Ki onunla ölü bir ülkeyi diriltelim ve onunla yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu sulayalım.
Meal ihtilafı: 6% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Ki onunla ölü bir ülkeyi diriltelim ve onunla yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu sulayalım.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ki biz (o suyla) ölü toprağa can verelim, yarattığımız nice hayvanlara ve insanlara su sağlayalım, diye.
Yaşar Nuri Öztürk
Ki onunla ölü bir beldeyi diriltelim ve onunla, yarattıklarımızdan bir takım hayvanları ve birçok insanları suvaralım.
Süleyman Ateş
Ki onunla ölü bir ülkeyi diriltelim ve onunla yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu sulayalım.
Diller arası (7 dil)ıraksama 14.1%
İngilizce
That We may bring to life thereby a dead land and give it as drink to those We created of numerous livestock and men
Fransızca
pour faire revivre par elle une contrée morte, et donner à boire aux multiples bestiaux et hommes que Nous avons créés
İspanyolca
para revivir con ella la tierra árida, y dar de beber a la gran cantidad de animales y seres humanos que ha creado
Rusça
чтобы оживить ею мертвую землю и напоить ею многочисленный скот и многих людей из тех, кого Мы сотворили
Endonezce
agar (dengan air itu) Kami menghidupkan negeri yang mati (tandus), dan Kami memberi minum kepada sebagian apa yang telah Kami ciptakan, (berupa) hewan-hewan ternak dan manusia yang banyak
Bengalce
তদ্দ্বারা মৃত ভূভাগকে সঞ্জীবিত করার জন্যে এবং আমার সৃষ্ট জীবজন্তু ও অনেক মানুষের তৃষ্ণা নিবারণের জন্যে।
Nitekim gökten yağan o suyla kuru bir araziye can verir, çeşitli bitkileri çimlendirip filizlendirir, o yerde çeşitli yeşillikleri yayar ve o suyla yarattığımız birçok hayvan ve insanı sularız.
48- Rahmetinin önünde rüzgarları müjde olarak gönderen de O’dur. Biz gökten de tertemiz bir su indirdik. 49- Ki onunla ölü bir beldeye hayat verelim, yarattığımız nice hayvanı ve pek çok insanı da onunla sulayalım diye. 50- Andolsun ki biz bu (gerçeği), düşünüp öğüt alsınlar diye onların arasında türlü şekillerde anlattık. Ama insanların çoğu nankörlükten başka bir yol izlemezler.
48. Yani kullarına rahmet edip de üzerlerine rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak göndermek sûretiyle rızkını bol bol indiren, yalnızca O’dur. Rüzgarların müjdeledikleri rahmet ise yağmurdur. Bu rüzgarlar sayesinde bulutlar yükselir, birbirleriyle kaynaşır ve üst üste yığılır. Rüzgarlar tasarruf yetkisini elinde bulunduranın izniyle bu bulutları aşılar ve yağmur yağdırtırlar. Böylelikle kullar yağmur yağmasından önce müjdesini alırlar ve ansızın yağmura yakalanmamak için gerekli hazırlıklarını yaparlar. “Biz gökten de tertemiz bir su indirdik.” Bu su manevi ve maddi pisliklerden, kirliliklerden temizleyip arındırır. 49. Bu suda Allah’ın bereketlerinden bir bereket vardır. O bu suyu, onunla ölmüş bir beldeyi diriltmek ve böylelikle insanların ve davarların yedikleri türden pek çok bitki ve ağaçları orada bitirmek üzere indirir. “Yarattığımız nice hayvanı ve pek çok insanı da onunla sulayalım diye.” Bu su ile Biz, sizin de davarlarınızın da su ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Rüzgarları müjdeciler olarak gönderip çeşitli etkilere sahip kılan, gökten kullara ve davarlarına bir rızık içeren o tertemiz ve mübarek suyu indiren o yüce zat, kendisine başka hiçbir şey ortak koşulmaksızın tek başına ibadete layık değil midir?
50. Allah gözle görülen, şahit olunan bu kadar ilâhi belgeyi gözler önüne sermiş, bunları kullara tekrar tekrar hatırlatmış, kendisini bilip tanısınlar, şükretsinler ve ansınlar diye tekrar tekrar söz konusu etmiştir. Bununla birlikte “insanların çoğu” ahlâklarının ve tabiatlarının bozukluğu dolayısı ile “nankörlükte başka bir yol izlemezler.”
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
İnkârcıların, nefsânî tutkularını tanrılaştırırcasına akıl ve iz‘an yolundan saptıklarını bildirerek bu tutumun yanlışlığını vurgulayan âyetlerin ardından bu bölümde de insanın aklına, irfanına ve basiretine hitap eden deliller ortaya konmakta; insanın her an içinde yaşadığı tabiat olaylarındaki yaratıcı kudrete işaret eden ontolojik düzenden, bu düzeni kuran ve sürdüren ilâhî yasalardan bazı örnekler verilmekte; bu suretle insanlar, Kur’an’ın temel hedefi olan Allah’a imana ve hidayet yoluna davet edilmektedir.
50. âyetteki “... kendilerine” diye çevirdiğimiz beynehüm ifadesi lafzî olarak “aralarında” anlamına gelir. Ancak biz, bu ifadenin Türkçe anlatım tarzına en uygun karşılığının tercih ettiğimiz şekilde olduğunu düşünüyoruz. Bu âyet, Kur’an’da bazı bilgilerin, uyarıların, ibretli olayların vb. anlatımların yer yer aynı ifade kalıplarıyla sık sık tekrar edilmesinin sebebini de ortaya koymaktadır.
Nitekim gökten yağan o suyla kuru bir araziye can verir, çeşitli bitkileri çimlendirip filizlendirir, o yerde çeşitli yeşillikleri yayar ve o suyla yarattığımız birçok hayvan ve insanı sularız.