Önceki ayet· 28:84Sonraki ayet· 28:86

Kasas Suresi 85. Ayet· 28:85

↗ Kasas suresi
Mekki
إِنَّ ٱلَّذِي فَرَضَ عَلَيۡكَ ٱلۡقُرۡءَانَ لَرَآدُّكَ إِلَىٰ مَعَادٖۚ قُل رَّبِّيٓ أَعۡلَمُ مَن جَآءَ بِٱلۡهُدَىٰ وَمَنۡ هُوَ فِي ضَلَٰلٖ مُّبِينٖ
Kuran'a uymayı sana farz kılan Allah, seni döneceğin yere döndürecektir. De ki: "Rabbim kimin doğrulukla geldiğini, kimin apaçık sapıklıkta bulunduğunu en iyi bilendir
Meal ihtilafı: 4% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşleri
Kuran'a uymayı sana farz kılan Allah, seni döneceğin yere döndürecektir. De ki: "Rabbim kimin doğrulukla geldiğini, kimin apaçık sapıklıkta bulunduğunu en iyi bilendir
Elmalılı Hamdi Yazır
(Resulüm!) Kur'ân'ı (okumayı, tebliğ etmeyi ve ona uymayı) sana farz kılan Allah, elbette seni (yine) dönülecek yere döndürecektir. De ki: "Rabbim, kimin hidayetle geldiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu en iyi bilendir."
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Bu Kur'an'ı sana farz kılan, elbette ki seni vaat edilen yere/belirlenen sona götürecektir. De ki: "Hidayeti getireni de açık bir sapıklık içinde olanı da en iyi Rabbin bilir."
Süleyman Ateş
Kur'an'ı sana (indiren ve) gerekli kılan (Allah), elbette seni varılacak yere döndürecektir. De ki: "Rabbim kimin hidayet getirdiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde bulunduğunu bilir."
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.1%
İngilizce
Indeed, [O Muhammad], He who imposed upon you the Qur'an will take you back to a place of return. Say, "My Lord is most knowing of who brings guidance and who is in clear error
Fransızca
Celui qui t'a prescrit le Coran te ramènera certainement là où tu (souhaites) retourner. Dis: «Mon Seigneur connaît mieux celui qui a apporté la guidée et celui qui est dans un égarement évident
İspanyolca
[Oh, Mujámmad,] Quien te ha ordenado el Corán, te hará regresar de la muerte a un lugar establecido [el Día del Juicio]. Diles: "Mi Señor sabe mejor que nadie quién sigue la guía y quién está en un claro desvío
Rusça
Тот, кто ниспослал тебе Коран и сделал его предписания обязательными, непременно вернет тебя к месту возвращения (в Мекку или в Рай). Скажи: «Мой Господь лучше знает, кто принес верное руководство, а кто находится в очевидном заблуждении»
Endonezce
Sesungguhnya (Allah) yang mewajibkan engkau (Muhammad) untuk (melaksanakan hukum-hukum) Alquran, benar-benar akan mengembalikanmu ke tempat kembali.617) Katakanlah (Muhammad), "Tuhanku mengetahui orang yang membawa petunjuk dan orang yang berada dalam kesesatan yang nyata
Bengalce
যিনি আপনার প্রতি কোরআনের বিধান পাঠিয়েছেন, তিনি অবশ্যই আপনাকে স্বদেশে ফিরিয়ে আনবেন। বলুন আমার পালনকর্তা ভাল জানেন কে হেদায়েত নিয়ে এসেছে এবং কে প্রকাশ্য বিভ্রান্তিতে আছে।
Çince
把《古兰经》降示给你的,必使你复返故乡。你说:“我的主知道谁是昭示正道的,谁是在明显的迷误中的。”
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Sana Kur’an’ı indiren, tebliğ edilmesini ve içinde bulunanlarla amel etmeyi farz kılan, elbette seni bir fatih olarak Mekke’ye geri döndürecektir. -Ey Peygamber!- Müşriklere de ki: "Kimin hidayetle geldiğini, kimin de hidayet ve haktan açıkça sapmış olduğunu en iyi Rabbim bilir."
