Kadınları boşadığınızda, müddetleri sona ererken, onları güzellikle tutun, ya da güzellikle bırakın, haklarına tecavüz etmek için onlara zararlı olacak şekilde tutmayın; böyle yapan şüphesiz kendisine yazık etmiş olur. Allah'ın ayetlerini de alaya almayın; Allah'ın üzerinize olan nimetini, öğüt vermek üzere size indirdiği Kitap ve hikmeti anın, Allah'tan sakının, Allah'ın her şeyi bildiğini bilin
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Kadınları boşadığınızda, müddetleri sona ererken, onları güzellikle tutun, ya da güzellikle bırakın, haklarına tecavüz etmek için onlara zararlı olacak şekilde tutmayın; böyle yapan şüphesiz kendisine yazık etmiş olur. Allah'ın ayetlerini de alaya almayın; Allah'ın üzerinize olan nimetini, öğüt vermek üzere size indirdiği Kitap ve hikmeti anın, Allah'tan sakının, Allah'ın her şeyi bildiğini bilin
Elmalılı Hamdi Yazır
Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde, artık kendilerini ya iyilikle tutun veya güzellikle salın. Yoksa haklarına tecavüz için zararlarına olarak onları tutmayın. Her kim bunu yaparsa nefsine zulmetmiş olur. Sakın Allah'ın âyetlerini alay konusu edinmeyin, Allah'ın üzerinizdeki nimetini, size kendisiyle öğüt vermek üzere indirdiği kitap ve hikmeti hatırlayıp, düşünün. Hem Allah'tan korkun ve bilin ki Allah her şeyi bilir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Kadınları boşadığınızda, bekleme sürelerini tamamladılar mı ya onları örfe uygun olarak tutun yahut da örfe uygun olarak serbest bırakın. Onları, zulmetmeniz için, zararlarına olacak bir biçimde, tutmayın. Bunu yapan, öz benliğine zulmetmiş olur. Allah'ın ayetlerini eğlence aracı yapmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve kendisiyle size öğüt vermek için indirdiği Kitap'ı ve hikmeti hatırlayın. Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah herşeyi çok iyi bilmektedir.
Süleyman Ateş
Kadınları boşadığınız zaman, bekleme sürelerini bitirdiler mi, ya onları iyilikle tutun, ya da iyilikle bırakın; haklarına tecavüz edip zarar vermek için onları (yanınızda) tutmayın. Kim bunu yaparsa kendine yazık etmiş olur. Allah'ın ayetlerini eğlence yerine koymayın; Allah'ın size olan ni'metini ve size öğüt vermek için Kitap ve Hikmet'ten size indirdiklerini düşünün, Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah her şeyi bilir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.4%
İngilizce
And when you divorce women and they have [nearly] fulfilled their term, either retain them according to acceptable terms or release them according to acceptable terms, and do not keep them, intending harm, to transgress [against them]. And whoever does that has certainly wronged himself. And do not take the verses of Allah in jest. And remember the favor of Allah upon you and what has been revealed to you of the Book and wisdom by which He instructs you. And fear Allah and know that Allah is Knowing of all things
Fransızca
Et quand vous divorcez d'avec vos épouses, et que leur délai expire, alors, reprenez-les conformément à la bienséance ou libérez-les conformément à la bienséance. Mais ne les retenez pas pour leur faire du tort: vous transgresseriez alors et quiconque agit ainsi se fait du tort à lui-même. Ne prenez pas en moquerie les versets d'Allah. Et rappelez-vous le bienfait d'Allah envers vous, ainsi que le Livre et la Sagesse qu'Il vous a fait descendre; par lesquels Il vous exhorte. Et craignez Allah, et sachez qu'Allah est Omniscient
