Diyanet İşleri
Allah elbette inananları bilir ve elbette ikiyüzlüleri de bilir
Elmalılı Hamdi Yazır
Allah, elbette (O'na gönülden) iman edenleri de, iki yüzlüleri de bilir.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Allah iman edenleri elbette bilecektir. Ve münafık olanları da elbette bilecektir.
Süleyman Ateşen ayrışan
Allah, elbette inananları da bilir, ve elbette iki yüzlüleri de bilir.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Elbette Allah; kendisine gerçekten iman edenleri bilir, kendisine iman ettiklerini izhar edip küfrü gizleyen münafıkları da kesinlikle bilir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
10- İnsanlardan bir kısmı:“Allah’a iman ettik” derler. Ama Allah yolunda bir eziyete uğradıklarında insanların eziyetini Allah’ın azabı gibi görür (de sabırsızlık gösterirler). Eğer Rabbinden bir zafer gelirse andolsun onlar:“Şüphesiz biz sizinle beraberdik” diyeceklerdir. Allah, herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir? 11- Andolsun Allah, mü’minleri de ortaya çıkaracaktır, münafıkları da.
10. Yüce Allah, iman iddiasında bulunan kimseler içindeki doğrularla yalancıların ayırt edilmesi için imtihanın kaçınılmaz olduğunu söz konusu ettikten sonra şimdi de insanlardan bir kesimin imtihan ve sıkıntılara sabır gösteremediğini, sarsıcı bazı olaylar karşısında sebat gösteremediğini beyan etmek üzere şöyle buyurmaktadır:“İnsanlardan bir kısmı: “Allah’a iman ettik” derler. Ama Allah yolunda” dininden dönmeleri ve tekrar batılla kucaklaşmaları için dayak, malın alınması ve ayıplanmak gibi “bir eziyete uğradıklarında insanların eziyetini Allah’ın azabı gibi görür (de sabırsızlık gösterirler).” İnsanların yaptıkları bu eziyeti, kendisini imandan alıkoyabilecek ve iman üzere sebat etmesini engelleyecek bir sebep sayar. Zra azap, azaba sebep olan şeylerden alıkoyar. “Eğer Rabbinden bir zafer gelirse andolsun onlar: Şüphesiz biz sizinle beraberdik, diyeceklerdir.” Çünkü zafer, insanın arzusuna uygundur. Bu kesim insanlar, Yüce Allah’ın şu buyruğunda sözünü ettiği kimselerin arasında yer alırlar:“İnsanlardan bazısı vardır ki Allah’a bir yönden kulluk eder. Eğer bir hayır elde ederse onunla tatmin olur. Şâyet başına bir musibet gelirse yüz üstü geri (küfre) döner. Böylece dünyayı da âhireti de kaybeder. İşte bu, apaçık hüsranın ta kendisidir.”(el-Hac, 22/11)“Allah herkesin kalbinde olanı en iyi bilen değil midir?” Nitekim O, bu halde olan bu kesimi size nitelediği şekilde haber verip bildirmektedir. Bununla siz, Allah’ın ilmini, kemalini ve hikmetinin genişliğini anlayabilmelisiniz. 11. “Andolsun Allah, mü’minleri de ortaya çıkaracaktır, münafıkları da.” Yani Yüce Allah’ın birtakım sıkıntı ve sınamaları takdir etmesi, onlar hakkındaki bilgisinin ortaya çıkması içindir. Buna bağlı olarak O, onları sadece kendi bilgisine göre değil ortaya çıkan kendi davranışları ile cezalandıracaktır. Zira insanlar, eğer sınanmış olsalardı mutlaka sebat göstereceklerine dair Yüce Allah’a karşı bahane ileri sürebilirlerdi.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu iki âyette münafıkların tutumundan söz edilmektedir. Münafıkların Medine’de ortaya çıktıkları dikkate alınarak bu âyetlerin Medine döneminde indiğini kabul edenler vardır. Ancak özellikle Mekke döneminin sonlarına doğru putperestlerin müslümanlar üzerindeki baskılarının şiddetlenmesi sebebiyle, müslüman olmuş bazı kişilerin zaaf gösterdikleri, münafıkça davrandıkları da düşünülebilir. Burada asıl önemli nokta, insan gerçeğinin son derece ciddi bazı zaaflarına işaret edilmesidir.
Diğer bütün canlılardan farklı olarak insan, inançları ve değerleri uğruna gerektiğinde güçlüklere katlanmayı göze alan bir varlıktır. O, bedeni ve organları ne kadar kendi varlığının bir parçası ise aynı şekilde inancını, mânevî değerlerini, haklarını ve ödevlerini de kişiliğinin vazgeçilmez unsurları olarak gördüğü, gerektiğinde bunlar uğruna fiziksel zorluklara göğüs gerip kişiliğini koruduğu sürece yaratılmışların üstünü olma ayrıcalığına sahip olur. 10. âyet bu temel insanlık şuuruna ulaşamamaları, bu yüzden farklı durumlarda farklı kişilikler sergilemeleri sebebiyle –İslâmî literatürde münafıklar denilen– sözde inanmışları eleştirmekte; böylece müslümanların önüne yüksek bir insanlık ideali koymaktadır. Daha sonra Allah’ın, insanların kalplerindeki en gizli niyetleri bildiği gibi kimin özü sözü bir, kimin iki yüzlü, kimin sahtekâr olduğunu bildiği uyarısında bulunulmakta; böylece zımnen müminle münafık arasındaki önemli bir farka işaret edilmektedir ki, bu fark da yukarıda belirtilen kişilik yapısına, insanlık idealine ulaşma derecesinde ortaya çıkmaktadır.