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
85- Sana Kur’ân’ı farz kılan Allah, elbette seni dönüş yerine döndürecektir. De ki:“Rabbim, hidâyeti getireni de apaçık sapıklıkta olanı da pek iyi bilir.” 86- Sen, bu Kitabın sana verileceğine dair bir ümit taşımıyordun. Ancak Rabbinden bir rahmet olarak (o, sana indirildi). O halde asla kâfirlere arka çıkma! 87- Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra sakın seni onlardan alıkoymasınlar. Sen Rabbine davet et ve asla müşriklerden olma. 88- Allah ile birlikte başka bir ilâha dua/ibadet etme! O’ndan başka hiçbir (hak) ilâh yoktur. O’nun yüzünden başka her şey yok olacaktır. Hüküm yalnız O’nundur ve yalnız O’na döndürüleceksiniz. 85. “Sana Kur’ân’ı farz kılan Allah” Yani bu Kur’ân’ı sana indirip hükümlerini farz kılarak, helâl ve haramı açıklayarak onu alemlere tebliğ edip ahkâmına bütün mükellefleri davet etmeni emreden Yüce Allah’tır. Her şeyin dünya hayatından ibaret olması ve kulların mükâfat görmeyip cezalandırılmamaları, O’nun hikmetine yakışmaz. Aksine O’nun seni “dönüş yerine” döndürmesi kaçınılmaz bir şeydir ki orada iyilik yapanlar iyiliklerinin karşılığını görecekler, kötülük işleyenler de masiyetlerinin cezasını çekeceklerdir. Çünkü sen, onlara hidâyeti açıklamış, izlemeleri gereken yolu beyan etmiş bulunuyorsun. Sana uyarlarsa bu, onların mutlulukları ve bahtiyarlıkları demektir. Sana isyan etmekten başka bir yolu kabul etmez ve senin getirdiğin hidâyeti eleştirip tutundukları batılı hakka tercih edecek olurlarsa artık tartışmaya gerek yoktur. Geriye sadece gizliyi de açığı da, kimin haklı kimin batıl üzere olduğunu da bilenin cezalandırmasından başka bir şey kalmaz. Bundan dolayı da şöyle buyrulmaktadır:“De ki: Rabbim, hidâyeti getireni de apaçık sapıklıkta olanı da pek iyi bilir.” Yüce Allah, hidâyet üzere olanın ve hidâyete iletenin, kendi Rasûlü olduğunu, buna karşılık onun düşmanlarının sapık ve saptırıcılar olduklarını elbette bilmektedir. 86. “Sen, bu Kitabın sana verileceğine dair bir ümit taşımıyordun.” Bu Kitabın sana indirileceğine dair bir beklentin olmadığı gibi buna kendini hazırlamıyor ve böyle bir şey de beklemiyordun. “Ancak Rabbinden bir rahmet olarak…” Hem sana hem de kullara bir rahmet olmak üzere Yüce Allah, alemlere rahmetini izhar etmiş olduğu bu Kitabı sana gönderdi ve bu Kitap ile sana risalet görevini verdi. Bu yolla kullara bilmediklerini öğretti. Onları kötülüklerden arındırdı, onlara Kitabı ve hikmeti öğretti. Halbuki daha önce apaçık bir sapıklık içinde bulunuyorlardı. en, bu Kitabı Allah’ın sana kendinden bir rahmet olarak indirdiğini bildiğine göre o Kitap’taki bütün emirlerin ve yasakların da Allah’ın bir rahmeti ve bir lütfu olduğunu biliyorsun demektir. O halde bu Kitaptan dolayı senin kalbinde herhangi bir sıkıntı ve darlık olmasın. Sakın ona aykırı hareket etmenin, daha iyi ve daha faydalı olduğunu zannetmeyesin. “O halde asla kâfirlere arka çıkma!” Onların izlemekte oldukları küfür yollarından herhangi birinde onların yardımcısı olma. Onlara yardımcı olmanın kapsamına, onun herhangi bir hükmü hakkında “O, hikmete ve maslahata aykırıdır”, demek de dahildir. 