Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, temelli kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler, Adn cennetlerinde hoş meskenler vadetmiştir. Allah'ın hoşnut olması en büyük şeydir. İşte büyük kurtuluş budur
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, temelli kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler, Adn cennetlerinde hoş meskenler vadetmiştir. Allah'ın hoşnut olması en büyük şeydir. İşte büyük kurtuluş budur
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, altlarından ırmaklar akan cennetler vaad buyurdu. Orada ebedi kalacaklardır. Hem de Adn cennetlerinde hoş meskenler vaad etmiştir. Allah'ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte asıl büyük kurtuluş da budur.
Yaşar Nuri Öztürk
Allah, mümin erkeklerle mümin kadınlara, altından ırmaklar akan cennetler vaat etmiştir. Sürekli kalacaklardır orada. Adn cennetlerinde de tertemiz barınaklar vaat etmiştir. Allah'ın bir hoşnutluğu ise hepsinden büyüktür. İşte budur o büyük başarı/o büyük kurtuluş.
Süleyman Ateş
Allah inanan erkeklere ve inanan kadınlara, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler va'detmiştir. Allah'ın (onlardan) razı olması ise hepsinden büyüktür. İşte büyük başarı budur.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.8%
İngilizce
Allah has promised the believing men and believing women gardens beneath which rivers flow, wherein they abide eternally, and pleasant dwellings in gardens of perpetual residence; but approval from Allah is greater. It is that which is the great attainment
Fransızca
Aux croyants et aux croyantes, Allah a promis des Jardins sous lesquels coulent les ruisseaux, pour qu'ils y demeurent éternellement, et des demeures excellentes, aux jardins d'Eden [du séjour permanent]. Et la satisfaction d'Allah est plus grande encore, et c'est là l'énorme succès
İspanyolca
A los creyentes y a las creyentes Dios prometió jardines [en el Paraíso] por donde corren ríos, en los que disfrutarán por toda la eternidad, y hermosas moradas en los jardines del Edén. Pero alcanzar la complacencia de Dios es aún superior. ¡Ese es el éxito grandioso
Rusça
Аллах обещал верующим мужчинам и женщинам Райские сады, в которых текут реки и в которых они пребудут вечно, а также прекрасные жилища в садах Эдема. Но довольство Аллаха будет превыше этого. Это и есть великое преуспеяние
Endonezce
Allah menjanjikan kepada orang-orang mukmin laki-laki dan perempuan, (akan mendapat) surga yang mengalir di bawahnya sungai-sungai, mereka kekal di dalamnya, dan (mendapat) tempat yang baik di surga 'Adn. Dan keridaan Allah lebih besar. Itulah kemenangan yang agung
Bengalce
আল্লাহ ঈমানদার পুরুষ ও ঈমানদার নারীদের প্রতিশ্রুতি দিয়েছেনে কানন-কুঞ্জের, যার তলদেশে প্রবাহিত হয় প্রস্রবণ। তারা সে গুলোরই মাঝে থাকবে। আর এসব কানন-কুঞ্জে থাকবে পরিচ্ছন্ন থাকার ঘর। বস্তুতঃ এ সমুদয়ের মাঝে সবচেয়ে বড় হল আল্লাহর সন্তুষ্টি। এটিই হল মহান কৃতকার্যতা।
Allah Teâlâ, kıyamet günü içinde ebedî kalacakları, sarayları altından ırmaklar akan cennetlere sokmayı Allah'a iman eden Mümin erkeklere ve Mümin kadınlara vadetmiştir. Orada ölmezler ve nimetleri bitmek tükenmek bilmez. Onlara, içinde kalacakları güzel meskenler olan sürekli kalacakları Cennetler ve bu nimetlerin hepsinden daha büyük bir nimet olan rızasını vadetmiştir. İşte burada zikredilen bu büyük karşılık; hiçbir kurtuluşun kendisine erişemeyeceği büyük kurtuluştur.
71- Mü’min erkeklerle mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkoyar, namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, Allah’a ve Rasûlüne itaat ederler. İşte Allah, bunlara merhamet edecektir. Şüphesiz Allah Azizdir, Hakîmdir. 72- Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara altlarından ırmaklar akan ve içlerinde ebediyen kalacakları cennetler vaat etmiştir. Bir de Adn cennetlerinde hoş meskenler… Allah’ın rızası ise hepsinden daha büyüktür. İşte en büyük kazanç budur.
