Ey inananlar! Hahamlar ve rahiplerin çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler. Allah yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda sarf etmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele
Meal ihtilafı: 2% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Ey inananlar! Hahamlar ve rahiplerin çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler. Allah yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda sarf etmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey iman edenler, şurası bir gerçektir ki, yahudi hahamları ile hıristiyan rahiplerinin bir çoğu insanların mallarını haksız yere yerler ve Allah yolundan saptırırlar. Bir de altın ve gümüşü hazineye doldurup, onları Allah yolunda sarfetmeyenleri bu yüzden acıklı bir azap ile müjdele!
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Ey iman sahipleri! Şu bir gerçek ki, hahamlardan ve rahiplerden birçoğu halkın mallarını uydurma yollarla tıkabasa yerler ve Allah'ın yolundan geri çevirirler. Altını ve gümüşü depolayıp da onları Allah yolunda harcamayanlara korkunç bir azap muştula!
Süleyman Ateş
Ey inananlar, hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve (insanları) Allah yolundan çevirirler. Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar var ya, işte onlara acı bir azabı müjdele!
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.2%
İngilizce
O you who have believed, indeed many of the scholars and the monks devour the wealth of people unjustly and avert [them] from the way of Allah. And those who hoard gold and silver and spend it not in the way of Allah - give them tidings of a painful punishment
Fransızca
O vous qui croyez! Beaucoup de rabbins et de moines dévorent, les biens des gens illégalement et [leur] obstruent le sentier d'Allah. A ceux qui thésaurisent l'or et l'argent et ne les dépensent pas dans le sentier d'Allah, annonce un châtiment douloureux
İspanyolca
¡Oh, creyentes! Muchos de los rabinos y monjes se apropian del dinero ajeno sin derecho, y desvían [a la gente] del sendero de Dios. A aquellos que atesoren el oro y la plata y no contribuyan por la causa de Dios, anúnciales un castigo doloroso
Rusça
О те, которые уверовали! Воистину, многие из первосвященников и монахов незаконно пожирают имущество людей и сбивают их с пути Аллаха. Обрадуй же тех, которые накапливают золото и серебро и не расходуют их на пути Аллаха, мучительными страданиями
Endonezce
Wahai orang-orang yang beriman! Sesungguhnya banyak dari orang-orang alim dan rahib-rahib mereka benar-benar memakan harta orang dengan jalan yang batil, dan (mereka) menghalang-halangi (manusia) dari jalan Allah. Dan orang-orang yang menyimpan emas dan perak dan tidak menginfakkannya di jalan Allah, maka berikanlah kabar gembira kepada mereka, (bahwa mereka akan mendapat) azab yang pedih
Bengalce
হে ঈমানদারগণ! পন্ডিত ও সংসারবিরাগীদের অনেকে লোকদের মালামাল অন্যায়ভাবে ভোগ করে চলছে এবং আল্লাহর পথ থেকে লোকদের নিবৃত রাখছে। আর যারা স্বর্ণ ও রূপা জমা করে রাখে এবং তা ব্যয় করে না আল্লাহর পথে, তাদের কঠোর আযাবের সুসংবাদ শুনিয়ে দিন।
Ey iman edenler ve Allah'ın kendilerine şeriat/din kıldığı şeyler ile amel edenler! Muhakkak ki Yahudilerin âlimlerinin ve Hristiyanların abidlerinin çoğunluğu, dinen herhangi bir hakları olmadığı halde insanların mallarını haksız yere yerler. Onlar, insanların mallarını rüşvet ve benzeri yollarla ele geçirirler ve insanları, Allah'ın dinine girmekten alıkoyarlar. -Ey Peygamber!- Altın ve gümüşü biriktirip üzerlerine farz olan zekâtı vermeyenler var ya; işte onlara, kendilerini kıyamet günü üzecek olan acıklı azabı haber ver.
34- Ey iman edenler! Hahamların ve rahiplerin birçoğu insanların mallarını batıl yollarla yerler ve Allah yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü yığıp biriktiren ve onları Allah yolunda infak etmeyenler var ya onlara can yakıcı bir azabı müjdele! 35- O gün bunlar, cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak ve onlara:“İşte kendiniz için yığıp biriktirdikleriniz! Haydi, biriktirdiğiniz şeyleri tadın bakalım!” denecek.
34. “Ey iman edenler! Hahamların ve rahiplerin birçoğu…” Bu buyrukla Yüce Allah, mü’min kullarını insanların mallarını batıl yollarla yani haksız şekilde yiyen ve Allah’ın yolundan alıkoyan alim ve abidlerden oluşan haham ve rahiplerin birçoğuna karşı uyarmaktadır. Çünkü bunlar, insanların mallarından birtakım maaşlar alıyor yahut da insanlar bunlara kendi mallarının bir kısmını veriyorlarsa hiç şüphesiz bunun sebebi, onların ilimleri, ibadetleri, hidâyette olmaları ve doğru yola iletmeleridir. Bunlar ise bu malları almakla birlikte insanları Allah’ın yolundan alıkoymaktadırlar. Dolayısı ile onların bu malları almaları bir haksız kazanç ve zulümdür. Çünkü insanların bunlara mallarını gönül hoşluğu ile vermelerinin tek amacı, kendilerine Sırat-ı Müstakimi göstermelerini istemeleridir. Onların insanların mallarını haksızca alış şekillerinden birisi de Allah’ın indirdiğinden başka şekillerde fetva yahut da hüküm verme karşılığında mal almalarıdır. İşte bu tür haham ile rahiplerden şu iki halleri dolayısı ile sakınmak gerekir: İnsanların mallarını haksız yollarla almaları ve Allah’ın yolundan alıkoymaları. “Altın ve gümüşü yığıp biriktiren” saklayan “ve onları Allah yolunda” yani Allah'a ulaştıran hayır yollarında “infak etmeyenler var ya…” Burada haram kılınan mal biriktirme (كنز), kişinin üzerine farz olan harcamayı yapmayıp bundan kaçınmasıdır. İşte haram olan budur. Meselâ verilmesi gereken zekâtı vermemek yahut eşlere ve akrabaya yönelik farz nafakayı temin etmemek ya da farz olması halinde Allah yolunda infakı terk etmek gibi. İşte “onlara can yakıcı bir azabı müjdele!”
