Önceki ayet· 29:11Sonraki ayet· 29:13

Ankebût Suresi 12. Ayet· 29:12

↗ Ankebût suresi
Mekki
وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لِلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّبِعُواْ سَبِيلَنَا وَلۡنَحۡمِلۡ خَطَٰيَٰكُمۡ وَمَا هُم بِحَٰمِلِينَ مِنۡ خَطَٰيَٰهُم مِّن شَيۡءٍۖ إِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ
İnkar edenler inananlara: "Bizim yolumuza uyun da sizin günahlarınızı biz taşıyalım" derler. Oysa onların günahlarından hiçbirini yüklenecek değillerdir. Doğrusu onlar yalancıdırlar
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
İnkar edenler inananlara: "Bizim yolumuza uyun da sizin günahlarınızı biz taşıyalım" derler. Oysa onların günahlarından hiçbirini yüklenecek değillerdir. Doğrusu onlar yalancıdırlar
Elmalılı Hamdi Yazır
Kâfirler, iman edenlere, "Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı biz yüklenelim" derler. Halbuki onların hiçbir günahını yüklenecek değillerdir. Gerçekte onlar, kesinlikle yalan söylemektedirler.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
İnkâr edenler, iman edenlere dediler ki: "Bizim yolumuzu izleyin, sizin günahlarınızı biz taşırız." Oysa onlar, iman edenlerin günahlarından hiçbir şeyin taşıyıcısı değillerdir. Gerçek şu ki, onlar tamamen yalancıdırlar.
Süleyman Ateş
İnkar edenler, inananlara: "Siz bizim yolumuza uyun. Sizin hatalarınızı biz taşırız" dediler. Oysa kendileri, onların hatalarından hiçbir şey taşıyacak değillerdir. Onlar tamamen yalancıdırlar.
Diller arası (7 dil)ıraksama 11.0%
İngilizce
And those who disbelieve say to those who believe, "Follow our way, and we will carry your sins." But they will not carry anything of their sins. Indeed, they are liars
Fransızca
Et ceux qui ne croient pas disent à ceux qui croient; «Suivez notre sentier, et que nous supportions vos fautes». Mais ils ne supporteront rien de leurs fautes. En vérité ce sont des menteurs
İspanyolca
Los que se niegan a creer dicen a los creyentes: "Sigan nuestra fe y nosotros cargaremos con sus pecados". Pero ellos no pueden aligerar la carga de los pecados ajenos, son solo mentirosos
Rusça
Неверующие говорят тем, которые уверовали: «Следуйте нашим путем, и мы возьмем на себя ваши грехи». Они не возьмут на себя даже части их грехов. Воистину, они - лжецы
Endonezce
Dan orang-orang yang kafir berkata kepada orang-orang yang beriman, "Ikutilah jalan kami, dan kami akan memikul dosa-dosamu," padahal mereka sedikit pun tidak (sanggup) memikul dosa-dosa mereka sendiri. Sesungguhnya mereka benar-benar pendusta
Bengalce
কাফেররা মুমিনদেরকে বলে, আমাদের পথ অনুসরণ কর। আমরা তোমাদের পাপভার বহন করব। অথচ তারা পাপভার কিছুতেই বহন করবে না। নিশ্চয় তারা মিথ্যাবাদী।
Çince
不信道者对信道者说:“你们遵守我们的教道吧!让我们负担你们的罪过。”其实,他们绝不能担负他们的一点罪过,他们确是说谎的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kâfirler, bir tek Allah'a iman edenlere şöyle dediler: “Bizim dinimize ve üzerinde bulunduğumuz inançlara uyun ki, biz de sizin günahlarınızı taşıyalım. Böylece siz olmadan sadece bizler cezalandırılalım.” Oysa onlar diğerlerinin günahlarını yüklenebilecek değiller. Onlar söyledikleri bu sözlerinde sadece yalan söylüyorlar.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
12. Kafir olanlar iman edenlere dediler ki:“Siz bizim yolumuza uyun, biz sizin günahlarınızı taşırız.” Halbuki onlar, onların günahlarından hiçbir şey taşıyamazlar. Şüphesiz onlar yalancıdırlar. 13- Andolsun ki onlar, hem kendi (günah) yüklerini taşıyacaklar, hem de kendi yükleri ile birlikte (sebep oldukları) başka yükleri de yüklenecekler ve Kıyamet günü uydurdukları (yalanlardan) mutlaka sorguya çekileceklerdir. 