Önceki ayet· 4:49Sonraki ayet· 4:51

Nisâ Suresi 50. Ayet· 4:50

↗ Nisâ suresi
Medeni
ٱنظُرۡ كَيۡفَ يَفۡتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَۖ وَكَفَىٰ بِهِۦٓ إِثۡمٗا مُّبِينًا
Allah'a nasıl yalan yere iftira ettiklerine bir bak. Bu, apaçık bir günah olarak yeter
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Allah'a nasıl yalan yere iftira ettiklerine bir bak. Bu, apaçık bir günah olarak yeter
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Bak nasıl da Allah'a yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu yeter.
Yaşar Nuri Öztürk
Bir bak, nasıl yalan düzüp iftira ediyorlar Allah'a! Açık günah olarak bu yeter.
Süleyman Ateş
Bak nasıl Allah'a yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu (onlara) yeter.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.6%
İngilizce
Look how they invent about Allah untruth, and sufficient is that as a manifest sin
Fransızca
Regarde comme ils inventent le mensonge à l'encontre d'Allah. Et çà, c'est assez comme péché manifeste
İspanyolca
Observa cómo inventan mentiras y las atribuyen a Dios. Eso es en sí mismo un pecado evidente
Rusça
Посмотри, как они возводят навет на Аллаха! Этого достаточно, чтобы совершить явный грех
Endonezce
Perhatikanlah, betapa mereka mengada-adakan kebohongan terhadap Allah? Dan cukuplah perbuatan itu menjadi dosa yang nyata (bagi mereka)
Bengalce
লক্ষ্য কর, কেমন করে তারা আল্লাহর প্রতি মিথ্যা অপবাদ আরোপ করে, অথচ এই প্রকাশ্য পাপই যথেষ্ট।
Çince
你看:他们怎样假借安拉的名义而造谣!这足以为明白的罪恶。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Peygamber! Kendilerini överek Allah'a karşı nasıl da yalanlar uydurduklarına bir bak! Oysa bu, onların sapıklığını apaçık ortaya koyan bir günah olarak yeterlidir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
49- Kendilerini temize çıkaranları gördün mü? Hayır! Dilediğini temize çıkaran Allah’tır. Onlara kıl kadar zulmedilmez. 50- Bir bak! Allah’a karşı nasıl olmadık yalanlar uyduruyorlar? Apaçık bir günah olarak bu yeter. 49. Bu buyrukla Yüce Allah kullarının yaptıklarının hayret edilecek bir iş olduğunu belirtmekte, kendilerini temize çıkaran yahudi, hıristiyan ve onların yolundan giderek sahip olmadığı özelliklerle kendisini öven herkesi azarlamaktadır. Çünkü yahudilerle hıristiyanlar:“Biz Allah’ın oğulları ve sevgilileriyiz”(el-Maide, 5/18) ve “Cennete yahudi ve hıristiyan olandan başkası giremeyecektir”(el-Bakara, 2/111) demişlerdir. Ancak bu, hiçbir delili bulunmayan salt bir iddiadan ibarettir. Delil ise Yüce Allah’ın Kur’ân-ı Kerîm’de haber verdiği şu husustur:“Hayır! Kim ihsan sahibi olarak kendini Allah’a teslim ederse işte ona Rabbi katından ecri verilecektir, onlar için korku yoktur ve onlar üzülmezler de.”(el-Bakara, 2/112) İşte Allah’ın temize çıkardığı kimseler bunlardır. Bundan dolayı Yüce Allah burada:“Hayır, dilediğini temize çıkaran Allah’tır” buyurmaktadır. Yani iman, salih amel, kötü huylardan uzak kalmak, güzel sıfatlarla bezenmek özelliklerine sahip olanları Allah dilerse temize çıkarır. Bunlara gelince; her ne kadar kendi iddialarına göre kendilerini temize çıkarıp hak namına bir şeylere sahip olduklarını sansalar ve mükâfatın yalnızca kendilerine ait olduğunu ileri sürseler bile onlar bu iddialarında yalancıdırlar. Temiz kimselerin hasletlerinden en ufak bir şeye sahip değildirler. Buna sebep de zulüm ve küfürleridir. Yoksa Allah bu konuda onlara zulmediyor değildir. Bu nedenledir ki “onlara kıl kadar zulmedilmez” buyurmaktadır. Bu ifade ise genel olarak bütün zulmü kapsamaktadır. Yani onlar ne hurma çekirdeğinin yarığında bulunan ip/lif miktarı kadar ne de ellerin birbirlerine sürtündüğü vakit meydana gelen kıl gibi incecik kir parçaları kadar olsun asla zulme uğramayacaklardır. 50. Yani kendilerini temize çıkartmak sureti ile Allah'a iftira ediyorlar. Çünkü bu davranış Allah’a karşı yapılan iftiraların en büyüklerindendir. Zira onların kendilerini temize çıkartmalarının muhtevasında Yüce Allah’ın üzerinde bulundukları yolu hak kabul ettiğine, mü’min ve müslümanların izledikleri yolun da batıl olduğuna dair Allah adına haber vermeleri söz konusudur. Bu ise en büyük yalandır, hakkı batıl, batılı da hak gösterip gerçekleri tersyüz etmektir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Apaçık bir günah olarak bu yeter” Yani en ileri derecedeki cezayı ve can yakıcı azabı gerektirici açık ve aşikar bir günah olarak bu yeterlidir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
“Kendini temize çıkarmak” şeklinde tercüme edilen tezkiye fiil ve sözle olmaktadır. İnsanın ahlâkını iyileştirmek, kendini kötü huy ve alışkanlıklarından kurtarmak için gerekeni yapması, eğitimden geçmesi makbuldür, İslâm bunu teşvik etmiştir. Sözle tezkiye “bir kimsenin dürüst, iyi, önemli kusurlardan uzak olduğunu söylemek” suretiyle yapılır. Gerçekten böyle olan, böyle bilinen birisi için gerektiğinde tezkiyede bulunmak da sakıncalı değildir, hatta duruma göre güzel ve gerekli de olabilir. İslâm’da kötü görülen, menedilen tezkiye, kişinin kendisini sözle tezkiye etmesidir, övmesidir. Yahudiler özellikle kendilerinin “Allah’ın oğulları ve sevgilileri” (Mâide 5/18), “dostları” (Cum‘a 62/6) olduklarını, “birkaç gün dışında âhiret cezası çekmeyeceklerini” (Bakara 2/80) söyleyerek kendileri için sözlü tezkiyede bulunmuşlardı; âyet bu davranışı da mahkûm etmekte, kişilerin veya grupların kendilerini överek bir yere varamayacaklarını, topluluk nezdinde itibar kazanamayacaklarını ifade buyurmaktadır.
Nisâ Suresi 50. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Ey Peygamber! Kendilerini överek Allah'a karşı nasıl da yalanlar uydurduklarına bir bak! Oysa bu, onların sapıklığını apaçık ortaya koyan bir günah olarak yeterlidir.