Önceki ayet· 16:13Sonraki ayet· 16:15

Nahl Suresi 14. Ayet· 16:14

↗ Nahl suresi
Mekki
وَهُوَ ٱلَّذِي سَخَّرَ ٱلۡبَحۡرَ لِتَأۡكُلُواْ مِنۡهُ لَحۡمٗا طَرِيّٗا وَتَسۡتَخۡرِجُواْ مِنۡهُ حِلۡيَةٗ تَلۡبَسُونَهَاۖ وَتَرَى ٱلۡفُلۡكَ مَوَاخِرَ فِيهِ وَلِتَبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِهِۦ وَلَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ
Taze et yemeniz, takındığınız süsleri edinmeniz ve Allah'ın bol nimetinden faydalanmanız için denize -ki gemilerin onu yara yara gittiğini görürsün- boyun eğdiren de O'dur. Artık belki şükredersiniz
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Taze et yemeniz, takındığınız süsleri edinmeniz ve Allah'ın bol nimetinden faydalanmanız için denize -ki gemilerin onu yara yara gittiğini görürsün- boyun eğdiren de O'dur. Artık belki şükredersiniz
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Yine denizden taze et (balık) yiyesiniz ve ondan takındığınız süs eşyasını çıkarasınız diye, denizi emrinize veren Allah'tır. Gemilerin denizde suyu yararak gittiklerini görüyorsun. Lütfundan rızık aramanız ve şükretmeniz için Allah böyle yapmıştır.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve O'dur ki, içinden taze bir et yemeniz ve kuşanacağınız bir süs çıkarmanız için denizi emrinize vermiştir. Gemileri onda yara yara gider görürsün. Böyle yapmıştır ki, O'nun kereminden nasip arayasınız ve şükredebilesiniz.
Süleyman Ateş
O, denizi de (hizmetinize) verdi ki ondan taptaze et yiyesiniz ve ondan kuşanacağınız süsler çıkarasınız. Görüyorsun ki gemiler, denizi yara yara akıp gitmektedir. Allah'ın lutfunu aramanız ve O'na şükretmeniz için.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.5%
İngilizce
And it is He who subjected the sea for you to eat from it tender meat and to extract from it ornaments which you wear. And you see the ships plowing through it, and [He subjected it] that you may seek of His bounty; and perhaps you will be grateful
Fransızca
Et c'est Lui qui a assujetti la mer afin que vous en mangiez une chair fraîche, et que vous en retiriez des parures que vous portez. Et tu vois les bateaux fendre la mer avec bruit, pour que vous partiez en quête de Sa grâce et afin que vous soyez reconnaissants
İspanyolca
Él es Quien ha puesto al mar a servicio de ustedes para que puedan comer de él carne fresca y extraer adornos para engalanarse. Pueden ver los barcos surcarlo y usarlos para buscar la gracia de Dios [su sustento]. ¿Por qué no son agradecidos
Rusça
Он - Тот, Кто подчинил море, чтобы вы вкушали из него свежее мясо и добывали в нем украшения, которые вы носите. Ты видишь корабли, которые бороздят его для того, чтобы вы могли снискать Его милость, - быть может, вы будете благодарны
Endonezce
Dan Dialah yang menundukkan lautan (untukmu), agar kamu dapat memakan daging yang segar (ikan) darinya, dan (dari lautan itu) kamu mengeluarkan perhiasan yang kamu pakai. Kamu (juga) melihat perahu berlayar padanya, dan agar kamu mencari sebagian karunia-Nya, dan agar kamu bersyukur
Bengalce
তিনিই কাজে লাগিয়ে দিয়েছেন সমুদ্রকে, যাতে তা থেকে তোমরা তাজা মাংস খেতে পার এবং তা থেকে বের করতে পার পরিধেয় অলঙ্কার। তুমি তাতে জলযান সমূহকে পানি চিরে চলতে দেখবে এবং যাতে তোমরা আল্লাহর কৃপা অন্বেষণ কর এবং যাতে তার অনুগ্রহ স্বীকার কর।
Çince
他制服海洋,以便你们渔取其中的鲜肉,做你们的食品;或采取其中的珠宝,做你们的装饰。你看船舶在其中破浪而行,以便你们寻求他的恩惠,以便你们感谢。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Denizleri sizlerin hizmetinize sunan, avladığınız balıkların taze yumuşak etini yemeniz için denize girmeyi ve inci gibi, takındığınız ve kadınlarınızın taktığı süs eşyaları için denizin içinde bulunanları çıkartmayı mümkün kılan Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'dır. Denizin coşkun dalgalarını yaran gemiler görürsün. Allah’ın lütfuyla hasıl olacak ticaret kazancını elde etmek için ve Allah’ın sizlere verdiği nimetlere karşılık O'na hakkıyla şükretmeyi ve O'nu ibadetinizde birlemeyi ümit ederek o gemilere binersiniz.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
