Önceki ayet· 5:37Sonraki ayet· 5:39

Mâide Suresi 38. Ayet· 5:38

↗ Mâide suresi
Medeni
وَٱلسَّارِقُ وَٱلسَّارِقَةُ فَٱقۡطَعُوٓاْ أَيۡدِيَهُمَا جَزَآءَۢ بِمَا كَسَبَا نَكَٰلٗا مِّنَ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٞ
Erkek hırsız ve kadın hırsızın, yaptıklarından ötürü Allah tarafından ibret verici bir ceza olarak, ellerini kesin. Allah Güçlü'dür, Hakim'dir
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Erkek hırsız ve kadın hırsızın, yaptıklarından ötürü Allah tarafından ibret verici bir ceza olarak, ellerini kesin. Allah Güçlü'dür, Hakim'dir
Elmalılı Hamdi Yazır
Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'dan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah daima üstündür, hikmet sahibidir.
Yaşar Nuri Öztürk
Hırsızlık yapan erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'tan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir.
Süleyman Ateşen ayrışan
Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'tan bir ceza olarak ellerini kesin! Allah daima üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.7%
İngilizce
[As for] the thief, the male and the female, amputate their hands in recompense for what they committed as a deterrent [punishment] from Allah. And Allah is Exalted in Might and Wise
Fransızca
Le voleur et la voleuse, à tous deux coupez la main, en punition de ce qu'ils se sont acquis, et comme châtiment de la part d'Allah. Allah est Puissant et Sage
İspanyolca
Al ladrón y a la ladrona [luego de un juicio justo] córtenles la mano en compensación por su delito. Esta es una sentencia disuasoria dictada por Dios. Dios es Poderoso, Sabio
Rusça
Вору и воровке отсекайте руки в воздаяние за то, что они совершили. Таково наказание от Аллаха, ведь Аллах - Могущественный, Мудрый
Endonezce
Adapun orang laki-laki maupun perempuan yang mencuri, potonglah tangan keduanya (sebagai) balasan atas perbuatan yang mereka lakukan dan sebagai siksaan dari Allah. Dan Allah Mahaperkasa, Mahabijaksana
Bengalce
যে পুরুষ চুরি করে এবং যে নারী চুরি করে তাদের হাত কেটে দাও তাদের কৃতকর্মের সাজা হিসেবে। আল্লাহর পক্ষ থেকে হুশিয়ারী। আল্লাহ পরাক্রান্ত, জ্ঞানময়।
Çince
偷盗的男女,你们当割去他俩的手,以报他俩的罪行,以示安拉的惩戒。安拉是万能的,是至睿的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Yöneticiler!- Hırsızlık yapan erkek ve kadının haksız yere almış oldukları mallara karşılık cezası sağ ellerinin kesilmesidir. Bu ceza onları ve başkalarını korkutmak içindir. Allah çok güçlüdür, O'na hiçbir şey galip gelemez. Takdirinde ve koyduğu kanunlarında hikmet sahibidir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
38- Hırsızlık eden erkekle hırsızlık eden kadının ellerini, hem işlediklerine bir karşılık hem de Allah tarafından ibret verici bir ceza olmak üzere kesin. Allah Azîzdir, Hakîmdir. 39- (Bununla birlikte) her kim zulmettikten sonra tevbe edip (halini) ıslah ederse Allah elbette tevbesini kabul eder. Çünkü Allah Ğafûrdur, Rahîmdir. 40- Bilmez misin ki göklerin ve yerin egemenliği Allah’ındır? O, dilediğine azap eder, dilediğini de bağışlar. Allah her şeye güç yetirendir. 