Kuran'ı durup düşünmüyorlar mı? Eğer o Allah'tan başkasından gelseydi, onda çok aykırılıklar bulurlardı
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Kuran'ı durup düşünmüyorlar mı? Eğer o Allah'tan başkasından gelseydi, onda çok aykırılıklar bulurlardı
Elmalılı Hamdi Yazıren ayrışan
Onlar hâlâ Kur'ân'ı gereği gibi düşünüp anlamaya çalışmazlar mı? Eğer o Allah'tan başkası tarafından indirilmiş olsaydı mutlaka onda birçok çelişkiler bulurlardı.
Yaşar Nuri Öztürk
Kur'an'ı, iyice okuyup düşünmüyorlar mı? Eğer o, Allah'tan başka birinin katından gelseydi, elbetteki onun içinde birçok ihtilaf bulacaklardı.
Süleyman Ateş
Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Eğer Allah'tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı, onda birbirini tutmaz çok şey bulurlardı.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.4%
İngilizce
Then do they not reflect upon the Qur'an? If it had been from [any] other than Allah, they would have found within it much contradiction
Fransızca
Ne méditent-ils donc pas sur le Coran? S'il provenait d'un autre qu'Allah, ils y trouveraient certes maintes contradictions
İspanyolca
¿Acaso no reflexionan en el Corán y sus significados? Si no procediera de Dios encontrarían en él numerosas contradicciones
Rusça
Неужели они не задумываются над Кораном? Ведь если бы он был не от Аллаха, то они нашли бы в нем много противоречий
Endonezce
Maka tidakkah mereka menghayati (mendalami) Alquran? Sekiranya (Alquran) itu bukan dari Allah, pastilah mereka menemukan banyak hal yang bertentangan di dalamnya
Bengalce
এরা কি লক্ষ্য করে না কোরআনের প্রতি? পক্ষান্তরে এটা যদি আল্লাহ ব্যতীত অপর কারও পক্ষ থেকে হত, তবে এতো অবশ্যই বহু বৈপরিত্য দেখতে পেত।
Onlar içinde hiçbir çelişki ve düzensizliğin olmadığını tespit edene kadar, neden Kur’an’a dikkat etmiyor ve onu iyice okumuyorlar? Böylece getirmiş olduğun şeyin doğruluğunu öğrenirlerdi. Eğer o, Allah Teâlâ’dan başka bir varlığın katından gelmiş olsaydı, içindeki hükümlerinde birçok düzensizlik ve manasında birçok çelişki bulurlardı.
82- Hâlâ Kur’ân’ı gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o Allah’tan başkasından gelseydi elbette içinde birbirini tutmayan birçok şeyler bulurlardı.
82. Yüce Allah, Kitab-ı Kerîm’i üzerinde “tedebbür” etmeyi emretmektedir. (Mealde “gereği gibi düşünmek” anlamı verilen) “tedebbür/تدبر”, Kur’ân’ın anlamları üzerinde dikkatle düşünmek, bu konuda düşüncelerini odaklaştırmak, onun temel esasları, sonuçları ve bunların gerekleri üzerinde kafa yormak demektir. Yüce Allah’ın Kitabı üzerinde gereği gibi düşünmek, ilim ve marifetlerin anahtarıdır. Her türlü hayır böylelikle elde edilir ve bütün ilimler bu yolla oradan çıkartılır. Bu yolla kalbin imanı artar ve iman ağacı daha derinlere kök salar. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm mabudumuz olan Rabbimizi, O’nun kemal sıfatlarını tanıtmakta, O’nun her türlü eksiklikten münezzeh olduğunu anlatmaktadır. Ona ulaştıran yolu, bu yolu izleyenlerin niteliklerini ve Rablerinin huzuruna varacaklarında karşılaşacakları mükâfatları öğretmektedir. Gerçek düşmanı, azaba götüren yolu, azabı hak edenlerin niteliklerini ve azabın sebeplerinin gerçekleşmesi halinde karşı karşıya kalacakları durumları da öğretmektedir. Kul bu Kitab-ı Kerîm üzerinde ne kadar dikkatle düşünürse ilmi ameli ve basireti de o oranda artar. Bundan dolayı Yüce Allah bu şekilde düşünmeyi emretmekte, bunu teşvik etmektedir. Kur’ân’ın indirilmesinden maksadın bu olduğunu da haber vermektedir. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Bu; âyetlerini düşünsünler, olgun akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz hayır ve bereketi bol bir kitaptır.”