35. Daha sonra Yüce Allah bu azabı şöylece açıklamaktadır:“O gün bunlar” yani biriktirdikleri mallar, her bir dinar yahut dirhem ayrı ayrı “cehennem ateşinde kızdırılacak da onların” Kıyamet gününde “alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak” ve süresi elli bin yıl kadar olan bir günde bunlar soğudukça tekrar kızdırılacaktır. Ayrıca onlara azarlama ve kınama olmak üzere de şöyle denecek:“İşte kendiniz için yığıp biriktirdikleriniz! Haydi, biriktirdiğiniz şeyleri tadın bakalım.” Size hiçbir şekilde zulmedilmiyor. Ancak sizler, bu mallarınızı infak etmemekle kendinize zulmettiniz ve bundan dolayı azap görmektesiniz. Yüce Allah, bu iki âyet-i kerimede insanın malı ile ilgili tasarruflarındaki sapmasını söz konusu etmektedir. Bu da iki türlü olmaktadır: Birincisi, kişiye hiçbir şekilde fayda sağlamayan aksine katıksız zarardan başka bir sonuç getirmeyen batıl yollarda malını harcamaktır. Mesela mallarını Yüce Allah’a itaate yardımcı olmayan, aksine nefsi arzular ve günahlar uğrunda ya da Allah yolundan alıkoymak için harcamak buna örnektir. İkincisi de kişinin malını farz olan yollarda harcamayıp saklamasıdır. Bir şeyin yasaklanması ise onun zıddının emredilmesi demektir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İlk âyette önce, yahudi din âlimlerinden ve hıristiyan din adamlarından birçoğunun, dini istismar etmek suretiyle haksız kazanç elde ettiklerine ve bu şekilde sağladıkları güçle insanları Allah’ın gösterdiği yoldan alıkoyma çabası içinde olduklarına dikkat çekilmiştir. Bu kimselerin din üzerinden çıkar sağlamalarıyla ilgili olarak, verdikleri hükümler için rüşvet almaları, ilâhî kitapta değişiklik yapıp yazdıkları tahrif edilmiş nüshaları satmaları, Allah katında duaların kabulüne aracı olacağı izlenimi vererek bağış almaları, günah çıkarma karşılığında bir gelir elde etmeleri ve birçok dolambaçlı yollarla kendileri için malî kaynaklar oluşturmaları gibi izahlar yapılmıştır. Allah yolundan alıkoymanın şekli ile ilgili olarak da tefsirlerde, zaman ve mekâna göre değişik çabaların sarfedildiğine dair açıklamalar yer alır (Taberî, X, 117; Reşîd Rızâ, X, 395-402). Âyette daha sonra, topluma iyi örnek olacak yerde kişisel ihtiraslarını bütün değerlerin üstünde tutan bu din temsilcileriyle birlikte, –özellikle o günkü şartlarda– temel iktisadî mübâdele araçları olan altın ve gümüşü stok ederek ekonomiyi durağanlaştıran ve böylece toplumun çeşitli mahrumiyetlere mâruz kalmasına sebebiyet veren kimselerin de acı veren bir azaba çarptırılacakları bildirilmiştir. Müteakip âyette de, bu cezanın ne kadar ağır olacağını gösteren bir tasvire yer verilmiştir. 34. âyette, Allah’ın hoşnut olacağı yollara harcamak üzere mâkul birikim sağlayan kişilerin bu kapsamda düşünülmemesi için konan özel kayıttan, burada, iktisadî hayatın canlılığını sağlayan mübâdele araçlarını sırf kişisel servetlerini artırma amacıyla kilitleyenlerin kastedildiği anlaşılmaktadır. Bu ifadenin tefsiri sırasında Hz. Peygamber’e ve sahâbîlere atfen zikredilen birçok rivayet de, başta zekât ödemeleri olmak üzere gereken vecîbeleri ihmal etmeksizin ve üzerinde kul hakkı bulundurmaksızın servete sahip olmanın buradaki yergi ifadesinin kapsamında olmadığını göstermektedir. İbn Âşûr, esasen âyetin bu konuya sırf servet sahibi olma ve mal stoklamayı yerme veya hayır yollarına harcama yapmayı övme bağlamında değinmediğini, âyetteki tehdit ifadesinin harcama yapmaksızın (ekonominin tıkanmasına yol açacak tarzda) servet biriktirmeyle ilgili olduğunu belirtir (X, 177).
Ey iman edenler ve Allah'ın kendilerine şeriat/din kıldığı şeyler ile amel edenler! Muhakkak ki Yahudilerin âlimlerinin ve Hristiyanların abidlerinin çoğunluğu, dinen herhangi bir hakları olmadığı halde insanların mallarını haksız yere yerler. Onlar, insanların mallarını rüşvet ve benzeri yollarla ele geçirirler ve insanları, Allah'ın dinine girmekten alıkoyarlar. -Ey Peygamber!- Altın ve gümüşü biriktirip üzerlerine farz olan zekâtı vermeyenler var ya; işte onlara, kendilerini kıyamet günü üzecek olan acıklı azabı haber ver.