71. Yüce Allah münafıkların birbirlerinden olduklarını söz konusu ettikten sonra mü’minlerin de birbirlerinin dost ve yardımcıları olduğunu ifade etmekte ve onları münafıkları nitelendirdiği sıfatların aksi ile nitelendirerek şöyle buyurmaktadır:“Mü’min erkeklerle mü’min kadınlar” erkekleri ile kadınları ile mü’minler sevgi, dostluk, bağlılık ve yardımlaşma bakımından “birbirlerinin dostlarıdır.”“Onlar iyiliği emreder.” İyilik (ma’ruf) güzel itikat, salih ameller, üstün ahlak gibi güzel olarak bilinen her şeyi içine alan kapsamlı bir isimdir. Onların bu kabilden verdikleri emirlerin ilk muhatabı da bizzat kendileridir. “Kötülükten alıkoyar.” Kötülük (münker) ise batıl itikat, kötü ameller ve çirkin ahlâk gibi iyiliğe (ma’rufa) taban tabana zıt ve aykırı olan şeylerdir. “Allah’a ve Rasûlüne itaat ederler.” Onlar sürekli olarak Allah’a ve Rasûlüne itaat üzerdirler. Bundan ayrılmazlar. “İşte Allah bunlara merhamet edecektir.” Onları rahmetinin kapsamına alacak ve ihsanı ile onları kuşatacaktır. “Şüphesiz Allah Azizdir” üstün bir güce sahiptir. Bununla birlikte O “Hakîmdir.” Hikmet sahibidir, her şeyi kendisine yakışan yerine koyar. O, yarattığı ve emrettiği şeylerden dolayı hamdedilmeye layıktır. Daha sonra Yüce Allah bu mü’minlere hazırlamış olduğu mükâfaatı söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
72. “Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara altlarından ırmaklar akan ve içlerinde ebediyen kalacakları” ayrılıp da başka bir yere gitmek istemeyecekleri “cennetler vaat etmiştir.” Bu cennetlerde her türlü nimet ve sevinç vardır. Rahatsızlık verecek ve kederlendirecek her şey de oradan uzaktır. Onun köşklerinin, saraylarının, sık ağaçlarının altından nehirler akar ki bu nehirler, içindeki hayırları ve bereketleri Allah’tan başka hiç kimsenin bilmediği son derece güzel bahçeleri sular. “Bir de Adn cennetlerinde hoş meskenler…” onların olacaktır. Bu meskenler en güzel şekilde süslenmiş ve Allah’ın takvâ sahibi kulları için hazırlanmıştır. Bunların görünüşleri de güzeldir, bunlarda konaklamak ve dinlenmek de güzeldir. En üstün konaklarda bulunan ve hiçbir kimsenin daha ötesini arzulayamayacağı özellikler bu meskenlerde bulunacaktır. Hatta Yüce Allah, onlar için oldukça şeffaf ve güzel köşkler hazırlamıştır. Bunların dış tarafları içlerinden, iç tarafları da dışlarından görülür. İşte nefislerin beğenip kabul edeceği, kalplerin kendilerine meyledeceği, ruhların arzu ve iştiyak duyacağı en güzel meskenler bunlardır. Çünkü bunlar Adn cennetlerinde yani hiçbir şekilde ayrılıp gitmeyecekleri, başka yere gitmek üzere terk etmeyecekleri, aksine devamlı kalacakları cennetlerde olacaktır. “Allah’ın” cennet ehline ihsan edeceği “rızası ise” onların içinde bulundukları nimetlerin “hepsinden daha büyüktür.” Çünkü onların içinde bulundukları nimetler, ancak Rablerini görmek ve O’nun rızasına erişmekle en üstün seviyesine ulaşır. Ayrıca bu, bütün âbidlerin hedeflediği bir amaç, gerçek sevenlerin de nihai hedefidir. O nedenle yerin ve göklerin Rabbinin rızası, cennetin bütün nimetlerinden daha büyüktür. “İşte en büyük kazanç budur.” Çünkü bütün isteklerini elde etmiş, her türlü mahzurdan da kurtulmuşlardır. Her şeyleri hoş ve güzeldir. Yüce Allah’tan lütf-u keremi ile bizleri de onlarla birlikte kılmasını niyaz ederiz.