Önceki ayet· 32:19Sonraki ayet· 32:21

Secde Suresi 20. Ayet· 32:20

↗ Secde suresi
Mekki
وَأَمَّا ٱلَّذِينَ فَسَقُواْ فَمَأۡوَىٰهُمُ ٱلنَّارُۖ كُلَّمَآ أَرَادُوٓاْ أَن يَخۡرُجُواْ مِنۡهَآ أُعِيدُواْ فِيهَا وَقِيلَ لَهُمۡ ذُوقُواْ عَذَابَ ٱلنَّارِ ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
Ama yoldan çıkanların, işte onların varacağı yer ateştir. Oradan çıkmak isteyişlerinin her defasında geri çevrilirler ve onlara: "Yalanlayıp, durduğunuz ateşin azabını tadın" denir
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Ama yoldan çıkanların, işte onların varacağı yer ateştir. Oradan çıkmak isteyişlerinin her defasında geri çevrilirler ve onlara: "Yalanlayıp, durduğunuz ateşin azabını tadın" denir
Elmalılı Hamdi Yazır
Ama fâsıklık etmiş olanların barınakları ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya geri çevrilirler ve kendilerine: "Haydi tadın o ateşin yalanlayıp durduğunuz azabını!" denir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Sapmış olanların varacakları yerse ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya geri çevrilirler. Ve şöyle denir onlara: "Yalanlayıp durduğunuz ateş azabını tadıverin!"
Süleyman Ateş
Yoldan çıkanların barınacakları yer de ateştir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler, yine oraya geri çevrilirler ve onlara: "Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın" denilir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 12.9%
İngilizce
But as for those who defiantly disobeyed, their refuge is the Fire. Every time they wish to emerge from it, they will be returned to it while it is said to them, "Taste the punishment of the Fire which you used to deny
Fransızca
Et quant à ceux qui auront été pervers, leur refuge sera le Feu: toutes les fois qu'ils voudront en sortir, ils y seront ramenés, et on leur dira: «Goûtez au châtiment du Feu auquel vous refusiez de croire»
İspanyolca
Pero quienes desobedezcan [a Dios] tendrán como morada el Fuego. Cada vez que quieran escapar de él, serán devueltos al castigo y se les dirá: "Sufran el tormento del Fuego por haber desmentido [a los Profetas y su Mensaje]
Rusça
А пристанищем нечестивцев будет Огонь. Всякий раз, когда они захотят выйти оттуда, их вернут туда, и им будет сказано: «Вкусите мучения в Огне, которые вы считали ложью!»
Endonezce
Dan adapun orang-orang yang fasik (kafir), maka tempat kediaman mereka adalah neraka. Setiap kali mereka hendak keluar darinya, mereka dikembalikan (lagi) ke dalamnya dan dikatakan kepada mereka, "Rasakanlah azab neraka yang dahulu kamu dustakan
Bengalce
পক্ষান্তরে যারা অবাধ্য হয়, তাদের ঠিকানা জাহান্নাম। যখনই তারা জাহান্নাম থেকে বের হতে চাইবে, তখনই তাদেরকে তথায় ফিরিয়ে দেয়া হবে এবং তাদেরকে বলা হবে, তোমরা জাহান্নামের যে আযাবকে মিথ্যা বলতে, তার স্বাদ আস্বাদন কর।
Çince
至于悖逆者,他们的归宿,只是火狱,每当他们要想逃出,都被拦回去。有声音对他们说:“你们尝试以前你们所否认的火刑吧!”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Küfre girerek ve günah işleyerek Allah'a itaatsizlik edenlere gelince, kıyamette onların kalması için hazırlanan yer cehennemdir ve orada ebedî kalacaklardır. Oradan her çıkmak istediklerinde tekrar geri döndürülürler. Azarlamak için onlara şöyle denilir: "Dünyada resullerinizin sizi kendisi ile korkuttuğu zaman yalanladığınız cehennemin azabını haydi tadın.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
18- Hiç mümin kimse fâsık kimse gibi olur mu? Elbette ki eşit olmazlar. 19- İman edip salih ameller işleyenlere gelince, onlar için yapmakta olduklarına karşılık bir ikram olarak (ebediyen) kalacakları cennetler vardır. 20- Fâsık olanlara gelince olanların kalacakları yer ateştir. Oradan çıkmak istedikleri her seferinde tekrar oraya döndürülürler ve onlara:“Yalanlamakta olduğunuz o ateşin azabını tadın!” denir. 