Önceki ayet· 8:10Sonraki ayet· 8:12

Enfâl Suresi 11. Ayet· 8:11

↗ Enfâl suresi
Medeni
إِذۡ يُغَشِّيكُمُ ٱلنُّعَاسَ أَمَنَةٗ مِّنۡهُ وَيُنَزِّلُ عَلَيۡكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءٗ لِّيُطَهِّرَكُم بِهِۦ وَيُذۡهِبَ عَنكُمۡ رِجۡزَ ٱلشَّيۡطَٰنِ وَلِيَرۡبِطَ عَلَىٰ قُلُوبِكُمۡ وَيُثَبِّتَ بِهِ ٱلۡأَقۡدَامَ
Allah kendi katından bir güven işareti olarak sizi hafif bir uykuya daldırmıştı. Sizi arıtmak, sizden şeytan vesvesesini gidermek, kalblerinizi pekiştirmek ve sebatınızı artırmak için gökten size su indirmişti
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Allah kendi katından bir güven işareti olarak sizi hafif bir uykuya daldırmıştı. Sizi arıtmak, sizden şeytan vesvesesini gidermek, kalblerinizi pekiştirmek ve sebatınızı artırmak için gökten size su indirmişti
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
O sırada size, yine katından bir güven ve esenlik olmak üzere bir uyku sardırıyordu, sizi temizlemek, şeytanın vesvesesini sizden gidermek, yüreklerinize kuvvet vermek ve ayaklarınızı sağlam durdurmak için gökten üzerinize yağmur indiriyordu.
Yaşar Nuri Öztürk
O zaman sizi, Allah'tan bir güven olmak üzere hafif bir uyku bürüyordu; sizi onunla temizlemek, şeytanın pisliğini sizden gidermek, kalplerinizi birbirine bağlamak, ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten bir su indiriyordu.
Süleyman Ateş
O zaman sizi, Allah'tan bir güven olmak üzere hafif bir uyku bürüyordu, üzerinize sizi temizlemek, şeytanın pisliğini (içinize attığı kötü düşünceleri) sizden gidermek, kalblerinizi (birbirine) bağlamak ve ayakları(nızı) pekiştirmek için üzerinize gökten bir su indiriyordu.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.5%
İngilizce
[Remember] when He overwhelmed you with drowsiness [giving] security from Him and sent down upon you from the sky, rain by which to purify you and remove from you the evil [suggestions] of Satan and to make steadfast your hearts and plant firmly thereby your feet
Fransızca
Et quand Il vous enveloppa de sommeil comme d'une sécurité de Sa part, et du ciel Il fit descendre de l'eau sur vous afin de vous en purifier, d'écarter de vous la souillure du Diable, de renforcer les cœurs et d'en raffermir les pas! [vos pas]
İspanyolca
[Y recuerden] cuando los envolvió un sueño ligero dándoles una calma interior, e hizo descender una llovizna del cielo para purificarlos con ella y apartar de ustedes la mancha del demonio, afirmar sus corazones y afianzar sus pasos
Rusça
Вот Он наслал на вас дремоту, чтобы вы почувствовали себя в безопасности, и ниспослал вам с неба воду, чтобы очистить вас ею и удалить c вас скверну дьявола, чтобы сделать ваши сердца стойкими и утвердить этим ваши стопы
Endonezce
(Ingatlah), ketika Allah membuat kamu mengantuk untuk memberi ketentraman dari-Nya, dan Allah menurunkan air (hujan) dari langit kepadamu untuk menyucikan kamu dengan (hujan) itu dan menghilangkan gangguan-gangguan setan dari dirimu dan untuk menguatkan hatimu serta memperteguh telapak kakimu (teguh pendirian)
Bengalce
যখন তিনি আরোপ করেন তোমাদের উপর তন্দ্রাচ্ছন্ন তা নিজের পক্ষ থেকে তোমাদের প্রশান্তির জন্য এবং তোমাদের উপর আকাশ থেকে পানি অবতরণ করেন, যাতে তোমাদিগকে পবিত্র করে দেন এবং যাতে তোমাদের থেকে অপসারিত করে দেন শয়তানের অপবিত্রতা। আর যাতে করে সুরক্ষিত করে দিতে পারেন তোমাদের অন্তরসমূহকে এবং তাতে যেন সুদৃঢ় করে দিতে পারেন তোমাদের পা গুলো।
Çince
当时,他使你们睡眠以便你们获得从他发出的安宁;他从天上降下雨水,以便洗涤你们,替你们消除恶魔的蛊惑,并使你们的心绪安静,使你们的步伐稳健。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Müminler! Düşmanlarınızdan korku hasıl olduğunda Allah size kendisinden bir emniyet olmak üzere hafif bir uyku vermişti. Kendisiyle sizi temizlemek, şeytanın pisliğini ve vesveselerini sizden gidermek, bedenlerinizi düşmanla karşılaşma esnasında sabitleştirmek için kalplerinize sebat vermek ve ayaklarınızı da kumlu yerde batmaması ve üstünde sabit kalması için size gökten bir de yağmur indiriyordu.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
