Diyanet İşleri
Onlardan öncekiler de tuzak kurdular, oysa bütün tuzaklar(ın cezası) Allah'ındır, Herkesin yaptığını bilir. İnkarcılar da, neticenin kimin olduğunu göreceklerdir
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Onlardan öncekiler de hileler yapmışlardı. Fakat sonuçta bütün hileler(in cezası) Allah'a aittir. Her nefsin ne kazandığını O bilir. Bu dünyanın akıbetinin kime ait olduğunu kâfirler de yakında bilecekler.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlardan öncekiler de tuzak kurmuştu, ama tüm tuzaklar Allah'ındır. Her benliğin ne kazandığını O bilir. Kâfirler de bilecek sonsuzluk yurdu kimindir!
Süleyman Ateş
Onlardan öncekiler de tuzak kurmuştu. Fakat bütün tuzaklar, (tedbirler) Allah'ındır. (Allah'ın tedbiri, onların tuzaklarını bozar. O), her canın ne kazandığını (ne yaptığını) bilir. Kafirler de, bu yurdun sonunun kimin olacağını bileceklerdir!
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Geçmiş ümmetler peygamberlerine tuzak kurmuşlar ve onları kandırmışlardı. Onların getirdiklerini yalanladılar. Onlar için yaptıkları plan ne işe yaradı? Hiçbir işe yaramadı. Çünkü plan derleyen kimsenin her planı, Yüce Allah'ın takdir ve tedbirinden dışarı çıkamaz. Aynı şekilde Allah -Subhânehu ve Teâlâ- kullarının yaptığı bütün amelleri bilir, bunlardan hiçbir şey ona gizli kalmaz. İşte o zaman Allah'a iman etmeyerek ne kadar hata ettiklerini ve (Yüce Allah'a) iman ederek Müminlerin ne kadar doğru yaptıklarını bileceklerdir. Böylece Cennet'i ve güzel sonu elde edeceklerdir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
42- Onlardan öncekiler de tuzaklar kurmuştu. Ne var ki bütün tuzaklar, Allah’a aittir. O, herkesin ne kazandığını bilir. Kâfirler de pek yakında bu yurdun sonunun kimin olacağını bileceklerdir. 43- Kâfir olanlar:“Sen (Allah tarafından) gönderilmiş (bir peygamber) değilsin” derler. De ki:“Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve yanında Kitabın bilgisi bulunanlar yeter.”
42. “Onlardan öncekiler de” kendilerine gönderilen peygamberlere ve bu peygamberlerin getirdikleri hakka karşı “tuzaklar kurmuştu.” Ancak onların bu tuzak kurmalarının kendilerine hiçbir faydası olmadı. Hiçbir sonuç alamadılar. Zira onlar, esasen Allah’a karşı savaş açmakta ve O’na meydan okumaktadırlar. “Ne var ki bütün tuzaklar, Allah’a aittir.” Hiç kimse Allah’ın izin vermediği bir tuzağı kurma gücü yoktur. Her şey O’nun kaza ve takdiri çerçevesindedir. Onlar, Allah’ın dinine karşı tuzak kuruyor olsalar dahi, onların bu tuzak kurmaları pek yakında aleyhlerine dönecek, hüsrana uğrayacaklar ve pişman olacaklardır. Çünkü Allah “herkesin ne kazandığını bilir.” Her nefsin içinden geçirdiklerini, ne yapmak istediğini, zahiri ve batıni bütün amellerini bilir. Tuzak kurmak da nefsin kazandığı bu işlerden biridir. O halde onların tuzakları da Allah’a gizli kalmaz. O nedenle onların, hakka ve hak ehline zarar verecek ve kendilerine fayda sağlayacak herhangi bir tuzak kurmalarına imkân yoktur. “Kâfirler de pek yakında bu yurdun sonunun kimin olacağını bileceklerdir.” Onların mı yoksa Allah’ın peygamberlerinin mi? Bilindiği gibi güzel âkıbet takvâ sahiplerinindir. Küfrün ve kâfirlerin değildir.
