Dinlerini oyun ve eğlenceye alanları, dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak. Kuran ile öğüt ver ki, bir kimse kazandığıyla helake düşmeye görsün, o takdirde Allah'dan başka ona ne bir yardımcı, ne de bir kurtarıcı bulunur; her türlü fidyeyi de verse kabul olunmaz. Kazandıklarından ötürü yok olanlar işte bunlardır. İnkar etmelerinden dolayı kızgın içecek ve can yakıcı azab onlaradır
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Dinlerini oyun ve eğlenceye alanları, dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak. Kuran ile öğüt ver ki, bir kimse kazandığıyla helake düşmeye görsün, o takdirde Allah'dan başka ona ne bir yardımcı, ne de bir kurtarıcı bulunur; her türlü fidyeyi de verse kabul olunmaz. Kazandıklarından ötürü yok olanlar işte bunlardır. İnkar etmelerinden dolayı kızgın içecek ve can yakıcı azab onlaradır
Elmalılı Hamdi Yazır
Dinlerini bir oyun ve bir eğlence edinen ve kendilerini dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! Ve hiçbir kimsenin kazandığı şey yüzünden kendisini helake atmamasını, kendisi için Allah'tan başka hiç bir dost ve hiçbir şefaatçi bulunmadığını Kur'ân ile hatırlat. O, azaptan kurtulmak için bütün varını feda etse, kendisinden alınmaz. Onlar kazandıkları şey yüzünden helake uğratılmışlardır. Onlar için, inkâr ettiklerinden dolayı kaynar bir içecek ve can yakıcı bir azab vardır.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Dinlerini oyun ve eğlence haline getirmiş, dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak da o Kur'an ile şunu hatırlat: Bir kişi, kendi elinin üretip kazandığına teslim edilirse onun, Allah dışında ne bir dostu kalır ne de şefaatçısı. Her türlü fidyeyi verse de ondan kabul edilmez. İşte bunlar, kazandıklarına teslim edilmişlerdir. Nankörlük ettiklerinden ötürü onlar için kaynar sudan bir içki ve korkunç bir azap vardır.
Süleyman Ateş
Bırak o dinlerini oyun, eğlence yerine koyan ve dünya hayatının aldattığı kimseleri de, sen o (Kur'an) ile (şunu) hatırlat ki, bir kişi, yaptığı işin eline teslim edilmeye görsün, (yoksa) Allah'tan başka onun ne bir dostu, ne de bir yardımcısı olmaz. (Amelinin elinden kurtulmak için) her türlü fidyeyi verse de ondan kabul edilmez. İşte onlar, kazandıklarının eline teslim edilmişlerdir. Onlar için kaynar sudan bir içki ve inkarlarından dolayı da acı bir azab vardır!
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.4%
İngilizce
And leave those who take their religion as amusement and diversion and whom the worldly life has deluded. But remind with the Qur'an, lest a soul be given up to destruction for what it earned; it will have other than Allah no protector and no intercessor. And if it should offer every compensation, it would not be taken from it. Those are the ones who are given to destruction for what they have earned. For them will be a drink of scalding water and a painful punishment because they used to disbelieve
Fransızca
Laisse ceux qui prennent leur religion pour jeu et amusement, et qui sont séduits par la vie sur terre. Et rappelle par ceci (le Coran) pour qu'une âme ne s'expose pas à sa perte selon ce qu'elle aura acquis, elle n'aura en dehors d'Allah, ni allié ni intercesseur. Et quelle que soit la compensation qu'elle offrirait, elle ne sera pas acceptée d'elle. Ceux-là se sont abandonnés à leur perdition à cause de ce qu'ils ont acquis. Leur breuvage sera l'eau bouillante et ils auront un châtiment douloureux, pour avoir mécru
İspanyolca
Pero apártate de quienes toman su vida y sus creencias a la ligera y se dedican a la diversión seducidos por los gozos transitorios de esta vida. Exhorta con el Corán para que comprendan que toda alma responderá por sus obras, y que nadie tendrá fuera de Dios protector ni intercesor. Y aunque ofrezcan toda clase de rescate [para salvarse del castigo] no se les aceptará. Esos serán quienes sufrirán las consecuencias por lo que cometieron, donde se les dará de beber un líquido hirviendo, y tendrán un castigo doloroso por haber negado la verdad
