Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- Rabbinden getirip bildirdiğinde yalan söylüyor değildir. Gerçekte yalan uyduranlar Allah’ın ayetlerini tasdik etmeyenlerdir. Çünkü onlar azap görme hakkında bir korku hissetmez ve bir mükâfat elde etmeyi umut etmezler. İşte kâfirlikle nitelenen o kimseler yalancıdırlar. Çünkü yalan söylemek onların alışageldikleri adetleri olmuştur.
103- Andolsun ki biz, onların:“Ona (Kur'ân’ı) muhakkak bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. Haktan saparak kastettikleri o kimsenin dili yabancıdır. Bu (Kur'ân) ise apaçık bir Arapçadır. 104- Allah’ın âyetlerine iman etmeyenleri elbette Allah, hidâyete erdirmez. Onlara can yakıcı bir azap vardır. 105- Yalan uydurup düzenler, ancak Allah’ın âyetlerine iman etmeyenlerdir. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir.
103. Allah, Rasûlünü yalanlayan müşriklerin gerçekle ilgisi olmayan sözlerini şöylece haber vermektedir:“Andolsun ki biz, onların: Ona muhakkak” getirmiş olduğu bu kitabı “bir insan öğretiyor, dediklerini biliyoruz.” Onların işaret ettikleri bu insanın dili ise “yabancıdır. Bu” Kur’an-ı Kerim “ise apaçık bir Arapçadır.” Peki, böyle bir iddianın doğru olması mümkün müdür? Az da olsa doğru olma ihtimali var mıdır? Ancak yalan söyleyen kimse, söylediği yalanın nereye varacağını düşünmeden yalan söyler. Böylece o sözün sadece anlaşılması ile reddedilmesini gerektiren çelişki ve tutarsızlıkları hemen ortaya çıkar.
104. “Allah’ın” apaçık hakka net bir şekilde delalet eden “âyetlerine iman etmeyenleri” ve bu âyetleri reddedip kabul etmeyen kimseleri “elbette Allah hidâyete erdirmez.” Çünkü hidâyet, onlara geldiği halde onu reddetmişlerdir. O yüzden hidâyetten mahrum edilmekle ve Allah’ın onlara tevfikini ihsan etmemesiyle cezalandırılmışlardır. “Onlara” âhirette “can yakıcı bir azap vardır.”
105. “Yalan uydurup düzenler ancak” apaçık delillerin kendilerine gelmesinden sonra Allah’ın Peygamberine karşı inat göstererek “Allah’ın âyetlerine iman etmeyenlerdir.” Ancak böyleleri, Allah’a karşı yalan söylerler. “İşte onlar, yalancıların ta kendileridir.” Yani yalancılık yalnız onlara hastır. Başkalarındansa bunlara yalancı demek daha uygundur. Allah’ın âyetlerine iman edip Rabbine itaatle boyun eğen Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ise Allah hakkında yalan uydurması imkânsızdır. Allah’ın söylemediği şeyleri Allah’a izafe etmesine imkân yoktur. O’nun düşmanları, onu asıl kendilerinin vasfı olan yalancılıkla itham etmişlerdir. Yüce Allah ise onların rezilliklerini açıkça ortaya koymuş ve onların bu rezil işlerini beyan etmiştir. Allah’a bundan dolayı hamd-u senâlar olsun.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Müşriklerin bazıları Hz. Peygamber’in kendisine Allah tarafından vahyedildiğini bildirdiği sözleri kendisinin uydurduğunu söylerken bazıları da bunları ona başka bir insanın öğrettiğini ileri sürmüşlerdi. Bu kişinin Ehl-i kitap’tan Bel‘am isimli Mekkeli bir kılıç ustası veya Yaîş ya da Cebr isimli bir hıristiyan köle olduğu gibi çeşitli rivayetler vardır. Ancak bu rivayetler tahminden öte bir değer taşımamaktadır. Bir rivayette İranlı Selmân’ın da ismi zikredilmekle birlikte Selmân Medine döneminde müslüman olduğu için bu rivayet asılsızdır. Âyetten anlaşıldığına göre bu kişinin kim olduğu o zaman bilindiği için burada isminin verilmesine gerek görülmemiş, bununla birlikte onun bir Arap olmadığı bildirilmiş; Arapça’nın en güzel örneği olan Kur’an gibi bir edebiyat şaheserinin, insanlığın din ve dünyasına ışık tutacak değerde bir hikmet kaynağının bir yabancı tarafından dikte edilmesinin imkânsızlığı ifade edilerek iddianın saçmalığı ortaya konmuştur. 104. âyette bu şekilde âyetleri inkâr edenlerin hidayetten mahrum kaldıkları ve şiddetli bir azapla cezalandırılacakları bildirilirken, 105. âyette Hz. Peygamber’in öğretisinin onun kendi uydurması olduğunu ileri süren Mekke müşrikleri ve genel olarak tarihin başka döneminde İslâm vahyi için benzer iddiada bulunanlar kastedilerek, yalancılık ve sahtekârlığın ancak böylesi inançsızlara yakışır bir davranış olduğu bildirilmiş; dolayısıyla asıl iftiracı ve yalancıların imandan nasip almamış kimseler olduğu ifade edilmiştir.
Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- Rabbinden getirip bildirdiğinde yalan söylüyor değildir. Gerçekte yalan uyduranlar Allah’ın ayetlerini tasdik etmeyenlerdir. Çünkü onlar azap görme hakkında bir korku hissetmez ve bir mükâfat elde etmeyi umut etmezler. İşte kâfirlikle nitelenen o kimseler yalancıdırlar. Çünkü yalan söylemek onların alışageldikleri adetleri olmuştur.