Önceki ayet· 4:33Sonraki ayet· 4:35

Nisâ Suresi 34. Ayet· 4:34

↗ Nisâ suresi
Medeni
ٱلرِّجَالُ قَوَّـٰمُونَ عَلَى ٱلنِّسَآءِ بِمَا فَضَّلَ ٱللَّهُ بَعۡضَهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖ وَبِمَآ أَنفَقُواْ مِنۡ أَمۡوَٰلِهِمۡۚ فَٱلصَّـٰلِحَٰتُ قَٰنِتَٰتٌ حَٰفِظَٰتٞ لِّلۡغَيۡبِ بِمَا حَفِظَ ٱللَّهُۚ وَٱلَّـٰتِي تَخَافُونَ نُشُوزَهُنَّ فَعِظُوهُنَّ وَٱهۡجُرُوهُنَّ فِي ٱلۡمَضَاجِعِ وَٱضۡرِبُوهُنَّۖ فَإِنۡ أَطَعۡنَكُمۡ فَلَا تَبۡغُواْ عَلَيۡهِنَّ سَبِيلًاۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيّٗا كَبِيرٗا
Allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah'ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır. Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa aleyhlerine yol aramayın. Doğrusu Allah Yüce'dir, Büyük'tür
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah'ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır. Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa aleyhlerine yol aramayın. Doğrusu Allah Yüce'dir, Büyük'tür
Elmalılı Hamdi Yazır
Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Erkekler; kadınları gözetip kollayıcıdırlar. Şundan ki, Allah, insanların bazılarını bazılarından üstün kılmıştır ve erkekler mallarından bol bol harcamışlardır. İyi ve temiz kadınlar saygılıdırlar; Allah'ın kendilerini koruduğu gibi, gizliliği gereken şeyi korurlar. Sadakatsizlik ve iffetsizliklerinden korktuğunuz kadınlara önce öğüt verin, sonra onları yataklarında yalnız bırakın ve nihayet onları evden çıkarın/bulundukları yerden başka yere gönderin! Bunun üzerine size saygılı davranırlarsa artık onlar aleyhine başka bir yol aramayın. Allah çok yücedir, sınırsızca büyüktür.
Süleyman Ateş
Allah, insanları birbirinden üstün kıldığı ve mallarından harca(yıp kadınların geçmini sağla)dıkları için erkekler, kadınlar üzerinde yöneticidirler. Bundan dolayı iyi kadınlar ita'atkar olup, Allah'ın kendilerini korumasına karşılık (Allah'ın verdiği başarı ile) gizliyi korurlar (kocalarına asla ihanet etmezler). Hırçınlık, etmelerinden korktuğunuz kadınlara öğüt verin, yataklarda onlara sokulmayın, onları dövün. Eğer size ita'at ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Çünkü Allah yücedir, büyüktür.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.3%
İngilizce
Men are in charge of women by [right of] what Allah has given one over the other and what they spend [for maintenance] from their wealth. So righteous women are devoutly obedient, guarding in [the husband's] absence what Allah would have them guard. But those [wives] from whom you fear arrogance - [first] advise them; [then if they persist], forsake them in bed; and [finally], strike them. But if they obey you [once more], seek no means against them. Indeed, Allah is ever Exalted and Grand
Fransızca
Les hommes ont autorité sur les femmes, en raison des faveurs qu'Allah accorde à ceux-là sur celles-ci, et aussi à cause des dépenses qu'ils font de leurs biens. Les femmes vertueuses sont obéissantes (à leurs maris), et protègent ce qui doit être protégé, pendant l'absence de leurs époux, avec la protection d'Allah. Et quant à celles dont vous craignez la désobéissance, exhortez-les, éloignez-vous d'elles dans leurs lits et frappez-les. Si elles arrivent à vous obéir, alors ne cherchez plus de voie contre elles, car Allah est certes, Haut et Grand