Rusça
Покинь тех, которые считают свою религию забавой и потехой и обольщаются мирской жизнью. Но увещевай их этим, дабы душа не обрекла себя на погибель тем, что приобрела, когда не будет у нее покровителя и заступника, кроме Аллаха, и когда от нее ничего не будет принято, какой бы выкуп она ни предложила. Они обрекли себя на погибель тем, что приобрели. Им уготованы кипящее питье и мучительные страдания за то, что они были неверующими
Endonezce
Tinggalkanlah orang-orang yang menjadikan agamanya sebagai permainan dan senda gurau, dan mereka telah tertipu oleh kehidupan dunia. Peringatkanlah (mereka) dengan Alquran agar setiap orang tidak terjerumus (ke dalam neraka), karena perbuatannya sendiri. Tidak ada baginya pelindung dan pemberi syafaat (pertolongan) selain Allah. Dan jika dia hendak menebus dengan segala macam tebusan apa pun, niscaya tidak akan diterima. Mereka itulah orang-orang yang dijerumuskan (ke dalam neraka), disebabkan perbuatan mereka sendiri. Mereka mendapat minuman dari air yang mendidih dan azab yang pedih disebabkan kekafiran mereka dahulu
Bengalce
তাদেরকে পরিত্যাগ করুন, যারা নিজেদের ধর্মকে ক্রীড়া ও কৌতুকরূপে গ্রহণ করেছে এবং পার্থিব জীবন যাদেরকে ধোঁকায় ফেলে রেখেছে। কোরআন দ্বারা তাদেরকে উপদেশ দিন, যাতে কেউ স্বীয় কর্মে এমন ভাবে গ্রেফতার না হয়ে যায় যে, আল্লাহ ব্যতীত তার কোন সাহায্যকারী ও সুপারিশকারী নেই এবং যদি তারা জগতের বিনিময়ও প্রদান কবে, তবু তাদের কাছ থেকে তা গ্রহণ করা হবে না। একাই স্বীয় কর্মে জড়িত হয়ে পড়েছে। তাদের জন্যে উত্তপ্ত পানি এবং যন্ত্রণাদায়ক শাস্তি রয়েছে-কুফরের কারণে।
-Ey Rasûl- Dinlerini oyun ve eğlence edinen, onunla alay edip dalga geçen müşrikleri bırak. Dünya hayatının geçici serveti onları aldattı. -Ey Peygamber!- İnsanlara Kur'an ile nasihat et ki, kazandığı günahlar sebebi ile hiçbir nefis helak olmaya sürüklenmesin. Zira o, nefis için Allah'tan başka yardım alacağı ne bir dost, ne de kıyamet gününde kendisinden Allah'ın azabını engelleyecek bir şefaatçi vardır. O, Allah'ın azabından kurtulmak için neyi fidye olarak verse, yine de ondan alınıp kabul edilmez. İşte işlemiş oldukları günahlarla kendi nefislerini helaka sürükleyenler için kıyamet gününde yakıp kavuran içecek ve içinde bulundukları küfürden dolayı can yakıcı azap vardır.
70- Dinlerini oyun ve eğlence edinip de dünya hayatının kendilerini aldatmış olduğu kimseleri (kendi hallerine) bırak. Her bir nefsin kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmemesi için sen, onunla öğüt ver. Ki (o vakit) onun Allah’tan başka hiçbir dost ve şefaatçisi olmaz. Ne kadar fidye verirse versin ondan alınmaz. İşte böyleleri kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanmalarından dolayı onlar için kaynar sudan bir içecek ve can yakıcı bir azap vardır.
70. Kullardan istenen tek olan Allah’a, O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet etmeleri, bütün güçlerini O’nun rızası uğrunda ve sevdiği yollarda harcamak sureti ile dinlerini yalnızca Allah’a halis kılmalarıdır. Bu ise kalbin Yüce Allah’a yönelmesini, O’na dönmesini, kulun yaptıklarının faydalı ve ciddi olmasını, oyun olmamasını, riyakarlık ve desinler diye değil de yalnızca Allah’ın rızası için, ihlasla yapılmasını içermektedir. İşte kendisine din denilebilecek, gerçek din budur. Her kim hak üzere olduğunu, dine bağlı ve takva sahibi olduğunu iddia edip de dinini oyuncak ve eğlence edinmiş ise -ki bu da kalbinin Allah’ı sevmekten, O’nu tanımaktan gafil olması, kendisine zarar veren şeylere yönelmesi, batıl yolunda oyalanması, bu uğurda bedeni ile batıl taraftarları gibi hareket etmesi ile olur; çünkü amel ve çalışma eğer Allah’tan başkası için ise bu bir oyundur- işte Yüce Allah böyle birisinin terk edilmesini ve böylesinden sakınılmasını emretmekte; böylelerine aldanılmamasını istemektedir. Onun haline bakıp fiillerinden sakınılmasını, onun Yüce Allah’a yakınlaştırıcı şeyleri engellemesine aldırılmamasını emretmektedir. “Sen onunla” yani Kur’an ile “öğüt ver.” Kullara onda