Önceki ayet· 6:70Sonraki ayet· 6:72

En'âm Suresi 71. Ayet· 6:71

↗ En'âm suresi
Mekki
قُلۡ أَنَدۡعُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُنَا وَلَا يَضُرُّنَا وَنُرَدُّ عَلَىٰٓ أَعۡقَابِنَا بَعۡدَ إِذۡ هَدَىٰنَا ٱللَّهُ كَٱلَّذِي ٱسۡتَهۡوَتۡهُ ٱلشَّيَٰطِينُ فِي ٱلۡأَرۡضِ حَيۡرَانَ لَهُۥٓ أَصۡحَٰبٞ يَدۡعُونَهُۥٓ إِلَى ٱلۡهُدَى ٱئۡتِنَاۗ قُلۡ إِنَّ هُدَى ٱللَّهِ هُوَ ٱلۡهُدَىٰۖ وَأُمِرۡنَا لِنُسۡلِمَ لِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
De ki: "Allah'tan başka, bize ne yarar, ne zarar vermeyen şeylere mi yalvaralım? Ve Allah bizi doğru yola ilettikten sonra, ökçelerimiz üzerinde (eski durumumuza) döndürülüp; şeytanların ayartarak şaşkın bir halde çölde bıraktıkları; arkadaşlarının ise "Bize gel!" diye doğru yola çağırdıkları kimse gibi (şaşkın bir duruma) mı düşelim?" De ki: "Yol gösterme, ancak Allah'ın yol göstermesidir. Bize, alemlerin Rabbine teslim olmamız emredilmiştir."
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
De ki: "Allah'tan başka, bize ne yarar, ne zarar vermeyen şeylere mi yalvaralım? Ve Allah bizi doğru yola ilettikten sonra, ökçelerimiz üzerinde (eski durumumuza) döndürülüp; şeytanların ayartarak şaşkın bir halde çölde bıraktıkları; arkadaşlarının ise "Bize gel!" diye doğru yola çağırdıkları kimse gibi (şaşkın bir duruma) mı düşelim?" De ki: "Yol gösterme, ancak Allah'ın yol göstermesidir. Bize, alemlerin Rabbine teslim olmamız emredilmiştir."
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: "Biz Allah'ı bırakıp da bize fayda veya zarar vermeyen şeylere mi yalvaralım? Allah bizi doğru yola kavuşturduktan sonra ardımıza mı dönelim? Arkadaşları, bize gel, diye doğru yola çağırdıkları halde yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp, şeytanların ayartarak uçuruma çektikleri ahmak gibi mi olalım?". De ki: "Allah'ın gösterdiği yol, yegane doğru yoldur. Bize, bütün âlemlerin Rabb'ine teslim olmamız emrolundu".
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
De ki: "Allah'ın berisinden, bize yarar da zarar da veremeyecek şeylere mi yakaralım? Allah bize kılavuzluk ettikten sonra ökçelerimiz üstüne geri mi döndürülelim? O kişi gibi, şeytanlar kendisini ayartıp yeryüzünde şaşkın dolaşır hale getirmişlerdir. Oysaki onun, "Bize gel!" diye doğruya ve güzele çağıran arkadaşları vardır." De ki: "Allah'ın kılavuzluğudur gerçek kılavuzluk. Âlemlerin Rabbi Allah'a teslim olmakla emrolunduk biz."
Süleyman Ateş
De ki: "Allah'tan başka, bize ne yarar, ne zarar vermeyen şeylere mi yalvaralım? Ve Allah bizi doğru yola ilettikten sonra, ökçelerimiz üzerinde (eski durumumuza) döndürülüp; şeytanların ayartarak şaşkın bir halde çölde bıraktıkları; arkadaşlarının ise "Bize gel!" diye doğru yola çağırdıkları kimse gibi (şaşkın bir duruma) mı düşelim?" De ki: "Yol gösterme, ancak Allah'ın yol göstermesidir. Bize, alemlerin Rabbine teslim olmamız emredilmiştir."
