Ey İnananlar! Size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kuran indirilirken onları sorarsanız size açıklanır (ama üzülürsünüz). Allah sorduğunuz şeyleri affetmiştir. Allah Bağışlayan'dır, Halim'dir
Meal ihtilafı: 2% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Ey İnananlar! Size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kuran indirilirken onları sorarsanız size açıklanır (ama üzülürsünüz). Allah sorduğunuz şeyleri affetmiştir. Allah Bağışlayan'dır, Halim'dir
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey iman edenler! Açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek olan şeylerden sormayın. Eğer onları Kur'ân indirilirken sorarsanız size açıklanır. Halbuki Allah onlardan geçmiştir. Allah çok bağışlayan ve çok yumuşak davranandır.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Ey iman sahipleri! Size açıklandığında canınızı sıkacak şeylerle ilgili soru sormayın. Kur'an indirilmekte iken onları sorarsanız size açıklanır. Allah onlardan vazgeçmiştir. Allah Gafûr'dur, Halîm'dir.
Süleyman Ateş
Ey inananlar, açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Eğer Kur'an indirilirken onları sorarsanız, size açıklanır. Halbuki Allah onlardan geçmiştir. Allah bağışlayandır, halimdir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.7%
İngilizce
O you who have believed, do not ask about things which, if they are shown to you, will distress you. But if you ask about them while the Qur'an is being revealed, they will be shown to you. Allah has pardoned that which is past; and Allah is Forgiving and Forbearing
Fransızca
O les croyants! Ne posez pas de questions sur des choses qui, si elles vous étaient divulguées, vous mécontenteraient. Et si vous posez des questions à leur sujet, pendant que le Coran est révélé, elles vous seront divulguées. Allah vous a pardonné cela. Et Allah est Pardonneur et Indulgent
İspanyolca
¡Oh, creyentes! No ahonden en asuntos que si fueran revelados [en forma de ley] les causarían dificultad [en la práctica de la religión]. Pero si los indagan cuando hayan sido revelados en el Corán, les serán explicados. Dios los perdona por sus indagaciones [fuera de lugar] porque es Perdonador, Tolerante
Rusça
О те, которые уверовали! Не спрашивайте о вещах, которые огорчат вас, если станут вам известны. А ведь они станут вам известны, если вы спросите о них, когда ниспосылается Коран. Аллах простил вам это, ибо Аллах - Прощающий, Выдержанный
Endonezce
Wahai orang-orang yang beriman! Janganlah kamu menanyakan (kepada Nabimu) hal-hal yang jika diterangkan kepadamu, (justru) menyusahkan kamu. Jika kamu menanyakannya ketika Alquran sedang diturunkan, (niscaya) akan diterangkan kepadamu. Allah telah memaafkan (kamu) tentang hal itu. Dan Allah Maha Pengampun, Maha Penyantun
Bengalce
হে মুমিণগন, এমন কথাবার্তা জিজ্ঞেস করো না, যা তোমাদের কাছে পরিব্যক্ত হলে তোমাদের খারাপ লাগবে। যদি কোরআন অবতরণকালে তোমরা এসব বিষয় জিজ্ঞেস কর, তবে তা তোমাদের জন্যে প্রকাশ করা হবে। অতীত বিষয় আল্লাহ ক্ষমা করেছেন আল্লাহ ক্ষমাশীল, সহনশীল।
Ey iman edenler! İhtiyacınız olmayan ve dininiz ile ilgili size yardımcı olmayacak şeyleri Rasûlünüze sormayınız. Eğer o sorduğunuz şeylerin içinde olan zorluklar sizlere açıklanır ise bunlar sizi üzer. Şayet sormanız yasaklanan şeyleri, vahiy Rasûle inerken sorarsanız, sizlere bunlar açıklanır. Bu ise Allah için çok kolaydır. Kesinlikle Allah, Kur'an'ın bahsetmediği şeylerden sizleri sorumlu tutmayacaktır. Siz de bunları sorup araştırmayınız. Eğer onlar hakkında soru sorarsanız üzerinize onlarla ilgili zor hükümler iner. Allah, tövbe ettiklerinde kullarının günahlarını affeden, günahlardan dolayı onları cezalandırmada acele etmeyendir.