9- Hani siz Rabbinizden yardım istiyordunuz da O da duanıza:“Ben size birbiri ardınca gelen bin melek ile yardım edeceğim” diye karşılık vermişti. 10- Allah, bunu ancak bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yoksa zafer, ancak Allah katındandır. Şüphe yok ki Allah Azizdir, Hakîmdir. 11- Hani O, kendi katından bir güven olmak üzere sizi hafif bir uykuya büründürüyordu. Sizi kendisiyle tertemiz yapmak, sizden şeytanın pisliğini gidermek, kalplerinizi pekiştirmek ve onunla ayaklarınıza sebat vermek için de üstünüze gökten bir su indiriyordu. 12- Hani Rabbin meleklere şöyle vahyediyordu:“Şüphesiz ben sizinle beraberim, iman edenlere sebat verin. Ben kâfirlerin kalplerine korku salacağım. Artık vurun onların boyunlarının üstüne, vurun onların her parmağına!” 13- Bunun sebebi, onların Allah’a ve Rasûlüne karşı gelmeleridir. Kim Allah’a ve Rasûlüne karşı gelirse hiç şüphe yok ki Allah, cezası çok şiddetli olandır. 14- İşte bu (şimdiki azabınız), tadın onu! Kâfirler için bir de ateş azabı var. 9. Yani Allah’ın üzerinizdeki şu nimetini hatırlayın: Düşmanınız ile karşılaşmanızın yakınlaştığı sırada Rabbinizden yardım dilemiş, size yardımcı olmasını ve sizi zafere kavuşturmasını istemiştiniz. O da duanızı kabul etmiş ve size birkaç yoldan yardım etmişti ki bunların biri, Yüce Allah’ın size “birbiri ardınca gelen bin melek ile” destek olmasıdır. 10. Yüce “Allah, bunu” yani meleklerin indirilişini “ancak bir müjde olsun” böylelikle de sevinesiniz “ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı.” Zira zafer, esasen Allah’ın elindedir. Yoksa sayı çokluğu ve teçhizat fazlalığı ile zafer gerçekleşmez. “Şüphe yok ki Allah Azizdir.” Hiçbir güç O’nu yenik düşüremez. Aksine sayıca istedikleri kadar çok, araç ve gereçleri de istedikleri kadar fazla olan nice kimseleri yardımsız bırakarak yenik düşüren O’dur. “Hakîmdir.” O, işler için bir takım sebepler takdir etmiş ve her bir şeyi yerli yerine koymuştur. 11. Allah’ın size yardımının ve dualarınızı kabulünün tecellilerinden birisi de size “bir güven”, yardımına, huzur ve sükûnetine de bir alâmet “olmak üzere sizi hafif bir uykuya büründürüyordu.” Yani böylelikle kalplerinizin korku ve telaşını gidermiş oluyordu. Diğer taraftan Yüce Allah, yardımının bir parçası olarak üzerinize gökten su indirmişti. Bu, sizi maddi ve manevi pislikten temizlemek, şeytanın vesveselerinden ve dürtülerinden arındırmak, “kalplerinizi pekiştirmek” yani kalplerinize sebat vermek içindi. Kalbin pekişip sebat etmesi, bedenin sebat göstermesinin esasıdır. “Ve onunla ayaklarınıza sebat vermek için” Çünkü bulundukları yer, sert değil, yumuşaktı. Üzerine yağmur yağınca sertleşti ve böylelikle ayaklar sağlam basar oldu. 12. Yüce Allah’ın size yaptığı yardımlardan birisi de şuydu:“Rabbin meleklere şöyle vahyediyordu: Şüphesiz Ben” yardım, destek ve ihsan edeceğim zaferle “sizinle beraberim. İman edenlere sebat verin” yani onların kalplerine düşmanlarına karşı cesaretli olmayı ilham edin, cihada teşvik edip onun fazileti hususundaki şevklerini artırın. “Ben kâfirlerin kalplerine korku salacağım.” İşte bu, sizin onlara karşı sahip olduğunuz en büyük güç ve ordudur. Çünkü Yüce Allah, mü’minlere sebat verip kâfirlerin kalplerine korku saldığı zaman kâfirler, mü’minlerin önünde bir varlık gösteremezler. Aksine Allah mü’minlere kâfirleri hezimete uğratma imkânını da vermiş olur. “Artık vurun onların boyunlarının üstüne, vurun onların her parmağına!” Bu, ya Yüce Allah’ın, kendilerine iman edenlere sebat vermelerini vahyettiği meleklere yönelik bir hitabıdır ki o zaman bu, meleklerin Bedir günü fiilen savaşa katılmış olduklarına delil olur. Ya da Yüce Allah’ın mü’minlerin kahramanlık duygularını artırmak üzere müşrikleri nasıl öldüreceklerine ve onlara merhamet göstermemeleri gerektiğine dair bir hitabıdır. 