Önceki ayet· 5:53Sonraki ayet· 5:55

Mâide Suresi 54. Ayet· 5:54

↗ Mâide suresi
Medeni
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَن يَرۡتَدَّ مِنكُمۡ عَن دِينِهِۦ فَسَوۡفَ يَأۡتِي ٱللَّهُ بِقَوۡمٖ يُحِبُّهُمۡ وَيُحِبُّونَهُۥٓ أَذِلَّةٍ عَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ يُجَٰهِدُونَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا يَخَافُونَ لَوۡمَةَ لَآئِمٖۚ ذَٰلِكَ فَضۡلُ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ
Ey İnananlar! Aranızda dininden kim dönerse bilsin ki, Allah, sevdiği ve onların O'nu sevdiği, inananlara karşı alçak gönüllü, inkarcılara karşı güçlü, Allah yolunda cihad eden, yerenin yermesinden korkmayan bir millet getirir. Bu, Allah'ın dilediğine verdiği bol nimetidir. Allah her şeyi kaplar ve bilir
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Ey İnananlar! Aranızda dininden kim dönerse bilsin ki, Allah, sevdiği ve onların O'nu sevdiği, inananlara karşı alçak gönüllü, inkarcılara karşı güçlü, Allah yolunda cihad eden, yerenin yermesinden korkmayan bir millet getirir. Bu, Allah'ın dilediğine verdiği bol nimetidir. Allah her şeyi kaplar ve bilir
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah yakında öyle bir toplum getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler; müminlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı da onurlu ve şiddetlidirler; Allah yolunda mücahede eder, hiçbirkınayıcının kınamasından da korkmazlar. Bu, Allah'ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah, geniş ihsan sahibidir, her şeyi çok iyi bilendir.
Yaşar Nuri Öztürk
Ey inananlar! İçinizden kim dininden dönerse şunu bilsin: Allah, yakında, kendilerini sevdiği ve kendisini seven, müminlere karşı boynu bükük, kâfirlere karşı başı dik bir topluluk getirecektir. Bunlar Allah yolunda tüm gayretleriyle didinirler, hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu, Allah'ın, dilediğine yönelttiği bir lütuftur. Allah, yaratılışı ve yarattıklarını genişletir, her şeyi bilir.
Süleyman Ateşen ayrışan
Ey inananlar, sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, yakında öyle bir toplum getirecek ki (O) onları sever, onlar da O'nu severler. Mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı onurlu ve şiddetlidirler. Allah yolunda cihad ederler, hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar. Bu, Allah'ın bir lutfudur, onu dilediğine verir. Allah'(ın lutfu) geniştir, (O), bilendir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.1%
İngilizce
O you who have believed, whoever of you should revert from his religion - Allah will bring forth [in place of them] a people He will love and who will love Him [who are] humble toward the believers, powerful against the disbelievers; they strive in the cause of Allah and do not fear the blame of a critic. That is the favor of Allah; He bestows it upon whom He wills. And Allah is all-Encompassing and Knowing
Fransızca
O les croyants! Quiconque parmi vous apostasie de sa religion... Allah va faire venir un peuple qu'Il aime et qui L'aime, modeste envers les croyants et fier et puissant envers les mécréants, qui lutte dans le sentier d'Allah, ne craignant le blâme d'aucun blâmeur. Telle est la grâce d'Allah. Il la donne à qui Il veut. Allah est Immense et Omniscient
İspanyolca