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Münafıklardan söz edilirken 67. âyette erkeğiyle kadınıyla münafık karakterine işaret edilmek üzere her iki cins ayrı ayrı zikredilmişti. 71. âyette de müminlerin ortak niteliklerine değinildiğinden erkek ve kadınları ayrı ayrı anılmıştır. Bu sûrede her iki tip ve âkıbetleri hakkında verilen bilgiler göz önüne alınırsa şöyle bir karşılaştırma yapılabilir (Râzî, XVI, 131): İki yüzlü davranan kimselere hâkim olan özellik, kötülükleri körükleyip iyilikten alıkoymak iken yürekten inananların temel vasfı iyiliği özendirmek, kötülükten vazgeçirmeye çalışmaktır. Münafıklar Allah yolunda harcamada eli sıkı davranırken müminler zekâtlarını verirler ve ayrıca cömertçe gönüllü bağışlarda bulunurlar, hatta imkânları elvermediği için daha fazla yapamadıklarına üzülürler. Münafıklar namaza üşenerek gelirler, müminler ise namazlarını bir kulluk vecîbesi sayarak içten gelen bir istekle kılarlar. Allah yolunda savaşmak gerektiğinde münafıklar türlü mazeretlerle yan çizmeye çalışırlar, müminler ise canlarını ve mallarını esirgemeden böyle bir çağrıya koşarlar, bu yolda asla yılgınlık göstermezler. Münafıklar Allah’ı ve O’nun mesajını umursamazlar, O’na ve vaad ettiklerine candan inanan müminlerle alay ederler, müminler ise Allah ve resulüne mutlak itaat gösterirler. Bu yüzden Allah, –içlerindeki inkârcılığı yenemeden ömürlerini tamamlayan– münafıkları ebedî olarak kalacakları cehenneme atacak, müminlere de hiç bitmeyen cennet nimetlerinin ve daha önemlisi kendi rızâsına erişmenin mutluluğunu tattıracaktır (71. âyette geçen evliyâ kelimesi için bk. Bakara 2/257; Nisâ 4/2, 138-140, 144; En‘âm 6/14; Enfâl 8/72-73).
72. âyetin sonundaki ifade, mânevî hazların ve ruhanî âleme ait mutluluğun maddî imkânların sağladığı mutluluktan çok daha üstün olduğunu açıkça göstermektedir. Zira bir amaca vasıta kılınan şey ondan daha önemli ve değerli olamaz. Allah’ın rızâsını kazanmak, vaad edilen cennet nimetlerine erişebilmenin aracı olsaydı, o takdirde bu nimetlerin daha önemli olduğu sonucuna ulaşılabilirdi. Oysa âyette Allah’ın iradesine mutlak teslimiyet gösterenlerin bu davranışları karşılığında yine O’nun lutfuyla pek güzel mükâfatları hak edecekleri, fakat bütün bu nimetlerden daha önemli olarak O’nun rızâsına nâil olacakları ve en büyük başarının O’nun hoşnutluğuna erişmek olduğu bildirilmiştir (Râzî, XVI, 133; Adn cenneti hakkında bk. Ra‘d 13/22-24). Bir hadiste de, cennet ehli ile Allah arasında cereyan edecek konuşma esnasında onların O’nun hoşnutluğuna erişmeyi en büyük mutluluk olarak niteleyecekleri ve Cenâb-ı Allah’ın artık onlara gazap etmeyeceğini müjdeleyeceği ifade edilmiştir (Buhârî, “Tevhîd”, 38; “Rikak”, 51).
Allah Teâlâ, kıyamet günü içinde ebedî kalacakları, sarayları altından ırmaklar akan cennetlere sokmayı Allah'a iman eden Mümin erkeklere ve Mümin kadınlara vadetmiştir. Orada ölmezler ve nimetleri bitmek tükenmek bilmez. Onlara, içinde kalacakları güzel meskenler olan sürekli kalacakları Cennetler ve bu nimetlerin hepsinden daha büyük bir nimet olan rızasını vadetmiştir. İşte burada zikredilen bu büyük karşılık; hiçbir kurtuluşun kendisine erişemeyeceği büyük kurtuluştur.