İspanyolca
Los hombres son responsables del cuidado de las mujeres debido a las diferencias [físicas] que Dios ha puesto entre ellos, y por su obligación de mantenerlas con sus bienes materiales. Las mujeres piadosas e íntegras obedecen a Dios y en ausencia de su marido se mantienen fieles, tal como Dios manda. A aquellas de quienes teman maltrato y animadversión, exhórtenlas, tomen distancia no compartiendo el lecho, y por último pongan un límite físico; si les obedecen [en lo que Dios ordena], no les reclamen ni recriminen más. Dios es Sublime, Grande
Rusça
Мужчины являются попечителями женщин, потому что Аллах дал одним из них преимущество перед другими, и потому что они расходуют из своего имущества. Праведные женщины покорны и хранят то, что положено хранить, в отсутствие мужей, благодаря заботе Аллаха. А тех женщин, непокорности которых вы опасаетесь, увещевайте, избегайте на супружеском ложе и побивайте. Если же они будут покорны вам, то не ищите пути против них. Воистину, Аллах - Возвышенный, Большой
Endonezce
Laki-laki (suami) itu pelindung bagi perempuan (istri), karena Allah telah melebihkan sebagian mereka (laki-laki) atas sebagian yang lain (perempuan), dan karena mereka (laki-laki) telah memberikan nafkah dari hartanya. Maka perempuan-perempuan yang saleh, adalah mereka yang taat (kepada Allah) dan menjaga diri ketika (suaminya) tidak ada, karena Allah telah menjaga (mereka).191) Perempuan-perempuan yang kamu khawatirkan akan nusyuz,192) hendaklah kamu beri nasihat kepada mereka, tinggalkanlah mereka di tempat tidur (pisah ranjang), dan (kalau perlu) pukullah mereka. Tetapi jika mereka menaatimu, maka janganlah kamu mencari-cari alasan untuk menyusahkannya. Sungguh, Allah Mahatinggi, Mahabesar
Bengalce
পুরুষেরা নারীদের উপর কৃর্তত্বশীল এ জন্য যে, আল্লাহ একের উপর অন্যের বৈশিষ্ট্য দান করেছেন এবং এ জন্য যে, তারা তাদের অর্থ ব্যয় করে। সে মতে নেককার স্ত্রীলোকগণ হয় অনুগতা এবং আল্লাহ যা হেফাযতযোগ্য করে দিয়েছেন লোক চক্ষুর অন্তরালেও তার হেফাযত করে। আর যাদের মধ্যে অবাধ্যতার আশঙ্কা কর তাদের সদুপদেশ দাও, তাদের শয্যা ত্যাগ কর এবং প্রহার কর। যদি তাতে তারা বাধ্য হয়ে যায়, তবে আর তাদের জন্য অন্য কোন পথ অনুসন্ধান করো না। নিশ্চয় আল্লাহ সবার উপর শ্রেষ্ঠ।
Çince
男人是维护妇女的,因为安拉使他们比她们更优越,又因为他们所费的财产。贤淑的女子是服从的,是借安拉的保佑而保守隐微的。你们怕她们执拗的妇女,你们可以劝戒她们,可以和她们同床异被,可以打她们。如果她们服从你们,那么,你们不要再想法欺负她们。安拉确是至高的主,确是至大的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Erkekler kadınları gözetip kollamakta, onların işlerini yerine getirmektedirler. Bu ise Allah'ın bazı özelliklerle erkekleri onlardan üstün kılması ve erkeklerin üzerine farz olan nafaka ve sorumlulukların yüklenmesi sebebiyledir. Saliha kadınlar, Rablerine karşı itaatkâr olurlar, kocalarına karşı da itaatkâr olurlar. Allah kendilerini muvaffak kıldığı için kocalarının bulunmadığı zamanlarda onların haklarını muhafaza ederler. Ey Kocalar! Söz ve fiil olarak kocalarına itaat etmeyerek büyükleneceğinden korktuğunuz kadınları, öncelikle Allah'ı hatırlatarak ve Allah'tan korkmaları konusunda uyarma ile başlayın. Eğer size icabet etmezlerse onlara sırtınızı dönüp, cinsel ilişkiye girmeyerek onları yataklarında tek başına bırakın. Yine size icabet etmezlerse yaralamayacak şekilde onlara vurun. Eğer size itaat etmeye başlarlarsa zulmederek veya azarlayarak onlara haksızlık etmeyin. Şüphesiz Allah her şeyin üzerindedir, her şeyden yücedir. O zatıyla ve sıfatıyla büyüktür, O'ndan korkun.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