¡Oh, creyentes! Si apostatan de su religión, Dios los suplantará por otros a quienes amará y ellos Lo amarán, que serán compasivos con los creyentes, severos con los que niegan la verdad, y combatirán por la causa de Dios sin temor a los reproches. Esas son las cualidades de quienes Dios ha bendecido. Dios es Vasto, todo lo sabe
Rusça
О те, которые уверовали! Если кто-нибудь из вас отступит от своей религии, то Аллах приведет других людей, которых Он будет любить и которые будут любить Его. Они будут смиренны перед верующими и непреклонны перед неверующими, будут сражаться на пути Аллаха и не будут бояться порицания порицающих. Такова милость Аллаха, которую Он дарует, кому пожелает. Аллах - Объемлющий, Знающий
Endonezce
Wahai orang-orang yang beriman! Barang siapa di antara kamu yang murtad (keluar) dari agamanya, maka kelak Allah akan mendatangkan suatu kaum, Dia mencintai mereka dan mereka pun mencintai-Nya, dan bersikap lemah lembut terhadap orang-orang yang beriman, tetapi bersikap keras terhadap orang-orang kafir, yang berjihad di jalan Allah, dan yang tidak takut kepada celaan orang yang suka mencela. Itulah karunia Allah yang diberikan-Nya kepada siapa yang Dia kehendaki. Dan Allah Mahaluas (pemberian-Nya), Maha Mengetahui
Bengalce
হে মুমিনগণ, তোমাদের মধ্যে যে স্বীয় ধর্ম থেকে ফিরে যাবে, অচিরে আল্লাহ এমন সম্প্রদায় সৃষ্টি করবেন, যাদেরকে তিনি ভালবাসবেন এবং তারা তাঁকে ভালবাসবে। তারা মুসলমানদের প্রতি বিনয়-নম্র হবে এবং কাফেরদের প্রতি কঠোর হবে। তারা আল্লাহর পথে জেহাদ করবে এবং কোন তিরস্কারকারীর তিরস্কারে ভীত হবে না। এটি আল্লাহর অনুগ্রহ-তিনি যাকে ইচ্ছা দান করেন। আল্লাহ প্রাচুর্য দানকারী, মহাজ্ঞানী।
Çince
信道的人们啊!你们中凡叛教的人,安拉将以别的民众代替他们,安拉喜爱那些民众,他们也喜爱安拉。他们对信士是谦恭的,对外教是威严的,他们为主道而奋斗,不怕任何人的责备。这是安拉的恩惠,他用来赏赐他所意欲的人。安拉是宽大的,是全知的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey iman edenler! İçinizden her kim, dinden küfre dönerse, Allah böyle yapanların yerine öyle bir kavim getirir ki, dosdoğru olduklarından dolayı onları sever, onlar da O'nu severler. Müminlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı sert davranırlar. Allah'ın dininin en üstün olması için, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşırlar. Allah'ın rızasını yaratılmışların rızasına takdim ettiklerinden dolayı kendilerine zorluk çıkaran hiçbir kimsenin güçlük çıkarmasından korkmazlar. Bu Allah'ın kullarından dilediğine vermiş olduğu lütfu ve ihsanıdır. Allah bol ihsan ve lütuf sahibidir. Hak etmeyen kullarını da ihsanından ve lütfundan mahrum eder.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
54- Ey iman edenler! İçinizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah (onların yerine) öyle bir topluluk getirir ki Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler, mü’minlere karşı boynu eğik, kâfirlere karşı başları dik olur, Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu Allah’ın lütfudur ki O, onu dilediği kimseye verir. Allah Vâsidir, Alîmdir. 54. Yüce Allah âlemlere muhtaç olmadığını, dininden dönen kimselerin Allah’a hiçbir şekilde zarar veremeyeceğini, yalnızca kendilerine zarar vereceklerini, Allah’ın ihlâs sahibi kullarının ve samimi şekilde inançlarına bağlı erlerinin bulunduğunu haber vermektedir. Rahman ve Rahîm olan Allah, bunlara yol göstericilik etmeyi tekeffül etmiş ve onları varlık sahnesine çıkartacağını vaat etmiştir. Bunlar nitelikleri itibari ile insanların en mükemmeli, ruh ve maneviyatları en güçlü, ahlakları en güzel olanlarıdır. Onların en üstün nitelikleri ise Yüce Allah’ın kendilerini sevmesi, onların da Allah’ı sevmeleridir. Allah’ın kulunu sevmesi elbette ki ona ihsan ettiği en