Önceki ayet· 64:2Sonraki ayet· 64:4

Teğâbün Suresi 3. Ayet· 64:3

↗ Teğâbün suresi
Medeni
خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّ وَصَوَّرَكُمۡ فَأَحۡسَنَ صُوَرَكُمۡۖ وَإِلَيۡهِ ٱلۡمَصِيرُ
Gökleri ve yeri gerektiği gibi yaratmıştır. Size şekil vermiş ve şeklinizi güzel yapmıştır. Dönüş O'nadır
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Gökleri ve yeri gerektiği gibi yaratmıştır. Size şekil vermiş ve şeklinizi güzel yapmıştır. Dönüş O'nadır
Elmalılı Hamdi Yazır
Zira gökleri ve yeri hak ile yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak O'nadır.
Yaşar Nuri Öztürk
Gökleri ve yeri hak olarak yarattı; sizi biçimlendirdi ve görünüşlerinizi güzel yaptı. Yalnız O'nadır dönüş.
Süleyman Ateş
Gökleri ve yeri hak (hikmet) ile yarattı, sizi biçimlendirdi, biçimlerinizi güzel yaptı. Dönüş O'nadır.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.4%
İngilizce
He created the heavens and earth in truth and formed you and perfected your forms; and to Him is the [final] destination
Fransızca
Il a créé les cieux et la terre en toute vérité et vous a donné votre forme et quelle belle forme Il vous a donnée! Et vers Lui est le devenir
İspanyolca
Dios creó los cielos y la Tierra con un fin justo y verdadero, y les dio una conformación armoniosa. Ante Él comparecerán para responder por sus obras
Rusça
Он создал небеса и землю ради истины, придал вам облик и сделал ваш облик прекрасным. К Нему предстоит прибытие
Endonezce
Dia menciptakan langit dan bumi dengan (tujuan) yang benar, Dia membentuk rupamu lalu memperbagus rupamu, dan kepada-Nya tempat kembali
Bengalce
তিনি নভোমন্ডল ও ভূমন্ডলকে যথাযথভাবে সৃষ্টি করেছেন এবং তোমাদেরকে আকৃতি দান করেছেন, অতঃপর সুন্দর করেছেন তোমাদের আকৃতি। তাঁরই কাছে প্রত্যাবর্তন।
Çince
他曾本着真理创造天地,他曾以形像赋予你们,而使你们的 形像优美,他是唯一的归宿。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey insanlar!- O, gökleri ve yeri hak ile yaratmış ve bunları boş yere yaratmamıştır. Sizi de kendisinden bir ihsan ve bir lütuf olmak üzere en güzel surette şekillendirmiştir. Eğer dileseydi sizi çirkin olarak yaratırdı. Kıyamet günü dönüş de sadece O’nadır. Amellerinize karşılık size karşılığınızı verecektir. Hayır (zannederse) hayır (bulur). Şer (zannederse) şer (bulur).
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ı tesbih eder. Hükümranlık yalnız O’nundur. Hamd O’na mahsustur. O, her şeye kâdirdir. 2- Sizi yaratan O’dur. Buna rağmen içinizden kâfir olanlar da var, mü’min olanlar da. Allah yaptıklarınızı çok iyi görendir. 3- O, gökleri ve yeri hak (bir amaç) ile yaratmıştır. Size suret vermiş ve suretlerinizi de güzel kılmıştır. Dönüş yalnız O’nadır. 4- O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Sizin gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri de bilir. Allah, kalplerde olanı çok iyi bilendir. (Medine’de inmiştir. 18 âyettir) Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile. 1. Bu âyet-i kerimeler, yüce yaratıcının pek azametli birçok sıfatını ihtiva etmektedir. Yüce Allah ulûhiyetinin kemâlini, zenginliğinin genişliğini, buna karşılık bütün yaratıkların O’na muhtaç oluşunu, göklerde ve yerde bulunan herkesin ve her şeyin Rabbini hamd ile tesbih ettiğini, hükümranlığın tümü ile yalnız O’nun olduğunu, hiçbir yaratılmışın O’nun hükümranlığının kapsamı dışında bulunmadığını zikretmektedir. Hamd de bütünü ile O’nadır, yalnız O’nundur. Kemâl sıfatlarına sahip olduğu için hamd O’nadır; yaratmış olduğu bunca varlıklar dolayısıyla hamd O’nadır; şeraiti, indirdiği hükümleri ve ihsan etmiş olduğu nimetleri dolayısı ile de hamd O’nadır. O’nun kudreti her şeyi kapsar. Hiçbir varlık O’nun kudreti dışına çıkamaz. O’nun dilediği hiçbir şey O’na karşı koyamaz. 2. Yüce Allah, kulları yaratmış olduğunu ve onlardan kimini mü’min, kimini kâfir kıldığını da zikretmektedir. Onların imanları da küfürleri de tamamıyla Allah’ın kaza ve kaderi dahilindedir. Zira onlara yerine getirmek istedikleri emir ve yasakları gerçekleştirebilecekleri kudret ve irade vermek sureti ile onların bu şekilde iradelerini kullanmalarını dileyen O’dur. “Allah yaptıklarınızı çok iyi görendir.” 