34- Erkekler kadınlar üzerinde yöneticidirler. Bu, Allah’ın bazılarını bazılarına üstün kılmış olmasından ve erkeklerin mallarından harcamalarından dolayı böyledir. Saliha kadınlar, itaatli olan ve Allah’ın koruması ile kendileri de gizli olanı koruyanlardır. Serkeşlik etmelerinden endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın ve onları dövün. Eğer size itaat ederlerse artık aleyhlerine bir yol aramayın. Şüphe yok ki Allah çok yücedir, çok büyüktür. 34. “Erkekler kadınlar üzerinde yöneticidirler.” Yani erkekler kadınların Allah’ın haklarını yerine getirmelerini, Allah’ın farzlarını muhafaza etmelerini ve fesadı gerektirici işlerden uzak durmalarını sağlamak sureti ile onlar üzerinde idarecidirler. Zira erkekler, kadınları bu sınırlar çerçevesinde tutmakla yükümlüdürler. Aynı şekilde kadınlara harcamada bulunmaları, onların giyim ve mesken ihtiyaçlarını karşılamak sureti ile de idarecidirler. Daha sonra Yüce Allah erkeklerin kadınlar üzerindeki bu idarecilik vasfını gerektiren sebebi söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Bu, Allah’ın bazılarını bazılarına üstün kılmış olmasından ve erkeklerin mallarından harcamalarından dolayı böyledir.” Yani erkeklerin kadınlar üzerindeki üstünlüğünden ve ayrıca onlara karşı faziletli davranmalarından dolayı bu böyledir. Erkeklerin kadınlara üstün oluşlarının birkaç yönü vardır: 1- Evvela velâyet (yönetici olmak) erkeklere hastır. Peygamberlik ve risalet de böyledir. Cihad, bayram namazları ve Cumalar gibi bir çok ibâdetler de erkeklere hastır. 2- Yüce Allah, kadınların benzerine sahip olmaları söz konusu olmayan akıl, ağırbaşlılık, sabır ve sıkıntılara katlanmak gibi özellikler vermiştir. 3- Yüce Allah kadınlara harcamada bulunmayı, onların nafakalarını sağlamayı da erkeklere özel bir görev olarak vermiştir. Hatta nafakaların birçoğunu karşılamak erkeklere has bir görevdir. Onlar bu yönleri ile kadınlardan ayrılmaktadırlar. Yüce Allah’ın:“harcamalarından dolayı” buyurup da neyi harcadıklarını söz konusu etmeyişinin sırrı da bu olsa gerektir. Bu ifade bütün harcamalar hakkında delil olsun diye böyle gelmiştir. İşte bütün bunlar erkeğin hanımı için bir yönetici ve bir efendi konumunda olduğunu göstermektedir. Hanımı ise onun yanında korunup gözetilmesi gereken bir varlıktır. O nedenle erkeğin görevi, Allah’ın gözetimi altına verdiği bu varlığın haklarını yerine getirmektir. Kadının görevi de hem Rabbine hem de kocasına itaat etmektir. İşte bundan dolayı Yüce Allah:“Saliha kadınlar itaatlı olan” şanı Yüce Allah’a itaatkâr olan “ve Allah’ın koruması ile kendileri de gizli olanı koruyanlardır.” Yani kocalarının gıyabında dahi onlara itaat eder, gerek kendi nefisleri hakkında gerekse de kocasının malı hususunda kocasını gereği gibi koruyup kollarlar. Bu da Allah’ın o kadınları koruması, onlara bu konuda muvaffakiyetler vermesi ile gerçekleşir. Çünkü kendiliklerinden bunu yapamazlar. Çünkü nefis kötülüğü emredicidir. Fakat kim Allah’a tevekkül ederse Allah da dini ve dünyası ile ilgili hususlarda onun için önemli olan hususlarda ona yeter. