Rüzgarları müjdeciler olarak göndermesi, size rahmetini tattırması, buyruğu ile gemilerin yürümesi, lütfundan rızık istemeniz, O'nun varlığının belgelerindendir. Belki şükredersiniz
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Rüzgarları müjdeciler olarak göndermesi, size rahmetini tattırması, buyruğu ile gemilerin yürümesi, lütfundan rızık istemeniz, O'nun varlığının belgelerindendir. Belki şükredersiniz
Elmalılı Hamdi Yazır
Rüzgarları müjdeciler olarak göndermesi, size rahmetinden tattırması, emriyle gemilerin akıp gitmesi ve lütfundan rızık isteyip kazanmanız O'nun âyetlerindendir. Hem gerek ki şükredesiniz.
Yaşar Nuri Öztürk
O'nun ayetlerindendir ki, size rahmetinden tattırsın; gemiler, buyruğu ile akıp gitsin. Lütfundan nasip arayasınız ve şükredebilesiniz diye, rüzgârları müjdeciler olarak gönderir.
Süleyman Ateşen ayrışan
O'nun ayetlerinden biri de (şudur): Rüzgarları (yağmurun) müjdeleri olarak gönderir ki size rahmetinden biraz taddırsın, gemiler buyruğuyla yürüsün ve siz O'nun lutfundan arayasınız da (verdiği ni'metlere) şükredesiniz.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.0%
İngilizce
And of His signs is that He sends the winds as bringers of good tidings and to let you taste His mercy and so the ships may sail at His command and so you may seek of His bounty, and perhaps you will be grateful
Fransızca
Parmi Ses signes, Il envoie les vents comme annonciateurs, pour vous faire goûter de Sa miséricorde et pour que le vaisseau vogue, par Son ordre, et que vous recherchiez de Sa grâce. Peut-être seriez-vous reconnaissants
İspanyolca
Entre Sus signos están los vientos que Él envía para traerles lluvias y agraciarlos con Su misericordia, y para que naveguen los barcos con Su voluntad y puedan procurar el sustento; deberían agradecerle
Rusça
Среди Его знамений - то, что Он посылает ветры добрыми вестниками, чтобы дать вам вкусить от Его милости, чтобы корабли плыли по Его воле и чтобы вы искали Его милость, - быть может, вы будете благодарны
Endonezce
Dan di antara tanda-tanda (kebesaran)-Nya adalah bahwa Dia mengirimkan angin sebagai pembawa berita gembira643) dan agar kamu merasakan sebagian dari rahmat-Nya dan agar kapal dapat berlayar dengan perintah-Nya dan (juga) agar kamu dapat mencari sebagian dari karunia-Nya, dan agar kamu bersyukur
Bengalce
তাঁর নিদর্শনসমূহের মধ্যে একটি এই যে, তিনি সুসংবাদবাহী বায়ু প্রেরণ করেন, যাতে তিনি তাঁর অনুগ্রহ তোমাদের আস্বাদন করান এবং যাতে তাঁর নির্দেশে জাহাজসমূহ বিচরণ করে এবং যাতে তোমরা তাঁর অনুগ্রহ তালাশ কর এবং তাঁর প্রতি কৃতজ্ঞ হও।
O'nun birliğine ve kudretine delalet eden azametli ayetlerinden birisi de, yağmurun yağmasının yaklaştığını müjdelemek için rüzgârları göndermesidir. -Ey İnsanlar!- Yağmur yağdıktan sonra rahmetinden bolluk ve bereketi size tattırır ve denizde gemiler O'nun dilemesi ile hareket ederler. Sizler böylece denizde ticaret yaparak O'nun lütfundan istersiniz. Umulur ki, Allah'ın size bahşetmiş olduğu nimetlerine şükredersiniz de bunları size arttırır.
46- Rahmetinden size tattırması, gemilerin O’nun emri ile akıp gitmesi, O’nun lütfundan aramanız ve böylece şükretmeniz için rüzgarları müjdeleyici olarak göndermesi, O’nun delillerindendir.
