Sizi sarsar diye arza ağır baskılar attı, ırmaklar ve yollar yaptı ki doğru yolu bulasınız (amaçlarınıza eresiniz).
Meal ihtilafı: 9% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Sizi sarsar diye arza ağır baskılar attı, ırmaklar ve yollar yaptı ki doğru yolu bulasınız (amaçlarınıza eresiniz).
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah, yeryüzü sizi sarsmasın diye oraya sabit dağlar yerleştirdi. Yolunuzu bulmanız için de nehirler ve yollar yarattı.
Yaşar Nuri Öztürk
Sizi çalkayıp sarsar diye yerküreye ağır dağlar, ırmaklar, yollar koydu. İyiye ve doğruya ulaşmanız umulmaktadır.
Süleyman Ateş
Sizi sarsar diye arza ağır baskılar attı, ırmaklar ve yollar yaptı ki doğru yolu bulasınız (amaçlarınıza eresiniz).
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.7%
İngilizce
And He has cast into the earth firmly set mountains, lest it shift with you, and [made] rivers and roads, that you may be guided
Fransızca
Et Il a implanté des montagnes immobiles dans la terre afin qu'elle ne branle pas en vous emportant avec elle de même que des rivières et des sentiers, pour que vous vous guidiez
İspanyolca
Dios afirmó la tierra con montañas para que se estabilizara, dispuso ríos y caminos para que puedan guiarse
Rusça
Он поместил на земле незыблемые горы, дабы она не колебалась вместе с вами, а также реки и дороги, дабы вы могли идти верным путем
Endonezce
Dan Dia menancapkan gunung di bumi agar bumi itu tidak goncang bersama kamu, (dan Dia menciptakan) sungai-sungai dan jalan-jalan agar kamu mendapat petunjuk
Bengalce
এবং তিনি পৃথিবীর উপর বোঝা রেখেছেন যে, কখনো যেন তা তোমাদেরকে নিয়ে হেলে-দুলে না পড়ে এবং নদী ও পথ তৈরী করেছেন, যাতে তোমরা পথ প্রদর্শিত হও।
Yeryüzü hareket edip kaymasın diye onu sabit kılması için üzerine dağlar kondurdu. İçmenizi, hayvanlarınızı ve ekinlerinizi sulamanız için üzerine nehirler akıttı. Kaybolmadan yürümeniz ve arzu ettiğiniz yere ulaşmanız için de yollar yarattı.
15- Yeryüzünde sizi sarsmasın diye sabit dağlar, ırmaklar ve maksatlarınıza ulaşasınız diye yollar var etti. 16- Bir de (gündüz yol gösteren) alâmetler... Onlar, (gece de) yıldızlarla yollarını bulurlar.
15-16. “Yeryüzünde sizi sarsmasın diye” yani Yüce Allah, kullarının faydası için “sabit dağlar” yani büyük dağlar yerleştirdi ki yeryüzü, üzerindekileri çalkalamasın ve insanlar onda rahatlıkla ekin ekip bina yapabilsinler, üzerinde yolculuk etme imkânı bulsunlar. Yeryüzünde uzak yerlerden çıkarıp gerek insanların kendilerinin gerekse de davarlarının ve ekinlerinin su ihtiyacını karşılamak için ihtiyaç olan yerlere ulaştırdığı, kimisi yeryüzü üzerinde kimisi de yerin altında ırmaklar ve tatlı su kaynakları yaratmış olması da Allah’ın rahmetinin bir parçasıdır. Nitekim insanlar, gerekli kazıları yaparak yeryüzünün altındaki su kaynaklarına ulaşır ve Allah’ın kendilerinin emrine vermiş olduğu hayvanlar, çeşitli aletler ve benzeri vasıtalarla bu suları çıkartırlar. Yeryüzünde uzak yerlere ulaştıracak şekilde yollar yaratmış olması da Allah’ın rahmetindendir. Bu yollar ile maksat olarak gözetilen yerlere ulaşılır. Öyle ki dağları iç içe girmiş ve ardı sıra devam edip giden bir yerde bile Yüce Allah’ın, bu dağlar arasından birtakım geçitler, gidip gelecekler için yollar yaratmış olduğunu görüyoruz.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Şimdi de sıra, insanı kuşatan tabii ortamın bir bölümü olarak deniz ve kara parçasına gelmiştir. Âyette denizin insanla ilgili başlıca üç özelliği söz konusu edilmektedir:
a) Deniz önce bir besin kaynağıdır,
b) Denizden mücevher elde edilir,
c) Nihayet deniz taşımacılık açısından da büyük önem taşır. Bunlar denizin maddî faydalarıdır; ama âyette denizin sadece bunlar için değil, ayrıca insanlar, onu yaratan ve nimetlerle donatan Allah’ı tanıyıp O’na şükretsinler ve böylece denizi mânevî bakımdan da bir nimet olarak değerlendirsinler diye onların hizmetine verildiğine dikkat çekilmektedir. Şu halde 10-11. âyetlerde ifade buyurulduğu üzere, tatlı yağmur suyunu türlü ürünleriyle insanlara ve genel olarak tabiata bahşeden yüce kudret, tuzlu deniz suyunu da nimetlerle donatarak yararlı kılmıştır; bu da O’nun derin hikmetinin anlamlı tecellilerinden biridir.
Eski tefsirlerde “O (Allah), sizi sarsmaması için yere sağlam dağlar yerleştirdi” ifadesi açıklanırken, dünyanın önce dümdüz ve üzerinde ikamet edilemeyecek kadar hareketli olduğu, daha sonra Allah’ın emriyle dağların yerleştirilmesi sayesinde yerin istikrarlı bir hale getirildiği ifade edilir. Gerek bu âyette gerekse Nebe’ sûresindeki (78/7) dağların birer kazık veya destek yapıldığını ifade eden âyette yer kabuğunun sertleşme sürecine değinildiği; yani yer kabuğunun, yer altındaki mağma ve gaz tabakalarının üzerini kapatıp dışa püskürmesini büyük ölçüde önleyecek bir yapı kazanmasıyla dünyanın üzerinde yaşanabilir hale gelişine işaret bulunduğu yönünde Muhammed Esed’in ileri sürdüğü görüş (II, 531-532) bizce de mâkul görünmektedir. Özellikle yeryüzünün dağlık kısımlarında zemin sağlam olduğu için, yapıların depremlerde daha az hasar görmesine karşılık vadilerin ve ovaların nisbeten riskli olduğu da bilinmektedir. Bilinen bir diğer husus da dağların yer hareketlerinde denge ve düzeni sağlama (balans) işlevinin bulunduğudur.
“Daha nice işaretler koydu” ifadesinden yeryüzünün, o dönem insanlarının henüz bilmedikleri, zamanla fizikî coğrafya, jeoloji, biyoloji gibi bilimlerin gelişmesiyle keşfedilecek olan daha başka sırlar taşıdığına işaret edilmektedir.
Yeryüzü hareket edip kaymasın diye onu sabit kılması için üzerine dağlar kondurdu. İçmenizi, hayvanlarınızı ve ekinlerinizi sulamanız için üzerine nehirler akıttı. Kaybolmadan yürümeniz ve arzu ettiğiniz yere ulaşmanız için de yollar yarattı.