(Sad, 38/29); “Onlar Kur’ân’ı iyiden iyiye düşünmezler mi? Yoksa kalbleri üzerinde kilitler mi var?”(Muhammed, 47/24) Allah’ın Kitabı üzerinde gereği gibi düşünmenin sağladığı faydalardan birisi de bu yolla kulun yakîn derecesine ve onun Allah’ın kelamı olduğuna dair kesin bilgi sahibi olma noktasına ulaşmasıdır. Çünkü o, bu Kitabın bir bölümünün diğerlerini tasdik ettiğini ve bir bölümünün diğerine uygun düştüğünü yakinen görür. Kur’ân-ı Kerîm’de hikmetlerin, kıssaların ve haberlerin birkaç yerde tekrarlandığını görüyoruz. Hepsi de birbirine uygun ve birbiri ile örtüşmektedir. Biri diğeri ile çelişmemektedir. Bununla Kur’ân-ı Kerîm’in kemâline ve onun, ilmi ile her şeyi kuşatan tarafından geldiği kesin olarak anlaşılır. Bundan dolayı Yüce Allah:“Eğer o Allah’tan başkasından gelseydi elbette içinde birbirini tutmayan birçok şeyler bulurlardı” buyurmaktadır. Yani bu Kur’ân-ı Kerîm, Allah tarafından geldiğinden ötürü onda hiçbir şekilde birbirini tutmayan, birbirine uymayan şeyler bulunmamaktadır.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Kur’an’a inanmayan, Allah ve resulüne itaat etmeyen gayri müslimlerin Kur’an üzerinde düşünmeye davet edilmeleri iki önemli gerçeğe dayanmaktadır:
a) Kur’an’ın eşsizliği (i‘câz) inancı, bir bilgi ve hidayet kaynağı olarak öneminin anlaşılıp tasdik edilmesi yalnızca müminlerin –imana dayalı– sübjektif değerlendirmelerine bağlı ve bunların sonucu değildir. Normal, akla ve mantığa sahip her insan düzgün düşündüğü ve Kur’an’ı peşin hükümsüz incelediği zaman bu sonuca varacaktır.
b) Kur’an’ı Allah’tan alıp tebliğ eden Resûlullah ona güvenmektedir. Yâre ve ağyâre onu sunarak incelemelerini, onun Allah’tan olduğuna aklen hükmettikten ve vicdanen kanaat getirdikten sonra inanmalarını istemektedir. Bunu isteyebilmektedir; çünkü onda hiçbir tutarsızlık ve çelişki yoktur.
Kur’an-ı Kerîm yaklaşık yirmi üç yıl içinde gece ve gündüz, kışın ve yazın, hazarda ve yolculukta, sıkıntıda ve rahatlıkta, darlıkta ve bollukta, savaşta ve barışta parça parça gelmiştir. Muhtevası fevkalâde zengin ve çeşitlidir. İnsan ve insaniyetle ilgili her konuya, varlığın başlangıç ve sonuna, yaratılış ve yok edilişe, ahlâkî erdemlere, fert ve cemiyet olarak insanla ilgili kurallara ve kanunlara, tarihî olaylara, kıssalara temas etmekte, insanları eğitmeye yönelik öğüt ve ibret tablolarına yer vermektedir. Buna rağmen onun ne üslûbunda (eşsiz ifadesinde, edebî seviyesinde) ne de temas ettiği konular, getirdiği hükümler ve verdiği bilgiler arasında bir tutarsızlık, bir çelişki ve –kaynak farkı düşüncesine götürecek– bir farklılık vardır. İnansın inanmasın düz mantıkla düşünen herkesin Kur’an’ı inceleyerek ulaşabileceği bu sonuç, onun Allah’tan geldiğinin reddedilemez bir delilini teşkil etmektedir. Şu halde onun davetini kabul etmeyenlerin bu tavır ve kararları, akıl muhakemesinden ve bilgiden ziyade kökleşmiş peşin hükümlere, beşerî zaaflara, aklıselimin işleyişini engelleyen duygu ve tutku hâkimiyetine dayanmaktadır. Nitekim “Kur’an’ı okuyup düşünmezler mi? Yoksa kalpleri üzerinde kilitleri mi var!” (Muhammed 47/24) meâlindeki âyet, sağlıklı düşünmeyi engelleyen bu psikolojik etkenleri daha canlı bir biçimde vurgulamaktadır.
Onlar içinde hiçbir çelişki ve düzensizliğin olmadığını tespit edene kadar, neden Kur’an’a dikkat etmiyor ve onu iyice okumuyorlar? Böylece getirmiş olduğun şeyin doğruluğunu öğrenirlerdi. Eğer o, Allah Teâlâ’dan başka bir varlığın katından gelmiş olsaydı, içindeki hükümlerinde birçok düzensizlik ve manasında birçok çelişki bulurlardı.