Kadınlar hakkında senden fetva isterler, de ki: "Onlar hakkında fetvayı size Allah veriyor: "Bu fetva, kendilerine yazılan şeyi vermeyip kendileriyle evlenmeyi arzuladığınız yetim kadınlara ve bir de zavallı çocuklara ve yetimlere doğrulukla bakmanız hususunda Kitap'da size okunandır". Ne iyilik yaparsaniz Allah onu şüphesiz bilir
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Kadınlar hakkında senden fetva isterler, de ki: "Onlar hakkında fetvayı size Allah veriyor: "Bu fetva, kendilerine yazılan şeyi vermeyip kendileriyle evlenmeyi arzuladığınız yetim kadınlara ve bir de zavallı çocuklara ve yetimlere doğrulukla bakmanız hususunda Kitap'da size okunandır". Ne iyilik yaparsaniz Allah onu şüphesiz bilir
Elmalılı Hamdi Yazır
Kadınlar hakkında senden fetva isterler. De ki: Onlar hakkındaki fetvayı size Allah veriyor: Yazılmış hakları olan mirası kendilerine vermediğiniz ve nikahlanmayı istemediğiniz öksüz kızlar ve zavallı çocuklara ve bir de yetimlere adaletle davranmanız hakkında Kitap'ta size okunan âyetler vardır. Sizin her yaptığınız iyiliği, muhakkak Allah bilir.
Yaşar Nuri Öztürk
Senden kadınlar hakkında fetva soruyorlar. De ki: "Onlar hakkında fetvayı size Allah veriyor." Yazılmış hakları olanı kendilerine vermeyip de kendileriyle nikâhlanmak istediğiniz kadınların yetimleri hakkında, ezilip horlanan çocuklar hakkında, yetimler için adaleti yerine getirmeniz hakkında. Kitap'ta olup da yüzünüze karşı okunan şeyler var. Hayır olarak yaptığınız her şeyi Allah, hakkıyla bilmektedir.
Süleyman Ateşen ayrışan
Senden, kadınlar hakkında fetva istiyorlar. De ki: "Allah, size onlar hakkında hükmünü açıklıyor: Kendilerine yazılmış olan(miras hakların)ı vermeyip kendileriyle evlenmek istediğiniz öksüz kadınlar, zavallı çocuklar ve öksüzlere karşı adaleti yerine getirmeniz hakkında Kitapta size okunan(ayet)ler (de Allah'ın hükmünü açıklamaktadır)". Yapacağınız her hayrı muhakkak ki Allah bilir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.8%
İngilizce
And they request from you, [O Muhammad], a [legal] ruling concerning women. Say, "Allah gives you a ruling about them and [about] what has been recited to you in the Book concerning the orphan girls to whom you do not give what is decreed for them - and [yet] you desire to marry them - and concerning the oppressed among children and that you maintain for orphans [their rights] in justice." And whatever you do of good - indeed, Allah is ever Knowing of it
Fransızca
Et ils te consultent à propos de ce qui a été décrété au sujet des femmes. Dis: «Allah vous donne Son décret là-dessus, en plus de ce qui vous est récité dans le Livre, au sujet des orphelines auxquelles vous ne donnez pas ce qui leur a été prescrit, et que vous désirez épouser, et au sujet des mineurs encore d'âge faible». Vous devez agir avec équité envers les orphelins. Et de tout ce que vous faites de bien, Allah en est, certes, Omniscient
İspanyolca