İspanyolca
Pero si expresan la voluntad de divorcio a sus mujeres y están cerca de cumplir el plazo de espera, reconcíliense en buenos términos o sepárense con decoro. No las retengan para molestarlas y obligarlas [a que cedan parte de su derecho], pues quien obre de esa manera se condena a sí mismo. No tomen las leyes de Dios a la ligera, y recuerden la gracia que Dios les concedió [el Islam], y el Libro y la sabiduría que reveló [el Corán] para exhortarlos. Tengan temor de Dios y sepan que Dios todo lo conoce
Rusça
Если вы развелись с вашими женами, и они выждали положенный им срок, то либо удержите их на разумных условиях, либо отпустите их на разумных условиях. Но не удерживайте их, чтобы навредить им и преступить границы дозволенного. А кто поступит так, тот поступит несправедливо по отношению к самому себе. Не считайте знамения Аллаха шуткой. Помните милость, которую Аллах оказал вам, а также то, что Он ниспослал вам из Писания и мудрости, чтобы увещевать вас. Бойтесь Аллаха и знайте, что Аллах ведает о всякой вещи
Endonezce
Dan apabila kamu menceraikan istri-istri (kamu), lalu sampai (akhir) idahnya,84) maka tahanlah mereka dengan cara yang baik, atau ceraikanlah mereka dengan cara yang baik (pula). Dan janganlah kamu tahan mereka dengan maksud jahat untuk menzalimi mereka. Barang siapa melakukan demikian, maka dia telah menzalimi dirinya sendiri. Dan janganlah kamu jadikan ayat-ayat Allah sebagai bahan ejekan. Ingatlah nikmat Allah kepada kamu, dan apa yang telah diturunkan Allah kepada kamu yaitu kitab (Alquran) dan Hikmah (Sunah), untuk memberi pengajaran kepadamu. Dan bertakwalah kepada Allah dan ketahuilah bahwa Allah Maha Mengetahui segala sesuatu
Bengalce
আর যখন তোমরা স্ত্রীদেরকে তালাক দিয়ে দাও, অতঃপর তারা নির্ধারিত ইদ্দত সমাপ্ত করে নেয়, তখন তোমরা নিয়ম অনুযায়ী তাদেরকে রেখে দাও অথবা সহানুভুতির সাথে তাদেরকে মুক্ত করে দাও। আর তোমরা তাদেরকে জ্বালাতন ও বাড়াবাড়ি করার উদ্দেশ্যে আটকে রেখো না। আর যারা এমন করবে, নিশ্চয়ই তারা নিজেদেরই ক্ষতি করবে। আর আল্লাহর নির্দেশকে হাস্যকর বিষয়ে পরিণত করো না। আল্লাহর সে অনুগ্রহের কথা স্মরণ কর, যা তোমাদের উপর রয়েছে এবং তাও স্মরণ কর, যে কিতাব ও জ্ঞানের কথা তোমাদের উপর নাযিল করা হয়েছে যার দ্বারা তোমাদেরকে উপদেশ দান করা হয়। আল্লাহকে ভয় কর এবং জেনে রাখ যে, আল্লাহ সর্ববিষয়েই জ্ঞানময়।
Eğer kadınlarınızı boşar ve bekleme sürelerinin bitişi yaklaşırsa, bekleme süresinin bitmesi dışında, bilinen ölçülere göre onları geri alma veya o halde bırakma hakkınız vardır. Cahiliye döneminde yapıldığı gibi haksızlık yapmak ve zarar vermek için onları geri almayın. Kim bunu onlara zarar vermek maksadıyla yaparsa, kendisini günah ve cezaya sokarak sadece kendisine zulmetmiş olur. Allah’ın ayetleriyle oynayarak veya ayetlerine karşı (küstahça) cesarette bulunarak eğlence konusu yapmayın. Allah’ın sizin üzerinize olan nimetlerini hatırlayın. Onların en büyüklerinden biri de üzerinize indirdiği Kur'an ve sünnettir. Bu hükümleri sizi teşvik etmek ve korkutmak için hatırlatıyor. Emirlerini yerine getirerek ve yasaklarından sakınarak Allah’tan korkun. Şunu bilin ki Allah her şeyi bilir ve O'na hiçbir şey gizli kalmaz. Amellerinize göre de sizlere karşılığını verecektir.
