Önceki ayet· 5:62Sonraki ayet· 5:64

Mâide Suresi 63. Ayet· 5:63

↗ Mâide suresi
Medeni
لَوۡلَا يَنۡهَىٰهُمُ ٱلرَّبَّـٰنِيُّونَ وَٱلۡأَحۡبَارُ عَن قَوۡلِهِمُ ٱلۡإِثۡمَ وَأَكۡلِهِمُ ٱلسُّحۡتَۚ لَبِئۡسَ مَا كَانُواْ يَصۡنَعُونَ
Rabbe kul olanlar ve bilginlerin onlara günah söz söylemeyi ve haram yemeyi yasak etmeleri gerekmez miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Rabbe kul olanlar ve bilginlerin onlara günah söz söylemeyi ve haram yemeyi yasak etmeleri gerekmez miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür
Elmalılı Hamdi Yazır
Gerçek dindarların ve din bilginlerinin, onları günah olan bir söz söylemekten ve haram yemekten men etmeleri gerekmez miydi? Yaptıkları şey ne kötüdür!
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Ruhbanları ve hahamları onları, günah oluşturan sözlerinden, haram yemekten alıkoysalardı olmaz mıydı? Ne kötüdür onların sınaat/teknoloji olarak üretmekte oldukları.
Süleyman Ateş
Rabbanilerin ve hahamların, onları günah söz söylemekten, haram yemekten menetmeleri gerekmezmiydi? Yaptıkları şey ne kötüdür!
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.0%
İngilizce
Why do the rabbis and religious scholars not forbid them from saying what is sinful and devouring what is unlawful? How wretched is what they have been practicing
Fransızca
Pourquoi les rabbins et les docteurs (de la Loi religieuse) ne les empêchent-ils pas de tenir des propos mensongers et de manger des gains illicites? Que leurs actions sont donc mauvaises
İspanyolca
¿Por qué sus maestros y rabinos no les prohíben mentir y usurpar los bienes ajenos? ¡Qué mal está lo que hacen
Rusça
Почему же раввины и первосвященники не удерживают их от греховных речей и пожирания запретного? Воистину, скверно то, что они творят
Endonezce
Mengapa para ulama dan para pendeta mereka tidak melarang mereka mengucapkan perkataan bohong dan memakan yang haram? Sungguh, sangat buruk apa yang mereka perbuat
Bengalce
দরবেশ ও আলেমরা কেন তাদেরকে পাপ কথা বলতে এবং হারাম ভক্ষণ করতে নিষেধ করে না? তারা খুবই মন্দ কাজ করছে।
Çince
一般明哲和博士,怎么不禁戒他们妄言罪恶,吞食贿赂呢?他们的行为真恶劣!
