Önceki ayet· 38:42Sonraki ayet· 38:44

Sâd Suresi 43. Ayet· 38:43

↗ Sâd suresi
Mekki
وَوَهَبۡنَا لَهُۥٓ أَهۡلَهُۥ وَمِثۡلَهُم مَّعَهُمۡ رَحۡمَةٗ مِّنَّا وَذِكۡرَىٰ لِأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِ
Katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere, ona tekrar ailesini ve geçmiş olanlarla bir mislini daha vermiştik
Meal ihtilafı: 3% — mealler ne kadar farklı okumuş. ihtilaf haritası
Diyanet İşlerien ayrışan
Katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere, ona tekrar ailesini ve geçmiş olanlarla bir mislini daha vermiştik
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve ona, bütün ailesini ve beraberlerinde bir mislini daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahşettik ki, akıl sahipleri için bir ibret olsun.
Yaşar Nuri Öztürken ayrışan
Ona bizden bir rahmet ve özü temizlere bir hatırlatma olarak, ailesini ve beraberlerinde, benzerlerini bağışladık.
Süleyman Ateş
Ona bizden bir rahmet ve sağduyu sahiplerine bir ibret olarak ailesini ve onlarla beraber bir eşini daha armağan ettik.
Diller arası (7 dil)ıraksama 13.6%
İngilizce
And We granted him his family and a like [number] with them as mercy from Us and a reminder for those of understanding
Fransızca
Et Nous lui rendîmes sa famille et la fîmes deux fois plus nombreuse, comme une miséricorde de Notre part et comme un rappel pour les gens doués d'intelligence
İspanyolca
Lo agracié con hijos [como los que tenía] y tantos más, como una misericordia mía, para que sea un recuerdo y motivo de reflexión para los dotados de intelecto
Rusça
Мы даровали ему его семью и еще столько же вместе с ними по Нашей милости и как напоминание для обладающих разумом
Endonezce
Dan Kami anugerahi dia (dengan mengumpulkan kembali) keluarganya dan Kami lipat gandakan jumlah mereka, sebagai rahmat dari Kami dan pelajaran bagi orang-orang yang berpikiran sehat
Bengalce
আমি তাকে দিলাম তার পরিজনবর্গ ও তাদের মত আরও অনেক আমার পক্ষ থেকে রহমতস্বরূপ এবং বুদ্ধিমানদের জন্যে উপদেশস্বরূপ।
Çince
我曾以他的眷属,和像他们的,同齐赏赐他。那是由我降下的慈恩,也是由于教诲有理智的人们。
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Biz onun duasına icabet ettik ve ona zarar veren bütün şeyleri giderdik. Ona katımızdan bir rahmet olarak ehlini ve onlarla birlikte sayılarını arttırdığımız evlat ve torunlar bağışladık. Bunu sabrının karşılığı olarak verdik. Aklıselim olanların sabrın sonunda mutluluk ve mükâfatın olduğunu anlayıp öğüt almaları içindir.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
41- Kulumuz Eyyûb’u da hatırla! Hani o, Rabbine:“Şeytan, bana bitkinlik ve eziyet verdi” diye seslenmişti. 42- “Ayağını yere vur! İşte hem yıkanacak, hem de içilecek soğuk bir su!” 43- Biz, ona tarafımızdan bir rahmet ve olgun akıl sahipleri için de bir öğüt olmak üzere aile halkını ve onlarla birlikte bir o kadarını daha bağışladık. 44- (Ona dedik ki:)“Eline bir demet sap al da onunla (hanımına) vur ve yeminini bozma!” Gerçekten Biz, onu sabırlı bulduk. O, ne güzel kuldu! Çünkü o, (Allah'a) çokça yönelen biri idi. 41. Yani öğüt ve şeref sahibi bu Kitapta “kulumuz Eyyûb’u da” en güzel şekli ile “hatırla” ve en güzel şekilde onu öv! Ona hastalık isabet etmiş ve o, bu sıkıntılara sabretmişti. Rabbinden başkasına şikâyet etmediği gibi O’ndan başkasına da sığınmamıştı. “Hani o, Rabbine” başkasına değil de yalnızca O’na şikâyet ederek demişti ki: Rabbim “şeytan bana bitkinlik ve eziyet verdi” yani bana yorgunluk, meşakkat ve sıkıntı verdi. Şeytan, bedenine musallat olmuş ve ona üflemişti. Bunun neticesinde de vücudunda yaralar açılmış, arkasından da bu yaralar irin tutmuştu. Alabildiğine sıkıntıya düşmüştü, aynı şekilde aile halkı ve malı da telef olup gitmişti. 42. Ona:“Ayağını yere vur” denildi. Yani oradan kendisi ile yıkanacağın, içeceğin bir su kaynasın ve böylelikle hastalığın ve seni rahatsız eden hususlar senden uzaklaşıp gitsin diye ayağını yere vur! O da denileni yapınca yorgunluğu ve sıkıntıları gitti, Yüce Allah ona şifa verdi. 