101- Ey iman edenler! Size açıklanınca üzüleceğiniz birtakım şeyleri sormayın. Eğer Kur’ân indirilmekteyken soracak olursanız da size açıklanır. Allah onları affetmiştir. Allah Ğafûrdur, Halîmdir. 102- Sizden evvel de bir kavim (bu tür sorular) sordu da sonra da onları inkar ettiler.
101. Yüce Allah, mü’min kullarına kendilerine açıklandığı takdirde hoşlarına gitmeyecek ve onları kederlendirecek hususlara dâir soru sormalarını yasaklamaktadır. Kimi müslümanların Allah Rasûlüne, babaları ve onların durumu hakkında, cennette mi cehennemde mi olduklarına dâir soru sormaları buna bir örnektir. Olur ki bu husus sorana açıklanır da soran için bunda bir hayır bulunmaz. Yine meydana gelmemiş hususlara dâir sorular sormak ve şer’î açıdan birtakım zorluklara ve hükümlerin ümmeti sıkıntıya sokacak şekilde ağırlaşmasına sebep olacak türden sorular da böyledir. Anlamsız ve faydsız şeyler hakkında soru sormak da buna örnek gösterilebilir. İşte yasak olan, bu ve benzeri hususlara dâir soru sormaktır. Bu gibi sonuçlar doğurmayan hususlara dâir soru sormaya gelince bu, (yasaklanmamış aksine) emredilmiştir. Nitekim Yüce Allah:“Eğer bilmiyorsanız zikir/ilim ehline sorun”(en-Nahl, 16/43) buyurmaktadır. “Eğer Kur’ân indirilmekteyken soracak olursanız da size açıklanır.” Yani eğer sorunuz uygun olup uygun yerde ve Kur’ân-ı Kerîm’in indirildiği dönemde sorulursa, anlaşılması güç bir âyet yahut sizin için izâhı yapılamayan bir hükme dâir ise ve vahyin semadan indirilmesi mümkün olan bir zamana denk düşerse o zaman o hüküm size açıklanır; aksi takdirde Allah’ın açıklamayıp sükut geçtiği hususlar hakkında siz de soru sormayıp susun. “Allah onları affetmiştir.” yani Allah bu hususta kullarına afiyet ve esenlik vererek, onları sorumlu tutmayarak hükmü açıklamamıştır. Allah’ın susup hüküm belirtmediği her bir husus Allah’ın mubah kıldığı ve affettiği şeyler arasındadır. “Allah Ğafûrdur, Halîmdir.” O, ezeli olarak mağfiret sahibidir, hilmi ve ihsanı da bilinen bir husustur. Öyleyse O’nun mağfiret ve ihsanına nail olmaya çalışın, rahmet ve rızasını elde etmeye gayret edin.
102. “Sizden evvel de bir kavim (bu tür sorular) sordu.” Size haklarında soru sorulması yasaklanmış olan bu hususlara dair, onların türünden ve onlara benzer hususlar hakkında, doğruyu arayıp bulmak kastı ile değil de işi yokuşa sürmek kastı ile sorular sormuşlardı. Ancak onlara bu sordukları hususlar açıklanıp buna dâir emirler verilince de “onları inkar ettiler.” Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sahih bir hadiste şöyle buyurmaktadır: “Ben, size neyi yasakladımsa ondan uzak durun. Size neyi emrettiysem gücünüz yettiğince onu yapın. Çünkü sizden öncekileri çokça soru sormaları ve peygamberlerine muhalefet etmeleri helâk etmiştir.”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu âyetlerin nüzûl sebebi olarak zikredilen olaylardan biri şudur: Haccın farz olduğunu bildiren âyet indiğinde Hz. Peygamber bir hutbe okumuş, Allah Teâlâ’ya hamd ve senâdan sonra “Allah size haccı farz kıldı” buyurmuştu. Bir sahâbî “Her yıl mı ey Allah’ın resulü?” diye sordu. Resûlullah soruyu duymazdan geldi. Sorunun üçüncü defa tekrar edilmesi üzerine Hz. Peygamber “Şayet evet deseydim (her yıl haccetmeniz) farz olurdu. Siz ise buna tahammül edemezdiniz. Benim değinmediğim konularda soru sormayın. Sizden önceki bazı toplumlar peygamberlerine çok soru sormaktan ve sonra da bunlar üzerinde ihtilâfa düşmekten dolayı helâk olmuşlardır. Şu halde size bir şeyi emrettiğimde onu olabildiğince yerine getirmeye çalışın, size yasakladıklarımdan da kaçının” buyurmuştur (Müslim, “Hac”, 412).