13. “Bunun sebebi, onların Allah’a ve Rasûlüne karşı gelmeleridir.” Onlara karşı savaş açmaları ve onlara düşmanlık etmeleridir. “Kim Allah’a ve Rasûlüne karşı gelirse hiç şüphe yok ki Allah, cezası çok şiddetli olandır.” Dostlarını, düşmanlarına musallat kılıp onları öldürmelerini sağlaması da O’nun bu cezasının bir parçasıdır. 14. “İşte bu” sözü geçen azap dünyadaki azabınızdır. Şimdi, ey Allah’a ve Rasûlü’ne karşı gelenler! Dünyevî bir azap olarak “tadın onu! Kâfirler için bir de ateş azabı vardır.” Bu (Bedir) kıssasında Yüce Allah’ın, Allah’ın hak peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in getirdiklerinin doğru olduğunu gösteren pek büyük deliller vardır: 1. Yüce Allah onlara vermiş olduğu sözü gerçekleştirmiştir. 2. Bir diğeri Yüce Allah’ın şu buyruğunda dile getirilmektedir:“Muhakkak karşılaşan iki toplulukta sizin için bir ibret vardır. Bir topluluk Allah yolunda savaşıyordu. Diğeri ise kâfirdi. Onlar öbürlerini gözleri ile kendilerinin iki katı görüyorlardı...”(Âli İmran, 3/13) XXXayetin tamamı konabilir????mana yarım kalıyorxXhocay sor 3. Yüce Allah mü’minlerin kendisinden yardım istemeleri üzerine onların dualarını kabul etmiş ve sözünü ettiği yollarla onlara yardım etmiştir. Bu da Yüce Allah'ın, mü’min kullarına ne kadar inâyet ettiğine, imanlarına sebat verecek ve ayaklarını sabit kılacak sebepleri hazırlamaya ne kadar önem verdiğine bir delildir. Bu yolla onların hoşlanmadıkları şeyler ve şeytani vesveseler de ortadan kalkmıştı. 4- Yüce Allah’ın, kuluna kendisine itaati kolaylaştırması, onu iç ve dış sebepler ile bunu kolaylıkla gerçekleştirilebilecek hale getirmesi Allah’ın kuluna olan lütuflarından birisidir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Savaşın gün ışığında yapıldığı eski zamanlarda gece istirahata çekilen asker savaş korkusu yüzünden uykusuz kalır, fizik ve moral yönden olumsuz etkilenirdi. Bedir çarpışmasından önceki gecede Allah’ın, askere mûcizevî bir uyku lutfetmesi ilâhî yardımın bir başka şeklini teşkil etmiştir. Yardım bununla da kalmamış, etkili bir yağmur, askerlerin mevzilendiği araziler birbirinden farklı olduğu için düşmanın hareket kabiliyetini sınırlamış, müslümanların arazide yürüyüşünü ise –yağış kumları sıkıştırdığı için– kolaylaştırmıştır; “ayakları yere sağlam bastırmak”tan maksat, yağmurun sağladığı bu hareket kolaylığıdır. Yağmur kullanılacak su miktarını da arttırmış, gece uyurken ihtilâm olan askerler uyanır uyanmaz –namazlarını geçirmeden– yıkanmış, abdest almış, temizlenmişler, böylece ve bu mânada şeytanın pisliğini gidermiş, cünüplüğün müslümanda hâsıl ettiği kirlilik duygusunu üzerlerinden atmışlardır. Allah’ın bu savaşa katılanlara lutfettiği çeşitli destek ve yardımlara bir de yağmur eklenince, maddî faydası yanında askerin moral kazanmasını, cesaret ve zafer beklentilerinin artmasını da sağlamış, kalpleri endişe ve heyecandan, zihinleri de dağınıklıktan kurtarmıştır.
Enfâl Suresi 11. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Müminler! Düşmanlarınızdan korku hasıl olduğunda Allah size kendisinden bir emniyet olmak üzere hafif bir uyku vermişti. Kendisiyle sizi temizlemek, şeytanın pisliğini ve vesveselerini sizden gidermek, bedenlerinizi düşmanla karşılaşma esnasında sabitleştirmek için kalplerinize sebat vermek ve ayaklarınızı da kumlu yerde batmaması ve üstünde sabit kalması için size gökten bir de yağmur indiriyordu.