üstün nimet, ona bağışladığı en büyük lütuftur. Allah kulunu sevdi mi onun için sebepleri kolaylaştırır, böylece her türlü zor ona kolay gelir. Hayırları işleme muvaffakiyetini, münkerleri terk etme başarısını ona ihsan eder. Kullarının kalplerini o kimseye doğru sevgi ve bağlılıkla yöneltir. Kulun Rabbini sevmesinin gerektirdiği hususlardan biri, mutlaka zahiri ile batını ile söz ve davranışları ile bütün halleri ile Allah Rasûlüne uyma niteliğine sahip olmasıdır. Nitekim Allah azze ve celle bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“(Ey Muhammed onlara) de ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin”(Al-i İmran, 3/31) Allah’ın kulunu sevmesini sağlayan şey ise kulun, farz ve nafilelerle Yüce Allah’a çokça yakınlaşmaya çalışmasıdır. Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de Yüce Allah’tan naklettiğini belirttiği sahih bir hadiste şöyle buyurmaktadır:“Kulum bana benim kendisine farz kıldığım şeylerden daha çok sevdiğim herhangi bir şeyle yaklaşamaz. Kulum nafilelerle bana yakınlaşmaya devam edip durur ve nihâyet ben de onu severim. Ben onu sevdim mi de artık kendisi vasıtası ile işittiği kulağı, kendisi ile gördüğü gözü, kendisi ile tuttuğu eli, kendisi ile yürüdüğü ayağı olurum. Andolsun benden bir dilekte bulunacak olursa mutlaka ona veririm ve eğer bana sığınacak olursa andolsun onu himayeme alırım.” Allah’ı sevmeyi sağlayan hususlardan biri, O’nu bilip tanımak ve O’nu çokça anıp hatırlamaktır. Çünkü Allah’ı tanımaksızın söz konusu olan sevgi gerçekten çok eksiktir. Hatta varlığından bile söz edilemez. Var olduğu iddia edilse bile bu böyledir. Allah’ı seven bir kimse O’nu çokça anar. Allah da bir kulu sevdi mi o kulun yaptığı az miktardaki ameli kabul eder ve pek çok hata ve yanılmalarını da bağışlar. Bu iyi kulların nitelikleri arasında:“Mü’minlere karşı boynu eğik, kâfirlere karşı başları dik” olmak da vardır. Bunlar mü’minleri sevdiklerinden, onlara samimi davranıp iyiliklerini istediklerinden, yumuşak davrandıklarından, onlara rıfk ile muamele ettiklerinden, şefkat ve merhamet beslediklerinden, onlara karşı nazik davranıp kendilerinden istenen şeyleri mümkün mertebe gerçekleştirmeyi istediklerinden ötürü mü’minlere karşı alçakgönüllüdürler. Buna karşılık Allah’a küfreden, âyetlerine karşı inatlaşan, peygamberlerini yalanlayan kimselere karşı da güçlü ve onurludurlar. Bunlara düşmanlık beslemekte bütün gayret ve kararlılıklarını ortaya koyarlar, onlara karşı zafer elde etmeyi gerçekleştirebilecek her türlü yolda bütün çaba ve gayretlerini de harcarlar. Nitekim Allah subhanehu şöyle buyurmaktadır:“Siz de onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve bağlanıp beslenen atlar hazırlayın ki bununla Allah’ın düşmanını ve sizin düşmanınızı... korkutasınız.”(el-Enfal, 8/60). Bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır:“Onunla birlikte olanlar kâfirlere karşı sert kendi aralarında merhametlidirler.”