230- Eğer erkek onu (bir daha) boşarsa ondan sonra artık (o kadın) başka bir koca ile nikâhlanmadıkça ona (ilk kocasına) helâl olmaz. Şayet (yeni koca da onu boşarsa ve) onlar da Allah’ın sınırlarına dosdoğru uyacaklarına inanırlarsa onlara birbirlerine dönmelerinde bir vebal yoktur. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır; O bunları bilen bir topluluk için açıklamaktadır. 231- Kadınları boşadığınızda iddetlerinin bitmesi yaklaştı mı artık onları ya iyilikle tutun veya iyilikle salın. Yalnız haddi aşıp onlara zarar vermek için onları (nikâhınızda) tutmayın. Kim bunu yaparsa muhakkak kendisine zulmetmiş olur. Allah’ın âyetlerini alaya almayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetlerini anın, size kendisi ile öğüt vermek üzere indirdiği Kitâb ve Hikmet üzerinde düşünün. Allah’tan sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
230. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Eğer erkek (bir daha)” üçüncü defa “boşarsa ondan sonra artık (o kadın) başka bir koca ile nikahlanmadıkça” yani sahih bir nikah ile nikahlanıp yeni kocası onunla ilişki kurmadıkça “ona (ilk kocasına) helâl olmaz.” Nikahın sahih olması ve bu ikinci kocanın onunla ilişki kurmasının şart olması şundan dolayıdır: Şer’î bir nikah ancak sahih olan nikaha denir. Sahih olan nikahın da kapsamına hem akit hem de ilişki kurmak girmektedir. Bu ittifakla kabul edilmiş bir husustur. Bu, ikinci kocanın da isteyerek nikâh yapmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Eğer bu nikâhtan kastı kadının birinci kocaya helâl olmasını sağlamak ise bu, nikah değildir ve kadının ilk kocasına helâl olması sonucunu da doğurmaz. Böyle birisinin bu kadın ile ilişki kurması da bir fayda sağlamaz; çünkü bu kişi şer’î manada koca değildir. Şâyet ikinci koca onunla evlenmek isteğiyle nikahlanır ve onunla ilişki kurarsa daha sonra da ondan ayrılır ve kadının iddeti biter ise o takdirde “Allah’ın sınırlarına dosdoğru uyacaklarını inanırlarsa onlara” birinci koca ile karısına “birbirlerine dönmelerinde” yani aralarında yeni bir nikah akdi yapmalarında “bir vebal yoktur.” Akit yapmalarının gereği geri dönmenin kendilerine izafe edilmesinden dolayıdır. Bu da karşılıklı rızaya itibar edileceğine delilidir. Bununla birlikte geri dönmeleri için her ikisinin de “Allah’ın sınırlarına dosdoğru uyacaklarına inanmaları” gerekir. Yani her birisi diğerinin hakkını yerine getireceği kanaatine sahip olmalıdır. Bu ise daha önce ayrılıkla sonuçlanan birlikteliklerine pişman olmaları ve onun yerine artık güzel bir şekilde geçinmeyi kararlaştırmaları ile olur. O takdirde geri dönmelerinde onlar için bir vebal yoktur. Âyet-i kerimenin mefhumundan anlaşıldığına göre şâyet Allah’ın sınırlarını gereği gibi uygulayamayacakları kanaatine sahip olurlarsa, yani önceki hallerinin hâlâ devam ettiğini, kötü geçinme duygularının yine olduğu gibi devam ettiği kanaatinin ağır bastığını tespit ederlerse bu işe tekrar kalkışmalarında vebal vardır. Çünkü bütün işlerde eğer Allah’ın emri uygulanmayacak ve Allah’a itaat edilmeyecek olursa o işleri yapmaya kalkışmak helâl değildir. Buradan insanın herhangi bir işi yapmak istediği özellikle de küçük ve büyük idarecilikleri (başkalarının sorumluluklarını) üstleneceği takdirde kendisini iyice ölçüp tartması gerektiğinin delilidir. Eğer bunları yerine getirebilecek gücü kendinde görür ve kendine güvenirse bu işleri üstlenmeye kalkışmalı, aksi takdirde uzak durmalıdır. Yüce Allah bu büyük hükümleri beyan ettikten sonra şöyle buyurmuştur:“Bunlar Allah’ın sınırlarıdır” yani belirlediği, beyan ettiği ve açıkça ortaya koyduğu şer’i hükümleridir. “O, bunları bilen bir topluluk için açıklamaktadır.” Bunları bilen bir topluma açıklamıştır. Çünkü bunlardan yararlanacaklar ve başkalarına faydalı olacaklar ancak onlardır. Bu buyrukta ilim ehlinin faziletine açık bir işaret vardır. Çünkü Yüce Allah sınırlarını özel olarak onlara açıkladığını beyan etmekte; bu açıklamada onların maksat olarak gözetildiklerini ifade buyurmaktadır. Yine bu buyruktan Yüce Allah’ın, kullarının, Rasûlü’ne indirdiği sınırlarını bilmelerini ve bu hususlara dair yeterince bilgi sahibi olmalarını istediği de anlaşılmaktadır. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