Âyetlerdeki sakındırma ifadesinden, dinin tamamlanmasının veya eksik kalmasının vahyin geldiği esnadaki sorulara bağlanmış olduğu gibi bir anlam çıkarmak doğru olmaz. Zira bir hususun dinî bildirimler arasında yer alabilmesinin kaçınılmaz şartı, dinin sahibi olan Allah’ın onu murat etmiş olmasıdır. Yine, ilâhî iradenin bir sonucu olarak Resûlullah bazı dinî hükümleri belirli münasebetlerle, olayların tabii akışı içinde ve çevresinden gelen sorular üzerine tebliğ etmiştir. Şu halde bu âyette verilmek istenen mesajı şöyle açıklamak mümkündür: Vahyin indiği dönemde bazı vecîbelerin bildirilmesi soru sorulmasına bağlanmış olduğundan, müminler yerli yerince soru sormalı, yersiz sorulardan ve ısrarcı tavırlardan kaçınmalıdırlar. Ayrıntılar üzerinde fazla sorular sorulması halinde, cevapları duyanlar veya yorumlayanlar –farz kılınmadığı halde– yanlışlıkla yeni farzlar icat edebilirler. Hz. Peygamber’in yukarıda aktarılan ifadesinden de anlaşıldığı üzere, buradaki mesaj Kur’an’ın indirildiği dönemle sınırlı olmayıp, bütün zamanlarda müminlerin şu hususa dikkat etmeleri gerekir: Dinî yükümlülükler konusunda herkes Resûlullah’ın buyruklarını olabildiğince yerine getirmeye çalışmalı, yasakladıklarından kaçınmalı, kendi anlayışını ve içinde yaşadığı toplumun geleneklerini dine yamamaya kalkışmamalıdır. Tarihî tecrübeler de burada insan psikolojisine ışık tutan önemli bir uyarının bulunduğunu göstermektedir. Konumuz olan âyette ve hadiste önceki toplumlardan bazılarının kendilerine bildirilen dinî yükümlülükleri âdeta yetersiz bularak daha fazla yükümlülük isteyen bir tavır içine girdiklerinden, sonra da bunlar üzerinde görüş ayrılığına düşüp asıl vecîbeleri de terkeder hale geldiklerinden söz edilmektedir. Müslüman toplumlarda da bu psikolojinin etkisiyle zaman zaman asıl dinî vecîbeleri bırakıp yeni yükümlülük arayışı içine girildiği ve dinin aslında olmayan hususların temel dinî yükümlülüklerden daha önemli hale getirildiği gözlenmektedir.
Ey iman edenler! İhtiyacınız olmayan ve dininiz ile ilgili size yardımcı olmayacak şeyleri Rasûlünüze sormayınız. Eğer o sorduğunuz şeylerin içinde olan zorluklar sizlere açıklanır ise bunlar sizi üzer. Şayet sormanız yasaklanan şeyleri, vahiy Rasûle inerken sorarsanız, sizlere bunlar açıklanır. Bu ise Allah için çok kolaydır. Kesinlikle Allah, Kur'an'ın bahsetmediği şeylerden sizleri sorumlu tutmayacaktır. Siz de bunları sorup araştırmayınız. Eğer onlar hakkında soru sorarsanız üzerinize onlarla ilgili zor hükümler iner. Allah, tövbe ettiklerinde kullarının günahlarını affeden, günahlardan dolayı onları cezalandırmada acele etmeyendir.