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.7%
İngilizce
Say, "Shall we invoke instead of Allah that which neither benefits us nor harms us and be turned back on our heels after Allah has guided us? [We would then be] like one whom the devils enticed [to wander] upon the earth confused, [while] he has companions inviting him to guidance, [calling], 'Come to us.' " Say, "Indeed, the guidance of Allah is the [only] guidance; and we have been commanded to submit to the Lord of the worlds
Fransızca
Dis: «Invoquerons-nous, au lieu d'Allah, ce qui ne peut nous profiter ni nous nuire? Et reviendrons-nous sur nos talons après qu'Allah nous a guidés, comme quelqu'un que les diables ont séduit et qui erre perplexe sur la terre, bien que des amis l'appellent vers le droit chemin (lui disant): - «Viens à nous». Dis: «Le vrai chemin, c'est le chemin d'Allah. Et il nous a été commandé de nous soumettre au Seigneur de l'Univers
İspanyolca
Di: "¿Acaso debemos invocar en lugar de Dios algo que no puede beneficiarnos ni perjudicarnos? ¿Debemos dar marcha atrás luego de que Dios nos ha guiado? Seríamos como aquel a quien los demonios han seducido y camina desorientado por las pasiones terrenales, a pesar de tener amigos que lo llaman a la guía diciéndole: ‘Ven con nosotros’." Di: "La guía de Dios es la verdadera guía, y nos ha sido ordenado entregarnos libremente al Señor del universo
Rusça
Скажи: «Разве мы станем поклоняться помимо Аллаха тому, что не приносит нам пользы и не причиняет вреда? Разве мы обратимся вспять после того, как Аллах наставил нас на прямой путь, подобно тому, кого дьяволы на земле обольстили и привели в замешательство, чьи товарищи призывают его на прямой путь: «Иди к нам!»». Скажи: «Путь Аллаха - единственно верный путь, и нам велено покориться Господу миров
Endonezce
Katakanlah (Muhammad), "Apakah kita akan memohon kepada sesuatu selain Allah, yang tidak dapat memberi manfaat dan tidak (pula) mendatangkan mudarat kepada kita, dan (apakah) kita akan dikembalikan ke belakang,315) setelah Allah memberi petunjuk kepada kita, seperti orang yang telah disesatkan oleh setan di bumi, dalam keadaan kebingungan."Kawan-kawannya mengajaknya ke jalan yang lurus (dengan mengatakan), "Ikutilah kami." Katakanlah, "Sesungguhnya petunjuk Allah itulah petunjuk (yang sebenarnya); dan kita diperintahkan agar berserah diri kepada Tuhan seluruh alam
Bengalce
আপনি বলে দিনঃ আমরা কি আল্লাহ ব্যতীত এমন বস্তুকে আহবান করব, যে আমাদের উপকার করতে পারে না এবং ক্ষতিও করতে পারে না এবং আমরা কি পশ্চাৎপদে ফিরে যাব, এরপর যে, আল্লাহ আমাদেরকে পথ প্রদর্শন করেছেন? ঐ ব্যক্তির মত, যাকে শয়তানরা বনভুমিতে বিপথগামী করে দিয়েছে-সে উদভ্রান্ত হয়ে ঘোরাফেরা করছে। তার সহচররা তাকে পথের দিকে ডেকে বলছেঃ আস, আমাদের কাছে। আপনি বলে দিনঃ নিশ্চয় আল্লাহর পথই সুপথ। আমরা আদিষ্ট হয়েছি যাতে স্বীয় পালনকর্তা আজ্ঞাবহ হয়ে যাই।
Çince
你说:“难道我们舍安拉而祈祷那对于我们既无福又无祸的东西吗?在安拉引导我们之后,我们背叛正道,犹如在迷惑的情状下被恶魔引诱到无人烟的地方的人一样吗?他有些朋友,叫他来遵循正道,说:‘你到我们这里来吧!’(他不听从,以致毁灭)”。你说:“安拉的引导,才是正导。我们奉命归顺众世界的主。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Bu müşriklere de ki: Allah'tan başka fayda ve zarar vermeye muktedir olmayan, bize fayda ve zarar vermeye güç sahibi olmayan putlara mı ibadet edelim? Bizi iman etmeye muvaffak kılmışken Allah'tan yüz mü çevirelim? Şeytanların sapıttığı kimse gibi mi olalım? O kimseyi bıraktığında yolunu bulamayan şaşkın olur. Hâlbuki, bu kimsenin doğru yolda olan ve kendisini hak yola davet eden arkadaşları vardır. Ancak onların davet ettikleri hak yola gelmekten kaçınır. -Ey Resul!- Onlara de ki: Allah'ın hidayeti doğru yolun ta kendisidir. Allah -Subhanehu ve Teâlâ- bize O'nu birleyip, ibadeti yalnızca kendisine has kılarak boyun eğmemizi emretti. O alemlerin Rabbidir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
