Önceki ayet· 33:53Sonraki ayet· 33:55

Ahzâb Suresi 54. Ayet· 33:54

↗ Ahzâb suresi
Medeni
إِن تُبۡدُواْ شَيۡـًٔا أَوۡ تُخۡفُوهُ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٗا
Bir şeyi açıklasanız de gizleseniz de Allah şüphesiz hepsini bilir
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Bir şeyi açıklasanız de gizleseniz de Allah şüphesiz hepsini bilir
Elmalılı Hamdi Yazır
Siz bir şeyi açıklasanız da gizleseniz de şüphe yok ki Allah her şeyi bilmektedir.
Yaşar Nuri Öztürk
Siz birşeyi açıklasanız da gizleseniz de Allah bunların tümünü bilmektedir.
Süleyman Ateş
Bir şeyi açığa vursanız da, yahut onu gizleseniz de (fark etmez), Allah her şeyi gayet iyi bilmektedir.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.9%
İngilizce
Whether you reveal a thing or conceal it, indeed Allah is ever, of all things, Knowing
Fransızca
Que vous divulguiez une chose ou que vous la cachiez,... Allah demeure Omniscient
İspanyolca
Si manifiestan algo o lo ocultan, sepan que Dios está enterado de todas las cosas
Rusça
Обнаруживаете вы что-либо или скрываете, Аллах все равно знает о каждой вещи
Endonezce
Jika kamu menyatakan sesuatu atau menyembunyikannya, maka sesungguhnya Allah Maha Mengetahui segala sesuatu
Bengalce
তোমরা খোলাখুলি কিছু বল অথবা গোপন রাখ, আল্লাহ সর্ব বিষয়ে সর্বজ্ঞ।
Çince
如果你们要表白什么,或隐匿什么,(安拉总是知道的),因为安拉确是知道万物的。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Amellerinizden bir şeyi açığa vursanız yahut nefislerinizde onu gizleseniz de ondan hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. Şüphesiz Allah, her şeyi bilmektedir. İşlediğiniz ameller ve diğer hiçbir şey O'na gizli kalmaz. O, yaptığınız amellere göre size karşılık vermektedir. Amelleriniz hayırlı ise hayır, şerli ise şer ile karşılık bulacaksınız.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
53- Ey iman edenler! Size izin verilmedikçe Peygamber’in evlerine yemek için girmeyin. Yemek vaktini de beklemeyin. Fakat davet edilirseniz girin. Yemek yediniz mi de dağılın, lafa dalmayın. Çünkü bu, Peygamberi rahatsız etmekte fakat o, size (bunu söylemekten) utanmaktadır. Ama Allah, hakkı söylemekten utanmaz. Hanımlarından ihtiyaç olan bir şey isteyeceğiniz zaman da perde arkasından isteyin. Bu, sizin kalbiniz için de onların kalpleri için de daha temizdir. Sizin Allah’ın Rasûlünü rahatsız etmeniz de ondan sonra onun hanımlarını nikâhlamanız da asla olacak şey değildir. Çünkü bu, Allah katında çok büyük bir günahtır. 54- Siz bir şeyi açıklasanız da gizleseniz de (şunu bilin ki) Allah her şeyi çok iyi bilendir. 53. Yüce Allah, mü’min kullarına Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hanelerine giriş çıkışlarında gereken edebi takınmalarını emrederek şöyle buyurmaktadır:“Ey iman edenler! Size izin verilmedikçe Peygamber’in evlerine yemek için girmeyin.” Yani orada yemek yemek maksadı ile girmenize izin verilmeksizin o odalara girmeyin. Aynı şekilde “yemek vaktini de beklemeyin.” Yani ağırdan alarak yemeğin pişmesini, piştiği zamanları gözetlemeyi yahut da yemek yedikten sonra rahatça oturmayı da beklemeyin. Yani sizler, peygamberin odalarına ancak şu iki şartla girebilirsiniz: Girmenize izin verilmesi ve sizin orada oturmanızın ihtiyaç kadarı ile olması. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Fakat davet edilirseniz girin. Yemek yediniz mi de dağılın,” ister yemekten önce ister sonra olsun “lafa dalmayın.” Daha sonra bu yasağın hikmet ve faydasını beyan ederek şöyle buyurmaktadır: “Çünkü bu” sizin ihtiyaçtan fazla bekleyişiniz “peygamberi rahatsız etmekte” sizin onu evinin işlerinden alıkoymanız ve onu meşgul etmeniz, ona zor ve ağır gelmekte “fakat o, size (bunu söylemekten) utanmaktadır.” Yani o size “Çıkın, artık gidin” demekten utanır. Nitekim özellikle kerem ehli olan insanlar evlerinde bulunan kimseleri evlerinden çıkarmaktan haya ederler. “Ama Allah haktan utanmaz.” Şer’î bir emir, -terk edilmesi bir edep ve haya gereği olduğu zannedilse bile- mutlaka yerine getirilmelidir. Şer’î emre uyulmalı ve ona muhalif olan hususun edeb ile en ufak bir ilişkisinin bulunmadığı kesinlikle kabul edilmelidir. İşte Yüce Allah da sizin için hayırlı, Rasûlü için de uygun olan bir emri -ne olursa olsun- vermekten utanmaz. İşte bu, onların Peygamber efendimizin hanelerine girip çıkarken takınmaları gereken edebe dairdir. Hanımlarına hitapta ona karşı takınmaları gereken edebe gelince: Ya onlarla konuşmaya gerek duyulur yahut gerek duyulmaz. Eğer böyle bir konuşmaya gerek duyulmuyor ise böyle bir hitaba ihtiyaç yok demektir, edeb bu gibi gereksiz konuşmayı terk etmektir. Eğer onlarla konuşmaya ihtiyaç duyulursa -onlardan herhangi bir eşya yahut bir evde kullanılan kap kacak veya buna benzer bir şey istenecek ise- o vakit onlardan “perde arkasından” istenmelidir. Yani sizinle onlar arasında -görünmelerine ihtiyaç bulunmadığından dolayı- onların görünmesini engelleyecek bir perde bulunmalıdır. Buna göre durum ne olursa olsun, onlara bakmak yasaklanmış olmaktadır. Onlarla konuşmaya gelince bu hususta da Allah’ın sözünü ettiği tafsilatlı durum söz konusudur. Daha sonra Yüce Allah:“Bu sizin kalbiniz için de onların kalpleri için de daha temizdir” buyurarak bunun hikmetini de zikretmektedir. Çünkü böylesi, şüphelerden daha uzaklaştırıcıdır. İnsan da kötülüğe davet eden sebeplerden ne kadar uzak kalırsa onun için daha bir selametli, kalbi için de daha bir temiz olur. İşte bundan dolayı Yüce Allah’ın, tafsilatının bir çoğunu açıklamış olduğu şer’î hükümlerden biri de kötülüğe götüren bütün yolların, kötülüğün sebeplerinin ve ona hazırlık olan şeylerin yasak olmasıdır. Her yolla bu kötülüklerden uzak durmak şer’î bir gerekliliktir. Daha sonra Yüce Allah kapsamlı bir ifade ile ve genel bir kaide olmak üzere şöyle buyurmaktadır: Ey mü’minler “sizin Allah’ın Rasûlünü” ister sözlü olsun, ister fiili olsun eziyet olabilecek bütün hallerle onu “rahatsız etmeniz de ondan sonra onun hanımlarını nikâhlamanız da asla olacak şey değildir.” Böyle bir şey size yakışmaz, böyle bir işe kalkışmanız uygun değildir. Aksine bu, çirkin bir iştir. Ondan sonra hanımlarını nikahlamaya kalkışmak da onu rahatsız edecek işlerdendir. Çünkü o, tazim olunacak bir makamdadır. Üstün bilinmeli, ona ikram gösterilmelidir. Ondan sonra hanımları ile evlenmeye kalkışmak, bu makamı ihlâl eder. Aynı şekilde onlar, hem dünyada hem âhirette onun zevceleridirler. Onun zevceleri olmaları, vefatından sonra da bakidir. İşte bundan dolayı onun hanımlarını nikâhlamak, ümmetinden hiç kimseye helâl değildir. “Çünkü bu, Allah katında çok büyük bir günahtır.” Ümmet bu emre aynen uymuştur. Allah’ın bu hususta koyduğu yasaktan uzak durmuştur. Yüce Allah’a hamd ve şükürler olsun. 