Önceki ayet· 64:1Sonraki ayet· 64:3

Teğâbün Suresi 2. Ayet· 64:2

↗ Teğâbün suresi
Medeni
هُوَ ٱلَّذِي خَلَقَكُمۡ فَمِنكُمۡ كَافِرٞ وَمِنكُم مُّؤۡمِنٞۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرٌ
Sizi yaratan O'dur; kiminiz inkarcı kiminiz mümindir. Allah yaptıklarınızı gören'dir
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Sizi yaratan O'dur; kiminiz inkarcı kiminiz mümindir. Allah yaptıklarınızı gören'dir
Elmalılı Hamdi Yazır
Sizi O yarattı. Kiminiz kâfirdir, kiminiz mümin. Allah yaptıklarınızı görmektedir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
O'dur sizi yaratan! Sizin bir kısmınız küfre sapmıştır, bir kısmınız iman etmiştir. Ve Allah, işleyip ürettiklerinizi çok iyi görmektedir.
Süleyman Ateş
Sizi yaratan O'dur. Kiminiz kafirdir, kiminiz mü'min. Allah yaptıklarınızı görmektedir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.8%
İngilizce
It is He who created you, and among you is the disbeliever, and among you is the believer. And Allah, of what you do, is Seeing
Fransızca
C'est Lui qui vous a créés. Parmi vous [il y a] mécréant et croyant. Allah observe parfaitement ce que vous faites
İspanyolca
Él es Quien los ha creado. Entre ustedes hay quienes rechazan el Mensaje y quienes creen en él. Dios sabe bien cuanto hacen
Rusça
Он - Тот, Кто сотворил вас. Среди вас есть неверующие, и среди вас есть верующие. Аллах видит то, что вы совершаете
Endonezce
Dialah yang menciptakan kamu, lalu di antara kamu ada yang kafir dan di antara kamu (juga) ada yang mukmin. Dan Allah Maha Melihat apa yang kamu kerjakan
Bengalce
তিনিই তোমাদেরকে সৃষ্টি করেছেন, অতঃপর তোমাদের মধ্যে কেউ কাফের এবং কেউ মুমিন। তোমরা যা কর, আল্লাহ তা দেখেন।
Çince
他曾创造你们,但你们中有不信道者和信道者;安拉是鉴察你们的行为的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey insanlar!- Sizi yaratan O’dur. Sizden bir kısmınız kâfirdir ki, onun varacağı yer ateştir. Bir kısmınız da Mümindir ki, onun varacağı yer ise cennettir. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Yaptıklarınızdan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Buna göre size karşılığınızı verecektir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
1- Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ı tesbih eder. Hükümranlık yalnız O’nundur. Hamd O’na mahsustur. O, her şeye kâdirdir. 2- Sizi yaratan O’dur. Buna rağmen içinizden kâfir olanlar da var, mü’min olanlar da. Allah yaptıklarınızı çok iyi görendir. 3- O, gökleri ve yeri hak (bir amaç) ile yaratmıştır. Size suret vermiş ve suretlerinizi de güzel kılmıştır. Dönüş yalnız O’nadır. 4- O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Sizin gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri de bilir. Allah, kalplerde olanı çok iyi bilendir. (Medine’de inmiştir. 18 âyettir) Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile. 1. Bu âyet-i kerimeler, yüce yaratıcının pek azametli birçok sıfatını ihtiva etmektedir. Yüce Allah ulûhiyetinin kemâlini, zenginliğinin genişliğini, buna karşılık bütün yaratıkların O’na muhtaç oluşunu, göklerde ve yerde bulunan herkesin ve her şeyin Rabbini hamd ile tesbih ettiğini, hükümranlığın tümü ile yalnız O’nun olduğunu, hiçbir yaratılmışın O’nun hükümranlığının kapsamı dışında bulunmadığını zikretmektedir. Hamd de bütünü ile O’nadır, yalnız O’nundur. Kemâl sıfatlarına sahip olduğu için hamd O’nadır; yaratmış olduğu bunca varlıklar dolayısıyla hamd O’nadır; şeraiti, indirdiği hükümleri ve ihsan etmiş olduğu nimetleri dolayısı ile de hamd O’nadır. O’nun kudreti her şeyi kapsar. Hiçbir varlık O’nun kudreti dışına çıkamaz. O’nun dilediği hiçbir şey O’na karşı koyamaz. 2. Yüce Allah, kulları yaratmış olduğunu ve onlardan kimini mü’min, kimini kâfir kıldığını da zikretmektedir. Onların imanları da küfürleri de tamamıyla Allah’ın kaza ve kaderi dahilindedir. Zira onlara yerine getirmek istedikleri emir ve yasakları gerçekleştirebilecekleri kudret ve irade vermek sureti ile onların bu şekilde iradelerini kullanmalarını dileyen O’dur. “Allah yaptıklarınızı çok iyi görendir.” 