Diyanet İşleri
Ki ne önünden, ne de arkasından onu boşa çıkaracak bir söz gelmez. (O) Hüküm ve hikmet sahibi, çok övülen(Allah)dan indirilmiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ona ne önünden, ne de ardından batıl gelemez. O hüküm ve hikmet sahibi, öğülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Bâtıl ona, ne önünden gelebilir ne de arkasından. Hakîm ve Hamîd Allah'tan bir indirmedir o.
Süleyman Ateş
Ki ne önünden, ne de arkasından onu boşa çıkaracak bir söz gelmez. (O) Hüküm ve hikmet sahibi, çok övülen(Allah)dan indirilmiştir.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Batıl; bu kitaba ne eksik ne fazlalık, ne değişiklik ne de tahrif olarak önünden ve arkasından gelip, yaklaşamaz. Dininde, takdir etmesinde ve yaratmasında Hakîm olan tarafından indirilmiştir. Her halükârda övülendir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
40- Şüphe yok ki ayetlerimiz konusunda haktan sapanlar, Bize gizli kalmazlar. O halde ateşe atılacak kimse mi hayırlıdır yoksa kıyamet günü güven içinde gelen kimse mi? Artık dilediğinizi yapın! Çünkü O, yaptıklarınızı çok iyi görendir. 41- Kendilerine geldikten sonra Zikri/Kur'ân’ı inkâr edenler var ya (onlar azabı hak etmişlerdir). Halbuki o, kesinlikle çok şerefli ve korunmuş bir kitaptır. 42- Ne önünden ne de arkasından batıl ona erişemez. O, hikmeti sonsuz ve her hamde layık olan (Allah) tarafından indirilmiştir.
40. Allah’ın âyetleri hakkında haktan sapmak, hangi şekilde olursa olsun onlar hakkında doğrudan sapmak dmektir. Bu da ya onları reddetmek, bile bile inkâr etmek, onları getireni yalanlamakla olur yahut da bunları gerçek anlamlarından uzaklaştırıp tahrif etmekle ve onları Allah’ın, murad etmediği manalarla yorumlamakla olur. Yüce Allah, âyetleri hakkında haktan sapanları bildiğini ve bunların kendisine gizli kalmadığını bildirerek onları tehdit etmektedir. O, böylelerinin hem içyüzlerini bilir, hem de dışa vurduklarını bilir. Allah’ın âyetleri hakkındaki bu sapması nedeniyle de onu cezalandıracaktır. Bundan dolayı şöyle buyurmaktadır:“O halde ateşe atılacak kimse mi” -Allah’ın âyetleri hakkında haktan sapanlar gibi- “hayırlıdır yoksa Kıyamet günü” Allah’ın azabından yana “güven içinde gelen” ve O’nun mükâfatına hak kazanmış olan “kimse mi?” Elbette ki, ikincisi hayırlıdır. Hak batıldan açıkça ayırt edildiği, Allah’ın azabından kurtaran yol ile helâke götüren yol açık seçik belli olduğuna için Yüce Allah: “Artık dilediğinizi yapın” buyurmaktadır. Dilerseniz sizler Rabbinizin rızasına ve cennetine ulaştıran doğru yolu izleyin. Dilerseniz Rabbinizi gazaplandıran ve bedbahtlık yurdu olan cehenneme ulaştıran sapıklık yolunu izleyin. “Çünkü O, yaptıklarınızı çok iyi görendir.” Durumunuza ve amellerinize göre size mükâfat ya da ceza verecektir. Bu da Yüce Allah’ın şu buyruğuna benzemektedir:“De ki: Hak, Rabbinizden gelmiştir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin.”(el-Kehf, 18/29)
41. Daha sonra Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Kendilerine” insanların en faziletlisinin ve en mükemmelinin vasıtası ile Rablerinin bir nimeti olarak “geldikten sonra Zikri/Kur'ân’ı” yani kullara dinî-dünyevî ve uhrevî bütün maslahatlarını öğütleyen, kendisine uyanların değerini yükselten Kur’ân-ı Kerîm’i “inkâr edenler var ya… Halbuki o, kesinlikle çok şerefli ve korunmuş bir kitaptır” Yani bu Kitap, bütün kemal sıfatlarını taşıyan ve kendisini tahrif etmeye veya ona bir kötülük yapmaya kalkışan herkese karşı da korunmuş bir kitaptır. Bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır: 42. “Ne önünden ne de arkasından batıl ona erişemez.” İster insan ister cin şeytanlarından olsun hiçbir şeytan, ne onun bir bölümünü çalmak, ne ondan olmayan bir şeyleri ona katmak, bir şeyler artırmak ya da eksiltmek sureti ile ona yaklaşamaz. Bu Kitap, indiriliş esnasında korunduğu gibi lafız ve manaları ile de koruma altındadır. Onu indiren, onu korumayı üstlenmiştir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Şüphe yok ki o zikri Biz indirdik, onu koruyacak olan de elbette Biziz.”(el-Hicr, 15/9)“O, hikmeti sonsuz” yaratmasında ve emrinde Hakîm olan, her şeyi yerli yerince koyan, olması gereken yere oturtan; sahip olduğu kemal ve celal sıfatları, adalet ve lütfu dolayısı ile de “her hamde layık olan” Hamîd olan Allah “tarafından indirilmiştir.” Bundan dolayıdır ki O’nun Kitabı, kemal derecesinde hikmeti ihtiva ettiği gibi, her türlü maslahat ve menfaatlerin elde edilmesinin, fesat ve zararların da def edilmesinin yollarını da ihtiva etmektedir ki bunlardan dolayı da Yüce Allah, hamd edilmeye layıktır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Vahyin temel amacı insanlara inanç ve yaşayış konularında doğruyu ve yanlışı, faydalıyı ve zararlıyı göstererek onları aydınlatmak olduğu için âyette Kur’an-ı Kerîm “uyarıcı kitap” (zikir) diye anılmıştır. Bu kullanımı sebebiyle Kur’an’ın isimlerinden biri olarak gösterilen zikir kelimesi, “değerli hâtıra” anlamına da gelir. Kur’an, ona inanan ve yolundan giden ilk neslin dilleri, inançları, erdemli yaşayışları ve mücadeleleriyle saygın bir topluluk olarak daima yâdedilmelerine vesile olacağı için bu isimle anılmıştır. “Çok değerli” diye çevirdiğimiz âyet metnindeki azîz kelimesi “güçlü” anlamına da gelir. Esasen Kur’an’ın değerli oluşu, Allah kelâmı olup O’nun katından gelmesinden, ayrıca 42. âyette de belirtildiği gibi kesinlikle asılsız ve faydasız bir unsur içermemesinden, yani baştan sona gerçeği ihtiva etmesinden; nihayet bu nitelikleri sayesinde onun özüne ve mesajına aykırı bütün inanç ve ideolojilere karşı galip çıkmasından ileri gelir. Bu böyledir, çünkü Kur’an, “hikmet sahibi, övgüye lâyık olan Allah katından indirilmiştir”; hikmet sahibi olandan da ancak hikmete uygun olan, yani mutlak doğru ve mutlak yararlı olan sözler iner.
“Ne başlangıcında ne de sonrasında ona asılsız bir şey girebilir” cümlesi genellikle, Hz. Peygamber ve Kur’an’ı ona indiren Cebrâil de dahil olmak üzere hiç kimsenin onda herhangi bir eksiklik veya fazlalık meydana getiremeyeceği anlamına gelecek ifadelerle yorumlanmıştır.