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Serkeşlik etmelerinden” yani söz ya da davranışları ile kocalarına itaat etmeyip baş kaldıracaklarından “endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin.” Bu durumda kocaları kolaylık sırasına göre onları tedib eder. Önce Yüce Allah’ın kocaya itaat etme ve ona karşı gelme hususundaki hükmünü açıklayarak kocasına itaati teşvik edip ona karşı gelmekten sakındıran buyruklarını hatırlatarak öğüt verir. Şâyet başkaldırmasından vazgeçerse zaten istenen budur. Aksi takdirde koca -maksadı gerçekleştirecek kadarı ile- onunla birlikte yatmamak ve onunla ilişki kurmamak sureti ile ondan uzak durur. Bu da sonuç vermezse iz bırakmayacak şekilde onu döver. Eğer bu yollardan herhangi birisi ile maksat hâsıl olursa ve kadınlar size itaat ederlerse “artık aleyhlerine bir yol aramayın.” Yani bu durumda arzuladığınız amaç gerçekleşmiş demektir. O halde geçmişte olanlardan dolayı onlara sitem etmeyi, hatırlanması zarar verebilecek ve kötülüklerin ortaya çıkmasına neden olabilecek kusurları araştırmayı bırakın. “Şüphe yok ki Allah çok yücedir, çok büyüktür.” Yâni bütün yönlerden ve her hususta mutlak yücelik ve üstünlük O’nundur. O, zatı ile yüce ve üsttedir, kadri ile yüce ve üstündür, kahredici gücü ile de yüce ve üstündür. Kendisinden daha büyük bir şey olmayan en büyüktür, O’ndan daha azametli ve daha yüce kimse kimse yoktur. O zatı ile de sıfatları ile de büyük ve yücedir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Burada yalnızca kocaların değil, bütün erkeklerin koruyucu ve yönetici (kavvâmûn) olmaları iki gerekçeye dayandırılmıştır: a) Allah insanların bir kısmına diğerlerinden üstün kabiliyetler vermiştir, bu cümleden olarak koruma ve yönetme bakımından erkekler, kadınlardan daha uygun özelliklerle donatılmışlardır. b) Erkekler aile geçimini ve diğer malî yükümlülükleri üstlenmişlerdir. Bazı müfessirlere göre bu iki gerekçeden birincisi insan tabiatının değişmez özelliğidir; genel olarak erkeklerde akıl ve mantık ön plandadır, kadınlarda ise duygu öne çıkar. Koruma bakımından fizikî güç önemlidir ve erkekler bu yönden daha güçlüdürler. İkinci gerekçe ise yaratılıştan değil, kültür ve medeniyet şartlarına bağlı alışkanlıklar, âdetler, tutumlardan kaynaklanmaktadır. İslâm’ın geldiği çağda daha yoğun, günümüzde ise önemli ölçüde olmak üzere erkeklerin bu fonksiyonları da devam etmektedir. İslâm hukuk kurallarına göre erkek hem –geniş mânada– ailenin geçiminden tek başına sorumludur, hem de mehir, diyet, cihad gibi malî tarafı olan yükümlülükleri vardır. Erkeğin “kavvâm” olması hangi yetkileri ve vazifeleri ihtiva etmektedir? Bu soruya verilen cevaplar eskiden yeniye değişik olabilmiştir. Yalnızca âyet ve hadislerin lafızlarını değil, bunların yanında uygulamayı ve dolayısıyla örf ve âdeti de göz önüne alan müctehid ve müfessirler, sözlük mânası “bir şeyin üzerinde duran, hâkim olan, özen gösteren, onunla yakından ilgilenen” demek olan kavvâmlığa, “reislik, yöneticilik, eğitim, koruma, savunma, ıslah, kazanma, üretme” mânalarını yüklemişlerdir. Tarih boyunca erkekler bu işleri ve sıfatları, fiilen kadınlardan daha ziyade yüklenmişlerdir. Çağımızda kelimeye yüklenen hâkim mâna ise “aile reisliği”dir. Âyetten erkeklerin yönetim, savunma ve koruma bakımlarından genel olarak önde oldukları anlaşılmakla beraber, takip eden cümleler göz önüne alındığında burada, aile kurumunda hâkimiyet ve yöneticilik mânasının ağır bastığı görülecektir. Ailede