18. Yüce Allah, insanların dikkatlerini şu aklî gerçeğe çekmektedir: Birbirlerinden farklı, birbirine benzemeyen şeyler birbirine eşit olamazlar. Ayrıca O’nun hikmeti de bunların birbirlerine eşit olmamalarını gerektirir. O şöyle buyurmaktadır:“Hiç mümin kimse” kalbi iman ile mamur olmuş, azaları Allah’ın şer’î hükümlerine boyun eğmiş, imanın gereği ve sonucu olarak da Allah’ı gazaplandırıcı ve varlıkları imanı zedeleyen şeyleri terk eden bir kimse, “fâsık kimse gibi olur mu?” Kalbi harap olmuş, içinde imandan eser bulunmayan, bundan dolayı da kalbinde imanî en ufak bir kırıntı mevcut olmayan, azaları da bilgisizliğin ve zulmün sonuçları olan her türlü günah ve isyanı işleyen, fâsıklığı sebebi ile de Rabbine itaatin dışına çıkan kimse gibi mu? Hiç bu iki kişi eşit olurlar mı? “Elbette ki eşit olmazlar.” Gece ile gündüz, aydınlık ile karanlık eşit olmadığı gibi bu iki kişi de hem aklen hem dinen eşit olmazlar. Bunların âhirette karşı karşıya kalacakları sonuçlar da birbirine eşit olmayacaktır. 19. “İman edip” farz ve nafile türünden “salih ameller işleyenlere gelince onlar için yapmakta olduklarına karşılık bir ikram olarak (ebediyen) kalacakları cennetler vardır.” Yani lezzetlerin barınak yeri, her türlü hayırın kaynağı, mutluluk yurdu, kalplerin, ruhların ve canların nimetlere gark olacağı yer, ebedilik diyarı, mutlak egemen ve yegane mabud Allah’a yakın olunacak, yakınlığı ile lezzet alınacak, cemaline bakılacak, hitabı duyulacak olan cennetlere yerleşeceklerdir. Bu, onlara “bir ikram olarak” verilecek, yani bir misâfir gibi ağırlanacaklardır. Buna vesile olan şeyse işlemiş oldukları amelleridir. Amelleri sebebi ile Allah onlara bu lütuflarını ihsan edecektir. Bu değerli ve yüce mertebelere onları ulaştıran, amelleridir. Buralara mal harcamakla, askerlerle, hizmetkârlarla, çoluk çocuklarla ulaşmak, hatta canı vermekle dahi ulaşmak mümkün değildir. Buraya sadece iman ve salih ameller ile ulaşılabilir. 20. “Fâsık olanlara gelince olanların kalacakları yer ateştir.” Onların yerleşip ebediyen kalacakları yer, her türlü azap ve bedbahtlığı ihtiva eden ateş olacaktır. Bu cezaları bir an dahi hafifletilmeyecektir. “Oradan çıkmak istedikleri her seferinde tekrar oraya döndürülürler.” Azap onları son derece etkilediğinden, oradan her çıkmak istediklerinde tekrar oraya geri döndürülürler. Böylelikle kurtuluş ümitleri de kalmaz ve ızdırapları daha da ağırlaşır. “Ve onlara: Yalanladığınız o ateşin azabını tadın, denir.” İşte bu, içinde barınacakları ve ebedi kalacakları ateş azabı budur. Bundan önceki ve buna hazırlık durumundaki azaba gelince o da berzah/kabir azabıdır. Bu konuda da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İlk cümlede geçen ve sözlükte “günah işlemek” anlamına gelen feseka fiilinin buradaki bağlamında –başka bazı âyetlerde de olduğu gibi– günahların en büyüğü olan “inkârcılıkta diretme” mânasında kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple, 20. âyette sözü edilen kişiler meâlinde “günaha batanlar” şeklinde ifade edilmiştir. Tefsirlerde genellikle, 21. âyette geçen “büyük azap”tan maksadın âhiret azabı olduğu belirtilir; “yakın azap” ise daha çok dünya hayatındaki belâ ve sıkıntılar şeklinde açıklanır. Bazı müfessirler bunu kabir azabı olarak yorumlamışlar; İbn Mes‘ûd’dan da burada müşriklerin Bedir Savaşı’nda mağlûp olacaklarına işaret bulunduğu yorumu nakledilmiştir (bk. Taberî, XXI, 108-111; İbn Ebû Hâtim, IX, 3110). İnkârcılık günahına saplananlara yakın azabın mutlaka tattırılacağı ve bunun tuttukları yanlış yoldan dönmelerine fırsat verme amacı taşıdığı belirtildiğine göre, bu ifadeyle söz konusu kişilerin dünya hayatında vicdan muhasebesi yapmalarına imkân sağlayan özellikle maddî-mânevî sıkıntılara ve bunalımlara mâruz bırakılmasının kastedildiği söylenebilir. Müteakip âyette kendisine bu tür fırsatlar sağlandığı halde bağnaz tutumunda direnen kişinin haksızlığın zirvesine tırmanmış ve artık cezayı kesin olarak hak etmiş olduğunun belirtilmesi de bu mânayı desteklemektedir.
Secde Suresi 20. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Küfre girerek ve günah işleyerek Allah'a itaatsizlik edenlere gelince, kıyamette onların kalması için hazırlanan yer cehennemdir ve orada ebedî kalacaklardır. Oradan her çıkmak istediklerinde tekrar geri döndürülürler. Azarlamak için onlara şöyle denilir: "Dünyada resullerinizin sizi kendisi ile korkuttuğu zaman yalanladığınız cehennemin azabını haydi tadın.