Önceki ayet· 31:10Sonraki ayet· 31:12

Lokmân Suresi 11. Ayet· 31:11

↗ Lokmân suresi
Mekki
هَٰذَا خَلۡقُ ٱللَّهِ فَأَرُونِي مَاذَا خَلَقَ ٱلَّذِينَ مِن دُونِهِۦۚ بَلِ ٱلظَّـٰلِمُونَ فِي ضَلَٰلٖ مُّبِينٖ
İşte bu Allah'ın yaratışıdır. Ondan başkasının ne yarattığını Bana gösterin. Hayır; gösteremezler, zalimler apaçık sapıklık içindedir
Meal ihtilafı: 2% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
İşte bu Allah'ın yaratışıdır. Ondan başkasının ne yarattığını Bana gösterin. Hayır; gösteremezler, zalimler apaçık sapıklık içindedir
Elmalılı Hamdi Yazır
İşte bu, Allah'ın yarattığıdır. Haydi gösterin bana O'ndan başkaları ne yaratmıştır? Fakat o zalimler, apaçık bir sapıklık içindedirler.
Yaşar Nuri Öztürk
İşte Allah'ın yaratışı/yarattıkları! Hadi, gösterin bana onun dışındakiler ne yaratmıştır? Hayır, hayır, zalimler açık bir sapıklık içindedirler.
Süleyman Ateş
İşte bunlar, Allah'ın yarattıklarıdır. Gösterin bana, O'ndan başka(tanrı dedik)leri(niz) ne yarattı? Doğrusu o zalimler, açık bir sapıklık içindedirler.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.0%
İngilizce
This is the creation of Allah. So show Me what those other than Him have created. Rather, the wrongdoers are in clear error
Fransızca
«Voilà la création d'Allah. Montrez-Moi donc ce qu'ont créé, ceux qui sont en dehors de Lui?» Mais les injustes sont dans un égarement évident
İspanyolca
Esa es la creación de Dios, muéstrenme qué han creado sus dioses. Los injustos [que adoran a otros en lugar de Dios] están en un claro extravío
Rusça
Таково творение Аллаха! Так покажите Мне, что сотворили все остальные. О нет! Беззаконники находятся в очевидном заблуждении
Endonezce
Inilah ciptaan Allah, maka perlihatkanlah olehmu kepadaku apa yang telah diciptakan oleh (sesembahanmu) selain Allah. Sebenarnya orang-orang yang zalim itu berada di dalam kesesatan yang nyata
Bengalce
এটা আল্লাহর সৃষ্টি; অতঃপর তিনি ব্যতীত অন্যেরা যা সৃষ্টি করেছে, তা আমাকে দেখাও। বরং জালেমরা সুস্পষ্ট পথভ্রষ্টতায় পতিত আছে।
Çince
这是安拉所创造的,你们指示我吧,你们舍安拉而崇拜的(偶像)究竟创造了什么呢?不然,不义的人是在明显的迷误中的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Bu zikredilenler Yüce Allah'ın yarattıklarıdır. -Ey müşrikler!- Allah'ı bırakıp da taptıklarınız neler yarattı gösterin bana? Hayır! Zalimler, haktan uzak apaçık bir sapıklık içindedirler. Öyle ki, onlar hiçbir şey yaratamayan ve kendileri yaratılmış olan şeyleri Rablerine ortak koşuyorlar.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
10- O, gökleri gördüğünüz şekilde direksiz yaratmıştır. Sizi sarsmasın diye yere sabit dağlar koymuş ve orada her tür canlıdan yaymıştır. Gökten de yağmur indirdik ve yeryüzünde her tür güzel bitkiden bitirdik. 11- İşte bunlar, Allah’ın yarattığı şeylerdir. Şimdi gösterin bakalım bana, O’nun dışında (ilah edindikleriniz) ne yaratmış? Hayır, zalimler apaçık bir sapıklık içindedirler. 