Önceki ayet· 16:47Sonraki ayet· 16:49

Nahl Suresi 48. Ayet· 16:48

↗ Nahl suresi
Mekki
أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ إِلَىٰ مَا خَلَقَ ٱللَّهُ مِن شَيۡءٖ يَتَفَيَّؤُاْ ظِلَٰلُهُۥ عَنِ ٱلۡيَمِينِ وَٱلشَّمَآئِلِ سُجَّدٗا لِّلَّهِ وَهُمۡ دَٰخِرُونَ
Allah'ın yarattığı şeylerin, gölgeleri sağa sola vurarak, Allah'a boyun eğerek secde etmekte olduklarını görmüyorlar mı
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Allah'ın yarattığı şeylerin, gölgeleri sağa sola vurarak, Allah'a boyun eğerek secde etmekte olduklarını görmüyorlar mı
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Onlar, Allah'ın yarattığı birtakım şeyleri görmediler mi ki? Gölgeleri Allah'ın kudretine boyun eğip secde ederek, sağa sola döner, dolaşır.
Yaşar Nuri Öztürk
Bakıp görmediler mi, Allah'ın yarattığı şeylerin gölgeleri bile, sağ ve sollarından boyunları bükük bir halde, Allah için secdelere kapanarak dönüyor.
Süleyman Ateş
Allah'ın yarattığı şeylerin gölgelerinin dahi nasıl sağdan, soldan sürünüp Allah'a secde ederek döndüğünü görmediler mi? (Her şeyin gölgesi yerde uzanıp kısalarak hep Allah'a secde etmektedir).
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.0%
İngilizce
Have they not considered what things Allah has created? Their shadows incline to the right and to the left, prostrating to Allah, while they are humble
Fransızca
N'ont-ils point vu que les ombres de toute chose qu'Allah a créée s'allongent à droite et à gauche, en se prosternant devant Allah, en toute humilité
İspanyolca
¿Acaso no observan que todo cuanto Dios ha creado proyecta su sombra a su derecha y a su izquierda prosternándose ante Dios, mostrando su humildad
Rusça
Неужели они не наблюдали за вещами, которые созданы Аллахом? Они обладают тенью, которая склоняется вправо и влево, падая ниц пред Аллахом и оставаясь смиренной
Endonezce
Dan apakah mereka tidak memperhatikan suatu benda yang diciptakan Allah, bayang-bayangnya berbolak-balik ke kanan dan ke kiri, dalam keadaan sujud kepada Allah, dan mereka (bersikap) rendah hati
Bengalce
তারা কি আল্লাহর সৃজিত বস্তু দেখে না, যার ছায়া আল্লাহর প্রতি বিনীতভাবে সেজদাবনত থেকে ডান ও বাম দিকে ঝুঁকে পড়ে।
Çince
难道他们没有观察安拉所创造的万物吗?各物的阴影,偏向左边和右边,为安拉而叩头,同时他们是卑贱的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
O yalanlayanlar Allah’ın yarattıklarına tefekkür bakışıyla hiç bakmadılar mı? O mahlukatın gölgeleri Güneş'in hareketine, gündüz vakti seyrine göre ve gece vakti de Ay'a uyarak, Rabbine boyun eğmiş, ona gerçek secde ile secde etmiş, alçalmış olarak sağa ve sola meylederler.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
48- Allah’ın yarattığı şeylerin gölgelerinin, boyun eğip Allah’a secde eder bir halde sağa ve sola yatarak döndüklerini görmediler mi? 49- Göklerde ve yerde ne kadar canlı varsa hepsi Allah’a secde eder. Melekler de (secde ederler) ve hiç kibirlenmezler. 50- Onlar, üstlerindeki Rablerinden korkarlar ve emrolunduklarını yaparlar. 48. Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: Rablerinin tevhidi, azamet ve kemali hususunda şüphe içerisinde bulunanlar, “Allah’ın yarattığı şeylerin” bütün yarattıklarının “gölgelerinin” nasıl değişip durduğunu “boyun eğip Allah’a secde eder bir halde sağa ve sola yatarak döndüklerini” yani Rablerine azamet ve celali önünde zilletle ve itaat ile boyun eğerek secde ettiklerini “görmediler mi?” Hepsi bu emir, tedbir ve hakimiyet altında zillet ile eğilmişlerdir. Allah’ın hükmü altında ve O’nun idaresi, emir ve buyrukları çerçevesinde bulunmayan hiçbir varlık yoktur. 