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onların dini liderleri ve âlimlerinin onları yalan söylemekten, yalan şahitlikten, haksız yere insanların malını yemekten nehyetmeleri gerekmez mi? Onları kötülük yapmaktan engellemeyen dini liderlerinin ve âlimlerinin yapmış olduğu bu davranışları ne kötüdür.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
59- De ki:“Ey ehl-i kitap! Bizi kınamanızın bizim Allah’a, bize indirilene ve daha önce indirilenlere iman etmemizden ve sizin çoğunuzun da fasık olmasından başka bir sebebi var mı?” 60- De ki:“Allah nezdinde ceza bakımından bundan daha kötüsünü (hak edenleri) size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın kendilerine lanet ettiği, gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar, domuzlar ve tağuta tapanlar çıkardığı kimselerdir. İşte yerleri daha fena ve doğru yoldan daha çok sapmış olanlar bunlardır.” 61- Size geldikleri zaman “İman ettik” derler. Halbuki küfürle girerler ve yine küfürle çıkarlar. Allah onların gizlediklerini en iyi bilendir. 62- Onlardan pek çok kimsenin günah işlemekte, düşmanlık yapmakta ve haram yemekte birbirleri ile yarıştıklarını görürsün. İşledikleri amel ne kadar da kötüdür! 63- Rabbaniler ve hahamlar, onları günah söz söylemekten ve haram yemekten alıkoysalar ya! Yaptıkları iş ne kadar kötüdür! 59. Ey Peygamber, Kitab ehlini susturmak üzere “de ki: Ey ehl-i kitap” şüphesiz İslâm dini gerçek dindir. O nedenle onların bu dine dil uzatmaları ve onu kınamaları, ancak övülmesi gereken bir sebep dolayısıyladır. “Bizi kınamanızın bizim Allah’a, bize indirilene ve daha önce indirilenlere iman etmemizden ve sizin çoğunuzun da fasık olmasından başka bir sebebi var mı?” Yani sizin bize olan şu kininizin, bizim Allah’a iman edişimizden, önceki ve sonraki kitaplarına inanmamızdan, önceki ve sonraki peygamberlere iman etmemizden ve bizim bu şekilde iman etmeyen kimsenin yoldan çıkmış bir kâfir olduğunu kesin olarak bilip ortaya koymamızdan başka bir sebebi var mı? Aslında bütün mükelleflerin en birinci görevi olan bu tutumun dışında bizi kınamanızın başka bir sebebi var mı? Bununla birlikte onların çoğu fasıktırlar. Yani Allah’a itaat sınırlarının dışına çıkıp O’na isyan fiillerini işleme cesaretini gösteren kimselerdir. O halde ey fasıklar, sizin için susmak daha uygundur. Eğer sizler fasıklıktan uzak olmakla birlikte -ki bu oldukça uzak bir ihtimaldir- bizi kınamış olsaydınız; bu kusurunuz fasık olmakla birlikte bizi tenkit edip ayıplama halinizden kötülük itibariyle daha hafif olurdu. 60. Mü’minlere dil uzatıp onları kınamaları, mü’minlerin kötülük üzere olduklarına dair bir kanaate sahip olmalarını gerektirdiğinden dolayı Allah, kendilerinin üzerinde bulundukları halin ne kadar kötü olduğunu haber vermek üzere şöyle buyurmaktadır:“De ki: Allah nezdinde ceza bakımından bundan” yani -sizin dediğinizi doğru farzedecek olursak- sizin kendisi dolayısı ile bizi kınadığınız husustan “daha kötüsünü (hak edenleri) size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın kendilerine lanet ettiği” rahmetinden uzaklaştırdığı “gazabına uğrattığı” ve dünyada da âhirette de cezalandırdığı “içlerinden maymunlar, domuzlar ve tağuta” yani şeytana “tapanlar çıkardığı kimselerdir.” Allah’tan başka kendisine ibadet edilen her bir şey tağuttur. “İşte yerleri” mü’minlere göre “daha fena ve doğru yoldan daha çok sapmış olanlar” bu çirkin niteliklere sahip olan bu kimselerdir. Müminlere gelince Allah’ın rahmeti onlara yakındır, Allah kendilerinden razı olmuş, dünyada ve âhirette onları mükâfatlandırmıştır. Çünkü onlar, dinlerini yanlızca O’na halis kılmışlardır. “doğru yoldan daha çok sapmış olanlar” Yani bunlar doğru ve orta yoldan çokça uzaklaşmışlardır. Buradaki “daha fena” ve “daha çok sapmış” şeklindeki ifadeler, gerçek anlamından başka maksatla kullanılan tafdil kiplerindendir. (Yani bu ifadelerden “müminler de sapmıştır, ama onlar daha çok sapmıştır” gibi bir anlam kastedilmemektedir.) 