3. Yüce Allah kendisine birtakım emir ve yasaklar verilmiş olan insanın yaratılışını söz konusu ettikten sonra diğer yaratıkların da yaratıcısının kendisi olduğunu belirterek şöyle buyurmaktadır:“O, gökleri ve yeri hak (bir amaç) ile yaratmıştır.” Yani bunların kendilerini de her ikisinde bulunanları da en güzel şekilde yaratan O’dur. O’nun bu yaratması “hak (bir amaç) ile”dir. Yani hikmet ile ve Yüce Allah’ın gözetmiş olduğu belli bir gaye ve maksada göer yaratılmışlardır. "Size suret vermiş ve suretlerinizi de güzel kılmıştır” buyruğu Yüce Allah’ın:“Andolsun Biz insanı gerçekten en güzel kıvamda/ölçüde yarattık”(et-Tîn, 95/4) buyruğuna benzemektedir. İnsan suret itibari ile bütün yaratıkların en güzeli, görünüşü de en üstün olanıdır. "Dönüş yalnız O’nadır.” Kıyamet gününde yalnız O’na dönülecektir, O da iman ve küfrünüzün karşılığını size verecektir. Sizi, size ihsan etmiş olduğu pek büyük nimetler dolayısı ile sorgulayacak, bu nimetlerin şükrünü yerine getirip getirmemekten dolayı hesaba çekecektir. 4. Daha sonra Yüce Allah, ilminin her şeyi kapsadığını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir.” yani gizli-açık, görünen ve görünmeyen her şeyi bilir. "Sizin gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri de bilir. Allah, kalplerde olanı çok iyi bilendir.” Yani göğüslerin içinde saklı bulunan iyi ve kötü düşünceleri, iyi niyetleri, kötü niyetleri ve bozuk maksatları bilir. Yüce Allah, kalplerin özünde bulunanı çok iyi bildiğine göre akıl ve basiret sahibi olan kimsenin iç dünyasını da kötü huylardan ve düşüncelerden korumaya ve güzel ahlâkî sıfatları elde etmeye çaba harcamalıdır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İlk âyet genel olarak felsefenin, özel olarak da kelâm ilminin temel problemlerinden olan Allah’ın egemen iradesi karşısında insan iradesinin değeri ve insanın sorumluluğunun felsefî temeli konusuna ışık tutan bir anlatım inceliği taşımaktadır. Çünkü “Allah kiminizi kâfir kiminizi mümin olarak yarattı” tarzında bir ifade kullanılmayıp “Sizi yaratan O’dur. Ama kiminiz inkâr, kiminiz iman ediyor” buyurularak, bir taraftan inkâr ve iman realitesinin ilâhî güç ve iradeden bağımsız olmadığı, diğer yandan da her bir ferdin cebir altında değil, kendine verilen irade gücüyle yaptığı tercih sonucunda kâfir veya mümin olduğu belirtilmektedir. Her hâlükârda sonucun Allah Teâlâ’nın ilmi dışında kalamayacağını hatırlatan âyetin son cümlesinde, “Allah yapıp ettiklerinizi görmektedir” şeklinde bir ifade kullanılarak özellikle insanın hür iradesiyle yaptıklarına dikkat çekilmesi de bu mânayı destekler niteliktedir (“kesb” kavramı ve bu konudaki kelâm tartışmaları için bk. Bakara 2/7, 286). Kendi varlık sebebini ve dünya hayatının anlamını sağlıklı biçimde değerlendirebilmesi için 3. âyette insan, göklerin ve yerin hikmetli yaratılışı yani kâinattaki muhteşem düzen üzerinde ve hemen bunun yanında kendi yaratılışındaki seçkin özellikler hakkında düşünmeye, her şeyden önce bu âlemi var eden irade ve kudretin ihtişamını kavramaya yönlendirilmektedir (Allah’ın “musavvir” isminin anlamı için bk. Haşr 59/24; insanın yaratılışındaki seçkinlik hakkında bk. İsrâ 17/70; Tîn 95/4). Bu sûretle Allah Teâlâ’nın kudret sıfatını, yarattıklarındaki eserleriyle gözlemleyip kabul etmenin yanında 4. âyette O’nun ilminin kuşatıcılığına, kalbin derinliklerinde saklandığı sanılan şeylerin dahi bu bilmenin dışında kalamayacağına dikkat çekilerek bu defa insan, hem Allah’ın ilim sıfatının kuşatıcılığını kavramaya hem kendi yapıp ettiklerinin de O’nun ilminin dışında kalmadığını bilerek sorumluluk fikri üzerinde yoğunlaşmaya çağırılmaktadır. 5. âyette ise tarihe yapılan bir gönderme ile sorumluluk bilinci içinde hareket etmemenin sonuçları üzerinde düşünme fırsatı verilmektedir.
Teğâbün Suresi 3. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey insanlar!- O, gökleri ve yeri hak ile yaratmış ve bunları boş yere yaratmamıştır. Sizi de kendisinden bir ihsan ve bir lütuf olmak üzere en güzel surette şekillendirmiştir. Eğer dileseydi sizi çirkin olarak yaratırdı. Kıyamet günü dönüş de sadece O’nadır. Amellerinize karşılık size karşılığınızı verecektir. Hayır (zannederse) hayır (bulur). Şer (zannederse) şer (bulur).