38. Hırsız (السارق); başkasının el sürülmemesi gereken malını, onun rızası olmaksızın gizlice alan kimseye denir. Hırsızlık böyle ağır bir cezayı gerektirdiği için büyük günahlardandır. Söz konusu ağır ceza ise -sahabeden bazılarının kıraatinde de olduğu gibi- sağ elinin kesilmesidir. Mutlak olarak “el” zikredildiği vakit onun sınırı bilekten başlar. Buna göre hırsızlık yapan bir kimsenin eli bilekten kesilir ve damarların tıkanıp kanın durması için zeytinyağında dağlanır. Ancak sünnet, bu âyetin umumi ifadesini bir kaç yönden kayıtlamış bulunmaktadır. Bu kayıtlardan birisi hırz; yani malın muhafaza altında olmasıdır. Hırsızlığın cezayı gerektirmesi için malın, mutlaka muhafaza edilen bir yerden alınması gerekir. Her malın muhafazası da âdeten kendisine uygun olan korunma şeklidir. Koruma altında olmayan bir yerden çalan kimsenin eli kesilmez. Diğer bir kayıt ise çalınan malın nisab miktarını bulması gerekir ki bu da ya çeyrek dinar yahut üç dirhem veya bunlardan herhangi birisine eşit olan bir kıymettir. Bundan daha aşağı değerde bir şey çalacak olursa elin kesilmesi söz konusu değildir. Bu hususlar, “hırsızlık (السرقة)” kelimesinden ve onun anlamından da çıkartılabilir. Çünkü bu kelime, kendisine karşı korunulması mümkün olmayan bir şekilde herhangi bir şeyi almak demektir. Bu da malın koruma altında olması anlamına gelir. Eğer mal koruma altında değilse bu, şer’an bir hırsızlık olmaz. Yine hikmetin bir gereği olarak elin, oldukça basit ve değersiz birşey dolayısı ile kesilmemesi gerekir. Belli bir miktarın tesbiti kaçınılmaz bir şey olduğuna göre şer’î olarak sünnette varid olan mikar, Kitabın umumi hükmünü tahsis edici olmaktadır. Hırsızlıkta elin kesilmesinin hikmeti; bu yolla malların korunması, bu konuda gereken ihtiyati tedbirlerin alınması ve bizzat cinâyeti işleyen organın kesilmesidir. Eğer tekrar aynı fiili işleyecek olursa bu sefer sol ayağı kesilir. Bir daha hırsızlık yaparsa; sol elinin bir daha yaparsa sağ ayağının kesileceği söylendiği gibi ölünceye kadar hapsedileceği de söylenmiştir. Yüce Allah’ın “hem işlediklerine bir karşılık” buyruğu şu demektir: Bu şekildeki el kesme, hırsızın başkalarına ait olan malı çalmasının bir cezasıdır; “hem de Allah tarafından ibret verici bir ceza” yani hırsızlar, hırsızlık yaptıkları vakit ellerinin kesileceğini bilecek olurlarsa bu işten vazgeçerler; böylelikle bu, hem hırsız için hem başkası için ibretlik ve caydırıcı bir ceza olmuş olur. “Allah Azîzdir, Hakimdir” Yani O izzeti ve hikmeti ile hırsızın elinin kesilmesine hükmetmiştir. 39. “(Bununla birlikte) her kim zulmettikten sonra tevbe edip (halini) ıslah ederse Allah elbette tevbesini kabul eder. Çünkü Allah Ğafûrdur, Rahîmdir.” Tevbe edip de günahları terk eden, amellerini ve kusurlarını ıslah edip düzelten kimseye mağfiret eder. 40. “Bilmez misin ki göklerin ve yerin egemenliği Allah’ındır?” Şüphesiz göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Allah bunlarda kaderiyle, şeriatıyla, mağfiret ve cezasıyla dilediği şekilde tasarrufta bulunur. Bütün bu tasarrufları hikmetinin, geniş rahmetinin ve mağfiretinin bir gereğidir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Önceki âyetlerde (33-34) yol kesme ve yağmalamayı da kapsayan hırâbe suçunun cezası açıklanmıştı. Onun bir devamı olarak burada da hırsızlık suçuna verilecek ceza açıklanmaktadır. İslâm, meşrû kazançtan doğan malın korunmasını dinin temel hedeflerinden saymış ve telef olmaması için birçok tedbir almıştır. Bu cümleden olmak üzere kişinin haksız olarak başkasının malına el uzatmasını da kendi malını saçıp savurmasını ve israf etmesini de haram kılmıştır. Şu halde hırsıza verilen ceza sadece hukuk düzenini korumayı değil, aynı zamanda ilâhî emirlerin ve ahlâk ilkelerinin yaşatılmasını da amaçlar. Hırsızlık, “başkasına ait bir malın, muhafaza edildiği yerden sahibinin rızâsı olmaksızın ve sahiplenmek kastıyla gizlice alınması” demektir. Bu fiili işleyen kimseye de hırsız denir. İslâm hukukçuları arasında hırsızlık suçunun unsurları ve cezalandırılma şartlarına ilişkin ayrıntılarda görüş ayrılıkları bulunmakla beraber, genel kabule göre hırsıza el kesme cezasının (had) verilebilmesi aşağıdaki şartların varlığına bağlıdır: a) Hırsızın cezaî ehliyetinin bulunması yani temyiz gücüne sahip ve ergenlik çağına ulaşmış olması. b) Hırsızlığın haram olduğunu bilmesi. Hırsızlığın haram olduğunu bilmeyen yeni müslüman olmuş bir kimseye bu ceza uygulanmaz. c) Hırsızlık suçunun kasıtlı olarak işlenmesi, yani hırsızın başkasına ait olduğunu bildiği bir malı sahiplenmek maksadıyla bilinçli bir şekilde ve isteyerek alması. d) Çalınan malın eylem esnasında başkasına ait olması, bu malda hırsızın mülkiyet cinsinden bir hakkının veya hak şüphesinin bulunmaması. e) Malın, muhafaza edildiği yerden gizlice alınmış olması. Malın zorla alınması veya emanet malın geri verilmemesi –haksız fiil olmakla birlikte– gizlice alma sayılmadığından hırsızlık değildir. Hz. Peygamber emanete hıyaneti hırsızlık saymamış ve bu suçu işleyenin elinin kesilmesini uygun bulmamıştır (Nesâî, “Sârik”, 5). f) Malın menkul ve mütekavvim (hukuken korunan iktisadî değere sahip mal) olması. Suçlunun fiiliyle taşınabilen her mal menkul sayılır. Mütekavvim olmayan mallar haklara konu teşkil etmediği için mülkiyeti de korunmaz. Meyve, sebze gibi kısa sürede bozulan şeylerin çalınmasında da el kesme cezası uygulanmaz (Nesâî, “Sârik”, 10-13). g) Malın korunmuş iken alınmış olması. Açıkta bırakılan veya koruma altında bulunmayan bir malın alınması had cezasını gerektiren hırsızlık suçunu oluşturmaz. h) Çalınan malın değerinin belirli bir miktara (nisab) ulaşmış olması. Örfün müsamaha ettiği miktarın açıkça alınmasına gasp denilmediği gibi habersiz alınmasına da hırsızlık denilmemektedir (Elmalılı, III, 1672). Nisab miktarıyla ilgili olarak Hz. Peygamber’den rivayet edilen hadisler ve uygulamalar arasında farklılıklar bulunması sebebiyle İslâm hukukçuları bu konuda farklı görüşlere sahip olmuşlardır. Hanefîler’e göre sikkeli, halis 10 dirhem veya bu değerde bir şeydir; Şâfiî ve Mâlikîler’e göre dinarın dörtte biri; Hanbelîler’e göre 3 dirhem veya dörtte bir dinardır. Bunlardan her birinin sünnetten delilleri vardır. Hz. Peygamber değeri bir kalkandan daha az olan bir malı çalanın elinin kesilmeyeceğini belirtmiştir (Nesâî, “Sârik”, 8, 10). O zamandaki bir kalkanın fiyatının 10 dirhem, 5 dirhem, dinarın dörtte biri veya 3 dirhem olduğuna dair farklı rivayetler mezhepler arasındaki görüş ayrılığına sebep olmuştur (farklı rivayetler için bk. Nesâî, “Sârik”, 8-10). ı) Açlık, zaruret ve zorlama gibi hırsızlık suçunu işlemeyi kısmen veya tamamen mâzur gösterecek bir mazeretin bulunmaması. Hırsız bu suçu ilk defa işlemişse fakihlerin çoğunluğuna göre sağ eli bileğinden kesilir. Suçun tekrarı halinde verilecek ceza konusunda hukukçular farklı görüşlere sahiptirler: Hz. Ali, Hz. Ömer ve Ebû Hanîfe’ye göre suçu ikinci defa işleyen hırsızı te’dip için hapis ve sopa cezası uygulanır fakat eli veya ayağı kesilmez. Çoğunluğa göre ise ikincisinde sol ayağı kesilir (İbn Âşûr, VI, 192).
Mâide Suresi 38. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey Yöneticiler!- Hırsızlık yapan erkek ve kadının haksız yere almış oldukları mallara karşılık cezası sağ ellerinin kesilmesidir. Bu ceza onları ve başkalarını korkutmak içindir. Allah çok güçlüdür, O'na hiçbir şey galip gelemez. Takdirinde ve koyduğu kanunlarında hikmet sahibidir.