Te preguntan acerca de las mujeres. Diles: "Dios les responde y explica lo que se encuentra mencionado en el Libro [el Corán] sobre las huérfanas a las que no han dado lo que les corresponde [como dote] siendo que les gustaría casarse con ellas, [así como les informa] acerca de los menores indefensos y [la obligación de] ser equitativos con los huérfanos. Sepan que toda obra de bien que hagan Dios la conoce
Rusça
Они просят тебя вынести решение относительно женщин. Скажи: «Аллах вынесет для вас решение относительно них и того, что читается вам в Писании по поводу осиротевших женщин, которым вы не даете того, что им предписано, размышляя о женитьбе на них, и по поводу слабых детей. А еще вы должны относиться к сиротам справедливо, и что бы вы ни сделали доброго, Аллаху известно об этом»
Endonezce
(Dan mereka meminta fatwa kepadamu tentang perempuan. Katakanlah, "Allah memberi fatwa kepadamu tentang mereka,228) dan apa yang dibacakan kepadamu dalam Alquran (juga memfatwakan) tentang para perempuan yatim yang tidak kamu berikan sesuatu (maskawin) yang ditetapkan untuk mereka, sedang kamu ingin menikahi mereka229) dan (tentang) anak-anak yang masih dipandang lemah. Dan (Allah menyuruh kamu) agar mengurus anak-anak yatim secara adil. Dan kebajikan apa pun yang kamu kerjakan, sesungguhnya Allah Maha Mengetahui
Bengalce
তারা আপনার কাছে নারীদের বিবাহের অনুমতি চায়। বলে দিনঃ আল্লাহ তোমাদেরকে তাদের সম্পর্কে অনুমতি দেন এবং কোরআনে তোমাদেরকে যা যা পাট করে শুনানো হয়, তা ঐ সব পিতৃহীনা-নারীদের বিধান, যাদের কে তোমরা নির্ধারিত অধিকার প্রদান কর না অথচ বিবাহ বন্ধনে আবদ্ধ করার বাসনা রাখ। আর অক্ষম শিশুদের বিধান এই যে, এতীমদের জন্যে ইনসাফের উপর কায়েম থাক। তোমরা যা ভাল কাজ করবে, তা আল্লাহ জানেন।
-Ey Peygamber!- Sana kadınlar konusunda onların yapmaları gereken ve onlara karşı yapılması gerekenleri soruyorlar. De ki: "Allah sizlere hakkında soru sorduğunuz konuyu ve sizin velayetiniz altındaki yetim kadınlar hakkındaki Kur’an’da okunan ayetleri açıklayacak. Allah’ın onlara verilmesini farz kıldığı mehir veya mirasları vermiyorsunuz ama onlarla evlenmeyi arzu ediyorsunuz. Ayrıca sahip oldukları malları elde etmeyi umarak onları (başkalarıyla) evlenmekten de alıkoyuyorsunuz. Savunmasız küçüklere karşı mirastan düşen hakkı onlara vermenin sizlerin üzerine farz olduğunu ve onların mallarına el koyarak onlara zulmetmemeniz gerektiğini açıklıyor. Yetimlerin dünya ve ahiret işlerini ıslah eden şeylerle onların bakımını adaletle yerine getirmenin sizin üzerinize farz olduğunu bildiriyor. Yetimler ve diğerleri için yaptığınız bütün hayırları muhakkak Allah bilir ve sizlere bunların karşılığını verecektir.
127- Kadınlar hakkında senden fetvâ isterler. De ki: “Onlara dair fetvâyı Allah size veriyor ve kendileri için farz kılınmış olan (mehir ve mirası) onlara vermediğiniz, bununla beraber kendilerini nikâhlamayı istediğiniz yetim kızlar ile küçük çocuklar ve yetimler hakkında adaleti elden bırakmamanız hususunda kitapta sizlere okunup duran (buyruklarla açıklamada bulunuyor). Hayır türünden ne yaparsanız şüphesiz ki Allah onu çok iyi bilendir.