14- Denizi, ondan taze et yemeniz ve takınacağınız zineti çıkarmanız için istifadenize sunan da O’dur. Gemilerin orada suyu yara yara gittiklerini görürsün. Bunlar, hem lütfundan arayasınız hem de şükredesiniz diyedir. 14. “Denizi, ondan taze et” yani avladığınız balıkları “yemeniz ve takınacağınız zineti” ki bu süsler güzelliğinize güzellik katar “çıkarmanız için istifadenize sunan” emrinize veren ve türlü menfaatlerinize hazırlayan yalnızca “O’dur.” bunda O’nun hiçbir ortağı yoktur. “Gemilerin” küçük büyük deniz araçlarını “orada suyu yara yara” yani ön tarafıyla o muazzam deniz sularını yarıp ilerleyerek bir bölgeden bir başka bölgeye “gittiklerini görürsün.” yolcuları, onların erzaklarını, mallarını, rızık elde etmek ve Allah’ın lütfunu ve rızıklarını aramak için çıkan ticaret erbabını ve ticaret mallarını taşırlar. “Bunlar, hem lütfundan arayasınız hem de” bütün bunları sizin için kolaylaştırıp hazırlayan o yüce Zât’a “şükredesiniz” ve bunları lütfeden Allah’ı övesiniz “diyedir.” Kullara isteklerinin üstünde, temenni ettiklerinin ötesinde menfaat ve maslahatlarına olan şeyleri verip diledikleri her şeyden ihsanda bulunan Yüce Allah’a sonsuz hamd, şükür ve senâlar olsun. Bizler O’na gerektiği gibi hamd-u senâda bulunamayız. O, kendi zâtını övdüğü gibidir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Şimdi de sıra, insanı kuşatan tabii ortamın bir bölümü olarak deniz ve kara parçasına gelmiştir. Âyette denizin insanla ilgili başlıca üç özelliği söz konusu edilmektedir: a) Deniz önce bir besin kaynağıdır, b) Denizden mücevher elde edilir, c) Nihayet deniz taşımacılık açısından da büyük önem taşır. Bunlar denizin maddî faydalarıdır; ama âyette denizin sadece bunlar için değil, ayrıca insanlar, onu yaratan ve nimetlerle donatan Allah’ı tanıyıp O’na şükretsinler ve böylece denizi mânevî bakımdan da bir nimet olarak değerlendirsinler diye onların hizmetine verildiğine dikkat çekilmektedir. Şu halde 10-11. âyetlerde ifade buyurulduğu üzere, tatlı yağmur suyunu türlü ürünleriyle insanlara ve genel olarak tabiata bahşeden yüce kudret, tuzlu deniz suyunu da nimetlerle donatarak yararlı kılmıştır; bu da O’nun derin hikmetinin anlamlı tecellilerinden biridir. Eski tefsirlerde “O (Allah), sizi sarsmaması için yere sağlam dağlar yerleştirdi” ifadesi açıklanırken, dünyanın önce dümdüz ve üzerinde ikamet edilemeyecek kadar hareketli olduğu, daha sonra Allah’ın emriyle dağların yerleştirilmesi sayesinde yerin istikrarlı bir hale getirildiği ifade edilir. Gerek bu âyette gerekse Nebe’ sûresindeki (78/7) dağların birer kazık veya destek yapıldığını ifade eden âyette yer kabuğunun sertleşme sürecine değinildiği; yani yer kabuğunun, yer altındaki mağma ve gaz tabakalarının üzerini kapatıp dışa püskürmesini büyük ölçüde önleyecek bir yapı kazanmasıyla dünyanın üzerinde yaşanabilir hale gelişine işaret bulunduğu yönünde Muhammed Esed’in ileri sürdüğü görüş (II, 531-532) bizce de mâkul görünmektedir. Özellikle yeryüzünün dağlık kısımlarında zemin sağlam olduğu için, yapıların depremlerde daha az hasar görmesine karşılık vadilerin ve ovaların nisbeten riskli olduğu da bilinmektedir. Bilinen bir diğer husus da dağların yer hareketlerinde denge ve düzeni sağlama (balans) işlevinin bulunduğudur. “Daha nice işaretler koydu” ifadesinden yeryüzünün, o dönem insan­larının henüz bilmedikleri, zamanla fizikî coğrafya, jeoloji, biyoloji gibi bilimlerin gelişmesiyle keşfedilecek olan daha başka sırlar taşıdığına işaret edilmektedir.
Nahl Suresi 14. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Denizleri sizlerin hizmetinize sunan, avladığınız balıkların taze yumuşak etini yemeniz için denize girmeyi ve inci gibi, takındığınız ve kadınlarınızın taktığı süs eşyaları için denizin içinde bulunanları çıkartmayı mümkün kılan Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'dır. Denizin coşkun dalgalarını yaran gemiler görürsün. Allah’ın lütfuyla hasıl olacak ticaret kazancını elde etmek için ve Allah’ın sizlere verdiği nimetlere karşılık O'na hakkıyla şükretmeyi ve O'nu ibadetinizde birlemeyi ümit ederek o gemilere binersiniz.