Önceki ayet· 11:18Sonraki ayet· 11:20

Hûd Suresi 19. Ayet· 11:19

↗ Hûd suresi
Mekki
ٱلَّذِينَ يَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَيَبۡغُونَهَا عِوَجٗا وَهُم بِٱلۡأٓخِرَةِ هُمۡ كَٰفِرُونَ
Bunlar Allah'ın yolundan alıkorlar ve o yolu eğriltmeğe çalışırlar; işte onlar ahireti inkar edenlerdir
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Bunlar Allah'ın yolundan alıkorlar ve o yolu eğriltmeğe çalışırlar; işte onlar ahireti inkar edenlerdir
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar ki, Allah yolundan döndürmeye çalışırlar ve o yolu eğri büğrü yapmak isterler. Üstelik onlar, evet onlar ahirete de inanmazlar.
Yaşar Nuri Öztürk
O zalimler ki, Allah'ın yolundan alıkoyar, o yolu yamultmak isterler. Onlar, âhireti de inkâr ederler.
Süleyman Ateşen ayrışan
Onlar ki Allah'ın yoluna engel olurlar ve onu eğriltmek isterler ve onlar, (evet) onlar, ahireti de tanımazlar.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.2%
İngilizce
Who averted [people] from the way of Allah and sought to make it [seem] deviant while they, concerning the Hereafter, were disbelievers
Fransızca
qui obstruent le sentier d'Allah (aux gens), cherchent à le rendre tortueux et ne croient pas en l'au-delà
İspanyolca
que apartan a la gente del sendero de Dios, tratan de modificarlo y no creen en la otra vida
Rusça
которые сбивают других с пути Аллаха, стремясь исказить его, и не веруют в Последнюю жизнь
Endonezce
(yaitu) mereka yang menghalangi dari jalan Allah dan menghendaki agar jalan itu bengkok.398) Dan mereka itulah orang yang tidak percaya adanya hari akhirat
Bengalce
যারা আল্লাহর পথে বাধা দেয়, আর তাতে বক্রতা খুজে বেড়ায়, এরাই আখরাতকে অস্বীকার করে।
Çince
他们阻碍安拉的大道,并暗示它是邪道,而且不信后世。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
İşte, insanları Allah'ın dosdoğru yolundan alıkoyan ve Allah'ın yolunun, hiç kimsenin tabi olamayacağı şekilde doğruluktan uzak eğri bir yol olmasını isteyenler bunlardır. Bunlar; ölümden sonra diriltilmeyi de inkâr ederler ve onu kabul etmezler.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
18- Yalan düzerek Allah'a iftira edenden daha zalim kim olabilir? İşte onlar Rablerine arz edilecekler ve şahitler de:“İşte Rableri hakkında yalan söyleyenler bunlardır” diyeceklerdir. Haberiniz olsun ki Allah’ın laneti zalimlerin üzerinedir. 19- O zalimler ki Allah yolundan alıkoyarlar ve onu eğri göstermek isterler. Onlar âhireti de kesinlikle inkar ederler. 20- Onlar yeryüzünde kesinlikle (Allah'ı) âciz bırakabilecek değillerdir. Onlar için Allah’tan başka hiçbir dost da yoktur. Azapları kat kat verilecektir. Zira onlar, ne işitebiliyorlardı ne de görüyorlardı. 21- İşte bunlar kendi kendilerini zarara sokanlardır. Uydurdukları da onları terk edip gitmiştir. 22- Şüphe yok ki âhirette en çok zarara uğrayan kimseler onlardır. 18. Yüce Allah “Yalan düzerek Allah'a iftira edenden daha zalim” kimsenin olmayacağını haber vermektedir. Bunun kapsamına Allah’a ortak nispet etmek, celaline yakışmayacek şekilde onu vasfetmek, O’nun söylemediği şeyleri söyledi diye aktarmak, peygamberlik iddiasında bulunmak vb. gibi Yüce Allah’a iftira etme kapsamına giren bütün sözler dahildir. İşte böyleleri insanların en zalim olanlarıdır. “İşte onlar Rablerine” zulümleri sebebiyle cezalandırılmak için “arz edilecekler ve” Yüce Allah bunlar hakkında çetin azaba hüküm vereceği vakit “şahitler de” onların yalan söylediklerine ve iftirada bulunduklarına dair tanıklık edecek olanlar da: “İşte Rableri hakkında yalan söyleyenler bunlardır, diyeceklerdir. Haberiniz olsun ki Allah’ın laneti zalimlerin üzerinedir.” Yani bu sürekli ve kesintisiz bir lanettir. Çünkü zulümleri, onların ayrılmaz bir nitelikleri olmuştur ve hafifletme kabul etmez. 