10. Yüce Allah, kullarına kudretinin eserlerinden, harikulade hikmetlerinden ve rahmetinin tecellilerinden olan pek çok nimetleri dile getirerek şöyle buyurmaktadır:“O, gökleri” büyüklüklerine, genişliklerine, yoğunluklarına ve dehşet verici yüksekliklerine rağmen yedi kat göğü “gördüğünüz şekilde direksiz yaratmıştır.” Yani bu göklerin direkleri yoktur. Direkleri bulunsaydı görülürdü. Yüce Allah’ın kudreti ile bu gökler karar bulmuş ve birbirine sağlam bir şekilde kenetlenmiştir. “Sizi sarsmasın diye yere sabit dağlar koymuş.” Yerin dört bir yanına pek büyük dağlar yerleştirdi. Zira eğer bu dağlar olmasaydı yeryüzü çalkalanır ve orada yaşayanlar için sabit durabilecekleri istikrarlı bir yer olmazdı. “ve orada her tür canlıdan yaymıştır.” Oldukça geniş olan yeryüzü üzerinde Âdemoğullarına, onların fayda ve maslahatlarına amade kılınmış çeşitli türden bütün canlıları türetmiştir. Bunları yeryüzünde yayan Yüce Allah olduğuna göre onların, kendisi vasıtası ile yaşayabilecekleri bir rızıklarının da bulunması kaçınılmaz bir şeydir. Bundan dolayı da Yüce Allah gökten pek bereketli bir su indirmiştir:“Gökten de yağmur indirdik ve yeryüzünde her tür güzel bitkiden bitirdik.” Görünüşü güzel, faydalı ve bereketli bitkiler. Dört bir tarafa yayılmış olan canlılar, bu bitkilerle beslenir ve her canlı onlarla faydalanır. 11. “Bunlar” yani ulvi ve süfli âlemde bulunan canlı cansız tüm varlıkalrın yaratılması ve bütün mahlukata rızıklarının verilmesi “Allah’ın yarattığı şeylerdir.” Bunların hepsini tek başına O yaratmıştır ve O’nun hiçbir ortağı yoktur. Ey müşrikler topluluğu! Sizler dahi bunu itiraf etmektesiniz. “Şimdi gösterin bakalım bana, O’nun dışında (ilah edindikleriniz) ne yaratmış?” O’na ortak koşup kendilerine dua ve ibadet ettiğinize göre bu varlıkların Allah’ın yarattığı gibi yaratmaları, O’nun rızık verdiği gibi rızık vermeleri gerekir. Eğer ortak koştuğunuz bu uydurma rab ve ilâhlar, kısmen dahi olsa böyle bir şey yapabiliyor iseler haydi -onların ibadeti hak ettiklerine dair iddianızın doğruluğunu ispat etmek üzere- bunu bana gösterin. Herkesçe malumdur ki bu uydurma mabudların herhangi bir şeyi yarattıklarını göstermelerine imkan yoktur. Çünkü sözü geçen bütün varlıkların yalnızca Allah tarafından yaratılmış olduğunu ve ortada buna aykırı olarak bilinen bir gerçek olmadığını kendileri de itiraf etmişlerdir. O halde onların uydurma mabudlarının kendisi sebebi ile ibadeti hak edecekleri herhangi bir şeye sahip olduğunu ispat etmekten yana âciz oldukları açıkça ortaya çıkmış olmaktadır. Ne var ki onların bu uydurma mabudlara olan ibadetleri bilgisizce ve basiretsizcedir. Hatta cahillik ve sapıklıktan kaynaklanmaktadır. Bundan dolayı da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Hayır, zalimler apaçık bir sapıklık içindedir.” Çünkü onlar, hiçbir fayda sağlayamayan, zarar veremeyen, öldüremeyen ve diriltemeyen varlıklara ibadet ediyorlar. Buna karşılık her şeyi yaratan, rızık veren, her bir işin dizginlerini elinde bulunduran mutlak malike ihlâsla ibadeti terk ediyorlar.