Diyanet İşleri
O, kulların üstünde tek hakimdir. Size koruyucu(melek)ler gönderir, nihayet birinize ölüm gelince elçilerimiz onun canını alırlar, onlar (bu hususta) hiç geri kalmazlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
O, kulları üzerinde hükümranlığı sürdürür ve size koruyucular gönderir, sonunda sizden birinize ölüm geldiği vakit elçilerimiz, hiç eksiklik yapmadan, onun canını alırlar.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Kulları üzerinde egemenlik sahibi Kaahir'dir O. Üzerinize koruyucular gönderir. Nihayet ölüm birinize geldiğinde, elçilerimiz onu vefat ettirirler. Ne vaktinden önce iş yaparlar onlar ne de vaktinden sonra.
Süleyman Ateş
O, kulların üstünde tek hakimdir. Size koruyucu(melek)ler gönderir, nihayet birinize ölüm gelince elçilerimiz onun canını alırlar, onlar (bu hususta) hiç geri kalmazlar.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Yüce Allah kulları üstünde mutlak galip olan; her hususta onlardan yüce ve üstlerinde olan, her şeyin kendisine boyun eğdiği, Allah -Subhanehu ve Teâlâ- Celaline yakışır bir şekilde kullarının üzerinde olandır. -Ey insanlar!- Sizden birinin eceli sona erip ölüm meleği ve yardımcıları onun ruhunu alana kadar amellerini kaydedecek değerli melekleri size gönderir. Zira onlar emredildikleri hususta hiçbir kusur yapmazlar.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
60- O, geceleyin (uykuda) sizin canlarınızı alan, gündüz ne kazandığınızı bilen, sonra sizi belli bir ecel tamamlansın diye güzdüz vakti (uykudan uyandırıp) diriltendir. Sonra dönüşünüz yalnız O’nadır. Sonra da neler yaptığınızı size haber verecektir. 61- O, kullarının üstünde kâhirdir. Üzerinize koruyucular da gönderir. Nihâyet birinize ölüm geldiğinde elçilerimiz onun ruhunu alırlar ve hiçbir kusur etmezler. 62- Sonra onlar hak mevlâları olan Allah’a döndürülürler. Dikkat edin, hüküm ancak O’nundur ve O, hesap görenlerin en hızlısıdır.
60. Yüce Allah, kullarının işlerini uykularında da uyanıkken de tek başına idare ettiğini, geceleyin uykuda onları ölü gibi uyuttuğunu, buna bağlı olarak hareketlerinin durduğunu ve bedenlerinin dinlendiğini haber vermektedir. Uykularından da onları yine O diriltir ki dini ve dünyevi maslahatları hususunda gerekeni yerine getirsinler. Allah, neler yaptıklarını, ne kazandıklarını da bilir. Ezelden beri bu şekilde onlar üzerinde tasarrufta bulunur. Ecelleri sona erinceye kadar da onlardaki bu tasarrufu böylece devam eder. Bu idare gereğince belli bir ecel de hükme bağlanıp sona erer ki bu ecel, dünya hayatındaki eceldir. Bundan sonra bir başka ecel vardır ki o ölümden sonra diriliştir. İşte bundan dolayı Yüce Allah:“Sonra dönüşünüz yalnız O’nadır” başkasına değildir; ”sonra da neler yaptığınızı” hayır olsun şer olsun “size haber verecektir” buyurmaktadır.
61. “O” Yüce Allah “kullarının üstünde kâhirdir.” Yani her şeyi kapsayan iradesi ve genel kapsamlı meşieti onlar hakkında geçerlidir. Onlar bu işte hiçbir şeye sahip değildirler. O’nun izni olmaksızın hareket de edemezler, hareketsiz de duramazlar. O kullarına meleklerden “koruyucular” görevlendirmiştir. Bu koruyucular hem kulları korur, hem de onların neler yaptıklarını tespit ederler. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Şüphe yok ki üzerinizde koruyucular, çok şerefli yazıcılar vardır. Onlar ne yaparsanız bilirler.”(el-İnfitar, 80/10-12); “Sağında ve solunda oturan, yaptıklarını tespit eden iki (melek) vardır. O bir söz söylemeyedursun mutlaka onun yanında (yazmaya) hazır bir gözetleyici vardır.”(Kaf, 50/17-18) Bu Yüce Allah’ın kullarını hayatta oldukları sürece korumasıdır. “Nihâyet birinize ölüm geldiğinde elçilerimiz” yani ruhları kabzetmekle görevli olan melekler “onun ruhunu alırlar ve” bu hususta “hiçbir kusur etmezler.” Allah’ın o kul hakkında takdir edip hükme bağladığı ömre bir an ilâve de etmezler bir an eksiltmezler de. Onlar bu konuda ancak ilâhi hükümlere ve Rabbanî takdirlere uygun uygulamalar yaparlar.