3. Yüce Allah kendisine birtakım emir ve yasaklar verilmiş olan insanın yaratılışını söz konusu ettikten sonra diğer yaratıkların da yaratıcısının kendisi olduğunu belirterek şöyle buyurmaktadır:“O, gökleri ve yeri hak (bir amaç) ile yaratmıştır.” Yani bunların kendilerini de her ikisinde bulunanları da en güzel şekilde yaratan O’dur. O’nun bu yaratması “hak (bir amaç) ile”dir. Yani hikmet ile ve Yüce Allah’ın gözetmiş olduğu belli bir gaye ve maksada göer yaratılmışlardır. "Size suret vermiş ve suretlerinizi de güzel kılmıştır” buyruğu Yüce Allah’ın:“Andolsun Biz insanı gerçekten en güzel kıvamda/ölçüde yarattık”(et-Tîn, 95/4) buyruğuna benzemektedir. İnsan suret itibari ile bütün yaratıkların en güzeli, görünüşü de en üstün olanıdır. "Dönüş yalnız O’nadır.” Kıyamet gününde yalnız O’na dönülecektir, O da iman ve küfrünüzün karşılığını size verecektir. Sizi, size ihsan etmiş olduğu pek büyük nimetler dolayısı ile sorgulayacak, bu nimetlerin şükrünü yerine getirip getirmemekten dolayı hesaba çekecektir. 4. Daha sonra Yüce Allah, ilminin her şeyi kapsadığını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir.” yani gizli-açık, görünen ve görünmeyen her şeyi bilir. "Sizin gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri de bilir. Allah, kalplerde olanı çok iyi bilendir.” Yani göğüslerin içinde saklı bulunan iyi ve kötü düşünceleri, iyi niyetleri, kötü niyetleri ve bozuk maksatları bilir. Yüce Allah, kalplerin özünde bulunanı çok iyi bildiğine göre akıl ve basiret sahibi olan kimsenin iç dünyasını da kötü huylardan ve düşüncelerden korumaya ve güzel ahlâkî sıfatları elde etmeye çaba harcamalıdır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İlk âyet genel olarak felsefenin, özel olarak da kelâm ilminin temel problemlerinden olan Allah’ın egemen iradesi karşısında insan iradesinin değeri ve insanın sorumluluğunun felsefî temeli konusuna ışık tutan bir anlatım inceliği taşımaktadır. Çünkü “Allah kiminizi kâfir kiminizi mümin olarak yarattı” tarzında bir ifade kullanılmayıp “Sizi yaratan O’dur. Ama kiminiz inkâr, kiminiz iman ediyor” buyurularak, bir taraftan inkâr ve iman realitesinin ilâhî güç ve iradeden bağımsız olmadığı, diğer yandan da her bir ferdin cebir altında değil, kendine verilen irade gücüyle yaptığı tercih sonucunda kâfir veya mümin olduğu belirtilmektedir. Her hâlükârda sonucun Allah Teâlâ’nın ilmi dışında kalamayacağını hatırlatan âyetin son cümlesinde, “Allah yapıp ettiklerinizi görmektedir” şeklinde bir ifade kullanılarak özellikle insanın hür iradesiyle yaptıklarına dikkat çekilmesi de bu mânayı destekler niteliktedir (“kesb” kavramı ve bu konudaki kelâm tartışmaları için bk. Bakara 2/7, 286). Kendi varlık sebebini ve dünya hayatının anlamını sağlıklı biçimde değerlendirebilmesi için 3. âyette insan, göklerin ve yerin hikmetli yaratılışı yani kâinattaki muhteşem düzen üzerinde ve hemen bunun yanında kendi yaratılışındaki seçkin özellikler hakkında düşünmeye, her şeyden önce bu âlemi var eden irade ve kudretin ihtişamını kavramaya yönlendirilmektedir (Allah’ın “musavvir” isminin anlamı için bk. Haşr 59/24; insanın yaratılışındaki seçkinlik hakkında bk. İsrâ 17/70; Tîn 95/4). Bu sûretle Allah Teâlâ’nın kudret sıfatını, yarattıklarındaki eserleriyle gözlemleyip kabul etmenin yanında 4. âyette O’nun ilminin kuşatıcılığına, kalbin derinliklerinde saklandığı sanılan şeylerin dahi bu bilmenin dışında kalamayacağına dikkat çekilerek bu defa insan, hem Allah’ın ilim sıfatının kuşatıcılığını kavramaya hem kendi yapıp ettiklerinin de O’nun ilminin dışında kalmadığını bilerek sorumluluk fikri üzerinde yoğunlaşmaya çağırılmaktadır. 5. âyette ise tarihe yapılan bir gönderme ile sorumluluk bilinci içinde hareket etmemenin sonuçları üzerinde düşünme fırsatı verilmektedir.
Teğâbün Suresi 2. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
-Ey insanlar!- Sizi yaratan O’dur. Sizden bir kısmınız kâfirdir ki, onun varacağı yer ateştir. Bir kısmınız da Mümindir ki, onun varacağı yer ise cennettir. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Yaptıklarınızdan hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Buna göre size karşılığınızı verecektir.