Diyanet İşleri
Onlar kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar. Şüphesiz onun alametleri belirmiştir. Kendilerine gelip çatınca ibret almaları neye yarar
Elmalılı Hamdi Yazır
Artık onlar, kıyamet saatinin kendilerine ansızın gelivermesine mi bakıyorlar? Şüphesiz onun alametleri gelmiştir. Artık kıyamet kendilerine gelip çatınca anlamaları neye yarar?
Yaşar Nuri Öztürk
Kıyametin ansızın tepelerine inmesinden başka neyi bekliyorlar? Onun belirtileri zaten gelmiştir. O onlara gelip çatınca, ibret almaları neye yarar?!
Süleyman Ateşen ayrışan
(İnanmayanlar) İlle (helak edilecekleri) sa'atin ansızın kendilerine gelmesini mi bekliyorlar? İşte onun belirtileri geldi. O uyarıldıkları sa'at kendilerine geldikten sonra artık öğüt almaları nereden mümkün olsun?
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
O kâfirler, kendisinden habersiz oldukları bir anda kıyametin habersiz bir şekilde aniden gelip çatmasını mı bekliyorlar? Şüphesiz onun alametleri gelmiştir. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamber olarak gönderilmesi ve Ay'ın yarılması kıyametin alametlerindendir. Onların, kıyamet kendilerine gelip çatınca ibret almaları neye yarar?
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
18- Onlar ille de kıyametin kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar? İşte onun alâmetleri gelmiştir. Kıyamet başlarına geldiğinde öğüt almaları neye yarar ki?
18. Yani bu inkarcılar “ille de kıyametin kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar?” Kendileri farkında olmaksızın ansızın gelmesini mi gözetliyorlar? “İşte onun” yakın olduğuna delil teşkil eden “Kıyamet başlarına geldiğinde öğüt almaları neye yarar ki?” Kıyamet gelip onları bulduğunda, ecelleri sona erdiğinde artık öğüt almalarının ve mazeretlerinin kabul edilmesinin kendileri için mümkün olacağını mı sanıyorlar? Hayır! Böyle bir şey artık geçmiş, öğüt alma vakti geride kalmış olacaktır. Onlar, öğüt alacak kimsenin öğüt alabileceği kadar bir ömür yaşamışlar ve kendilerine uyarıp korkutan peygamberler de gelmiştir. Bu ifadeler, ölüm ansızın gelmeden önce gerekli hazırlıkları yapmaya teşvik etmektedir. Çünkü insanın ölümü kıyametinin kopması demektir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Hz. Peygamber’in şahsiyeti, ahlâkı, tebliğ ettiği Kur’an’daki ikna edici deliller ve kıyamet alâmetleri, aklını iyi kullanan kimselerin imana gelmeleri için yeterli etkenler ve delillerdir. Ancak inkâra saplanıp kalanlar bir türlü iman etmemekte, âdeta kıyameti beklemektedirler. Kıyamet kopunca iman etmenin de, ibret almanın da faydası yoktur, o zaman artık imtihan bitmiş, cevaplar açıklanmış olmaktadır.
Kıyamet alâmetleri, kıyametin yaklaştığını gösteren olaylar ve oluşlardır. İman konularını içeren kaynaklarda, ilgili rivayetlere dayanılarak bu alâmetlerin küçükleri ve büyükleri hakkında geniş bilgiler verilmiştir. Burada “geldiği bildirilen alâmetler”in neler olduğu konusunda çeşitli yorumlar yapılmıştır. Muhammed aleyhisselâm son peygamber, İslâm da son dindir. Şu halde gelmiş bulunan en önemli ve objektif alâmetler bunlardır. Hz. Peygamber bir hadislerinde, orta ve işaret parmaklarını birleştirerek, “Benim gönderilmem ile kıyamet birbirine şu iki parmak kadar yakındır” buyurmuşlardır (Buhârî, “Talâk”, 25; Müslim, “Cum‘a”, 43; “Fiten”, 135). Tabii buradaki yakınlık izâfî bir yakınlıktır, dünyanın ve insanlığın ömrünün son dilimidir. Bu dilim bütüne nisbetle küçüktür, ama kendisi bizim ölçülerimize göre önemli ölçüde uzun ve büyük olabilir. Cibrîl hadisi diye bilinen hadisin sonunda Peygamber efendimize, “Kıyamet ne zaman kopacak?” diye sorulduğunda onu bilmediğini ifade etmiş, alâmet olarak şunları zikretmiştir: Savaşların artması, köleliğin yayılması, ayağın baş olması, kırsal bölge insanlarının kent hayatının lüksüne kapılmaları ve bu konuda yarışa girmeleri (Müslim, “Îmân”, 1, 5, 7).