(el- Feth, 48/29) Allah’ın düşmanlarına karşı sert olmak, kulu Allah’a yakınlaştırıcı işlerdendir. Bu tutumu ile kul Rabbine, kâfirlere gazap noktasında uygun bir tutum içerisinde olur. Ancak sert olmak, onları en güzel yolla İslâm dinine çağırmaya engel değildir. Böylelikle sert olmak ile davet ederken yumuşak olmak özellikleri bir arada bulunur. Her iki durum da onların maslahatlarının bir parçasıdır ve bu tutumların menfaatleri onlara aittir. Bu mü’minler malları ile canları ile sözleri ile davranışları ile “Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar.” Aksine Rablerinin rızasına öncelik tanırlar, O’nun kınamasını kulların kınamasından daha çok önemserler. İşte bu, onların gayretlerinin ne kadar büyük, kendilerinin ne kadar kararlı olduklarına bir delildir. Hiç şüphesiz kalbi güçsüz olan bir kimsenin gayreti de zayıftır. Kınayanların kınaması halinde kararlılığı kalmaz, gücü gevşeyiverir. Bunların kalplerinde, mahlukatı göz önünde bulundurma, onların rıza ve kınamalarını Allah’ın emrinden öne geçirme oranında Allah’tan başkasına bir ibadet etme söz konusudur. Kul, Allah yolunda hiçbir kınayanın kınamasından korkmayacak hale gelinceye kadar kalbini Allah’tan başkasına ibadet etmekten korumuş olamaz. Yüce Allah bu kullarına ihsan etmiş olduğu güzel nitelikleri, üstün konumları -ki bunlar sözünü etmediği diğer hayırlı davranışları yapmalarını da gerektirmektedir- söz konusu ederek onları övdükten sonra bunun onlara bir lütuf ve ihsanı olduğunu haber vermektedir ki kendilerini beğenmesinler ve kendilerine bunları ihsan eden yüce zâta -üzerlerindeki lütfunu daha çok artırması için- şükretsinler, onlardan başkaları da Allah’ın lütfunun karşısında hiçbir engelin duramadığını bilsinler. İşte bu maksatla:“Bu Allah’ın lütfudur ki onu dilediği kimseye verir. Allah Vâsidir,” Yani Allah lütuf ve ihsanı pek çok, bağışları bol olandır. O’nun rahmeti her şeyi kapsamıştır ve O gerçek dostlarına lütfunu -başkalarına vermeyeceği bir şekilde- bol bol verir. Bununla birlikte O, “Alîmdir.” lütfuna kimin layık olduğunu da çok iyi bilir ve böylelerine lütfunu ihsan eder. Allah esası itibari ile de teferruatı ile de risaletini nereye bırakacağını en iyi bilendir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İslâm’a düşman olan gayri müslimleri dost edinmek ve önder olarak tanımak münafıklık gibi bir kalp hastalığından ileri gelmekte ve insanların mürted olmalarına yani dinden dönmelerine sebep olmaktadır. Bu yüzden Allah konunun akışı içerisinde müminlere hitap ederek içlerinden böylelerinin çıkabileceğine işaret buyurmakta, onların dinden dönmeleriyle İslâm’ın değil, kendilerinin kaybedeceğini bildirmektedir. “Dinden dönme” diye tercüme ettiğimiz irtidad kavramı “bir kimsenin müslüman iken dinden dönmesi, İslâm’ı terketmesi” demektir. Bu şekilde dinden dönen kimseye mürted denir. Hz. Peygamber zamanından beri İslâm dünyasında az da olsa dinden dönme olayları meydana gelmiştir. Ancak bunlar gerek sayı gerekse nitelik olarak hiçbir zaman İslâm’ın yaşamasına ve yayılmasına zarar verecek derecede problem oluşturmamıştır (bk. Ömer Rızâ, İslâm Tarihi, VI, 74-92). Allah’ın insanlığı aydınlatmak için yakmış olduğu meşale her geçen gün biraz daha güçlenerek dünyayı aydınlatmaya devam etmektedir. Bununla birlikte yüce Allah müminlerin dinden dönmeleri durumunda yerlerine yeni nesiller getireceğini haber vermektedir. Âyette bunların vasıfları şöyle sıralanmıştır: a) Bunlar Allah’ın sevgili kullarıdır. Allah’ın kulunu sevmesinden maksat onun doğru yolu bulmasını murat etmesi, ondan razı olması, itaat ve ibadetlerine bolca sevap vermesi, onu övmesi ve hayırlı işlerde başarılı kılmasıdır. Allah’ın sevgisine mazhar olan kimseler, O’nun yardımına, dolayısıyla başarıya ve kurtuluşa namzettirler. Çalışma, ilerleme ve başarma hususunda Allah’ın yardımı daima onlarla beraberdir. b) Bunlar Allah’ı severler. Allah sevgisi, O’nun yüceliğini ve nimetlerini düşünme neticesinde kişinin kalbinde