kurucu unsur karı-kocadır. Bu temel kurumu oluşturan, yöneten, yönlendiren dinî, ahlâkî, hukukî kurallar vardır. Kurallara uyulduğu müddetçe mesele yoktur. Taraflar kuralları bozar, hakları çiğnerse düzeni sağlamak ve adaleti gerçekleştirmek üzere çeşitli tedbir ve müeyyideler devreye girecektir. Bu âyette kadının, 128. âyette ise kocanın hukuku çiğnemesi ve düzene baş kaldırması (nüşûz) ele alınmıştır. Aile hayatı içinde kadın, kurallara göre rolünü ifa edip etmemesi yönünden iki sıfatla nitelendirilmiştir: Sâliha ve nâşize. Sâliha kadınlar hem kocalarının ve diğer aile fertlerinin yanında (açıkta, zâhirde) hem de onların bulunmadıkları yerlerde (gayb) vazifelerini hakkıyla yerine getirir; Allah’ın koyduğu, toplumun benimsediği kuralların dışına çıkmaz, aileye ihanet etmez, şerefine leke sürmezler. Bazı davranış ve tavırları sebebiyle yoldan çıkma, hukuka baş kaldırma (nüşûz) belirtileri gösteren, böylece nâşize olması ihtimali beliren kadınlara karşı ne yapılacak, aile düzeni ve hukuku nasıl korunacaktır? Bu noktada Kur’an-ı Kerîm vazifeyi ailenin reisi sıfatıyla önce kocaya vermektedir. Öngörülen tedbirlere başvurmasına rağmen koca düzeni sağlayamazsa ve ailenin dağılmasından korkulursa sıra hakemlere gelecektir. Âyette hukuka baş kaldıran, meşrû aile düzenini bozmaya kalkışan (nâşize) kadına karşı erkeğin yapabileceği şeyler öğüt vermek, yatakta yalnız bırakmak ve dövmek şeklinde sıralanmıştır. Öğüt vermek ve yatakta yalnız bırakmak, küsmek gibi tedbirler problem teşkil etmemiştir, ancak dövme tedbiri özellikle çağımızda, kadın hakları ve insanlık haysiyeti yönlerinden önemli bir tartışma konusu olmuştur. Esasen tefsir ve hadis kitaplarına bakıldığında kadının baş kaldırma durumunda bile kocası tarafından dövülmesini, eski tefsirciler arasında da farklı yorumlayanların, bunun câiz olmadığını ileri sürenlerin bulunduğu aşağıdaki alıntılarda görülmektedir. Dövme tedbiri ve hükmünün –bu âyet dışında– en önemli dayanağı ilgili hadislerdir. Bu hadislerin, aksini söyleyen rivayetlere nisbetle daha sahih ve sağlam olanlarında Peygamberimiz kadınların dövülmesini menetmekte, eşlerini dövenlere “hayırsız” demekte, bu davranışla aynı yuvayı ve yatağı paylaşmanın bağdaşmazlığına, insanî ve ahlâkî olmadığına dikkat çekmektedir (Buhârî, “Nikâh”, 93). Bu âyetin geliş sebebi olarak zikredilen bir olay da, esasen Araplar’da âdet haline gelmiş bulunan kadın dövme eylemine Hz. Peygamber’in olumsuz bakışını ve bunu ortadan kaldırma iradesini yansıtmaktadır (bk. Cessâs, II, 188; Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, I, 415). Fıkıh kitaplarında dövmenin şekli ve miktarı üzerinde durulmuş, kadına zarar vermemesi, iz bırakmaması, yüze vurulmaması genel olarak kaydedilmiştir. Bazı tefsircilere göre vurma tamamen semboliktir, meselâ müfessir Atâ’ya göre misvak (dişlerin temizlendiği, fırça büyüklüğündeki özel, yumuşak ağaç dalı) gibi bir şeyle yapılacaktır (Cessâs, II, 189; İbn Atıyye, II, 48). İkinci nesil âlimlerinden Atâ, hukuku çiğneyen kadına uygulanacak müeyyide ile genel olarak kadını dövme konusundaki hadisleri birlikte değerlendirmiş ve şu sonuca varmıştır: Erkek, namusu lekeleyecek bir davranışta bulunmayan, yalnızca nâşize olan karısını dövemez, ancak ona karşı öfkesini ortaya koyabilir. Atâ’nın bu anlayışını açıklayan –biri eski, diğeri çağdaş– iki