Önceki ayet· 48:4Sonraki ayet· 48:6

Fetih Suresi 5. Ayet· 48:5

↗ Fetih suresi
Medeni
لِّيُدۡخِلَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ جَنَّـٰتٖ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَيُكَفِّرَ عَنۡهُمۡ سَيِّـَٔاتِهِمۡۚ وَكَانَ ذَٰلِكَ عِندَ ٱللَّهِ فَوۡزًا عَظِيمٗا
İnanan erkek ve kadınları, içinde temelli kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar, onların kötülüklerini örter. Allah katında büyük kurtuluş işte budur
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
İnanan erkek ve kadınları, içinde temelli kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar, onların kötülüklerini örter. Allah katında büyük kurtuluş işte budur
Elmalılı Hamdi Yazır
Mümin erkeklerle mümin kadınları, içinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyması, onların günahlarını örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir kurtuluştur.
Yaşar Nuri Öztürk
İnanmış erkekleri ve inanmış kadınları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokması içindir bu. Sürekli kalıcıdırlar orada. Ve onların çirkin davranışlarını örtüp gizlemesi içindir. İşte bu, Allah katında çok büyük bir kurtuluş ve eriştir.
Süleyman Ateş
(Allah işini böyle hikmetle çevirir, mü'minlerin gönüllerine huzur verir, onlara görünmez askerleriyle yardım eder) Ki inanan erkekleri ve inanan kadınları, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere soksun, onların kötülüklerini de örtsün. Gerçekten bu, Allah katında büyük bir başarıdır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.0%
İngilizce
[And] that He may admit the believing men and the believing women to gardens beneath which rivers flow to abide therein eternally and remove from them their misdeeds - and ever is that, in the sight of Allah, a great attainment
Fransızca
afin qu'Il fasse entrer les croyants et les croyantes dans des Jardins sous lesquels coulent les ruisseaux où ils demeureront éternellement et afin de leur effacer leurs méfaits. Cela est auprès d'Allah un énorme succès
İspanyolca
[Dios] introducirá por toda la eternidad a los creyentes y a las creyentes en jardines por donde corren ríos, y les perdonará sus pecados. Este es un éxito grandioso ante Dios
Rusça
И чтобы ввести верующих мужчин и верующих женщин в Райские сады, в которых текут реки, где они пребудут вечно, и чтобы простить им их злодеяния. Это перед Аллахом является великим преуспеянием
Endonezce
Agar Dia masukkan orang-orang mukmin laki-laki dan perempuan ke dalam surga yang mengalir di bawahnya sungai-sungai. Mereka kekal di dalamnya dan Dia akan menghapus kesalahan-kesalahan mereka. Dan yang demikian itu menurut Allah suatu keuntungan yang besar
Bengalce
ঈমান এজন্যে বেড়ে যায়, যাতে তিনি ঈমানদার পুরুষ ও ঈমানদার নারীদেরকে জান্নাতে প্রবেশ করান, যার তলদেশে নদী প্রবাহিত। সেথায় তারা চিরকাল বসবাস করবে এবং যাতে তিনি তাদের পাপ মোচন করেন। এটাই আল্লাহর কাছে মহাসাফল্য।
Çince
以便他使信士和信女们入下临诸河的乐园,而永居其中,并赦宥他们的罪恶。据安拉看来,这是伟大的成功。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Bütün bunlar Yüce Allah’ın; iman eden erkek ve kadınları, sarayları ve ağaçları altından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere koyması, onların günahlarını silmesi ve onları günahlarından dolayı sorumlu tutmaması içindir. İşte burada zikredilen -elde edilmesi istenen cennet ve korkusundan emin olunmak istenen kötülüklerden sorumlu tutulmak- Allah katında hiçbir şeyin kendisine erişemeyeceği büyük bir kurtuluş/başarıdır.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
