Diyanet İşleri
Göklerin ve yerin mülkü O'nundur, O, bir çocuk edinmemiştir, mülkünde ortağı yoktur. Her şeyi yaratmış, ona ölçü, biçim ve düzen vermiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır
O öyle bir ilâhtır ki, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinindir. O hiç çocuk edinmedi, hükümranlıkta ortağı yoktur. O, her şeyi yaratıp bir ölçüye göre düzenleyerek takdir etmiştir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Göklerin ve yerin mülk ve saltanatı yalnız O'nundur. Çocuk edinmemiştir O. Mülk ve saltanatında ortak yoktur O'na. Herşeyi yaratmış ve herşeye bir ölçü ve oluş tarzı takdir etmiştir.
Süleyman Ateş
Göklerin ve yerin mülkü O'nundur, O, bir çocuk edinmemiştir, mülkünde ortağı yoktur. Her şeyi yaratmış, ona ölçü, biçim ve düzen vermiştir.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Göklerin ve yerin mülkü (ve hükümranlığı) sadece O'na aittir. O; bir oğul edinmemiştir ve O'nun mülkünde (ve hükümranlığında) bir ortağı yoktur. Her şeyi O yaratmış, ilminin ve hikmetinin bir gereği olarak her şeyin yaratılışını O, münasip bir şekilde takdir etmiştir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- Cin ve insanlara uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indiren (Allah), ne yücedir! 2- Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız O’nundur. O, hiçbir çocuk edinmemiştir. Hükümranlığında da hiçbir ortağı yoktur. Her bir şeyi yaratmış ve onu bir ölçü dahilinde takdir ve tayin etmiştir.
(Mekke’de inmiştir. 77 âyettir)
1. Bu buyruk, Yüce Allah’ın kemal derecesindeki azametini, her açıdan tek olduğunu, hayır ve ihsanlarının pek çok olduğunu beyan etmektedir. “Cin ve insanlara” Allah’ın azap ve intikamına karşı “uyarıcı olsun diye kuluna” kulluk mertebelerinin kemal derecesine ulaşan ve bütün rasûllerin üstünde olan Muhammed’e “Furkân’ı” yani helâl ile haramı, hidâyet ile sapıklığı, bahtiyarlar ile bedbahtları birbirinden ayıran Kur’ân-ı Kerîm’i “indiren (Allah), ne yücedir!” Ne büyüktür, vasıfları ne mükemmeldir, hayırları ne kadar çoktur! O’nun hayırlarının en büyüklerinden biri hiç şüphesiz bu niteliklere sahip Kuran-ı Kerîm’i indirmiş olmasıdır. Bununla onlara Allah’ın nelerden razı olduğunu, nelere gazap ettiğini açıklayıp beyan eder. Böylece onun uyarıp korkutmasını kabul eden ve gereğince amel eden kimse, dünya ve âhirette kurtulur, ebedi muttuluğu elde eder. Sonu gelmez mülklere sahip olur. Acaba bu nimetten daha üstün, bu lütuf ve bu ihsandan daha büyük bir şey olabilir mi? İhsan ve bereketlerinden biri de bu olan Yüce Allah’ın şanı gerçekten yücedir!
2. “Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız O’nundur.” Her ikisinde de yalnız O tasarruf eder. Her ikisinde bulunan bütün varlıklar, O’nun kullarıdır, O’nun mülküdür. O’nun azameti önünde itaatle boyun eğerler, rububiyetinin önünde zilletle eğilirler. Hepsi de O’nun rahmetine muhtaçtır. “O, hiçbir çocuk edinmemiştir. Hükümranlığında da hiçbir ortağı yoktur.” Hem nasıl O’nun evladı veya ortağı olabilir ki? Çünkü O, mutlak maliktir, hükümrandır. O’nun dışındaki her şeyse O’nun mülküdür. O, hepsinin hakimidir, O’nun dışındaki her şey de O’nun emrinin mahkûmudur. O, bütün yönleriyle bizatihi hiçbir şeye muhtaç olmayandır. Bütün yaratılmışlar ise her yönleriyle O’na muhtaçtırlar. O halde nasıl olur da O’nun mülkte, hükümranlıkta ortağı olabilir? Halbuki bütün kulların mukadderatı, idaresi O’nun elindedir. O’nun izni olmaksızın hareket edemezler. Hareket halindeyken de duramazlar. Hiçbir tasarrufta da bulunamazlar. Çocuk edinmekten de ortağı bulunmaktan da pek yücedir, münezzehtir. O’nun hakkında bu gibi çirkin iddialarda bulunanlar elbette ki Allah’ı gereği gibi tanımış olamazlar. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Her bir şeyi yaratmış ve onu bir ölçü dahilinde takdir ve tayin etmiştir.” O’nun yaratması ulvi ve süfli âlemi, canlılarıyla, bitkileriyle, cansızlarıyla tüm dünyayı büsbütün kuşatmıştır. O, hepsini yaratmış ve her bir yaratılmışa yakışan, yaratılışına uygun ve hikmetinin gerektirdiği türden özellikler vermiştir. Öyle ki akl-ı selim, her bir mahluk hakkında onun daha başka şekilde olmasını, görülen sûretinden başka bir biçimde olmasını tasavvur edememektedir. Hatta her bir varlığın tek bir parçasının, tek bir organının dahi bulunduğu yerden başka bir yerde olması uygun değildir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“O en yüce Rabbinin ismini tesbih et. O ki yaratıp düzenleyen, şekil verendir. O ki bir ölçü dahilinde takdir edip yol gösterendir.”(el-Âla, 87/1-3); “Rabbimiz, her şeye hilkatini verip sonra da doğru yolu gösterendir.”(Taha, 20/50). Yüce Allah, kemal ve azametini, ihsanının çokluğunu beyan etmiştir ki bu da yalnızca O’nun sevilen, tazim edilen ilâh olmasını ve hiçbir ortak koşmaksızın yalnızca O’na ihlâsla bağlanılmasını gerektirir. Bu yüzden bundan sonra kendisi dışındaki uydurma ilâhlara ibadetin batıl olduğunu dile getirmesi uygun düştüğünden dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Özel olarak, Allah’a ortak koşan ve O’nun şanına yakışmayacak şekilde iddialar ileri süren Mekkeli putperestlere cevap olan bu âyetler, daha genel olarak tevhid ilkesini zedeleyici veya büsbütün dışlayıcı, yok sayıcı inanç, fikir ve eylemleri reddeden bir içerik taşımaktadır. 2. âyetin son cümlesine göre evrendeki her şey Allah tarafından yaratıldığı gibi, bu yaratmada bir kaos olmayıp kozmik bir sisteme ve düzene göre gerçekleşmiştir ve gerçekleşmektedir. Canlı cansız her varlık hiçbir sapma göstermeden Allah’ın kendileri için takdir ettiği işlevi icra etmekte; bütün oluşlar sürekli olarak Allah’ın belirlediği yasalara göre işlemektedir; hiçbir gücün ve iradenin bu yasaları aşması, ihlâl etmesi mümkün değildir. 3. âyette, hiçbir yaratma işlevi taşımayan nesnelere tapanlara şu husus hatırlatılmaktadır: Gerçek tanrı, öncelikle yaratıcı güce sahiptir; fayda ve zararın asıl kaynağıdır; gerektiği durumlarda fayda da zarar da O’ndan gelir. Nihayet gerçek Tanrı; ölümü, hayatı ve yeryüzünde hayatın son bulmasından sonra insanların yeniden diriltilerek mahşerde toplanmalarını sağlayacak gücü elinde bulundurandır.