231. “Kadınları” bir veya iki ric’î talak ile “boşadığınızda iddetlerinin bitmesi yaklaştı mı” iddetlerini bitirmelerine yakın bir süre kaldı mı “artık onları ya iyilikle tutun veya iyilikle salın” yani ya onların haklarını yerine getirmek niyeti ile onlara dönün yahut da dönmeden ve onlara zarar da vermeden onları bırakın. İşte bundan dolayıdır ki daha sonra:“Yalnız” bu işte helâli -ki bu maruf bir şekilde onları tutmaktır- çiğneyip harama -ki bu da zarar vermek niyeti ile onları tutmaktır- düşmek sureti ile “haddi aşıp onlara zarar vermek için onları (nikâhınızda) tutmayın.”“Kim bunu yaparsa muhakkak kendisine zulmetmiş olur.” Haksızlık mahlûka yapılmış olsa dahi bunun zararı zarar vermek isteyenedir. “Allah’ın âyetlerini alaya almayın.” Yüce Allah sınırlarını gâyet açık bir şekilde beyan edip bundan maksadın onları öğrenip gereğince amel etmek, sınırlarında durup onları aşmamak olduğunu -çünkü Yüce Allah bu hükümleri boşuna indirmiş değildir, aksine onları hak, doğruluk ve ciddiyetle indirmiştir- bildirdikten sonra burada bunları alaya almayı, yani onları oyuncak edinmeyi yasaklamaktadır. Onları oyuncak edinmek ise onlara karşı küstahça davranmak ve onların gereklerini yerine getirmemektir. Mesela nikâh altında tutmayı yahut ayrılmayı zarar vermek kastı ile yapmak, çok boşamak ya da üç talakı bir arada vermek böyledir. Yüce Allah ise rahmetinin bir tecellisi ve erkeğin maslahatına uygun olarak boşama hakkını birbiri ardınca, sırayla olacak şekilde vermiştir. “Allah’ın üzerinizdeki nimetlerini” bütün nimetlerini dil ile O’na hamd ve sena ederek, kalp ile bu nimetleri itiraf ve ikrar ederek, azalarla da bu nimetleri Allah'a itaatte kullanmak sureti ile “anın, size kendisi ile öğüt vermek üzere indirdiği Kitab ve hikmet” yani sünnet-i seniyye “üzerinde düşünün.” Çünkü bu ikisi ile size hayır yollarını göstermiş ve bu yolları izlemeye teşvik etmiştir. Kötülük yollarını da belirtmiş ve onları izlemekten de sakındırmıştır. Kendi zatını, dostlarına ve düşmanlarına nasıl davrandığını size bildirmiş, önceden bilmediğiniz pek çok şeyleri de size öğretmiştir. Buradaki “hikmet”ten kastın, Şeriatın sırları olduğu da söylenmiştir. Çünkü kitapta pek çok hüküm vardır. Yüce Allah’ın bu emir ve yasaklarındaki hikmetin beyan edilmesi işte bu hikmetin kapsamındadır, denilmiştir. Her iki anlam da doğrudur. İşte bundan dolayı Yüce Allah: “size kendisi ile öğüt vermek üzere...” buyurmuştur. Yani üzerinize indirilenler ile öğüt vermek üzere... Bu ifade “hikmet”ten kastın, Şeriatın sırları olduğu görüşünü kuvvetlendirmektedir. Çünkü öğüt vermek hüküm ve hikmetin açıklanması ve korkutma yahut teşvik ile olur. Hükmün açıklanması ile cahillik ortadan kalkar. Teşvik ile birlikte olan hikmet, o hükümlere rağbet göstermeyi gerektirir. Korkutma ile birlikte olan hikmet de korkmayı gerektirir. O halde bütün işlerinizde “Allah’tan sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir.” İşte bunun için O, bütün zaman ve mekanlarda maslahatlara uygun düşen bu hükümleri size son derece açık ve sağlam bir şekilde beyan etmiştir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İddetini tamamlamış bulunan boşanmış kadınlarla ilgili olarak ya iyilikle evlilik hayatına dönmek ya da yine iyilikle, gönül hoşluğu ile birbirini incitmeden ayrılmak tavsiye edilmektedir.