62. “Sonra” ölümden ve berzah alemindeki hayattan, o hayattaki hayır ve şerden sonra “onlar hak Mevlâları olan” yani kaderî hükmü ile onlara hükmünü icra eden ve onlar hakkında dilediği çeşitli tedbirleri uygulamaya koyan, emir ve yasaklar belirleyen, onlara peygamberler gönderip kitaplar indiren “Allah’a döndürülürler.” O’na döndürülürler ki, amellerinin karşılığı olan hükmü haklarında versin, işlemiş oldukları hayırlara mükâfaat, kötülük ve günahlarına karşı da ceza versin. Bundan dolayı:“Dikkat edin, hüküm” hiçbir ortağı olmaksızın “ancak O’nundur. Ve O, hesap görenlerin en süratlisidir.” Çünkü O’nun ilmi ve amellerinizi Levh-i Mahfuz’da koruyup tespit etmesi kemâl derecesindedir. Daha sonra melekler de ellerinde bulunan amel defterlerinde onların amellerini tespit etmişlerdir. Yaratan ve idare eden, kulları üzerinde kahir olan yalnızca O olduğuna göre, bütün hallerinde onlara en mükemmel şekilde itina gösterdiğine göre, kaderî hüküm ve şer’î hüküm ile cezaî hüküm vermek yalnız O’nun hak ve yetkisinde bulunduğuna göre, müşrikler neye dayanarak bu sıfat ve niteliklere sahip olan yüce Rabbi bırakıyorlar? Emretmek yetkisine kısmen dahi sahip olmayan, zerre kadar bir fayda sağlayamayan, hiçbir kudret ve iradesi bulunmayan varlıklara ibadete neden yöneliyorlar? Müşrikler Yüce Allah’a şirk koşmakla, nankörlük etmekle meydan okudukları, yalan ve iftirada bulunarak azametine karşı cüretkârlık gösterdikleri halde Allah’ın onlara karşı hilmini, affediciliğini, rahmetini, bu şekilde davranmalarına rağmen onlara afiyet ve rızık verdiğini bilecek olsalardı, elbette ki O’nu tanımayı arzu ederler ve O’nun sevgisine gark olup akılları hayretlere kapılırdı. Kendilerine ise alabildiğine gazap duyar ve öfke beslerlerdi. Çünkü rezilliğe ve hüsrana götüren şeytanın davetine itaat etmişlerdir. Ama o müşrikler akıllarını kullanmayan bir topluluktur.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Koruyucular” diye tercüme edilen hafaza kelimesi, eski tefsirlerde genellikle “Kirâmen Kâtibîn” (değerli yazıcılar) adı verilen ve insanların bütün amellerini kaydetmekle görevlendirilen melekler şeklinde yorumlanmıştır. Şevkânî, daha ihtiyatlı bir ifade ile, hafazayı “sizi koruyan melekler” şeklinde açıklamıştır. Ayrıca “Oysa sizi gözetleyen muhafızlar, değerli yazıcılar var” (İnfitâr 82/10) meâlindeki âyeti de zikrederek, bunların insanları “âfetlerden koruyan” ve “amelleri tesbit eden kimseler” (melekler) olduklarını belirtir (Şevkânî, II, 144). Bazı yeni tefsirlerde hafaza kelimesinin yukarıdaki anlamı yanında, canlıların bedenî ve ruhî varlığını koruyan çeşitli psikolojik güçler, yetenekler ve organlar olabileceği yönünde görüşler de yer alır (bk. Elmalılı, II, 1951; Ateş, III, 160).
Şüphesiz –59. âyette açık olarak belirtildiği üzere– yüce Allah’ın ilmi, böyle yazıcı meleklerin tuttukları amel defterlerine gerek kalmayacak şekilde, insanların bütün yaptıklarını kuşatmaktadır. Bu durumda meleklerin amelleri yazmalarının hikmeti, “insanların, yapmakta oldukları işlerin anında yazıldığını ve âhirette yazıcı meleklerin şahitliğiyle amel defterlerine kaydedilmiş olan işlerinin kendilerine tek tek okunacağını düşünerek daha dikkatli davranmalarını sağlama” gibi mânalarla açıklanmıştır (Zemahşerî, II, 19).
Yine 61. âyette geçen “elçiler”den maksat, müfessirlerin çoğunluğuna göre, Azrâil ismiyle bilinen “ölüm meleği” ile onun yardımcıları olan başka meleklerdir. Bu melekler insanların amellerini kaydetmekte veya ömrü bitenlerin ruhunu kabzetmekte asla kusur etmezler (ayrıca bk. Bakara 2/30; Secde 32/11).