tefsir âlimi farklı dayanaklardan hareket etmişlerdir. Bunlardan Ebû Bekir İbnü’l-Arabî’ye göre Atâ, âyette geçen dövmenin ibâha (serbest bırakma) ifade ettiğini, genel olarak erkeğin karısını dövmesini yasaklayan hadislerin ise kerâhet (mekruh ve çirkin görme) hükmü getirdiğini tesbit etmiş ve sonuç olarak “Koca, karısını dövemez” demiştir (I, 420; Atâ’nın konuya ilişkin diğer bir açıklaması için bk. İbn Âşür, V, 43-44). Kocasına baş kaldırdığı, aile hukukunu çiğnediği, uzun zaman sevdiği ve kabullendiği kocasını istemez olduğu için karının, kocası tarafından –belli ölçüler içinde– dövülebileceği hükmüne tarihîlik açısından da bakılmıştır. İbn Âşûr’a göre dövme izni bazı toplulukların veya toplum tabakalarının örf, âdet ve ruh hallerine riayet edilerek verilmiştir, her zamanda ve her durumda geçerli değildir. Nüşûz durumunda kocanın karısını dövebilmesi için aralarında yaşadıkları toplumda dövmenin ayıp, anormal, aşağılayıcı, zarar verici, hukuka aykırı telakki edilmemesi, kocanın öfkesinin karısı tarafından ancak bu vasıta ile hissedilir olması gerekir, izin böyle topluluklar ve durumlar için geçerlidir. Hz. Ömer’in Mekke halkı ile Medine halkını, kadınlara hâkimiyet bakımından karşılaştırdığı şu sözleri de toplum değiştikçe ilişki ve davranışların da değişebileceğini göstermektedir: “Biz muhacirler kadınlarımıza hâkimdik, sözümüzden çıkmazlardı, Medine’ye gelince gördük ki, Medine’nin yerli kadınları kocalarına hâkim durumdalar, bu defa bizim kadınlarımız da onlara benzemeye, onlar gibi davranmaya başladılar” (Buhârî, “Nikâh”, 83; İbn Âşûr, V, 41-42). Bize göre bu âyette, kadının aile hukukunu çiğnemesi halinde bir ıslah tedbiri olarak başvurulabilecek belli başlı yolların insanlığın tecrübeleri ve özellikle içinde yaşanılan topluluğun örf ve âdeti dikkate alınarak zikredilirken “kocanın karısını dövmesi” eylemine de yer verilmiş olmakla beraber, bu uygulama Hz. Peygamber tarafından toplum ıslah edilerek, insanın ve özellikle zevcenin dövülemeyeceği ifade ve telkin edilerek kötülenmiş, “iyi bir kocanın karısını dövemeyeceği” kaidesi bu yakışıksız davranışın önüne bir set olarak konmuştur. Burada sünnet (Resûlullah’ın sözleri ve uygulaması) âyeti neshetmemiş, yerelliğini ve kültürel bağlamını açıklamıştır.
Nisâ Suresi 34. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Erkekler kadınları gözetip kollamakta, onların işlerini yerine getirmektedirler. Bu ise Allah'ın bazı özelliklerle erkekleri onlardan üstün kılması ve erkeklerin üzerine farz olan nafaka ve sorumlulukların yüklenmesi sebebiyledir. Saliha kadınlar, Rablerine karşı itaatkâr olurlar, kocalarına karşı da itaatkâr olurlar. Allah kendilerini muvaffak kıldığı için kocalarının bulunmadığı zamanlarda onların haklarını muhafaza ederler. Ey Kocalar! Söz ve fiil olarak kocalarına itaat etmeyerek büyükleneceğinden korktuğunuz kadınları, öncelikle Allah'ı hatırlatarak ve Allah'tan korkmaları konusunda uyarma ile başlayın. Eğer size icabet etmezlerse onlara sırtınızı dönüp, cinsel ilişkiye girmeyerek onları yataklarında tek başına bırakın. Yine size icabet etmezlerse yaralamayacak şekilde onlara vurun. Eğer size itaat etmeye başlarlarsa zulmederek veya azarlayarak onlara haksızlık etmeyin. Şüphesiz Allah her şeyin üzerindedir, her şeyden yücedir. O zatıyla ve sıfatıyla büyüktür, O'ndan korkun.