43. “Kâfir olanlar: Sen (Allah tarafından) gönderilmiş (bir peygamber) değilsin, derler.” Yani seni ve seninle gönderilenleri yalanlıyorlar. Şâyet onlar, bu konuda bir tanık isteyecek olurlarsa onlara “de ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah... yeter.” O’nun sözü ile fiili ile ve ikrarı ile şahitliği yeter. O’nun sözlü şahitliği, insanların en doğru sözlüsüne risaletini ispatlayıcı olmak üzere indirmiş olduğu vahiyleridir. Fiilî şahitliğine gelince Yüce Allah, Rasûlünü desteklemiş, ona hem kendisinin hem ashabının hem de ona tâbi olanların kudretlerinin çerçevesi dışında kalacak şekilde yardımcı olmuş, zafer vermiştir. Bu da Yüce Allah’ın bu hususta onu fiili olarak desteklemesi suretiyle yaptığı şahitliğidir. İkrarı ile şahitliğine gelince Allah Rasûlü, O’nun peygamberi olduğunu haber vermiş ve insanlara da kendisine uymalarını emretmiştir. Kendisine uyanın Allah’ın rızasına ve lütfuna nail olacağını, kendisine uymayanlar için de cehennem ateşi ve ilâhi gazap olduğunu, böylesinin malının da kanının da helâl olacağını bildirmişti. Yüce Allah da peygamberinin bu söylediklerini takrir etmiştir. Eğer o, Yüce Allah’a karşı yalan birtakım sözler uydurmuş olsaydı O, derhal onu cezalandırırdı. “Ve yanında Kitabın bilgisi bulunanlar yeter.” Bu, Tevrat ve İncil ehlinin bütün ilim adamlarını kapsar. Onlar arasından iman edip hakka tâbi olanlar, Allah Rasûlünün peygamberliğine şahitlik eder ve yapmakla yükümlü olduğu bu şahitliği açıkça dile getirmiş olur. Bunu gizleyenlere gelince Yüce Allah’ın bunlar hakkında yapmaları gereken bir şahitliklerinin bulunduğunu haber vermesi, bizzat onların haber vermelerinden daha beliğ, daha ileridir. Eğer onların yanında yapmaları gereken bir şahitlik bilgisi bulunmasaydı onlar, delilini ortaya koyarak bu şahitlik talebini reddederlerdi. Onların bu konuda susmaları, yapmaları gereken bir şahitliği gizlediklerinin delilidir. Yüce Allah’ın Kitap ehlinin şahitliğini göstermesini emretmesi, onların bu işe ehil olmalarından dolayıdır. Zira her hususta o işin ehlinin ve başkalarına göre o hususu daha çok bilenlerin tanıklığına başvurulur. Arapların ve diğer kavimlerin müşrikleri arasındaki ümmiler gibi bu hususlara yabancı olanların şahitliğine ise başvurulmaz. Çünkü onların bu konuda bilgi ve malumatları olmadığından dolayı onların şahitliğine başvurmanın bir faydası yoktur.
Ra’d Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah’a hamdolsun.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Tarihte Nemrut, Firavun gibi zalimlerin her biri kendi zamanındaki peygambere tuzak ve şeytanca düzenler kurmuş (Râzî, XIX, 68), ancak Allah’ın peygamberlerine yardımıyla bunların tuzakları boşa çıkmıştır. İşte yüce Allah müşriklerin Hz. Peygamber’e karşı tutumunu bunların tutumuna benzeterek Hz. Peygamber’i teselli etmekte, düşmanlarını ise uyarmakta, böylece Allah Teâlâ öncekilerin hile ve tuzaklarını boşa çıkararak peygamberlerine yardım ettiği gibi Hz. Peygamber’e de yardım edip düşmanlarının tuzaklarını boşa çıkaracağına işaret buyurmaktadır.