61. “Size geldikleri zaman” münafıklık ederek ve size karşı hilekarlık kastı ile “İman ettik, derler. Halbuki küfürle” içli dışlı oldukları halde “girerler ve yine küfürle çıkarlar.” Onların girişleri de çıkışları da küfür iledir. Bununla birlikte mü’min olduklarını iddia etmektedirler. Bunlardan daha kötü kim olabilir? Bunlardan daha çirkin hal kimin hali olabilir? “Allah onların gizlediklerini en iyi bilendir.” O nedenle hayrı ile şerri ile amellerinin karşılığını verecektir. 62. Daha sonra Allah Teala, mü’min kullarına dil uzatmaları ve onları kınamlarına karşılık mü’minlere yardımcı olmak üzere böylelerinin kusurlarını saymaya devam ederek şöyle buyurmaktadır:“Onlardan” yahudilerden “pek çok kimsenin günah işlemekte, düşmanlık yapmakta ve haram yemekte birbirleri ile yarıştıklarını görürsün.” Yani bunlar gerek Yaratıcı ile ilgili masiyetlerde gerekse de yaratılmışlara karşı haksızlık ve düşmanlıkta hırs içinde yarışırlar. Haram yemekten de geri durmazlar. Yüce Allah onların bu işleri yaptıklarını haber vermekle yetinmeyip bir de bu konuda birbirleri ile yarıştıklarını haber vermektedir ki bu, onların kötülüklerine, murdarlıklarına, nefislerinin mayasında masiyet ve zulüm sevgisinin bulunduğuna delildir. Böyle olmasına rağmen bir de kendilerinin oldukça yüce ve üstün makamlara sahip olduklarını iddia etmektedirler. “İşledikleri amel ne kadar da kötüdür!” Bu, onları ileri derecede yermek ve onları tenkit edip ayıplamak anlamını taşımaktadır. 63. “Rabbaniler ve hahamlar, onları günah söz söylemekten ve haram yemekten alıkoysalar ya!” Allah’ın kendilerine ilim ve hikmet lütfettiği kimseler olan ve insanlara faydalı olmak için ortaya çıkan ilim adamları, işlemekte oldukları masiyetlerden neden onları alıkoymuyor? Onları bu masiyetlerden alıkoymalı değiller mi? Ta ki cahilliklerinden kurtulabilsinler ve Allah’ın bunlara karşı delili de ortaya konmuş olsun. Çünkü ilim adamları, insanlara ilâhi emir ve yasakları bildirmekle, onlara şer’î yolu açıklayıp hayır işlemeye teşvik etmekle, kötülüklerden de sakındırıp uzaklaştırmakla yükümlüdürler. “Yaptıkları iş ne kadar kötüdür!”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Allah Teâlâ yahudilerin yaptıkları haksızlıklar karşısında sessiz kalıp onları uyarmayan, yalan söylemelerine ve haram yemelerine rızâ gösterip bunu engellemeyen eğitimcileri, din adamlarını ve âlimleri kınamakta, bu davranışın kötülüğünü haber vermektedir. Âlimlerin ve eğitimcilerin yanlış söz ve davranışları yanında, gerektiğinde uyarı görevini yerine getirmemeleri halkın ahlâkının ve dininin bozulmasına sebep olduğu için büyük bir sorumluluk altındadırlar. Müfessirler Kur’an’da âlimleri uyaran en sert ifadenin bu âyette olduğu kanaatindedirler (Zemahşerî, I, 350; Elmalılı, III, 1727. “Din adamları” diye tercüme edilen rabbâniyyûn hakkında bilgi için bk. Âl-i İmrân 3/79; Mâide 5/44; “âlimler” diye tercüme edilen ahbâr hakkında bilgi için bk. Mâide 5/44).
Mâide Suresi 63. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Onların dini liderleri ve âlimlerinin onları yalan söylemekten, yalan şahitlikten, haksız yere insanların malını yemekten nehyetmeleri gerekmez mi? Onları kötülük yapmaktan engellemeyen dini liderlerinin ve âlimlerinin yapmış olduğu bu davranışları ne kötüdür.