Belki yollarından dönerler diye and olsun onlara büyük azabdan önce dünya azabından tattırırız
Meal ihtilafı: 5% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Belki yollarından dönerler diye and olsun onlara büyük azabdan önce dünya azabından tattırırız
Elmalılı Hamdi Yazır
Şu bir gerçek ki, onlara o en büyük azabdan önce yakın azabdan (dünyada) da tattıracağız. Umulur ki, (kötülükten) dönerler.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Belki dönerler diye, onlara o büyük azaptan ayrı olarak, o küçük azaptan da mutlaka tattıracağız.
Süleyman Ateş
Belki dön(üp yola gel)irler diye, mutlaka onlara o büyük azabdan ayrı olarak, daha yakın azabı da taddıracağız.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.9%
İngilizce
And we will surely let them taste the nearer punishment short of the greater punishment that perhaps they will repent
Fransızca
Nous leur ferons certainement goûter au châtiment ici-bas, avant le grand châtiment afin qu'ils retournent (vers le chemin droit)
İspanyolca
Pero les haré probar un castigo inmediato en esta vida antes de que los azote el castigo mayor [del Infierno], quizás así recapaciten
Rusça
Но помимо величайших мучений Мы непременно дадим им вкусить меньшие мучения, чтобы они могли вернуться на прямой путь
Endonezce
Dan pasti Kami timpakan kepada mereka sebagian siksa yang dekat (di dunia) sebelum azab yang lebih besar (di akhirat); agar mereka kembali (ke jalan yang benar)
Bengalce
গুরু শাস্তির পূর্বে আমি অবশ্যই তাদেরকে লঘু শাস্তি আস্বাদন করাব, যাতে তারা প্রত্যাবর্তন করে।
Rablerine itaatsizlik eden bu yalancılar eğer tövbe etmezlerse; ahirette kendileri için hazırlanmış büyük azaptan önce dünyada, onlara sıkıntı ve belalar veririz. Umulur ki Rablerine itaat etmeye dönerler.
21- Andolsun ki Biz, (kıyametteki) en büyük azaptan önce onlara daha yakın bir azaptan tattıracağız ki belki dönerler.
21. Yani o yalanlayıcı fâsıklara en yakın azaptan bir numune tattıracağız. Bu ise berzah/kabir azabıdır. Ölümlerinden önce de Biz, onun bir bölümünü onlara tattıracağız. Bu da ya müşriklerden Bedir’e katılanların başına geldiği gibi öldürülmek ve benzeri bir azap ile olacaktır yahut da yüce Allah’ın şu buyruğunda dile getirdiği şekilde ölüm esnasındaki azap ile olacaktır:“Sen zalimleri ölümün sıkıntıları içinde meleklerin ellerini uzatarak... bugün zillet azabı ile cezalandırılacaksınız, derken bir görsen.”(el-En’âm, 6/93) Daha sonra da berzah hayatlarında “daha yakın azapları” tamamlanmış olacaktır. Bu âyet-i kerime, kabir azabını ispatlayan delillerdendir. Bunun kabir azabına delâleti de açıktır. Çünkü yüce Allah burada:“Andolsun ki Biz, (kıyametteki) en büyük azaptan önce onlara daha yakın bir azaptan tattıracağız” buyurmaktadır. Yani ondan bir bölümü ve onun bir kısmını tattıracağız, demektir. İşte bu buyruk, en büyük azap olan cehennem azabından önce daha yakın bir azabın bulunduğunun bir delilidir. “En yakın” azaptan tattırmak, dünya hayatında olduğundan dolayı bu, bazen ölüm ile birlikte olmayabilir. O bakımdan Yüce Allah kendilerine bu azabı belki kendisine dönerler ve günahlarından tevbe ederler diye tattıracağını haber vermektedir. Nitekim bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır: “İnsanların kendi elleri ile kazandıklarından ötürü karada ve denizde fesat baş gösterdi. Böylece Allah, yaptıklarının bir kısmını onlara tattırır. Belki dönerler.”(er-Rûm, 30/41)
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İlk cümlede geçen ve sözlükte “günah işlemek” anlamına gelen feseka fiilinin buradaki bağlamında –başka bazı âyetlerde de olduğu gibi– günahların en büyüğü olan “inkârcılıkta diretme” mânasında kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple, 20. âyette sözü edilen kişiler meâlinde “günaha batanlar” şeklinde ifade edilmiştir. Tefsirlerde genellikle, 21. âyette geçen “büyük azap”tan maksadın âhiret azabı olduğu belirtilir; “yakın azap” ise daha çok dünya hayatındaki belâ ve sıkıntılar şeklinde açıklanır. Bazı müfessirler bunu kabir azabı olarak yorumlamışlar; İbn Mes‘ûd’dan da burada müşriklerin Bedir Savaşı’nda mağlûp olacaklarına işaret bulunduğu yorumu nakledilmiştir (bk. Taberî, XXI, 108-111; İbn Ebû Hâtim, IX, 3110). İnkârcılık günahına saplananlara yakın azabın mutlaka tattırılacağı ve bunun tuttukları yanlış yoldan dönmelerine fırsat verme amacı taşıdığı belirtildiğine göre, bu ifadeyle söz konusu kişilerin dünya hayatında vicdan muhasebesi yapmalarına imkân sağlayan özellikle maddî-mânevî sıkıntılara ve bunalımlara mâruz bırakılmasının kastedildiği söylenebilir. Müteakip âyette kendisine bu tür fırsatlar sağlandığı halde bağnaz tutumunda direnen kişinin haksızlığın zirvesine tırmanmış ve artık cezayı kesin olarak hak etmiş olduğunun belirtilmesi de bu mânayı desteklemektedir.
Rablerine itaatsizlik eden bu yalancılar eğer tövbe etmezlerse; ahirette kendileri için hazırlanmış büyük azaptan önce dünyada, onlara sıkıntı ve belalar veririz. Umulur ki Rablerine itaat etmeye dönerler.