geçen güzellikleri, fayda verecek hususları emrederek, etraflı bir şekilde açıklayarak ve o emrin güzel niteliklerini anlatarak, diğer taraftan kullara zararlı olan şeyleri yasaklayarak, bu zararlı şeylerin türlerini genişçe açıklayarak, aynı zamanda bu zararlı şeylerde bulunan ve terk edilmesini gerektiren kötü ve çirkin nitelikleri beyan ederek öğüt ver! Bütün bunlar ise “Her bir nefsin kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmemesi için”dir. Yani kullara günahlara yönelmeden ve gaybları bilene karşı cüretkârca hareket edip korkulan sonuçlara götüren şeylere devam etmeden önce sen, gereken şekilde hatırlat ve öğüt ver ki yaptıklarından vazgeçsin, bundan çekinsin ve onları işlemesinler. “Ki (o vakit) onun Allah’tan başka hiçbir dost ve şefaatçisi olmaz..” Yani her bir nefsi günahları kuşatıp helâke sürüklemeden önce uyar ki o zaman ona ne yakını, ne arkadaşı, ne de dostu… kısaca hiçbir kimsenin faydası olmaz. Allah’tan başka hiçbir dost bulamaz ve hiçbir şefaatçinin şefaati işe yaramaz. “Ne kadar fidye verirse versin ondan alınmaz.” Yeryüzü dolusu altını feda edecek olsa dahi hiçbir türlü fidye ondan kabul edilmez ve bunun ona faydası olmaz. “İşte böyleleri” sözü geçen niteliklere sahip olanlar “kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş” ve hayırdan ümitlerini kesmiş “kimselerdir. Küfre saplanmalarından dolayı onlar için kaynar sudan” yüzlerini yakıp kavuracak, bağırsaklarını parçalayacak son derece sıcak sudan “bir içecek ve can yakıcı bir azap vardır.”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Kuşkusuz her konu gibi din hususunda da ilmî ve fikrî değerlendirmeler önemli olmakla birlikte; insanların maddî ve mânevî, ferdî ve sosyal, dünyevî ve uhrevî yönleriyle bütün hayatlarını çok yakından ilgilendiren, tarihin bütün dönemlerinde insanlığı derinden etkileyen din müessesesini önemsiz gibi telakki ederek oyun ve eğlence haline getiren insanlar artık kendileriyle konuşup tartışmaya bile değmeyecek kadar bayağılaşmış olurlar. Bu tür insanlar dünya hayatını yegâne ilgi konusu yaparak dünyanın geçici zevklerine kapıldıkları, onları her şeyin üstünde tuttukları için dini bir tür eğlence gibi düşünerek putları veya buna benzer şeyleri tanrılaştırırlar; yahut ferdin ve toplumun mânevî, ruhî, zihnî, bedenî ve dünyevî hayatını şekillendirecek olan hak dini, üzerinde ciddiyetle düşünüp benimseyecekleri yerde, alaya alırlar.
Fahreddin er-Râzî’ye göre (XIII, 27-28) çeşitli âyetlerde geçen ve dünya hayatının gerçekte bir oyun ve eğlenceden ibaret olduğunu bildiren açıklamalar (meselâ bk. En‘âm 6/32; Ankebût 29/64; Hadîd 57/20) dikkate alındığında bu âyetteki “dini bir oyuncak ve bir eğlence edinme” ifadesinin mânası daha iyi anlaşılır. Buna göre asıl oyun ve eğlence sayılması gereken şey dünya hayatıyla ilgili geçici arzu ve tutkulardır. Hakiki dindarlar, gerçeklik ve doğruluğu delillerle ispatlanmış olan hak dine bağlanıp destek olan kimselerdir. Buna karşılık dini, mevki ve mansıp kazanmak, rakiplerini yenilgiye uğratmak ve servete ulaşmak için araç haline getirenler dine sadece dünya menfaatleri için bağlanır ve bu suretle aslında dünya hayatını değil de dini oyun ve eğlence haline getirmiş olurlar. Râzî’nin getirdiği bu yorum, sahte dindarlığı çok iyi tanımlaması bakımından önemli sayılabilir.
-Ey Rasûl- Dinlerini oyun ve eğlence edinen, onunla alay edip dalga geçen müşrikleri bırak. Dünya hayatının geçici serveti onları aldattı. -Ey Peygamber!- İnsanlara Kur'an ile nasihat et ki, kazandığı günahlar sebebi ile hiçbir nefis helak olmaya sürüklenmesin. Zira o, nefis için Allah'tan başka yardım alacağı ne bir dost, ne de kıyamet gününde kendisinden Allah'ın azabını engelleyecek bir şefaatçi vardır. O, Allah'ın azabından kurtulmak için neyi fidye olarak verse, yine de ondan alınıp kabul edilmez. İşte işlemiş oldukları günahlarla kendi nefislerini helaka sürükleyenler için kıyamet gününde yakıp kavuran içecek ve içinde bulundukları küfürden dolayı can yakıcı azap vardır.