49. “Göklerde ve yerde ne kadar canlı varsa” konuşan ve konuşmayan bütün “hepsi Allah’a secde eder.” Şerefli “melekler de (secde ederler).” Bütün varlıkların Allah’a secde ettiklerinin belirtilmesinden sonra bilhassa melâike-i kirâmın söz konusu edilmesi faziletleri, şerefleri ve ibadetlerinin çokluğundan dolayıdır. Bundan dolayı Yüce Allah:“ve hiç kibirlenmezler” buyurmaktadır. Yani onlar çokluklarına, ahlâk ve güçlerinin büyüklüklerine rağmen Allah’a karşı büyüklenmezler. Nitekim Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Mesih de mukarreb melekler de Allah’a kul olmaktan asla çekinmezler.”(en-Nisâ, 4/172) 50. Yüce Allah melekleri çokça itaat ve kendisine boyun eğmek ile övdükten sonra hem zatı ile, hem kahr-u galebesi ile hem de vasıflarının kemali ile üstlerinde olan Allah’tan korktuklarını belirterek de onları övmektedir. Onlar, Allah’ın kahr-u galebesi altında zillet ile itaat ederler “ve emrolunduklarını yaparlar.” Allah kendilerine ne emrederse O’nun emrini itaatle ve isteyerek yerine getirirler. Yaratılmışların Yüce Allah’a secde etmeleri iki türlüdür: Birincisi zorunlu olan ve kemal sıfatlarına sahip olana zata delalet eden secdedir. Bunda mü’min, kâfir, iyi, kötü, konuşan ve konuşmayan bütün canlılar ortaktır. Diğeri ise Yüce Allah’ın dostlarına, mü’min kullarına, meleklere vb. mahluklara has olan ihtiyarî ve gönülden yapılan secdedir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Sözlükte secde terimi hem müminlerin namazda yaptıkları gibi, “Allah’a şuurlu ibadet” hem de “Allah’ın iradesine boyun eğip teslim olma (inkıyad) hali” anlamında kullanılır. Bir sonraki âyette canlılardan ve meleklerden söz edilmesine bakılırsa 48. âyetin metninde geçen “mâ” kelimesiyle cisimler kastedilmiş olmalıdır, o halde bu âyetteki secde kelimesi ikinci anlamda kullanılmıştır. Burada tabiatın ilâhî iradeye boyun eğişine bir örnek olmak üzere basit bir olay gibi görünen gölgenin hareketine dikkat çekilmektedir. Kâinattaki bütün oluşlar Allah’ın iradesine bağlıdır; cisimlerin gölgesinin daimî bir değişme içinde olması da bu iradenin tabiata müdahalesinin sürekliliğini kanıtlayan, herkesin görüp durduğu en ilginç örneklerden biridir. Tabiat kanunları dediğimiz düzenli sebep-sonuç ilişkileri Allah’ın özgür iradesiyle işlettiği yasalardır; yoksa tabiat kendi kendine yasalar koyan bilinçli, iradeli bir güç değildir. Esasen dış dünyada tabiat diye ayrı, bağımsız, gerçek bir varlıktan değil, sadece tek tek varlıklardan söz edilebilir; tabiat ise bu varlıkların tamamı için kullanılan isimden, kelimeden başka bir şey değildir. Şu halde var olmayan bir şeye fiil ve yaratma gibi etkinlikler de isnat edilemez. Bu durumda gölgeyi sürekli hareket halinde bulunduran sonsuz güç, diğer bütün olayları da kesintisiz sürdürmekte, bütün oluş ve bozuluş (kevn ve fesad) bu iradeyle gerçekleşmektedir. İşte hakiki iman budur; yoksa Mekke müşriklerinin putları Allah’a ortak tanıması –bir Allah inancı söz konusu olsa bile– O’nun yanında başka güçler tanıyıp o güçlere Allah’ı, O’nun iradesini ve gücünü dışlayan işlevler yüklemesi makbul bir Allah inancı değildir.
Nahl Suresi 48. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
O yalanlayanlar Allah’ın yarattıklarına tefekkür bakışıyla hiç bakmadılar mı? O mahlukatın gölgeleri Güneş'in hareketine, gündüz vakti seyrine göre ve gece vakti de Ay'a uyarak, Rabbine boyun eğmiş, ona gerçek secde ile secde etmiş, alçalmış olarak sağa ve sola meylederler.