4- İmanlarına iman katmaları için mü’minlerin kalbine sekinet/huzur indiren, O’dur. Göklerin ve yerin orduları yalnız Allah’ındır. Allah Alimdir, Hakîmdir. 5- (Bu) mü’min erkeklerle mü’min kadınları altlarında ırmaklar akan cennetlere -orada ebedi kalmak üzere- koysun ve günahlarını örtsün diyedir. İşte Allah’ın katında bu, büyük bir kurtuluştur. 6- Yine Allah, hakkında kötü zan besleyen münafık erkeklerle münafık kadınları ve müşrik erkeklerle müşrik kadınları da azaba uğratsın diyedir. (Müminler için bekledikleri) belânın kötüsü kendi başlarındadır. Ayrıca Allah onlara karşı gazaplanmış, lanet etmiş ve onlar için cehennemi hazırlamıştır. O, ne kötü bir dönüş yeridir! 4. Yüce Allah, mü’minlerin kalbine sekîneti indirmekle mü’minlere olan lütfunu haber vermektedir. Sekinet; huzur, sükûn ve tedirgin edici, kalpleri dehşete düşüren, akılları şaşırtan ve ruhları zayıflatan sıkıntıların gelmesi esnasında sebat göstermektir. Böyle bir durumda Yüce Allah’ın kuluna sebat ve kalbine metanet vermesi, bu zorlukları sarsılmaz bir yürek, huzurlu bir ruh ile karşılayabilmek için üzerine sekînetini indirmesi, Allah’ın kulu üzerindeki nimetlerinden birisidir. Bunun sayesinde kul, böyle bir durumda Yüce Allah’ın emrini uygulamak için hazırlanır, bununla imanı artar ve yakîni kemal derecesine ulaşır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve müşrikler arasında cereyan eden görüşmeler sonucu ortaya çıkan ve görünüşte kendileri için bir düşüklük ve aleyhte gibi duran, nefislerin tahammül etmesinin neredeyse imknsız olduğu böyle bir antlaşmayı ashab -Allah tümünden razı olsun- kendilerini zapt ederek sabredip tahammül etmeleri, bunları sakin bir ruh ile kabul etmeye kendilerini alıştırmaları sonucunda imanlarına iman katmış oldular. “Göklerin ve yerin orduları yalnız Allah’ındır” Hepsi, O’nun mülküdür, O’nun idaresi altındadır, O’nun hükmüne itaat etmektedir. Müşrikler Allah’ın, dinine ve peygamberine yardım etmeyeceğini sanmasınlar. Allah Alimdir, her şeyi bilendir; Hakîmdir, hikmeti sonsuz olandır. O’nun hikmeti, zafer günlerinin insanlar arasında döndürülüp dolaştırılmasını, mü’minlerin zaferinin de bir başka zamana ertelenmesini gerektirebilmektedir. 5. “(Bu) mü’min erkeklerle mü’min kadınları altlarında ırmaklar akan cennetlere -orada ebedi kalmak üzere- koysun ve günahlarını örtsün diyedir.” Bu da mü’minlerin elde edebilecekleri en büyük sonuçtur. Çünkü cennetlere girmeleri ile onların arzu edip istedikleri şey gerçekleşmiş ve günahlarının bağışlanması sureti ile de sakındıkları şeyler kendilerinden uzaklaştırılmış olur. “İşte Allah’ın katında bu” mü’minler için sözü geçen mükâfat “büyük bir kurtuluştur.” Apaçık fetih dolayısı ile mü’minlere vermek istediği ihsanları işte bunlardır. 6. Münafık erkeklerle münafık kadınlara ve müşrik erkeklerle müşrik kadınlara gelince; Allah bu fetihle onları azaba uğratır ve hoşlarına gitmeyecek şeyleri onlara gösterir. Çünkü onların amaçları, mü’minlerin ilâhi yardıma mazhar olmamaları idi. Allah hakkında kötü zan beslemişler, O’nun, dinine yardım etmeyeceğini, dininin şanını yüceltmeyeceğini ve batıl taraftarlarının hak ehline karşı zafer kazanacaklarını sanmışlardı. Allah da onların zanlarının aksi ile onları karşı karşıya bıraktı. En kötü musibet, dünya hayatında onların başlarına gelip çattı. Allah’a ve Rasûlüne karşı gelmek suçunu işlediklerinden dolayı da “Allah onlara gazaplanmış, lanet etmiş” rahmetinden alabildiğine uzaklaştırmış “ve onlar için cehennemi hazırlamıştır. O, ne kötü bir dönüş yeridir!”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Sûreye adını veren fethin Hudeybiye Antlaşması mı yoksa Mek­ke’nin fethi mi olduğu konusunda farklı değerlendirmeler vardır. Fetih kelimesinin “savaş yoluyla bir toprağı ele geçirmek” mânasında kullanıldığını dikkate alan tefsirciler burada, Mekke’nin fethinden söz edildiğini ileri sürmüşlerdir. Sağlam rivayetler yanında (Buhârî, “Tefsîr”, 48/1) bu sûrede geçen ve yeri geldikçe açıklanacak olan işaretlere dayanan tefsirciler ise haklı olarak burada Hudeybiye sulhunun anlatıldığı kanaatine varmışlardır. Bunlara göre fetih kelimesi, bir çözüm getirdiği ve tıkanıklığı açtığı için sulh için de kullanılabilir. Ya da sebepten söz edip bununla sonucu kastetmek şeklindeki “mürsel mecaz” üslûbunun kullanıldığı düşünülebilir. Çünkü Hudeybiye sulhunun yol açtığı gelişmeler birden fazla fethi beraberinde getirmiştir: 1. Bu antlaşmadan sonra Hayber fethedilmiştir. 2. Mekkeli müşriklerle savaş ihtimali geçici olarak kalktığı için iki tarafın halkı birbirine gidip gelmişler, görüşmüşler, İslâm hakkında bilgi alışverişi yapılmış ve birçok müşrik ihtida etmiş, İslâm ile müşerref olmuştur. 