19. Daha sonra Yüce Allah onların zulümlerinin niteliğini belirterek şöyle buyurmaktadır:“O zalimler ki Allah yolundan alıkoyarlar.” Allah yolundan hem kendilerini alıkoyarlar, hem de başkalarını engellerler. Allah yolu ise peygamberlerin insanları izlemeye davet ettikleri yoldur. Böylelikle onlar cehennem ateşine çağıran önderler olmuşlardır. “Ve onu” Allah yolunu “eğri göstermek isterler.” Bu yolu eğriltmek, onu kötü ve çirkin göstermek isterler ki insanlar nezdinde doğru olarak görülmesin. İnsanlar batılı güzel, hakkı da çirkin görsünler -Allah onların cezasını versin-. Ayrıca “Onlar âhireti de kesinlikle inkar ederler.” 20. “Onlar yeryüzünde kesinlikle (Allah'ı) âciz bırakabilecek değillerdir.” Allah’ın azabından kaçıp kurtulamazlar. Çünkü onlar, Allah’ın egemenliği ve hükümranlığı altında bulunuyorlar. “Onlar için Allah’tan başka” hoşlanmadıkları şeyleri onlardan uzaklaştıracak yahut da faydalarına olan şeyleri gerçekleştirecek “hiçbir dost da yoktur.” Aksine aralarındaki bütün bağlar kopmuş olacaktır. “Azapları kat kat verilecektir.” Yani ağırlaştırılacak ve artırılacaktır. Çünkü onlar, kendileri saptıkları gibi başkalarını da saptırmışlardır. “Zira onlar, ne işitebiliyorlardı” Hakka olan buğz ve nefretlerinden dolayı Allah’ın âyetlerini kendisi ile yararlanabilecekleri şekilde işitemiyorlar, dinlemiyorlardı. “Ne oluyor onlara ki öğütten yüz çeviriyorlar! Sanki onlar arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibiler!”(el-Müddessir, 74/49-51)“ne de görüyorlardı.” Kendilerine fayda sağlayacak şeylere ibret ve tefekkür ile bakmıyorlardı. Aksine akılları ermeyen sağır ve dilsizler gibiydiler. 21. “İşte bunlar” en büyük mükâfaatı kazanma imkânını ellerinin tersiyle itip de en ağır azaba müstehak olduklarından dolayı “kendi kendilerini zarara sokanlardır. Uydurdukları da onları terk edip gitmiştir.” Kendisine çağırıp durdukları ve güzel göstermeye çalıştıkları dinleri darmadağın ve yok olup gitmiştir. Allah’ın dışında tapındıkları ilahları da Rabbinin emri geldiğinde kendilerine hiçbir fayda sağlayamamıştır. 22. “Şüphe yok ki” gerçek ve doğru olan şu ki “âhirette en çok zarara uğrayan kimseler onlardır.” Bu zarar onlara has olacaktır. Hatta onlara bu zararın en şiddetlisi verilecektir. Çünkü onlar son derece pişman olacaklar, nimetlerden mahrum kalacaklar, meşakkat ve azapla karşı karşıya kalacaklardır. Onların halinden Allah’a sığınırız. Yüce Allah bedbaht olacakların durumunu söz konusu ettikten sonra bahtiyar olacak mutlu kimselerin niteliklerini ve Allah katındaki mükâfatlarını da söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Buradaki soru 13. âyette ifade edildiği üzere, “Muhammed Kur’an’ı kendi uydurup Allah’a nisbet ediyor” diyenlere bir reddiye mahiyetinde olup, Allah’a karşı böyle bir isnatta bulunmanın en büyük haksızlık olduğuna, Hz. Peygamber’in böyle bir haksızlık yapmasının mümkün olmadığına işaret eder. İşte bu zalimler âhirette Allah’ın huzuruna çıkarılacaklar ve dünyada işledikleri zulmün hesabını vereceklerdir. O zaman şahitler yani melekler, peygamberler, âlimler, sâlih müminler (krş. en-Nahl 16/84; en-Nisâ 4/41, Şevkânî, II, 556-557) bunların Allah hakkında asılsız şeyler uydurup iftira ettiklerine dair şahitlik edecekler ve bunların Allah’ın lânetine uğramalarını isteyeceklerdir. Çünkü bunlar yukarıda anlatılan suçları yanında, insanları Allah yolundan alıkoymaya, bu dosdoğru yolu eğri büğrü göstermeye çalışan ve âhireti inkâr eden kimselerdir. Bu iki âyet-i kerîme, Kur’an’ın Allah kelâmı olduğunu reddetmeye kalkışan, insanların Kur’an’ı ve onun ilkelerini benimsemelerine engel olan; malî, bedenî, ilmî, siyasî, sosyal ve psikolojik gücünü Kur’an’a karşı kullanıp inkâr edilmesini sağlamak için onunla ilgili şüpheler uyandırmaya, onu zaafa uğratmaya ve zararlı göstermeye çalışan kimselerin zalim olduklarını, bu sebeple Allah’ın lânetini hak ettiklerini, yani O’nun rahmetinden mahrum kaldıklarını ifade eder.
Hûd Suresi 19. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
İşte, insanları Allah'ın dosdoğru yolundan alıkoyan ve Allah'ın yolunun, hiç kimsenin tabi olamayacağı şekilde doğruluktan uzak eğri bir yol olmasını isteyenler bunlardır. Bunlar; ölümden sonra diriltilmeyi de inkâr ederler ve onu kabul etmezler.