71- De ki:“Allah’ı bırakıp bize fayda ve zarar vermeyen şeylere mi ibadet edelim?! Allah bizi hidâyete kavuşturduktan sonra tıpkı arkadaşları: ‘Bize gel’ diye hidâyete çağırdıkları halde, yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşırken şeytanların ayartıp uçuruma sürükledikleri kimse gibi ökçelerimiz üzerine gerisin geri mi dönelim?!” De ki: “Asıl hidâyet Allah’ın hidayetidir. Biz âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk.” 72- Bir de:“Namazı dosdoğru kılın ve O’ndan korkup sakının.” diye. Toplanıp huzuruna varacağınız, yalnız O’dur. 73- O, gökleri ve yeri hak ile yaratandır. O’nun “Ol” diyeceği günde her şey oluverir. O’nun sözü haktır. Sûra üfürüleceği günde hükümranlık yalnız O’nundur. O, gaybı da şâhit olunanı da bilendir. O, Hakîmdir, Habîrdir. 71. “De ki:” Ey Peygamber! Allah’a şirk koşan, Allah ile birlikte başkalarına dua edip yalvaran ve sizi dinlerine çağıran müşriklere açık seçik bir şekilde o ilahlarının niteliklerini anlat. Zira akıl sahibi kimseyi onlardan sakındırmak için sadece bu niteliklerini zikretmek yeterlidir. Aklı başında bir kimse müşriklerin izledikleri yolu zihninde canlandırdı mı, bu konuda deliller ortaya konulmadan dahi bu yolun bâtıl olduğunu kesin olarak anlar ve şöyle der: “Allah’ı bırakıp bize fayda ve zarar vermeyen şeylere mi ibadet edelim?!” Bu, öyle bir niteliktir ki Allah’tan başka bütün ibadet olunanlar bunda ortaktırlar. Hiçbirisi ne bir faydaya, ne de bir zarara güç yetiremezler. Emir namına hiçbir şeye sahip değillerdir. Çünkü emir bütünü ile ancak Allah’ındır. “Allah bizi hidâyete kavuşturduktan sonra… ökçelerimiz üzerine gerisin geri mi dönelim?!” Allah bizi hidâyete erdirdikten sonra sapıklığa döner miyiz hiç? Doğruluktan sapıklığa, nimet dolu cennetlere ulaştıran doğru yoldan, izleyenlerini elemli azaba götüren yollara girer miyiz? Bu akıl sahibi bir kimsenin beğenebileceği bir yol değildir. Böyle batıl yolları izleyen kimse “tıpkı arkadaşları: ‘Bize gel’ diye hidâyete çağırdıkları halde, yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşırken şeytanların ayartıp uçuruma sürükledikleri kimse gibi.”dir. Şeytanların kendisini maksadına ulaştıracak yolu izlemekten uzaklaştırıp saptırdığı, hidâyete çağıran arkadaşları olmasına rağmen sonunda şaşırıp kalan, şeytanların da helâke davet ettiği ve böylelikle iki ayrı davet arasında şaşkın kalan kimse gibidir. Allah’ın korudukları müstesna bütün insanların hali işte budur. Bir yandan hakka davet eden risalet, akl-ı selim ve doğru fıtrat onları hidâyete ve en yüksek derecelere ulaşmaya çağırır. Diğer yandan şeytanın davetçileri, onun yolunu izlemeye ve onun yolundan gidenlerle birlikte olmaya çağıranlar, kötülüğü emreden nefis ile birlikte kişiyi sapıklığa ve aşağıların aşağısına düşmeye davet ederler. İnsanlardan kimisi bütün işlerinde veya çoğu işlerinde hidâyete davet edenlerle birlikte olur. Kimisi de bunun tam aksinedir. Kimisi de her iki davetçiyi de eşit görür ve bu iki davetçi onun nezdinde birbiri ile çekişir durur. İşte bahtiyar kimselerle bedbaht kimseler bu noktada birbirinden ayrılırlar. “De ki: “Asıl hidâyet Allah’ın hidâyetidir” Hidâyet Allah’ın Rasûlü aracılığı ile teşri buyurduğu yoldan başkası değildir. Onun dışındaki yollar sapıklık, yok oluş ve helâktır. “Biz âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk.” Tevhide boyun eğerek, emir ve yasaklarına teslim olarak, ubudiyyetine girerek O’na teslim olmamız emredildi. Şüphesiz ki bu, Allah’ın kullarına lütfettiği en üstün nimet, ulaştırdığı en mükemmel terbiyedir. 