Önceki ayet· 51:49Sonraki ayet· 51:51

Zâriyât Suresi 50. Ayet· 51:50

↗ Zâriyât suresi
Mekki
فَفِرُّوٓاْ إِلَى ٱللَّهِۖ إِنِّي لَكُم مِّنۡهُ نَذِيرٞ مُّبِينٞ
De ki: "Öyleyse Allah'a koşusun; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım
Meal ihtilafı: 7% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
De ki: "Öyleyse Allah'a koşusun; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey Muhammed! de ki: "Öyleyse Allah'a koşun, gerçekten ben size O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
O halde Allah'a kaçın/sığının! Ben size O'ndan gelmiş açıklayıcı bir uyarıcıyım.
Süleyman Ateş
O halde Allah'a kaçın, ben size O'nun tarafından görevlendirilmiş apaçık bir uyarıcıyım.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.7%
İngilizce
So flee to Allah. Indeed, I am to you from Him a clear warner
Fransızca
«Fuyez donc vers Allah. Moi, je suis pour vous de Sa part, un avertisseur explicite
İspanyolca
[Diles ¡oh, Mujámmad!:] "Corran hacia Dios, [y sepan que] yo soy un amonestador que habla claro
Rusça
Скажи: «Бегите же к Аллаху. Воистину, я являюсь для вас предостерегающим и разъясняющим увещевателем от Него
Endonezce
Maka segeralah kembali kepada (menaati) Allah. Sungguh, aku seorang pemberi peringatan yang jelas dari Allah untukmu
Bengalce
অতএব, আল্লাহর দিকে ধাবিত হও। আমি তাঁর তরফ থেকে তোমাদের জন্যে সুস্পষ্ট সতর্ককারী।
Çince
你说:“你们应当逃归安拉,我对于你们确是一个坦率的警告者。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah'a itaat ederek ve O'na karşı gelmekten sakınarak azabından mükâfatına kaçın. -Ey insanlar!- O'nun cezalandırmasından sizi sakındıran apaçık bir uyarıcıyım.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
47- Biz göğü büyük bir kudretle bina ettik ve şüphesiz biz genişlik vereniz. 48- Yeryüzünü de yayıp döşedik ki hem de ne güzel döşedik! 49- Her şeyden de çift çift yarattık. Belki düşünüp öğüt alırsınız. 50- “O halde Allah’a kaçın. Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.” 51- “Allah ile birlikte başka bir ilâh edinmeyin. Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.” 47. Yüce Allah, pek büyük kudretini beyan etmek üzere şöyle buyurmaktadır:“Biz göğü” pek büyük bir “kudretle bina ettik.” Onu yarattık ve sapasağlam kıldık. Onu yeryüzüne ve üzerindekilere bir tavan yaptık. “Ve şüphesiz Biz” onun ucuna bucağına, etrafına “genişlik vereniz.” Aynı şekilde bizler rızık ile de kullarımıza genişlik verenleriz. Öyle ki Allah, ıpıssız ve kurak çöllerde, denizin dalgaları içinde, ulvi ve süfli âlemin bucaklarında, kendisine yeterli rızık ulaşmadık ve ihtiyacına yetecek kadar ihsanları ulaştırmadık hiçbir canlı bırakmamıştır. Cömertlik ve ihsanı bütün mahlukatı kuşatan Allah’ın şanı ne yücedir! Rahmeti bütün yaratıkları kapsayan Allah’ın şanı ne mübarektir! 48. “Yeryüzünü de yayıp döşedik.” Yani Biz orayı insanlara bir döşek kıldık. Böylece onlar orada meskenler yapmak, ağaç dikmek, ekin ekmek, oturmak, ekip-biçmek, istedikleri yerlere ulaştıran yolları izlemek gibi maslahatlarına olan her bir hususu gerçekleştirmek imkânına sahip oldular. Döşek, bazen her bakımdan kendisinden yararlanılmaya elverişli olabildiği gibi, bazen de bazı yönleri ile elverişli, bazı yönleri ile elverişsiz olabilir. Bundan ötürü Yüce Allah, yeryüzünü en mükemmel ve en güzel şekilde döşemiş olduğunu haber vermekte ve bundan dolayı kendi zatını överek:“hem de ne güzel döşedik!” buyurmaktadır ki O, hikmet ve rahmetinin gerektirdiği şekilde yeryüzünü kullarının menfaatine olmak üzere döşemiştir. 49. “Her şeyden de çift çift yarattık.” Bütün canlı türlerinden erkek ve dişi olmak üzere iki sınıf yarattık. “Belki düşünüp öğüt alırsınız.” Allah’ın size ihsan etmiş olduğu nimetlerini takdir eder ve bunlardaki hikmet üzerinde iyice düşünürsünüz. Çünkü O, bütün canlı türlerinin varlıklarını devam ettirebilmesi için gerekli sebepleri yaratmıştır. Bu varlıkları geliştirmek, onları hizmetlerinizde kullanmak için ve onları besleyesiniz diye böyle yapmıştır. Bunun neticesinde de sizler, pek çok menfaatler elde edersiniz. 50. Yüce Allah, kullarını kendisinden korkmayı, kendisine yönelmeyi gerektiren ibret ve delilleri üzerinde dikkatle düşünmeye davet ettikten sonra bundan kastedilen hususu emretmektedir ki o da Yüce Allah’a ibadettir. Yani gizli olsun, açık olsun Allah’ın sevmediği ve hoşlanmadığı şeylerden, gizli olsun, açık olsun O’nun sevdiği şeylere kaçın. Cehaletten ilme, küfürden imana, isyandan itaate, gafletten zikre (O’nu anıp hatırlamaya) kaçın. Bunları eksiksiz olarak yerine getiren bir kimse, dini tamamen yerine getirmiş, korktuğu şeylerden uzak kalmış, bütün istek ve maksatlarını elde etmiş olur. Yüce Allah’ın kendisine yönelişi “kaçış” diye adlandırması, O’ndan başkasına yönelişte her türlü tehlikenin, korkulacak ve hoşlanılmayacak şeylerin olması dolayısıyladır. Allah’a yönelişte ise her çeşit sevinç, güvenlik, neşe, mutluluk ve kurtuluş vardır. O nedenle kul, Allah’ın kaza ve kaderinden yine Allah’ın kaza ve kaderine kaçar. Korkulan her şeyden kaçılır, ancak Yüce Allah hariç. Çünkü O’ndan ne kadar korkulursa o kadar O’na kaçılır. “Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.” Allah’ın azabı ile sizi korkutup uyarıyorum ve benim korkutup uyarmam gâyet açıktır. 51. “Allah ile birlikte başka bir ilâh edinmeyin.” İşte bu da Allah’a kaçışa dahildir. Hatta Allah’a kaçışın temelidir. Kul, Allah’tan başka birtakım putları, kabirleri, türbeleri veya bunlara benzer Allah’tan başka kendisine ibadet edilen her türlü varlığı ilâh edinmekten kaçar ve ibadetini yalnız Rabbi olan Allah’a yapar; yalnız O’ndan korkar, O’ndan ümid eder, O’na dua eder ve O’na yönelir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
O halde Allah'a koşun. Şüphesiz ben, size O'nun katından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.
Zâriyât Suresi 50. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Allah'a itaat ederek ve O'na karşı gelmekten sakınarak azabından mükâfatına kaçın. -Ey insanlar!- O'nun cezalandırmasından sizi sakındıran apaçık bir uyarıcıyım.