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Dünyada maddî haz ve mutluluktan başka gayeleri olmayan insanlar, başkalarını da bilgisizce Allah’ın yolundan saptırmak, alıkoymak, boş şeylerle uğraşmak maksadıyla akıl ve bilgi temeline dayanmayan anlamsız, içi boş sözlere (veya bir yoruma göre) çalgılı eğlencelere kendilerini kaptırır, hayatın gayesini bunlardan ibaret görür, bunlara para harcar; bunları konuşup bunları dinlerler; Allah’ın hikmetli, anlam yüklü ve dolayısıyla kurtarıcı âyetleri kendilerine okunduğunda ise büyüklenerek bunlara kulak tıkayıp sırt çevirirler. Böylece inançlı ve inkârcı kesimler arasındaki temel bir mantık ve zihniyet farkı ortaya konmaktadır. “Eğlendirici söz” diye çevirdiğimiz 6. âyetteki lehve’l-hadîs deyimi klasik tefsirlerin çoğunda mûsiki olarak açıklanmış ve bazı tefsirlerde bu âyete dayanılarak şarkı söylemenin, çalgı çalmanın, dinlemenin, bu işin ticaretini yapmanın haram olduğu ileri sürülmüştür. Ancak bu deyimin şirk inancı içeren sözler veya daha genel olarak insanlar için herhangi bir fayda getirmeyen boş ve lüzumsuz konuşmalar olduğu yolunda görüşler de zikredilmektedir (bu görüşler için bk. Taberî, XXI, 60-63). İmam Mâlik bir soru üzerine âyetteki “Allah yolundan saptırmak için” ifadesine dayanarak, “Eğer (müzik) insanı Allah’a karşı görevlerinden alıkoyuyorsa haramdır” demiştir (Kurtubî, XIV, 54). Kurtubî mûsikinin haram olduğu yolunda aktarılan bazı rivayetleri sıraladıktan sonra ünlü fıkıh bilgini Ebû Bekir İbnü’l-Arabî’ye (bk. Ahkâmü’l-Kur’ân, III, 1494) dayanarak kendi görüşünü özetle şöyle belirtir: İnsanların kötü duygularını tahrik eden, haramları öven şarkıların haram olduğu açıktır; ancak bu tür sakıncalar taşımayan mûsiki bayram, düğün gibi sevinçli ve mutlu zamanlarda veya dinlenmeye ve rahatlamaya ihtiyaç duyulduğu durumlarda câizdir (XIV, 55-56). Bize göre –Taberî’nin de belirttiği gibi (XXI, 63)– lehve’l-hadîs deyiminin özel olarak şarkı ve mûsiki anlamına geldiğine dair âyette herhangi bir işaret bulunmadığına göre bu deyimin anlamını mûsiki olarak sınırlamak doğru değildir. Bu iki âyette özetlenen inkârcı psikoloji ve tavır dikkate alındığında bunun, genel olarak müşriklerin, ilâhî mesajın insanlar üzerindeki etkisini kırmak veya onları alay ve eğlence konusu yapmak için ileri sürdükleri içi boş iddialar, laf cambazlıkları şeklinde yorumlanması uygun olur. Nitekim 6. âyetteki “bi-gayri ilm” (bilgisiz olarak) tabiri de bunu desteklemektedir. Eğer mûsiki, şiir vb. etkinlikler böyle bir kötü amaca alet ediliyorsa bunu yapanlar da âyetteki eleştiri kapsamına girer. Ayrıca burada, sadece o dönemdeki inkârcıların söz konusu tutumları değil, hangi dönemde olursa olsun “Allah’ın yolu”nu tıkama amacına yönelik zihniyet ile bunun ürünü olan tavır, tenkit ve faaliyetler de eleştirilmektedir. “Tür” diye çevirdiğimiz zevc kelimesi, sözlükte “eş, bir şeyin zıt yönden dengi, eşiti, birleşik varlığın her bir ögesi” anlamına gelir. Râgıb el-İsfahânî kelimeyi, “varlıklar topluluğunu oluşturan her bir tür” anla­mın­da da açıklamış olup (el-Müfredât, “zvc” md.) meâlde bu açıklama dikkate alınmıştır.
Lokmân Suresi 11. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Bu zikredilenler Yüce Allah'ın yarattıklarıdır. -Ey müşrikler!- Allah'ı bırakıp da taptıklarınız neler yarattı gösterin bana? Hayır! Zalimler, haktan uzak apaçık bir sapıklık içindedirler. Öyle ki, onlar hiçbir şey yaratamayan ve kendileri yaratılmış olan şeyleri Rablerine ortak koşuyorlar.