Diyanet İşleri
Onlara, "Allah'ın indirdiğine inanın" denildiğinde "Bize indirilene inanırız" deyip ondan sonra gelen Kuran'ı inkar ederler; halbuki o, ellerinde bulunan Tevrat'ı tasdik eden hak bir Kitap'dır. Onlara "Eğer inanıyor idiyseniz niçin daha önce Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?" diye sor
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlara, "Allah ne indirdiyse ona iman edin." denildiği zaman, onlar "Biz kendimize indirilene iman ederiz." derler ve ondan başkasını inkâr ederler. Oysa yanlarındaki Tevrat'ı tasdik eden gerçek vahiy odur. Onlara de ki; "Peki madem gerçek mümin sizsiniz de ne diye daha önce Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?
Yaşar Nuri Öztürk
Onlara, "Allah'ın indirmiş olduğuna inanın!" denildiğinde şöyle konuşurlar: "Biz, bize indirilene inanırız." Ve ondan ötesini inkâr ederler. Oysaki o, kendilerinin yanındakini doğrulayıcı bir gerçektir. Söyle onlara: "Madem iman sahibiydiniz, daha önce Allah'ın peygamberlerini niye öldürüyordunuz?"
Süleyman Ateşen ayrışan
Onlara: "Allah'ın indirdiğine inanın!" denilse, "Bize indirilene inanırız." derler, ötesini kabul etmezler. Halbuki o, kendi yanlarında bulunanı doğrulayıcı bir gerçektir. De ki: "Gerçekten inanıyor idiyseniz neden daha önce Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?"
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Bu Yahudilere, Allah'ın Resulüne indirdiği hak ve doğru yola iman edin denildiğinde, ancak bizim peygamberlerimize indirilene iman ederiz deyip, kendilerine indirilenin dışında Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirileni inkâr ederler. Oysa ki bu Kur'an haktır ve Allah'ın onlara verdiğiyle uyuşur. Eğer gerçekten kendilerine indirilene iman etselerdi, Kur'an'a da iman ederlerdi. -Ey Peygamber- onlara cevap olarak de ki: "Eğer size getirdikleri hakka gerçekten iman eden kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?”
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
91- Onlara; “Allah’ın indirdiğine iman edin” denildiği zaman; “Biz, bize indirilene iman ederiz” derler de ondan ötesini inkâr ederler. Hâlbuki o, beraberlerinde bulunanı doğrulayan hakkın tâ kendisidir. De ki: Madem iman ediyordunuz da niçin daha önce Allah’ın Peygamberlerini öldürüyordunuz?” 92- Andolsun Mûsâ size apaçık belgelerle gelmişti de siz onun ardından (açıkça) zulme saparak buzağıyı (ilah) edindiniz. 93- Hani sizden bir söz almış ve Tur’u üstünüze kaldırıp; “Size verdiğimiz (Kitabı) kuvvetle tutun ve dinleyin” demiştik. Onlar ise “Dinledik, isyan ettik” demişlerdi. Küfürleri yüzünden buzağı (sevgisi) kalplerine içirildi. De ki:“Eğer mümin iseniz, imanınız size ne çirkin şeyler emrediyor!”
91. “Onlara; “Allah’ın indirdiğine iman edin” denildiği zaman” Yani yahudilere Allah’ın Peygamberine indirmiş olduğu Kur’ân-ı Kerîm’e iman etmeleri söylendiği zaman büyüklenir ve azgınlık ederler:“Biz bize indirilene iman ederiz derler de ondan ötesini” yani onun dışındaki diğer kitapları “inkar ederler.” Hâlbuki ister kendilerine indirilmiş olsun, ister başkalarına indirilmiş olsun, kayıtsız şartsız olarak Allah’ın bütün indirdiklerine iman etmeleri gerekirdi. Fayda verecek olan iman, Allah’ın bütün Peygamberlerine indirdiklerine iman etmek şeklindeki imandır. Peygamberlerle kitaplar arasında ayırım gözeterek onların bir bölümüne iman ettiğini ileri sürmek iman değil, küfrün tâ kendisidir. İşte bundan dolayı Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Şüphe yok ki Allah’ı ve Peygamberlerini inkar edenler, bir de Allah ve Peygamberlerinin arasını ayırmak isteyenler; “Kimine iman eder, kimini inkar ederiz” diyenler ve böylece ikisi arasında bir yol tutturmaya yeltenenler, işte onlar gerçek kâfirlerin tâ kendileridirler.” (en-Nisa, 4/150-151) Bundan dolayı Yüce Allah burada bu gibi kimselerin kabahatlerini mükemmel bir şekilde reddetmekte ve kaçıp kurtulamayacakları bir şekilde onları susturmaktadır. Kur’ân’ı inkârlarına iki husus ile cevap vermekte ve şöyle buyurmaktadır:“Hâlbuki o... hakkın tâ kendisidir.” İhtiva ettiği bütün haberleri, emirleri ve yasakları ile hakkın tâ kendisi olduğuna ve Rab’lerinden geldiğine göre -buna rağmen- onu inkar etmek, hem Allah’a, hem de O’nun indirdiği hakkı inkar etmektir. Yüce Allah ayrıca “beraberlerinde bulunanı doğrulayan” diye buyurmaktadır. Yani bu Kur’ân onların ellerinde bulunan ve hak olan her şeye uygun ve onun hakkında hüküm vericidir. Peki, ne diye üzerinize indirilene iman ediyorsunuz da onun benzerine küfrediyorsunuz? Bu, taassup ve hidâyete değil hevâya tâbî olmaktan başka nedir? Aynı şekilde Kur’ân’ın onların beraberinde bulunanı doğrulaması, onlar için de ellerinde bulunan kitaplardan doğru olan hususlar hakkında bir delildir. Kur’ân’dan başka bir şeyle bunun ispatı mümkün değildir. Onlar Kur’ân’ı inkar ederek şöyle bir kimsenin durumuna düşmüş oldular: Bir kimse bir iddiada bulunmaktadır ve iddiasını ispatlamak için tek bir delili vardır. Bu iddiasının tahakkuku ise o delilin gerçek ve sağlıklı bir delil olmasına bağlıdır. Ancak tutar, kendisi kendi delilini, tenkit eder ve yalanlar. Böyle bir tutum ahmaklık ve delilikten başka nedir ki? Buna göre onların Kur’ân’ı inkar etmeleri, bizzat ellerinde bulunanı inkâr etmeleri ve çürütmeleri demektir. Daha sonra Yüce Allah kendilerine indirilmiş olanlara iman ettikleri iddialarını da şöylece çürütmektedir: Onlara “De ki: Madem iman ediyordunuz da niçin daha önce Allah’ın Peygamberlerini öldürüyordunuz?”
92. “Andolsun ki Mûsâ size apaçık belgelerle” hem hakkı açıkça ortaya koyan hem de kendileri açık seçik olan delillerle “gelmişti de onun ardından” size Peygamber olarak gelişinden sonra “(açıkça) zulme saparak buzağıyı (ilah) edindiniz.” Yani bu konuda hiçbir mazeretiniz geçerli değil.
93. “Hani sizden bir söz almış ve Tur’u üstünüze kaldırıp; “Size verdiğimiz (Kitabı) kuvvetle tutun ve dinleyin” demiştik.” Dinlemek hakkındaki bu emir, verileni kabul, ona itaat ve emri yerine getirmek şeklindeki dinlemedir. “Onlar ise “Dinledik, isyan ettik” demişlerdi.” Bunun yerine böyle bir tutum takınmışlardı. “Küfürleri yüzünden buzağı (sevgisi) kalplerine içirildi.” Yani buzağıya ve ona ibadete karşı duydukları sevgi kalplerini çepeçevre kuşatmış ve küfürleri sebebi ile bu sevgi kalplerinin tâ içine sinmişti. “De ki: “Eğer mümin iseniz, imanınız size ne çirkin şeyler emrediyor!” Yani sizler iman iddiasında bulunuyor ve hak dine bağlı olmakla övünüyorsunuz. Hâlbuki sizler hem peygamberleri öldürmüş, hem de Allah’ın Peygamberi sizin yanınızda olmadığı sırada Allah’ı bırakıp buzağıyı ilâh edinmiştiniz. Allah’ın emir ve yasaklarını ise ancak tehdit edildikten ve üzerinize Tur’un kaldırılmasından sonra kabul etmiş, sözlü olarak emirlere uyacağınızı söylemekle birlikte fiilen bu sözünüzü de bozmuş idiniz. Sahibi olduğunuzu iddia ettiğiniz bu iman nasıl bir imandır, bu din ne biçim bir dindir? Eğer iddianıza göre iman bu demekse, kişiyi azgınlığa götüren, Allah’ın Peygamberlerini inkâra ve pek çok hususta Allah’a isyana götüren iman ne kadar kötü bir imandır! Hâlbuki bilinen şudur: Sağlıklı bir iman, sahibine her türlü hayrı yapmayı emreder ve her türlü kötülükten de onu alıkoyar. Böylelikle sizin yalan söylediğiniz ortaya çıkmakta ve çelişkileriniz açıkça belli olmaktadır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Vahyin kime indirildiği değil kimin tarafından indirildiği önemlidir. Nitekim âyette “Muhammed’e indirilene inanın” yerine “Allah’ın indirdiğine inanın” buyurularak bu gerçeğe işaret buyurulmuştur. Oysa yahudiler “Biz sadece bize indirilene inanırız” demekle, gerçeğin peşinde olmadıklarını, İsrâil ırkçılığını ilâhî vahyin de üstünde tuttuklarını ortaya koymuşlar; Tevrat’tan sonra indirilen Kur’an da hak kitap olduğu ve esasen asıl Tevrat’taki ezelî ebedî değişmez gerçekleri de onayladığı halde, sözde kendi dinlerinde kararlı olduklarını ileri sürerek onu inkâr etmişlerdir. Gerçekte daha önce atalarının kendi içlerinden gönderilmiş bazı peygamberleri öldürmeleri, bu toplumun kendi dinlerine bağlılıklarında da samimi olmadıklarını göstermektedir.