Önceki ayet· 4:59Sonraki ayet· 4:61

Nisâ Suresi 60. Ayet· 4:60

↗ Nisâ suresi
Medeni
أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ يَزۡعُمُونَ أَنَّهُمۡ ءَامَنُواْ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيۡكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبۡلِكَ يُرِيدُونَ أَن يَتَحَاكَمُوٓاْ إِلَى ٱلطَّـٰغُوتِ وَقَدۡ أُمِرُوٓاْ أَن يَكۡفُرُواْ بِهِۦۖ وَيُرِيدُ ٱلشَّيۡطَٰنُ أَن يُضِلَّهُمۡ ضَلَٰلَۢا بَعِيدٗا
Sana indirilen Kuran'a ve senden önce indirilenlere inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Putlarının önünde muhakeme olunmalarını isterler. Oysa, onları tanımamakla emr olunmuşlardı. Şeytan onları derin bir sapıklığa saptırmak ister
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Sana indirilen Kuran'a ve senden önce indirilenlere inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Putlarının önünde muhakeme olunmalarını isterler. Oysa, onları tanımamakla emr olunmuşlardı. Şeytan onları derin bir sapıklığa saptırmak ister
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Şunları görmüyor musun? Kendilerinin sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını ileri sürüyorlar da tağuta inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde, tağut önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Şeytan da onları bir daha dönemeyecekleri kadar iyice sapıklığa düşürmek istiyor.
Yaşar Nuri Öztürk
Şunları görmedin mi? Kendilerinin, sana indirilene de senden önce indirilene de inandıklarını sanarken, inkâr etmekle emrolundukları tağutu aralarında hakem yapmak istiyorlar. Zaten şeytan da onları geri dönülmez bir sapıklıkla sersem hale getirmek istiyor.
Süleyman Ateş
Şunları görmedin mi, kendilerinin, sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını sanıyorlar da hakem olarak tağuta (o azgın şeytana) başvurmak istiyorlar! Oysa kendilerine onu inkar etmeleri emredilmişti. Şeytan da onları iyice saptırmak istiyor.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.2%
İngilizce
Have you not seen those who claim to have believed in what was revealed to you, [O Muhammad], and what was revealed before you? They wish to refer legislation to Taghut, while they were commanded to reject it; and Satan wishes to lead them far astray
Fransızca
N'as-tu pas vu ceux qui prétendent croire à ce qu'on a fait descendre vers toi [prophète] et à ce qu'on a fait descendre avant toi? Ils veulent prendre pour juge le Tâghût, alors que c'est en lui qu'on leur a commandé de ne pas croire. Mais le Diable veut les égarer très loin, dans l'égarement
İspanyolca
¿No te causan asombro quienes dicen creer en lo que se te ha revelado y en lo que había sido revelado anteriormente, y sin embargo recurren a la justicia de quienes gobiernan con principios injustos y paganos, a pesar de que se les ha ordenado no creer en eso? El demonio solo quiere que se pierdan lejos [de la fe monoteísta]
Rusça
Разве ты не видел тех, которые заявляют, что они уверовали в ниспосланное тебе и в ниспосланное до тебя, но хотят обращаться на суд к тагуту, хотя им приказано не веровать в него? Дьявол желает ввести их в глубокое заблуждение
Endonezce
Tidakkah engkau (Muhammad) memperhatikan orang-orang yang mengaku bahwa mereka telah beriman kepada apa yang diturunkan kepadamu dan kepada apa yang diturunkan sebelummu? Tetapi mereka204) masih menginginkan ketetapan hukum kepada Tagut, padahal mereka telah diperintahkan untuk mengingkari Tagut itu. Dan setan bermaksud menyesatkan mereka (dengan) kesesatan yang sejauh-jauhnya
Bengalce
আপনি কি তাদেরকে দেখেননি, যারা দাবী করে যে, যা আপনার প্রতি অবর্তীর্ণ হয়েছে আমরা সে বিষয়ের উপর ঈমান এনেছি এবং আপনার পূর্বে যা অবর্তীণ হয়েছে। তারা বিরোধীয় বিষয়কে শয়তানের দিকে নিয়ে যেতে চায়, অথচ তাদের প্রতি নির্দেশ হয়েছে, যাতে তারা ওকে মান্য না করে। পক্ষান্তরে শয়তান তাদেরকে প্রতারিত করে পথভ্রষ্ট করে ফেলতে চায়।
Çince
难道你们没有看见吗?自称确信降示给你的经典和在你之前降示的经典的人,欲向塔吾特起诉——同时他们已奉令不要信仰他——而恶魔欲使他们深入迷误中。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Peygamber! Münafıkların, sana ve senden önceki peygamberlere indirilenlere dair çelişkilerini görmüyor musun? Onlar aralarındaki anlaşmazlıklarda, Allah’ın dini dışında insanların koyduğu hükümlerle hükmedilmesini istiyorlar. Oysa onlar bunu inkâr etmekle emrolunmuşlardı. Doğrusu şeytan onları doğru yolu asla bulamayacakları şekilde haktan çok çok uzaklaştırmak istiyor.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
