Allah'ın, kullarının tevbesini kabul ettiğini, sadakalar aldığını, Allah'ın tevbeleri kabul ve merhamet eden olduğunu bilmiyorlar mı
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Allah'ın, kullarının tevbesini kabul ettiğini, sadakalar aldığını, Allah'ın tevbeleri kabul ve merhamet eden olduğunu bilmiyorlar mı
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah kullarının tevbesini kabul eder ve sadakaları da alır. Allah tevbeleri kabul edendir, çok merhametlidir.
Yaşar Nuri Öztürk
Bilmediler mi ki, Allah'tır kullarından o tövbeyi kabul eden, o sadakaları alan. Ve Allah'tır, O Tevvâb, O Rahîm...
Süleyman Ateş
Bilmediler mi ki, kullarından tevbeyi kabul eden, sadakaları alan Allah'tır. Ve Allah, tevbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.3%
İngilizce
Do they not know that it is Allah who accepts repentance from His servants and receives charities and that it is Allah who is the Accepting of repentance, the Merciful
Fransızca
Ne savent-ils pas que c'est Allah qui accueille le repentir de Ses serviteurs, et qui reçoit les Sadaqât, et qu'Allah est L'Accueillant au repentir et le Miséricordieux
İspanyolca
¿Acaso no saben que Dios acepta el arrepentimiento de Sus siervos y sus caridades [y les multiplica su recompensa por ellas]? Dios es el Indulgente, el Misericordioso
Rusça
Неужели они не знают, что Аллах принимает покаяния от Своих рабов и принимает пожертвования, что Аллах - Принимающий покаяния, Милосердный
Endonezce
Tidakkah mereka mengetahui, bahwa Allah menerima tobat hamba-hamba-Nya dan menerima zakat(nya), dan bahwa Allah Maha Penerima tobat, Maha Penyayang
Bengalce
তারা কি একথা জানতে পারেনি যে, আল্লাহ নিজেই স্বীয় বান্দাদের তওবা কবুল করেন এবং যাকাত গ্রহণ করেন? বস্তুতঃ আল্লাহই তওবা কবুলকারী, করুণাময়।
Cihattan geri kalanlar ve Allah’a tövbe edenler, Allah’ın tövbe eden kullarının tövbelerini kabul ettiğini bilsinler. Muhakkak ki O, muhtaç olmadığı halde kullarından sadakaları kabul eder. Sadaka veren kimseye sadakasına karşılık olarak sevabını verir. Allah -Subhânehu ve Teâlâ- tövbe eden kullarının tövbelerini çokça kabul edendir. Onlara karşı merhamet edendir.
104- Bilmezler mi ki kullarından tevbeyi ancak Allah kabul eder, sadakaları O alır ve gerçekten Allah, Tevvâb ve Rahîmdir.
104. Yani onlar Allah’ın rahmetinin genişliğini, lutuf ve kereminin genelliğini, hangi günah olursa olsun kulları içinde tevbe edenlerden sadır olan tevbeyi O’nun kabul ettiğini bilmezler mi? Öyle ki O, kulunun tevbe etmesi halinde düşünülebilecek en ileri derecede sevinir. Yine onlar sadakaları alanın, yani verdikleri sadakayı kabul edenin ancak Allah olduğunu bilmezler mi? Öyle ki O, sadakayı sağ eliyle alıp onu o kimse için, sizden herhangi bir kimsenin tayını büyütmesi gibi büyütür de nihâyet o -tek bir hurma dahi olsa- kocaman bir dağ kadar oluverir.[25] Hurmadan daha büyük ve daha çok olan sadakaları ne yapacağını var sen hesap et! Yine onlar, Allah'ın “Tevvâb” olduğunu bilmezler mi? Yani O, tevbeleri çokça kabul edendir. Kendisine tevbe ederek yönelen kimsenin -işlediği günahı defalarca tekrarlasa bile- tevbesini kabul eder. Kulları bizzat kendileri tevbeden usanmadıkça, O’nun kapısından kaçıp düşmanlarına dostluk yapmadıkça onların tevbesini kabul etmekten usanmaz. O, aynı zamanda “Rahîm” olandır. O’nun rahmeti her şeyi kuşatmıştır. O, bu rahmetini takva sahibi olanlara, zekâtı veren, âyetlerine iman eden ve Peygamberine uyanlara yazmıştır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Gerek henüz tövbeye yönelmemiş olanlara gerekse tövbe edip de sonucu hakkında endişe duyanlara hitap edilerek, yalnız Allah’ın tövbeleri kabul etme yetkisine sahip olduğu ve başka kapılardan medet umanların hayal kırıklığına uğrayacakları hatırlatılmakta, Allah’ın engin rahmetine gönülden inanmış olanların ise samimiyetle yaptıkları tövbe ve yakarmanın, Allah katında mutlaka karşılık bulacağından şüphe etmemeleri istenmektedir. “Sadakaları kabul buyuran da O’dur” diye çevirdiğimiz cümle lafzî karşılığı, “Sadakaları da O alır” şeklindedir. Cenâb-ı Allah’ın kendisi hakkında bu ifadeyi kullanması şöyle açıklanabilir: Resûlullah’a sadakaları alması emredildikten sonra bu malî vecîbenin asıl kaynağının ilâhî irade, gerçek kabul merciinin de Allah Teâlâ olduğu belirtilerek, bu buyruğa konu olan fiilin ve buyruğa uyanların O’nun katında ne kadar değer taşıdığına işaret edilmiştir (İbn Atıyye, III, 79; Şevkânî, II, 455).
Cihattan geri kalanlar ve Allah’a tövbe edenler, Allah’ın tövbe eden kullarının tövbelerini kabul ettiğini bilsinler. Muhakkak ki O, muhtaç olmadığı halde kullarından sadakaları kabul eder. Sadaka veren kimseye sadakasına karşılık olarak sevabını verir. Allah -Subhânehu ve Teâlâ- tövbe eden kullarının tövbelerini çokça kabul edendir. Onlara karşı merhamet edendir.