meydana gelen bir duygudur. Bu duyguya sahip olanlar Allah’a karşı saygılıdırlar, O’nun emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınırlar. Allah yolunda ve din uğrunda gayret göstermekten, mallarını ve canlarını feda etmekten kaçınmazlar. Kur’an-ı Kerîm insanlığı en başta Allah’ın birliği inancına ve Allah’ı her şeyden daha çok sevme duygusuna ulaştırmak ister. Nitekim Bakara sûresinin 165. âyetinde “İman edenler ise en çok Allah’ı severler” buyurularak bu hedefe işaret edilmektedir. İnsanla yaratıcısı arasındaki en yüksek ilişki, sevgi düzeyine ulaşan ilişkidir. Allah’ı her şeyden çok seven insan bütün ilişkilerini bu sevgiye, dolayısıyla Allah’ın iradesine göre düzenleyeceğinden onun bütün ilişkileri bilinçli ve iradeli olacaktır. İslâm düşüncesinde hakiki sevgi Allah sevgisidir. Çünkü kişinin asıl varlığının sebebi, mazhar olduğu iyilik ve ikramların, maddî ve mânevî nimetlerin aslı O’dur. En iyi, en güzel olan O’dur. Bütün iyilikler, güzellikler O’ndan gelir, bu sebeple sevilmeye en çok lâyık olan O’dur (bu konuda ayrıca bk. Bakara 2/165; Âl-i İmrân 3/31). c) Müminlere karşı alçak gönüllü yani şefkatli, merhametli ve naziktirler. Onlara karşı kuvvete başvurmazlar; zekâ, yetenek, etki, servet ve diğer güçlerini müminlerin aleyhine baskı aracı olarak kullanmazlar. d) Kâfirlere karşı vakarlıdırlar, yani İslâm düşmanlarına karşı sert, dirençli ve tâvizsizdirler; maddî menfaatlere kapılmayacak kadar yüksek şahsiyete sahiptirler. e) Allah yolunda cihad ederler, yani Allah rızâsını kazanmak için hakkı ve adaleti gerçekleştirmeye gayret ederler; bu uğurda başlarına gelecek her türlü sıkıntıya katlanırlar; mal ve canlarını Allah yolunda harcamaktan çekinmezler. Cihad, samimi müminlerin en önemli özelliklerinden ve ayırıcı vasıflarındandır. f) Hak uğrunda cihad ederken hiçbir kimsenin kınamasından korkmazlar; varlığına ve birliğine inandıkları Allah yolunda yürürler, O’nun hükümleriyle hükmederler, karşıtlarının muhalefet, eleştiri, itiraz ve alaylarına aldırış etmezler. Çünkü bunlar yaptıklarına karşılık olarak insanlardan ne bir ödül ne de övgü beklerler; sadece hakkı gerçekleştirmek, bâtılı yok etmek, iyiliği ve güzelliği yaymak, kötülüğü ve çirkinliği önlemek, böylece Allah’ın rızâsını kazanmak için çaba harcarlar. Bakara sûresinde ve burada dininden dönen kimselerden ve bu davranışın doğurduğu sonuçlardan söz edildiği halde ölüm cezası zikredilmemiştir. Böylesine büyük bir cezadan yeri geldiği halde söz edilmemiş olması, ölüm cezasının yalnızca dinden dönme günahının değil, müslümanlara karşı savaş durumuna geçme suçunun karşılığı olduğu anlayışını desteklemektedir (irtidad hakkında bilgi için ayrıca bk. Bakara 2/217).
Mâide Suresi 54. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey iman edenler! İçinizden her kim, dinden küfre dönerse, Allah böyle yapanların yerine öyle bir kavim getirir ki, dosdoğru olduklarından dolayı onları sever, onlar da O'nu severler. Müminlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı sert davranırlar. Allah'ın dininin en üstün olması için, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşırlar. Allah'ın rızasını yaratılmışların rızasına takdim ettiklerinden dolayı kendilerine zorluk çıkaran hiçbir kimsenin güçlük çıkarmasından korkmazlar. Bu Allah'ın kullarından dilediğine vermiş olduğu lütfu ve ihsanıdır. Allah bol ihsan ve lütuf sahibidir. Hak etmeyen kullarını da ihsanından ve lütfundan mahrum eder.