127. Fetvâ istemek (istifta), soranın sorduğu kimseden sorulan husus hakkında şer’i hükmü açıklamasını istemesi demektir. Yüce Allah, mü’minlerin Allah Rasûlü’ne kadınlarla ilgili olarak kendilerini ilgilendiren hüküm hakkında fetvâ sorduklarını bize haber vermektedir. Yüce Allah sorulan bu fetvânın cevabını bizzat üzerine alarak şöyle buyurmaktadır:“De ki: “Onlara dair fetvâyı Allah size veriyor” O halde siz de size verilmiş olan bu fetvâ gereğince kadınlar ile ilgili bütün hususlarda haklarını yerine getirmek, genel ve özel olarak onlara zulmü terk etmek sureti ile amel edin. Bu umumi bir emirdir, Allah’ın kadınlar hakkında -eş olsunlar olmasınlar, küçük ya da büyük olsunlar hepsi hakkında- emir ve yasak namına teşri buyurduğu bütün hususları kapsar. Daha sonra Yüce Allah bu genel ifadeden sonra özellikle yetimler ve küçük çocuklar hakkında tavsiyede bulunmaktadır. Bu ise onlara ihtimam göstermek ve haklarını gereği gibi yerine getirmemekten sakındırmak içindir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“yetim kızlar ile küçük çocuklar ve yetimler hakkında... kitapta sizlere okunup duran (buyruklarla açıklamada bulunuyor).” Yani Yüce Allah aynı zamanda sizlere kitapta yetim kızlar hakkında bildirdikleriyle de fetvâ vermektedir ki bu kızlar “kendileri farz kılınmış olan (mirası) onlara vermediğiniz” yetimlerdir. Bu, o dönemde mevcut olan durumu haber vermektedir. Şöyle ki yetim bir kız, bir kimsenin velayeti altında bulunuyor ise velisi hakkını tam vermez ve ona haksızlık ederdi. Bu ya o yetim kıza ait olan malını yemek sureti ile yahut bir kısmını yemek sureti ile veya evlenmesine engel olmak sureti ile olurdu. Evlenmesine engel olmasına sebep ise onun malından kendisinin yararlanması isteği idi. Çünkü onu evlendirecek olursa malın elinden çıkmasından veya bu yetim kızın evlendiği kimsesinin şartlı ya da şartsız o malı almasından korkardı. Bütün bunlar kendisinin o yetim kızla evlenmek istememesi halinde söz konusu olurdu. Eğer bu yetim kız güzel ve mal sahibi olduğundan onunla evlenmek istiyor ise ona adaletli bir mehir vermezdi, aksine hak ettiğinden daha aşağı bir mehir verirdi. İşte bütün bunlar bu nassın kapsamına giren zulüm çeşitleridir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“bununla beraber kendilerini nikâhlamayı istediğiniz yetim kızlar…” yani verdiğimiz bu örnekte anlattığımız gibi ister kendiniz nikâhlamak isteyin ister istemeyin (onlara haksızlık etmeyin). “Küçük çocuklar” yani Yüce Allah bu zayıf ve küçük çocuklar hakkında da size fetva veriyor, onlara hak ettikleri miras ve diğer hakları vermenizi, onların mallarını zulümle ve onlara vermemek şeklinde bir baskı yolu ile mallarını ellerinize geçirmemenizi emretmektedir. “ve yetimler hakkında adaleti elden bırakmamanız…” yani tam adaletli olmanız, demektir. Bu, onların Allah’ın emirlerini ve kullarına farz kıldığı şeyleri yerine getirmelerini sağlamayı da kapsar. Buna göre veliler, bununla da yükümlüdürler ve onların Allah'ın farz kıldığı şeyleri yerine getirmelerini sağlamalıdırlar. Yine bu adalet emri, onların dünyevi maslahatlarını sağlamayı da içerir ki bu da onların mallarını yatırımla çoğaltmak, onlar için en karlı olanı seçmek ve o mallara ancak en güzel şekilde yaklaşmakla olur. Yine evlilik ve diğer konularda onların haklarının çiğnenmesine yol açacak şekilde onlar hakkında eşe dosta ayrıcalık tanımamak buna dahildir. İşte bu hükümler, Allah'ın, kullarına olan rahmetinin bir tecellisidir. Zira O, zayıflığı ya da babasını kaybetmiş olması nedeniyle kendi maslahatlarını kendisi sağlayamayan kimselerin maslahatlarını yerine getirmeye son derece teşvik etmektedir. Daha sonra yüce Allah genel olarak iyiliğe teşvik ederek şöyle buyurmuştur:“Hayır türünden ne yaparsanız” yetimlere olsun, başkalarına olsun ya da ister faydası başkalarına dokunsun isterse dokunmasın her ne iyilik yaparsanız “şüphesiz ki Allah onu çok iyi bilendir.” O’nun ilmi amel sahiplerinin amellerini azlık ve çokluk, iyilik ve kötülük yönünden kuşatmıştır. Dolayısıyla da O, herkese ameline göre karşılık verecektir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Osmanlı Türkçesi’nde de kullanılan istiftâ, “dinin hükmünü sormak”, iftâ ise “bu soruya cevap vermek, dinin hükmünü sorana açıklamak”tır. Âyet hükmü açıklayan iki kaynaktan söz etmektedir: Allah ve O’nun kitabı. Başka birçok âyet Hz. Peygamber’e de dinî hükümleri açıklama selâhiyeti vermektedir. Bu hükümleri Resûlullah’a vahiy yoluyla bildiren de, okunan kitabı indiren de Allah olduğuna göre, dinî hükmü koyma ve elçilerine yetki verme selâhiyetinin yalnızca O’na ait olduğu anlaşılmaktadır. Gerek Hz. Peygamber’in ve gerekse âlimlerin yaptıkları, Allah’ın bildirdiğini kullara ulaştırmaktan ve açıklamaktan ibarettir; Allah’ın Hz. Peygamber’e bildirmesi vahiy yoluyla olmakta, âlimlerin bilgisi ise okumaya, anlamaya, öğrenmeye, ilmî çabaya bağlı bulunmaktadır.