54. “Siz bir şeyi açıklasanız” onu açıktan yapsanız “da gizleseniz de (şunu bilin ki) Allah her şeyi çok iyi bilendir.” Kalplerinizde olanı da bilir, açığa vurduğunuzu da bilir ve sizlere bunun karşılığını da verecektir.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Hicâb (perde, örtü) âyeti diye anılan 53. âyet ile onu takip eden iki âyetin gelmesine sebep olarak iki olay nakledilmektedir. Bunlardan birincisine göre Hz. Peygamber’in kayınpederi de olan Hz. Ömer, “Evinize iyiler de kötüler de girip çıkıyor, eşlerinize perde arkasında olmalarını söyleseniz!” deyip duruyordu, sonunda hicâb âyeti nâzil oldu. En detaylı bir şekilde olayın şahidi Enes b. Mâlik tarafından anlatılan ikinci olay, Hz. Peygamber’in Zeyneb ile evlendiği günün akşamında verdiği düğün yemeği ile ilgilidir. Yemek yendikten sonra davetliler kendi aralarında sohbete dalmışlar, yeni evlileri bir türlü baş başa bırakmamışlardı. Hz. Peygamber birkaç kere dışarı çıkıp girerek rahatsız olduğunu bildirmek istediyse de fayda vermedi, bilhassa sona kalan üç kişi oldukça geç vakitte kalkıp gitti, Resûlullah tam yatak odasına girmek üzere idi ki bu âyet vahyedildi (Buhârî, “Tefsîr”, 33/8). 53. âyette, kuşkusuz beşerî ilişkiler ve muaşeret kuralları bakımından diğer müslümanlar için de aydınlatıcı olan şu hükümlere yer verilmiştir: a) Hz. Peygamber’in evine, davet edilmeden yemek maksadıyla girmek yasaklanmıştır. b) Yemeğe gelenlerin erken gelip yemeğin hazırlanmasını evin içinde bekleyerek hâne halkını rahatsız etmemeleri istenmiştir. c) Yemek yendikten sonra davetlilerin kendi aralarında sohbete dalıp evde gereğinden fazla kalmaları menedilmiştir. Burada Hz. Peygamber’in rahatsız bile olsa bunu sineye çekerek insanları incitmekten geri durduğuna; yani onun güzel ahlâkına, utanıp çekinen kişiliğine, nezaket ve zarafetine de dikkat çekilmiştir. d) Peygamber eşlerinin her türlü şaibeden, münafıklarla kendini bilmezlerin dedikodu malzemesi olmaktan uzak kalmalarını sağlamak maksadıyla bundan böyle yabancılarla hep perde arkasından görüşüp konuşmaları emredilmiştir. e) Hz. Peygamber’i üzmek ve kendisinin bırakmasından veya vefa­tından sonra eşleriyle evlenmek müminlere haram kılınmıştır. 57-58. âyetlerde Resûlullah’ı üzme yasağına müminleri üzmek de eklenmiş, bunları üzenin Allah’ı üzmüş olacaklarına işaret edilmiş ve üzenleri bekleyen korkunç âkıbet haber verilmiştir.
Ahzâb Suresi 54. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Amellerinizden bir şeyi açığa vursanız yahut nefislerinizde onu gizleseniz de ondan hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. Şüphesiz Allah, her şeyi bilmektedir. İşlediğiniz ameller ve diğer hiçbir şey O'na gizli kalmaz. O, yaptığınız amellere göre size karşılık vermektedir. Amelleriniz hayırlı ise hayır, şerli ise şer ile karşılık bulacaksınız.