Kocaların, boşama haklarını kötüye kullanarak sevmedikleri veya kendilerini sevmeyen, iyi geçimi ve mutluluğu paylaşamadıkları eşlerini, sırf onlara zarar vermek, intikam almak, başkalarına yar etmemek... için nikâh altında tutmaları bu âyette yasaklanmış; bunu yapanların yalnızca eşlerine değil kendilerine de zulmetmiş olacakları bildirilmiştir. Evet kendilerine zulmetmiş olmaktadırlar; çünkü eşler “kendilerinden” olan din ve insan kardeşleridir. Geçimsizlik ve nefret içinde yürütülen bir evlilik taraflar ve yakınları için dünya cehennemidir. Çarpışan iki testiden biri kırılırsa diğeri de içinden çatlar. İnsanlara zarar verenler bu dünyada olmazsa ebedî âlemde bunun hesabını vereceklerdir. Ayrıca evlilik birliğinden zarar gören, zarar görmesine rağmen kocası tarafından boşanmayan kadınların hakemlere ve hâkime başvurarak boşanma hakları vardır (Nisâ 4/35). Bu durumda kocalar, toplum içinde itibar kaybına uğrayacaklardır.
Nişanlıların, serbestçe görüşebilmek için resmî evlenme akdinden önce dinî nikâh yapmaları bazı problemlere sebep olmakta; kızın evlenmekten vazgeçmesi, erkeğin ise buna karşı çıkması veya kıza zarar vermeye yönelmesi durumunda –erkeğe ait bulunan– boşama hakkının kötüye kullanılması yoluyla kızlar zarar görmekte, evli de bekâr da olmadıkları bir hayata mahkûm edilmektedirler. Bu durumda sırf kıza zarar vermek için onları boşamayan erkeklerin Allah’tan korkmaları ve tefsir ettiğimiz âyet üzerinde düşünmeleri gerekir. Kızlar ise hakemlere başvurarak çözüm elde etme yolunun bulunduğunu bilmelidirler. Resmî geçerliliği olmayan bir evlenme akdi, İslâm’ın da nikâha bağladığı hak ve ödevlerin gerçekleşmesi ve uygulanması bakımından sakıncalıdır. Hakların zayi ve tarafların mağdur olacağını bile bile resmî nikâh yapmadan “imam nikâhı” ile evlenmek câiz olmaz; haksızlıklara kapı aralayan davranışların günah olduğu unutulmamalıdır.
Kur’an âyetlerini doğru anlayıp onu kullarına lutfeden Allah’ın irade ve maksadına uygun bir şekilde uygulamak yerine hilelere ve hüllelere başvuranlar, naslara uyacak yerde nasları kendi hevâ ve heveslerine uydurmaya kalkışanlar “Allah’ın âyetleriyle alay etmiş” olmaktadırlar.
Burada Allah Teâlâ’nın “kullarına öğüt vermek ve doğru yolu göstermek üzere indirdiği kitap”tan maksat Kur’an, “hikmet” ise –müfessirlerin de genellikle benimsedikleri gibi– büyük bir ihtimalle sünnettir. Çünkü Resûlullah’ın ümmete örnek olan ve Kur’an’ı açıklamaya yönelik bulunan sünneti de ya vahiy yoluyla bildirilmiştir ya da Allah tarafından onaylanmıştır (hikmetin anlamları konusunda bk. Bakara 2/269).
Eğer kadınlarınızı boşar ve bekleme sürelerinin bitişi yaklaşırsa, bekleme süresinin bitmesi dışında, bilinen ölçülere göre onları geri alma veya o halde bırakma hakkınız vardır. Cahiliye döneminde yapıldığı gibi haksızlık yapmak ve zarar vermek için onları geri almayın. Kim bunu onlara zarar vermek maksadıyla yaparsa, kendisini günah ve cezaya sokarak sadece kendisine zulmetmiş olur. Allah’ın ayetleriyle oynayarak veya ayetlerine karşı (küstahça) cesarette bulunarak eğlence konusu yapmayın. Allah’ın sizin üzerinize olan nimetlerini hatırlayın. Onların en büyüklerinden biri de üzerinize indirdiği Kur'an ve sünnettir. Bu hükümleri sizi teşvik etmek ve korkutmak için hatırlatıyor. Emirlerini yerine getirerek ve yasaklarından sakınarak Allah’tan korkun. Şunu bilin ki Allah her şeyi bilir ve O'na hiçbir şey gizli kalmaz. Amellerinize göre de sizlere karşılığını verecektir.