Hz. Âişe, hükmü genel olan bu âyetin özel ve tarihî muhataplarını şöyle açıklamıştır: Hakkında açıklama istenen kadından maksat, yanında bulunduğu adam aynı zamanda velisi ve vârisi olan, sahibi olduğu hurma ve hurmalığa varıncaya kadar her şeyine bu kişiyi ortak eden yetim bir kadındır. Ancak bu adam, ne o kadını nikâhlamak istemekte, ne de –malına ortak olacak diye– kadının başkasıyla evlenmesine izin vermektedir. Bu şekilde kadıncağızın evlenmesini engellemektedir. Söz konusu âyet işte böyleleri hakkında nâzil olmuştur (Buhârî, “Tefsîr”, 4/23).
Âyetin “Onlar için yazılanı kendilerine vermediğiniz, nikâhlamak da istemediğiniz yetim kadınlar...” kısmını, “Onlarla evlenmek istediğiniz halde kendilerine mehirlerini vermediğiniz, mehir vermeden kendileriyle evlenmek istediğiniz kadınlar” şeklinde de çevirmek mümkündür.
“Çaresiz çocuklar”dan maksat da kendisini koruyacak yakınlarını kaybetmiş, merhametsiz velilerin eline düşmüş, hakkını korumaktan âciz erkek çocuklardır. Kimsesiz, yetim ve çaresiz çocukları yine de akrabalarının yanına vermek, onlar tarafından himaye edilip yetiştirilmelerini sağlamak en iyi yoldur. Ancak akraba da olsa bazı kimselerin ahlâkı bozuk, vicdanı zayıf olabileceği için her durumda çaresiz kadınların, kız ve çocukların korunması gerekmekte, bazan bu konuda görev topluma ve resmî kurumlara düşmektedir. Velisi yanında haksızlığa uğrayan kimse hâkim tarafından tayin edilecek bir vasî vasıtasıyla himaye edilir. Vakıflar başta olmak üzere ilgili sosyal kurumlar da himaye vazifesini üstlenirler. Çünkü Allah çaresizlerin ve zayıfların korunmasını müminlerden istemektedir.
-Ey Peygamber!- Sana kadınlar konusunda onların yapmaları gereken ve onlara karşı yapılması gerekenleri soruyorlar. De ki: "Allah sizlere hakkında soru sorduğunuz konuyu ve sizin velayetiniz altındaki yetim kadınlar hakkındaki Kur’an’da okunan ayetleri açıklayacak. Allah’ın onlara verilmesini farz kıldığı mehir veya mirasları vermiyorsunuz ama onlarla evlenmeyi arzu ediyorsunuz. Ayrıca sahip oldukları malları elde etmeyi umarak onları (başkalarıyla) evlenmekten de alıkoyuyorsunuz. Savunmasız küçüklere karşı mirastan düşen hakkı onlara vermenin sizlerin üzerine farz olduğunu ve onların mallarına el koyarak onlara zulmetmemeniz gerektiğini açıklıyor. Yetimlerin dünya ve ahiret işlerini ıslah eden şeylerle onların bakımını adaletle yerine getirmenin sizin üzerinize farz olduğunu bildiriyor. Yetimler ve diğerleri için yaptığınız bütün hayırları muhakkak Allah bilir ve sizlere bunların karşılığını verecektir.