87. “Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra sakın seni onlardan alıkoymasınlar.” Aksine bu âyetleri tebliğ et, gereklerini yerine getir. Onların kuracakları tuzaklara aldırma, onlara aldanıp onu tebliğ etmekten uzak durma ve hevâlarına da uyma. “Sen Rabbine davet et.” Bütün maksadın, amellerinin bütün gayesi, Rabbine davet etmek olsun. Riyakârlık, insanların beğenmelerini arzu etmek ve batıl ehlinin maksatlarına uymak gibi buna aykırı olan her bir husustan da uzak dur. ünkü böyle yapmamak, onlarla birlikte olmaya sebeptir ve onların içinde bulundukları halde onlara yardımcı olmaktır. Bundan dolayı da Yüce Allah:“Asla müşriklerden olma” buyurmaktadır. Ne bizzat şirklerinde ne de şirklerinin -bütün masiyetleri ihtiva eden- şubelerinde onlar gibi olma. 88. “Allah ile birlikte başka bir ilâha dua/ibadet etme!” Aksine ibadetini ihlasla ve yalnızca Allah’a yap. “Çünkü O’ndan başka hiçbir (hak) ilâh yoktur.” Kâmil ve bâki olan Allah’tan başka ilâh edinilmeye, sevilmeye ve ibadete layık hiçbir kimse yoktur. O ki “O’nun yüzünden başka her şey yok olacaktır.” O’nun dışındaki her bir varlık yok olacağına göre yok olacak fani bir varlığa ibadet de -gayesinin batıl olması ve sonunda boşa gideceği için- batıldır. ünya ve âhirette “hüküm yalnız O’nundur ve yalnız O’na” O’ndan başkasına değil, “döndürüleceksiniz.” Allah’ın dışındaki bütün varlıklar fani olduğuna ve helâk olacaklarına göre kendisinden başka hiçbir hak ilâh olmayan, dünyada da âhirette de hüküm yalnız kendisinin olan, bütün mahlukatın dönüşü -amellerinin karşılıklarını görmek için- yalnız kendisine olacak olan ebedi zat, ancak Allah olduğuna göre akıl sahibi her bir kimsenin, hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca O’na ibadet etmesi, kendisini O’na yakınlaştıracak amellerde bulunması, azap ve cezasından da sakınması gerekir. Rabbinin huzuruna tevbesiz, günah ve hatalarından vaz geçmemiş bir halde gitmemesi gerekir. asas Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Her zaman ve ebediyen hamd, senâ ve her türlü övgüler yalnız Allah’ındır. ***
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Bu âyetin, hicret esnasında Mekke ile Medine arasında Cuhfe denilen yerde indiği rivayet edilmiştir (Şevkânî, IV, 184). “Allah, elbette seni yine dönülecek yere tekrar gönderecektir” ifadesi, müşrikler tarafından zulme mâruz kaldığı için Mekke’den hicret eden Hz. Peygamber’in bir gün zaferle tekrar oraya döneceğinin bir işaretidir. “Döndürülecek yer” ifadesi “ölüm, cennet, âhirette en yüksek makam” olarak da yorumlanmıştır (Taberî, XX, 123-126; Şevkânî, IV, 184). Âyetin, âhiret mükâfatı yanında dünyaya dönük bir işareti de vardır. Kur’an sayesinde Hz. Peygamber ve ona inananlar, onu izleyenler, Allah’ın murat ettiği sona, fıtratın imkân verdiği kemale ulaşacaklardır. Metinden de anlaşılacağı üzere âyetin son bölümü, Hz. Peygamber ile tartışan ve “Sen apaçık bir sapkınlık içindesin” şeklinde sözler sarfeden müşriklere cevap olarak inmiştir.
Kasas Suresi 85. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Sana Kur’an’ı indiren, tebliğ edilmesini ve içinde bulunanlarla amel etmeyi farz kılan, elbette seni bir fatih olarak Mekke’ye geri döndürecektir. -Ey Peygamber!- Müşriklere de ki: "Kimin hidayetle geldiğini, kimin de hidayet ve haktan açıkça sapmış olduğunu en iyi Rabbim bilir."