12. Yüce Allah, kâfirlerin yalanlarını ve mü’minleri kendi dinlerine davet ettiklerini haber vermektedir. Böylece zımnen mü’minleri kâfirlere aldanmamaları ve onların tuzaklarına düşmemeleri için uyarmaktadır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Kafir olanlar iman edenlere dediler ki: “Siz bizim yolumuza uyun, biz sizin günahlarınızı taşırız.” Dininizi kısmen ya da tamamen terk edip bizim dinimize tâbi olun. Biz, bu konuda size garanti veriyoruz; hiç şüphesiz günahlarınızı biz yükleneceğiz. Ancak bu, onların elinde olan bir şey değildir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Halbuki onlar, onların günahlarından” az olsun, çok olsun “hiçbir şey taşıyamazlar.” Diğerleri buna razı olsalar bile bunun hiçbir faydası olmaz. Çünkü bu hak, Allah’ındır. Allah'ın emir ve hükmü olmaksızın kulun, O’nun hakkında tasarrufta bulunma hakkı yoktur. Bu konuda Allah’ın hükmü ise şudur:“Hiçbir (günahkar) kimse bir başkasının (günah) yükünü yüklenmez”(el-İsra, 17/15) şeklindedir. Yüce Allah’ın:“Halbuki onlar, onların günahlarından hiçbir şey taşıyamazlar” buyruğundan, küfürlerine davet eden kâfirlerle onlar gibi kendi batıllarına davet eden kimselerin, ancak kendi günahlarını yüklenecekleri, kendilerinin dışında saptırdıklarının günahlarına -kendileri sebep olsalar dahi- ortak olmayacakları gibi bir mana anlaşılabileceğinden dolayı böyle bir ihtimali bertaraf etmek için devamla şöyle buyrulmaktadır: 13. “Andolsun ki onlar, hem kendi (günah) yüklerini” bizzat işledikleri günahları “hem de kendi yükleri ile birlikte (sebep oldukları) başka yükleri de” vesile oldukları ve kendileri yüzünden meydana gelmiş günahları da “yüklenecekler” Başkasına uyan bir kimsenin işlediği günahtan, uyana da kendisine uyulana da bir pay vardır. Birisi, o günahı bizzat fiilen işlediği için pay alır; kendisine uyulan ise bu günahın işlenmesine sebep olduğu ve o günahı işlemeye davet ettiği için pay alır. Nitekim başkasına uyan bir kimse, bir iyilik işleyecek olursa onu fiilen işlediğinden dolayı kendisi ecir alır, onu o iyiliğe davet eden kimse de onun işlenmesine sebep olduğu için ecir alır. “ve Kıyamet günü uydurduklarından mutlaka sorguya çekileceklerdir.” Uydurdukları kötülüklerden ve kötülükleri süslü göstermekten ve bir de: “Biz sizin günahlarınızı taşırız” sözlerinden sorguya çekileceklerdir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu âyetlerin yukarıdaki iki âyetle bağlantısı dikkate alındığında, bazı Kureyşli putperestlerin –biraz da alay kokan bir üslûpla– müslümanları dinlerinden döndürmeye çalıştıkları anlatılmaktadır. İyi incelendiğinde görülecektir ki Kur’an-ı Kerîm, inançsız da olsa kendi halindeki kişilerden çok, gerçek inanca ve erdemli yaşayışa düşman olan, bu tür değerlere karşı savaş veren, bu yolu benimsedikleri için insanlara düşman olan ve onları yollarından döndürmek için alay eden, hakarette bulunan ve ağır baskılara kadar her türlü yola başvuran, insanlık fıtratı bozulmuş, militan, zorba ve beyinsiz (sefîh) inkârcılara karşı mücadele vermektedir. Bu şekilde insanları saptırmaya kalkışanlar, kendi günahlarının yanında, saptırdıkları insanlarınki kadar başka günahlar da yüklenirler. Nitekim Hz. Peygamber bu gerçeği daha genel bir çerçevede şöyle ifade etmiştir: “Kim İslâm’da bir güzelliğe önder olursa kıyamete kadar o yolda gidenlerin sevabınca sevap kazanır, ötekilerin sevabından da bir şey eksilmez. Ama kim bir kötülüğe öncülük ederse kıyamete kadar onu yapanların günahları kadar günah işlemiş olur, ötekilerin günahları da eksilmiş olmaz” (Müsned, IV, 362; Müslim, “İlim”, 15; “Zekât”, 69).
Ankebût Suresi 12. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Kâfirler, bir tek Allah'a iman edenlere şöyle dediler: “Bizim dinimize ve üzerinde bulunduğumuz inançlara uyun ki, biz de sizin günahlarınızı taşıyalım. Böylece siz olmadan sadece bizler cezalandırılalım.” Oysa onlar diğerlerinin günahlarını yüklenebilecek değiller. Onlar söyledikleri bu sözlerinde sadece yalan söylüyorlar.