43. “Biz ona tarafımızdan” kulumuz Eyyub’a sabrettiği için “bir rahmet” verdik; tarafımızdan dünyevî ve uhrevî bir mükâfat ile rahmetimizden onu mükâfatlandırdık “ve olgun akıl sahipleri için de bir öğüt olmak üzere” akıl sahipleri Eyyub’un durumunu hatırlayıp ibret alsınlar ve böylelikle sıkıntılara sabredildiğinde Yüce Allah’ın, dünya ve âhirette bunun mükâfatını verdiğini ve bu durumdaki kimsenin dua etmesi halinde duasını kabul ettiğini bilsinler diye “aile halkını” bir görüşe göre Yüce Allah aile halkını diriltmiştir “ve onlarla birlikte bir o kadarını daha” dünyada “bağışladık.” Yüce Allah, böylelikle onu zenginleştirdi ve ona çok büyük miktarda mal verdi. 44. “(Ona dedik ki:) “Eline bir demet sap al da onunla vur ve yeminini bozma.” Müfessirlerin dediğine göre o, hastalığı ve sıkıntısı esnasında bir sebepten ötürü hanımına öfkelenmiş ve eğer Allah, kendisine şifa verecek olursa hanımına yüz sopa vuracağına dair yemin etmişti. Yüce Allah da ona şifa vermişti. Ancak hanımı salih ve gerçekten ona iyilikte bulunan birisi idi. O nedenle Yüce Allah, hem hanımına, hem de kendisine merhamet buyurdu ve ona içinde yüz tane sap bulunan bir demet ile bir defa vurarak yemininin gereğini yerine getirmesi yönünde fetva vermiş oldu. “Gerçekten Biz onu” yani Eyyûb’u “sabırlı bulduk.” Onu pek büyük zorluklarla ve sıkıntılarla sınadık da o, Allah rızası için bunlara sabretti. “O ne güzel kuldu!” Rahatlık zamanında da zorluk zamanında da sıkıntılı zamanlarında da bolluk zamanlarında da ubûdiyetin bütün mertebelerinde kemâle ermişti. “Çünkü o, (Allah'a) çokça yönelen biri idi.” Dinî ve dünyevî hususlarda Yüce Allah’a çokça yönelir, Rabbini çokça anar, O’na çokça dua eder, O’nu çok severdi ve O’na yürekten bağlı idi.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Hz. Eyyûb’un sabrı Hz. Muhammed’e ve ümmetine örnek gösterilmektedir. Kitâb-ı Mukaddes’te anlatıldığına göre (Eyub, 1/1-8) Eyyûb’un yedi oğlu, üç kızı vardı; ayrıca çok büyük bir servete sahipti. Fakat Allah onu büyük bir imtihana tâbi tuttu, Eyyûb çocuklarını ve servetini kaybetti, ağır bir hastalığa tutuldu, bütün bedenini çıban sardı. Nihayet Eyyûb sabrıyla imtihanı başardığını ispatlayınca, Allah da onun hastalığını iyileştirdiği gibi kaybettiklerinin yerine iki mislini verdi; böylece Eyyûb yeni evlâtlara ve büyük servete sahip oldu. “Ve bundan sonra yüz kırk yıl daha yaşadı ve oğullarını ve torunlarını gördü, dört göbek” (Eyub, 1/1-8; 42/10-17). Müfessirlerin çoğunluğunun yorumunu dikkate alarak, “Şeytan bana sıkıntı ve acı vermektedir” diye çevirdiğimiz 41. âyetteki cümleyi İbn Âşûr, “Şeytan, hastalıktan çektiğim meşakkat ve acıyı kullanarak bana vesvese veriyor, hastalığı veren Allah’a karşı beni isyana zorluyor” veya “Hastalığın meşakkat ve acısı yanında bir de şeytanın vesvesesiyle uğraşıyorum!” şeklinde anlamanın daha isabetli olacağını belirtir (XXIII, 270). Eyyûb’un bu sızlanması, şeytandan gelen ve kendisini isyan etmeye zorlayan psikolojik baskıdan sıkıntı çektiğini ve bu baskıya karşı savaş verdiğini göstermektedir. 42. âyete göre Allah Eyyûb’un şifa bulmasını murat edince, ayağını yere vurmasını buyurdu; böylece yerden şifalı bir su fışkırdı. Âyette suyun “yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su” şeklinde tanıtılması, Eyyûb’un bu sudan hem içerek hem de yıkanarak şifa bulduğuna işaret etmektedir. Eyyûb’un eşi, hastalığı süresince ona hizmetten bir an bile geri durmamıştı. Fakat bir defasında üzüntüsü yüzünden Eyyûb’u isyana teşvik eden bazı sözler söylemiş, buna canı sıkılan Eyyûb da iyileştiği zaman ona yüz sopa vurarak cezalandıracağına yemin etmişti. Ancak kadının maksadı kötü olmadığı, Eyyûb da sadakatinden ve hizmetinden dolayı onu çok sevdiği için 44. âyette Allah Teâlâ Eyyûb’a bu cezayı sembolik bir şekilde uygulama yolunu göstermiştir. Bu olay, cezadan maksadın, insanlara acı çektirmek değil, düzeni ve asayişi korumak, haksızlıkları engellemek olduğunu; uygulamada suçlunun özel durumunun, iyi halinin göz önüne alınması gerektiğini hatırlatması bakımından da önem taşımaktadır.
Sâd Suresi 43. ayet tefsiri — El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Biz onun duasına icabet ettik ve ona zarar veren bütün şeyleri giderdik. Ona katımızdan bir rahmet olarak ehlini ve onlarla birlikte sayılarını arttırdığımız evlat ve torunlar bağışladık. Bunu sabrının karşılığı olarak verdik. Aklıselim olanların sabrın sonunda mutluluk ve mükâfatın olduğunu anlayıp öğüt almaları içindir.