72. “Bir de: Namazı dosdoğru kılın” yani namazı rükünleri, şartları, sünnetleri ve tamamlayıcı unsurları ile eda ederek kılın “ve” emrettiklerini yerine getirerek ve yasaklarından uzak durarak “O’ndan korkup sakının.” diye” emrolunduk. “Toplanıp huzuruna varacağınız, yalnız O’dur.” Kıyamet gününde O’nun huzurunda toplanacaksınız. O da hayrı ile şerri ile amellerinizin karşılığını verecektir. 73. “O, gökleri ve yeri hak ile” yani kullarına emir vermek, yasaklar koymak, mükâfaat vermek ve cezalandırmak için “yaratandır.”“O’nun ‘Ol’ diyeceği günde her şey oluverir. O’nun sözü haktır.” O’nun emrinde herhangi bir şüphe, ikiletme ve yerine gelmeme durumu söz konusu değildir. O, abes bir şey de söylemez. “Sûra üfürüleceği günde hükümranlık yalnız O’nundur.” Bu günden kasıt kıyamet günüdür. O, her şeyin sahibi ve hükümranı olduğu halde özellikle bu günün söz konusu edilmesi, o günde başkalarının geçici hükümranlığının son bulmasıdır. O günde tek ve Kahhâr olan Allah’tan başkasının hükümranlığı kalmayacaktır. “O, gaybı da şâhit olunanı da bilendir. O, Hakîmdir, Habîrdir.” O’nun hikmeti tamdır. Her şeyi kuşatan nimet O’nundur. Büyük ihsan O’ndandır. Gizlilikleri, sırları, kapalı şeyleri bilgisi ile kuşatan O’dur, O’ndan başka hiçbir hak ilah yoktur, O’ndan başka hiçbir Rab de yoktur.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Müslümanlar, kendilerini eski bâtıl dinlerine döndürmeye çalışan müşriklerin kötü emellerine karşı uyarılmaktadır. Nitekim müşrikler kendi akraba ve dostları olan müslümanları İslâm’dan dönmeleri için ikna etmeye çalışmışlar; hatta giderek onlara bu yönde şiddetli baskılar uygulamışlardır. Kur’an başka yerlerde bu sözlü ve fiilî baskıyı veya bu baskı sebebiyle dinden dönmeyi ölmekten daha büyük ve daha şiddetli bir fitne olarak nitelemiştir (Bakara 2/191, 217; fitnenin anlamı konusunda geniş bilgi için bk. Bakara 2/191). Bu âyette, güzel bir teşbihle, müslümanları inkâr ve irtidada çağıran müşrikler, insanların aklını çelip yolunu şaşırtan şeytanlara; onların bu çağrısına aldananların durumu, şeytanların veya cinlerin aldatması ya da büyüsüyle aklî dengesi bozulduğu için yolunu kaybedip ne yapacağını bilemez bir halde ortalıkta şaşkın kalan kimsenin durumuna; Allah’ın insanları hak dine ve imana davet etmesi de bir kimseyi gerçek dostlarının doğru yola çağırmasına benzetilmiştir (İbn Âşûr, VI, 302-303). Âyette “... Bize fayda da zarar da veremeyecek olan şeylere mi tapalım?” ifadesinden putlar kastedilmiştir. Bununla birlikte âyetin maksadı göz önüne alındığında burada her dönemdeki müslümanların, gerek sapık inançlı ve kötü fikirli insanlar, gerekse akılları karıştırıp zihinleri bulandıran çevreler, kurumlar tarafından gelebilecek ve kendilerini dinlerinden döndürecek veya dinlerinin gereklerini yerine getirmekten alıkoyacak olan bütün menfi teşebbüslere karşı bir uyarı olduğunda kuşku yoktur. Böyle durumlarda müslüman, “Allah’ın hidayeti, doğru yolun ta kendisidir. Bize âlemlerin rabbine teslim olmamız emredilmiştir” demeyi bilmelidir.
En'âm Suresi 71. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Resul!- Bu müşriklere de ki: Allah'tan başka fayda ve zarar vermeye muktedir olmayan, bize fayda ve zarar vermeye güç sahibi olmayan putlara mı ibadet edelim? Bizi iman etmeye muvaffak kılmışken Allah'tan yüz mü çevirelim? Şeytanların sapıttığı kimse gibi mi olalım? O kimseyi bıraktığında yolunu bulamayan şaşkın olur. Hâlbuki, bu kimsenin doğru yolda olan ve kendisini hak yola davet eden arkadaşları vardır. Ancak onların davet ettikleri hak yola gelmekten kaçınır. -Ey Resul!- Onlara de ki: Allah'ın hidayeti doğru yolun ta kendisidir. Allah -Subhanehu ve Teâlâ- bize O'nu birleyip, ibadeti yalnızca kendisine has kılarak boyun eğmemizi emretti. O alemlerin Rabbidir.