60- Sana indirilene ve senden önce indirilmiş olanlara iman ettiğini iddia edenleri görmedin mi? Tağutun hükmüne başvurmak istiyorlar. Hâlbuki onu inkâr etmekle emrolunmuşlardı. Şeytan onları uzak bir sapıklıkla (büsbütün) saptırmak ister. 61- Onlara:“Allah’ın indirdiğine ve peygambere gelin!” denilince münafıkların senden alabildiğine yüz çevirdiğini görürsün. 62- Elleri ile yaptıkları yüzünden başlarına bir musibet gelip çattığı zaman halleri nasıl olacak? Sonra sana gelirler de:“Biz iyilik etmekten ve arabulmaktan başka bir şey istemedik” diye Allah’a yemin ederler. 63- İşte bunlar, Allah’ın kalplerinde olanı bildiği kimselerdir. Artık onlardan yüz çevir. Onlara öğüt ver ve kendilerine haklarında etkileyici sözler söyle. 60-61. Yüce Allah kullarına münafıkların durumlarının hayret edilecek bir hal olduğunu belirtmektedir. Zira onlar “sana indirilene ve senden önce indirilmiş olanlara” yani Allah Rasûlünün getirdiklerine ve onlardan önceki peygamberlerin getirdiklerine “iman ettiğini iddia” eden kimselerdir. Buna rağmen “Tağutun hükmüne başvurmak istiyorlar.” Tağut, Allah’ın şeriatı dışında hüküm veren herkestir. “Halbuki onu inkâr etmekle emrolunmuşlardı.” İman ile tağutun hükmüne başvurmak nasıl bir arada olabilir? Çünkü iman Allah’ın şeriatına bütün hususlarda bağlı kalıp itaat etmeyi ve bu şeriatın hükmüne başvurmayı gerektirir. Kendisinin mü’min olduğunu iddia etmekle birlikte tağutun hükmünü Allah’ın hükmüne tercih etmekte olan bir kimse ise bu iddiasında yalancıdır. Bu, şeytanın onları saptırdığı hususlar arasındadır. Bundan dolayı Yüce Allah:“Şeytan onları uzak bir sapıklıkla” haktan “(büsbütün) saptırmak ister” buyurmaktadır. 62. “Elleri ile yaptıkları” günahlar ki tağutun hükmüne başvurmak da bunlar arasındadır “yüzünden başlarına bir musibet gelip çattığı zaman” bu sapkın kimselerin “halleri nasıl olacak? Sonra sana” yaptıklarından özür beyan etmek için “gelirler de: Biz iyilik etmekten ve arabulmaktan başka bir şey istemedik.” Yani biz bunu yaparken davacı taraflara iyilik yapmaktan ve aralarını bulmaktan başka bir maksadımız yoktu “diye Allah’a yemin ederler.” Ancak bu iddialarında yalancıdırlar. Çünkü esas iyilik, Allah ve Rasûlünün hükmüne başvurmaktır. Kesin kanaate ve inanca sahip olan bir topluluk için hükmü Allah’tan daha güzel olan kimdir? Bundan dolayı Yüce Allah bir sonraki âyet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: 63. “İşte bunlar, Allah’ın kalplerinde olanı” münafıklıklarını ve kötü maksatlarını “bildiği kimselerdir. Artık onlardan yüz çevir” onlara aldırış etme, yapıp işlediklerinden ötürü onlara karşılık verme. “Onlara öğüt ver” Yüce Allah’ın hükmünü onlara açıkla, Allah’a itaate onları teşvik et ve bu hükmü terk etmelerinden onları sakındır “ve kendilerine haklarında etkileyici sözler söyle!” Onlarla baş başa kalarak ve gizlice onlara öğüt ver. Çünkü bu, maksadı daha iyi gerçekleştirir. Yapmakta ve işlemekte oldukları dolayısı ile onları azarlamakta ve bundan vazgeçirmekte elindeki bütün imkânları kullan. Bu buyruk, masiyet işleyen kimseden yüz çevirilecek olsa dahi gizlice ona öğüt verileceğine ve maksadın elde edildiği düşülene kadar ona öğüt verilmeye devam edileceğine delildir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Önceki âyette “Allah’a ve âhirete gerçekten iman edenlerin, anlaşmazlıkları Allah’a ve resulüne götürecekleri” ifade buyurulmuştu. Bu âyette ise “inandım” dedikleri halde gerçekten inanmayanların (münafıklar) anlaşmazlık çıktığında nasıl hareket ettikleri anlatılıyor ve onların şahsında âdeta bir iman testi yapılıyor. Hz. Peygamber’in Medine hayatı başladığında bazı yahudiler menfaatleri icabı İslâm’ı kabul etmiş gibi göründüler. İlk münafıklar arasında bunlar da bulunduğu için “... senden önce indirilenlere inandıklarını ileri sürenler” ifadesi kullanılmıştır. Âyet için birkaç nüzûl sebebi rivayet edilmiştir. Bunların tamamında ortak olan unsur, mümin olduğu veya mümin göründüğü halde anlaşmazlığı Allah’a ve resulüne götürerek çözmeye razı olmamak, bir başkasını (tâgutu, meselâ Kâ‘b b. el-Eşref’i veya kâhin Ebû Bürde el-Eslemî’yi) onların yerine koymak ve onun çözümüne rızâ göstermektir (nüzûl sebepleri için bk. Buhârî, “Şirb”, 6-9; Müslim, “Fezâil”, 129; İbn Kesîr, II, 304-305; Şevkânî, I, 544).
Nisâ Suresi 60. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Peygamber! Münafıkların, sana ve senden önceki peygamberlere indirilenlere dair çelişkilerini görmüyor musun? Onlar aralarındaki anlaşmazlıklarda, Allah’ın dini dışında insanların koyduğu hükümlerle hükmedilmesini istiyorlar. Oysa onlar bunu inkâr etmekle emrolunmuşlardı. Doğrusu şeytan onları doğru yolu asla bulamayacakları şekilde haktan çok çok uzaklaştırmak istiyor.