nundur.” Her ikisinde de yalnız O tasarruf eder. Her ikisinde bulunan bütün varlıklar, O’nun kullarıdır, O’nun mülküdür. O’nun azameti önünde itaatle boyun eğerler, rububiyetinin önünde zilletle eğilirler. Hepsi de O’nun rahmetine muhtaçtır. “O, hiçbir çocuk edinmemiştir. Hükümranlığında da hiçbir ortağı yoktur.” Hem nasıl O’nun evladı veya ortağı olabilir ki? Çünkü O, mutlak maliktir, hükümrandır. O’nun dışındaki her şeyse O’nun mülküdür. O, hepsinin hakimidir, O’nun dışındaki her şey de O’nun emrinin mahkûmudur. O, bütün yönleriyle bizatihi hiçbir şeye muhtaç olmayandır. Bütün yaratılmışlar ise her yönleriyle O’na muhtaçtırlar. O halde nasıl olur da O’nun mülkte, hükümranlıkta ortağı olabilir? Halbuki bütün kulların mukadderatı, idaresi O’nun elindedir. O’nun izni olmaksızın hareket edemezler. Hareket halindeyken de duramazlar. Hiçbir tasarrufta da bulunamazlar. Çocuk edinmekten de ortağı bulunmaktan da pek yücedir, münezzehtir. O’nun hakkında bu gibi çirkin iddialarda bulunanlar elbette ki Allah’ı gereği gibi tanımış olamazlar. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Her bir şeyi yaratmış ve onu bir ölçü dahilinde takdir ve tayin etmiştir.” O’nun yaratması ulvi ve süfli âlemi, canlılarıyla, bitkileriyle, cansızlarıyla tüm dünyayı büsbütün kuşatmıştır. O, hepsini yaratmış ve her bir yaratılmışa yakışan, yaratılışına uygun ve hikmetinin gerektirdiği türden özellikler vermiştir. Öyle ki akl-ı selim, her bir mahluk hakkında onun daha başka şekilde olmasını, görülen sûretinden başka bir biçimde olmasını tasavvur edememektedir. Hatta her bir varlığın tek bir parçasının, tek bir organının dahi bulunduğu yerden başka bir yerde olması uygun değildir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“O en yüce Rabbinin ismini tesbih et. O ki yaratıp düzenleyen, şekil verendir. O ki bir ölçü dahilinde takdir edip yol gösterendir.”(el-Âla, 87/1-3); “Rabbimiz, her şeye hilkatini verip sonra da doğru yolu gösterendir.”(Taha, 20/50). Yüce Allah, kemal ve azametini, ihsanının çokluğunu beyan etmiştir ki bu da yalnızca O’nun sevilen, tazim edilen ilâh olmasını ve hiçbir ortak koşmaksızın yalnızca O’na ihlâsla bağlanılmasını gerektirir. Bu yüzden bundan sonra kendisi dışındaki uydurma ilâhlara ibadetin batıl olduğunu dile getirmesi uygun düştüğünden dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Aşkındır, cömerttir” diye çevirdiğimiz tebâreke fiili, Türkçe’de bir kelimeyle karşılanması mümkün olmayan anlamlar içermektedir. Nitekim tefsirlerde bu kelimenin, “yücelik, aşkınlık, kutsallık, süreklilik, değişmezlik; zâtı, nitelikleri ve fiilleri bakımından eşsizlik ve benzersizlik, başka hiçbir varlıkla mukayese edilemeyecek derecede geniş çaplı cömertlik” gibi sadece Allah hakkında düşünülmesi mümkün olan bütün üstünlükleri kapsadığını gösteren açıklamalar yapılmıştır (meselâ bk. Râzî, XXIV, 44-45; Kurtubî, XIII, 5-6; Elmalılı, V, 3559-3561). Tebâreke fiili, bu kapsamı dolayısıyla Kur’an-ı Kerîm’de sadece Allah için kullanılmıştır. “Kul”dan maksat Hz. Peygamber’dir. Furkan kelimesi ise burada özellikle Kur’an için kullanılmış olup “hakkı bâtıldan, doğru yolu yanlış yoldan, helâli haramdan ayırıcı bir ölçü” anlamına gelmektedir (Taberî, XVIII, 179; İbn Kesîr, VI, 100; ayrıca bk. Âl-i İmrân 3/4). Kelime bu özel anlamı dolayısıyla da sûreye isim olarak verilmiştir. Âlemîn, âlem kelimesinin çoğulu olup Allah’ın yarattığı ve yönettiği maddî ve mânevî, görülen ve görülmeyen bütün varlık türlerini, oluşları ve bütünüyle evreni ifade eden bir kavramdır (bilgi için bk. Fâtiha 1/2). Ancak burada özellikle Hz. Muhammed’in kendilerine peygamber olarak gönderildiği, akıl sahibi olan, yükümlü ve sorumlu tutulabilen varlıkları ifade ettiği anlaşılmaktadır. “Uyarıcı” diye çevirdiğimiz nezîr kelimesi, Hz. Muhammed’in peygamberlik özelliklerinden biri olup onun kurtarıcılık misyonunu; insanların göz alıcı, gönül çelici, fâni ve aldatıcı dünya zevklerine kendilerini kaptırıp yoldan çıkmalarını önlemek gibi ulvî bir amaçla gönderildiğini ifade eder. Uyarıcı nitelemesinin burada Kur’an için kullanıldığı da söylenmiştir ki buna göre yukarıda Hz. Peygamber’le ilgili olarak kaydettiğimiz açıklamalar bu yoruma göre de geçerlidir. Nitekim İsrâ sûresinin 9-10. âyetlerinde de Kur’an’ın bu uyarıcı ve kurtarıcı özelliği vurgulanmıştı.
Furkân Suresi 1. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kulu ve resulü Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e, insanlara ve cinlere elçi olması ve onları azap ile korkutması için hak ile batılı birbirinden ayıran Kur'an'ı indiren Allah Teâlâ'nın hayrı ne çok ve şanı ne kadar yücedir.