3. İki yıl sonra on bin kişilik bir ordu ile Mekke üzerine yürüyen müminler burayı kolayca fethetmişlerdir. 4. Daha önceleri müslümanları muhatap kabul etmeyen ve çözümü savaşta arayan müşrikler ilk defa bu antlaşmada karşı tarafı tanımışlar, onlardan güvenlik talep etmişler, müslümanların o yıl yapmak istedikleri umre ibadetini bir yıl sonra gelip yapmalarını kabul etmişlerdir ( Kurtubî, XVI, 250 vd. Hudeybiye ile ilgili özet bilgi için bk. Bakara 2/194). Bu fethin sağladığı faydalar, doğurduğu sonuçlar ilk üç âyette veciz bir şekilde açıklanmaktadır. 12. âyette işaret edildiği üzere bu sefere çıkmak, Mekkeli müşriklere bir mânada meydan okumak demekti, bu da bir cesaret meselesiydi. Bu yüzden münafıklar “Bunların işi bitti, müşrikler tamamını yok edecek” demişlerdi. Ancak 27. âyette sözü edilen rüyayı bir işaret ve emir sayan Peygamber efendimiz, çeşitli faydalarını da gözeterek, kendisine sadık 1500 kadar sahâbî ile bu meşakkatli ve tehlikeli seferi göze almışlardı. Başta hesap edilmeyen gelişmeler oldu; sahâbe sabır, cesaret, bağlılık ve fedakârlık imtihanlarına tâbi tutuldular. Bütün bunlar olurken ve olduktan sonra Allah Teâlâ’nın şu lutufları tecelli etti: 1. Hz. Peygamber, kendisinin dışında hiçbir ümmet ferdine bahşedilmeyen bir iltifata nâil oldu, “geçmiş ve gelecek günahlarının bağışlanmış olduğu” rabbi tarafından ilân edildi. Esasen bütün peygamberler gibi Hz. Peygamber de ismet (Allah tarafından günah işlemekten korunmuş olma) özelliğine sahiptir, dolayısıyla zaten günahsızdır. Şu halde Peygamberimizin, bağışlandığı bildirilen günahı, fiilen işlediği yahut işleyeceği bir günah olmayıp, beşer olması hasebiyle kendisinde bulunan günah işleme potansiyelidir. İsmet sıfatı, peygamberlerdeki bu potansiyel günah işleme imkânının fiiliyata geçmesini önleyen ilâhî bir koruma ve esirgemedir; âyetteki af bu anlamdadır. Bir önceki sûrenin tefsirinde geçen (Muhammed 47/19) farklı bir yoruma göre bu antlaşma ile Mekkeliler nezdinde suçlu (zenb kelimesinin suç mânası için bk. Şuarâ 26/14) ve ölüme mahkûm bulunan Hz. Peygamber bu antlaşma sonunda barış ve güvenlik antlaşmasının tarafı haline geldi, böylece müşrikler tarafından suçluluk hükmü kaldırılmış oldu. 2. En büyük nimet ve dosdoğru yol olan İslâm dini sulh ortamında tamamlanarak yayılma imkânı buldu. 3. Yolculukta, sulh müzakerelerinde ve dönüşte Allah’ın büyük yardımları görüldü. Peygamberler ümmetlerine örnek olduklarından Allah onları günah işlemekten korumuştur. Buna rağmen Peygamber efendimiz gece gündüz nâfile ibadetler yaparak ve özellikle çok namaz kılarak, hem bu konuda da ümmetine örnek olmuş hem de ibadetin cennet ümidi veya cehennem korkusundan değil, Allah buna lâyık olduğu, kul bununla mânevî hayat ve huzur bulduğu için yapılacağını göstermiştir. Nitekim kendisine, günahlarının peşinen bağışlanmış olduğu hatırlatılarak niçin bu kadar çok namaz kıldığı sorulduğunda şu cevabı vermişlerdir: “Elimden geldiğince Allah’a şükreden bir kul olabilmem için” (Buhârî, “Tefsîr”, 48/2; peygamberlerin günahsızlığı (ismet) konusunda geniş bilgi için bk. Mehmet Bulut, “İsmet”, DİA, XXIII, 134-136). 4. âyette müminlere, olağan üstü sıkıntılı durumlarında Allah’ın moral yardımından söz ediliyor, arkasından da O’nun askerlerinden bahsediliyor. Öyle anlaşılıyor ki bu askerlerden maksat, müminlerin yanında olan ve ilâhî yardımı onlara ileten meleklerdir. Buna göre 7. âyette zikredilen askerler ise ilâhî cezayı icra eden melekler olmalıdır.
Fetih Suresi 5. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Bütün bunlar Yüce Allah’ın; iman eden erkek ve kadınları, sarayları ve ağaçları altından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere koyması, onların günahlarını silmesi ve onları günahlarından dolayı sorumlu tutmaması içindir. İşte burada zikredilen -elde edilmesi istenen cennet ve korkusundan emin olunmak istenen kötülüklerden sorumlu tutulmak- Allah katında hiçbir şeyin kendisine erişemeyeceği büyük bir kurtuluş/başarıdır.