46. “Rahmetinden size tattırması” kaderî “emri ile gemilerin” denizde “akıp gitmesi” geçiminiz ve menfaatleriniz ile ilgili tasarruflarda bulunmak sureti ile “O’nun lütfundan aramanız ve böylece” sizin için bu sebepleri amade kılıp lehinize bu işleri çekip çevirene “şükretmeniz için” yağmurdan önce “rüzgarları” önce bulutları yükseltip daha sonra onları bir araya getirmeleri sureti ile “müjdeleyici olarak” çünkü insanlar yağmurun yağmasından önce sevinirler “göndermesi O’nun” Yani Allah’ın rahmetine, öldükten sonra ölüleri diriltmesine, kendisinden başka ibadet olunacak hiçbir ilâhın ve her türlü övgüye layık hiçbir mutlak egemenin bulunmadığına dair “delillerindendir.” O, rahmetinden size tattırmak için size yağmur indirir. O yağmurla topraklar ve kullar hayat bulur. Böylelikle sizler O’nun rahmetinin tadını alırsınız, rahmetinin kulları kurtardığını, rızıklanmalarına sebep teşkil ettiğini anlarsınız. Böylelikle ilâhî rahmetin hazinelerini açan salih amelleri daha çok işleme arzusu duyarsınız. Bütün bu nimetlerden maksat ise bunlara Yüce Allah’a şükrederek karşılık vermektir. Böylece O da üzerinizdeki nimetlerini daha çok artıracak ve daha bir kalıcı olmalarını sağlayacaktır. İlâhî nimetlere nankörlük ve masiyetlerle karşılık vermeye gelince bu, Allah’ın nimetlerine şükür yerine nankörlük ederek karşılık verenlerin ona yapılan bağışlara yüz çevirenlerin halidir. Böyle yapanların nimetleri ise yok olmaya mahkumdur, bu nimetler onlardan alınıp başkalarına verilir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Her gün iç içe yaşadığımız ve çoğu defa sıradan durumlar olarak algıladığımız tabiat olaylarının gerçekte Allah’ın birliğinin ve kudretinin açık kanıtları olduğu ve aklını işleten kimselerin bunlardan önemli sonuçlar çıkarabileceği Kur’an’da değişik vesilelerle belirtilmiştir. Doğal çevrede ortaya çıkan bozulmaya değinilen 41. âyetten sonra bu hususa dikkat çekilmesi de oldukça mânidardır. Buna göre tabiat, Allah’ın verdiği düzenle işlerken yaratanına kanıt değeri taşıyacak kadar mükemmeldir; ne var ki bu, insan eliyle bozulabilmektedir (rüzgârların estirilmesi, gemilerin yüzmesinin sağlanması, bulutların harekete geçirilmesi, yağmurun yağdırılması, ölümünden sonra toprağa can verilmesi ile ilgili açıklamalar için bk. Bakara 2/164; İbrâhim 14/32-34; Hicr 15/22-23; Nahl 16/10-11, 14-16; İsrâ 17/66; 49. âyette geçen müblisûn kelimesinin açıklaması için bk. 12. âyetin tefsiri).
47. âyette yer alan ve “İnananlara yardım etmek de bize düşer” şeklinde tercüme edilen cümlenin lafzına bakarak, müminlerin Allah’a karşı hak iddia edebilecekleri ve O’nun da kendilerine karşı görevinin bulunduğu gibi bir anlam çıkarmamak gerekir. Zira bu, inananların Allah katındaki dereceleriyle ilgili bir iltifat ifadesi olup onlara moral verme ve onları onurlandırma amacı taşımaktadır. Hz. Peygamber’in, “Şayet müslüman bir kimse din kardeşinin namusunu müdafaa ederse, Allah’ın da kıyamet günü mutlaka onu cehennem ateşinden korumasını hak eder” buyurduktan sonra âyetin bu cümlesini okuduğu rivayet edilmiştir (Zemahşerî, III, 207).
51. âyetteki “onu” anlamına gelen zamirin, bitkinin ve rüzgârın veya bulutun yerini tuttuğuna dair görüşler vardır (Şevkânî, IV, 265). Bütün bu yorumların ortak noktası şudur: Allah Teâlâ insanları sınamak üzere onlara bazı sıkıntılar verdiğinde, meselâ onlara zarar veren bir rüzgâr gönderdiğinde hemen tavırları değişir, kendilerine verilen nimetleri unutup inkâra kalkışırlar veya nankörlüğe yeltenirler (52 ve 53. âyetlerin açıklaması için bk. Neml 27/80-81. âyetlerin tefsiri).
O'nun birliğine ve kudretine delalet eden azametli ayetlerinden birisi de, yağmurun yağmasının yaklaştığını müjdelemek için rüzgârları göndermesidir. -Ey İnsanlar!- Yağmur yağdıktan sonra rahmetinden bolluk ve bereketi size tattırır ve denizde gemiler O'nun dilemesi ile hareket ederler. Sizler böylece denizde ticaret yaparak O'nun lütfundan istersiniz. Umulur ki, Allah'ın size bahşetmiş olduğu nimetlerine şükredersiniz de bunları size arttırır.