Önceki ayet· 53:30Sonraki ayet· 53:32

Necm Suresi 31. Ayet· 53:31

↗ Necm suresi
Mekki
وَلِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ لِيَجۡزِيَ ٱلَّذِينَ أَسَـٰٓـُٔواْ بِمَا عَمِلُواْ وَيَجۡزِيَ ٱلَّذِينَ أَحۡسَنُواْ بِٱلۡحُسۡنَى
Göklerde ve yerde bulunan herşey Allah'ındır. (Bunları yaratmıştır) Ki kötülük edenleri, yaptıklarıyle cezalandırsın, güzel davrananları da güzellikle mükafatlandırsın.
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Göklerde ve yerde bulunan herşey Allah'ındır. (Bunları yaratmıştır) Ki kötülük edenleri, yaptıklarıyle cezalandırsın, güzel davrananları da güzellikle mükafatlandırsın.
Elmalılı Hamdi Yazır
Göklerde ve yerde bulunanlar hep Allah'ındır. Akıbet (sonuçta) kötülük yapanları yaptıkları ile cezalandıracak, güzel davrananları da daha güzeliyle mükafatlandıracaktır.
Yaşar Nuri Öztürk
Göklerde ne var yerde ne varsa Allah'ındır. Bu, Allah'ın; yaptıklarıyla kötülük sergileyenleri cezalandırması, güzel davranıp güzel düşünenleri de güzellikle ödüllendirmesi içindir.
Süleyman Ateş
Göklerde ve yerde bulunan herşey Allah'ındır. (Bunları yaratmıştır) Ki kötülük edenleri, yaptıklarıyle cezalandırsın, güzel davrananları da güzellikle mükafatlandırsın.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.9%
İngilizce
And to Allah belongs whatever is in the heavens and whatever is in the earth - that He may recompense those who do evil with [the penalty of] what they have done and recompense those who do good with the best [reward]
Fransızca
A Allah appartient ce qui est dans les cieux et sur la terre afin qu'Il rétribue ceux qui font le mal selon ce qu'ils œuvrent, et récompense ceux qui font le bien par la meilleure [récompense]
İspanyolca
A Dios pertenece cuanto hay en los cielos y en la Tierra, y Él castigará a quienes obren el mal y retribuirá con una hermosa recompensa a los que hagan el bien
Rusça
Аллаху принадлежит то, что на небесах, и то, что на земле, дабы Он воздал злодеям за то, что они совершили, и воздал творившим добро Наилучшим (Раем)
Endonezce
Dan milik Allah lah apa yang ada di langit dan apa yang ada di bumi. (Dengan demikian) Dia akan memberi balasan kepada orang-orang yang berbuat jahat sesuai dengan apa yang telah mereka kerjakan dan Dia akan memberi balasan kepada orang-orang yang berbuat baik dengan pahala yang lebih baik (surga)
Bengalce
নভোমন্ডল ও ভূমন্ডলে যা কিছু আছে, সবই আল্লাহর, যাতে তিনি মন্দকর্মীদেরকে তাদের কর্মের প্রতিফল দেন এবং সৎকর্মীদেরকে দেন ভাল ফল।
Çince
天地万物都是安拉的。他创造万物,以便他依作恶者的行为而报酬他们,并以至善的品级报酬行善者。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Göklerdeki ve yerdeki her şey; mülk, yaratma ve idare etme bakımından yalnızca Yüce Allah'a aittir. Dünyada kötü amel işleyenleri hak ettikleri azap ile cezalandıracak ve iyi amel işleyen Müminleri de cennet ile mükâfatlandıracaktır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
31- Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnız Allah’ındır. Böylece O, kötülük yapanları yaptıkları karşılığında cezalandıracak ve iyilikte bulunanları da en güzel olanla mükâfatlandıracaktır. 32- Onlar, ufak tefek kusurları olsa da günahların büyüklerinden ve hayâsızlıklardan uzak duran kimselerdir. Gerçekten Rabbinin mağfireti geniştir. O, sizi pek iyi bilmektedir. Sizi topraktan yarattığında da sizler analarınızın karnında cenin halinde iken de (her şeyinizden haberdardı). O nedenle kendinizi temize çıkarmayın. Zira O, kimin takvâlı olduğunu en iyi bilendir. 31. Yüce Allah, mülkün gerçek sahibinin, dünya ve âhiret mülküne tek başına sahip olanın kendisi olduğunu, dünya ve âhirette bulunan her şeyin Allah’ın mülkü olduğunu haber vermektedir. O, bütün bunlar üzerinde, ülkeleri ve halkları üzerinde tasarrufta bulunan pek büyük ve egemen bir kral gibi tasarrufta bulunur. O’nun kaderi ve hükmü onlar hakkında geçerlidir. Üzerlerinde O’nun şer’î hükümleri cereyan eder, onlara emir verip yasaklar koyar. Onlara vermiş olduğu emir ve yasaklara uymalarına göre de amellerine karşılık verir. İtaat edeni mükâfatlandırır, isyankârı da cezalandırır. "Böylece O, kötülük yapanları yaptıkları” küfür, onun aşağısındaki masiyetler ve yaptıkları diğer kötülükler “karşılığında” feci bir ceza ile “cezalandıracak ve” hem Yüce Allah’a ibadet hususunda hem de Allah’ın yarattıklarına çeşitli şekillerde faydalar sağlamak sureti ile ihsan sahibi olup “iyilikte bulunanları da en güzel olanla” dünya ve âhirette daha güzel bir hâl ile “mükâfatlandıracaktır.” Bunun en büyük ve en değerli olanı ise Rablerinin rızasına nail olmak, cenneti ve ondaki pek büyük nimetleri elde etmektir. Daha sonra Yüce Allah bu kimselerin niteliklerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: 32. “Onlar, ufak tefek kusurları olsa da günahların büyüklerinden ve hayâsızlıklardan uzak duran kimselerdir.” Yani onlar, Allah’ın kendilerine emrettiği ve terk edilmeleri büyük günah olan farzları yerine getirirler. Zina, içki içmek, faiz yemek, adam öldürmek vb. gibi ağır günah olan büyük haram ve yasakları da terk ederler. “ufak tefek kusurlar” ise kişinin ısrarla işlemediği küçük günahlar yahut da kulun nadiren ve az sayılacak şekilde zaman zaman düştüğü hatalardır. Sırf bunları işlemekle kul, ihsan sahibi “iyilikte bulunanlar” sınıfından çıkmaz. Bu gibi küçük kusurlar, farzları işlemek ve haramları terk etmekle birlikte oldukları takdirde; her şeyi kuşatan Allah’ın mağfiretinin kapsamına girerler. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Gerçekten Rabbinin mağfireti geniştir.” O’nun mağfireti olmamış olsaydı ülkeler ve kullar helâk olur giderdi. Eğer O’nun affediciliği ve hilmi olmasaydı, gök yerin üstüne çöker ve yeryüzünde canlı tek bir varlık kalmazdı. Bundan dolayı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurmuştur:“Beş vakit namaz, cumadan cumaya (cuma namazı), Ramazan’dan Ramazan’a (tutulan oruç), büyük günahlardan uzak kalındığı sürece aralarındaki (küçük günah)lara keffârettir.”“O, sizi pek iyi bilmektedir. Sizi topraktan yarattığında da sizler analarınızın karnında cenin halinde iken de (her şeyinizden haberdardı).” Yani O, bütün hallerinizi en iyi bilendir. Mayanızda yoğurulmuş bulunan, Allah’ın size vermiş olduğu emirlerin birçoğuna karşı zaaf ve gecşeklik içerisinde olduğunuzu, haramları işlemeye çağıran ve onları yapmaya çeken hususların çokluğunu ve bunları işlemeye engel olacak hususların ise o kadar güçlü olmadığını bilir. Sizin zayıf olduğunuz hem Allah sizleri topraktan yarattığında hem de sizler annelerinizin karnında bulunuyor iken açıkça görülen bir husustur. Sizdeki bu zayıflık, daima var olacaktır. Yüce Allah sizde, size vermiş olduğu emirleri yerine getirecek gücü var etmiş olmakla birlikte bu zayıflık da varlığını sürdürür. O, sizin bu durumlarınızı bildiğinden dolayı ilâhî hikmet ve Rabbânî cömertlik, sizleri rahmetine, mağfiretine ve affına daldırmasını, ihsanına gark etmesini, suç ve günahların etkilerini üzerlerinizden silip götürmesini gerektirmiştir. Özellikle kul, Rabbinin rızasını bütün vakitlerde maksat olarak gözetiyor, çoğu zaman O’na yakınlaştıracak hususlar için çalışıp çabalıyor, Mevlâsının kendisine gazaplanmasını gerektiren günahlardan kaçınıyor ise bu böyledir. Böylesinden zaman zaman bazı yanılgılar arka arkaya görülse bile Yüce Allah, merhametliler merhametlisi ve cömertler cömerdidir. Kullarına karşı annenin evlâdına oaln merhametinden daha çok merhametlidir. İşte böyle bir kimsenin Rabbinin mağfiretine yakın olması, Yüce Allah’ın da bütün hallerinde onun dualarını kabul etmesi kaçınılmaz bir şeydir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "O nedenle kendinizi temize çıkarmayın.” Yani insanlara onlar tarafından övülmek maksadı ile nefislerinizin ak-pak olduğunu söylemeyin. "Zira O, kimin takvâlı olduğunu en iyi bilendir.” Çünkü takvânın yeri kalptir. Kalbi bilen de, ondaki iyiliklerin ve takvânın karşılığını verecek olan da O’dur. İnsanlara gelince onların Allah’a karşı size hiçbir faydaları olmaz.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Önceki âyetlerde Resûlullah’tan, gerçekleri bilmek, anlamak istemeyen ve yapılan uyarılara sırt çeviren kişilere aldırış etmemesi ve onlardan yüz çevirmesi istenmiş; herkesin taşıdığı niyeti, kimin doğruya ve kimin sapkınlığa yöneldiğini Cenâb-ı Allah’ın çok iyi bildiği hatırlatılmıştı. Burada da, göklerin ve yerin egemenliği kendisine ait olan Allah tarafından imtihan amacıyla bu farklı tercihlere müsaade edildiğine imada bulunulmakta; ama bunun sonsuza kadar böyle gitmeyeceği, bir gün O’nun herkese kendi yaptığının karşılığını mutlaka tattıracağı haber verilmektedir. Âyette kötülük yapanların, bunun cezasını görecekleri belirtildiği halde iyilik yapanların yaptıklarından daha güzeliyle ödüllendirileceklerinin bildirilmesi, yüce Allah’ın haksızlık etmesinin ve hak edilenden fazla ceza vermesinin asla düşünülemeyeceğini, O’nun kötülere adaletiyle, iyilere ise ihsanıyla muamele edeceğini, bu sonunculara hak ettiklerinden fazlasını vereceğini göstermektedir (Râzî, XXIX, 6). “Sonunda O, kötülük yapanlara işlediklerinin cezasını verecek, iyilik yapanları, ufak tefek kusurlar hariç, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanları ise daha güzeliyle ödüllendirecektir” diye çevrilen cümle, 29. âyete bağlanarak “Dünya hayatından başka arzusu olmayan kişilerden sen de yüz çevir, çünkü O, ... ödüllendirecektir” veya 30. âyetle irtibatlandırılarak, “Şüphesiz kendi yolundan sapanı en iyi bilen rabbindir; nitekim O, ... ödüllendirecektir” şeklinde de yorumlanmıştır (Râzî, XXIX, 5-6).
Necm Suresi 31. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Göklerdeki ve yerdeki her şey; mülk, yaratma ve idare etme bakımından yalnızca Yüce Allah'a aittir. Dünyada kötü amel işleyenleri hak ettikleri azap ile cezalandıracak ve iyi amel işleyen Müminleri de cennet ile mükâfatlandıracaktır.