Diyanet İşlerien ayrışan
Biz de onun duasını kabul etmiş ve başına gelenleri kaldırmıştık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha vermiştik
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz de onun duasını kabul ettik de başına gelenleri kaldırdık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere, ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha verdik.
Yaşar Nuri Öztürk
Hemen cevap verdik ona, kendisindeki derdi kaldırdık. Tarafımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir hatırlatma olarak, ona ailesini ve beraberinde, benzerlerini de verdik.
Süleyman Ateş
Biz de onun du'asını kabul etmiş, kendisine bulaşan derdi kaldırmıştık; ona tarafımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir öğüt olarak ailesini ve onlarla beraber bir katını daha vermiştik.
TEFSİR · El-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Tefsir Merkezi)
Duasına icabet ettik, ona zarar veren her şeyi giderdik. Ailesinden (eşlerinden) ve çocuklarından kaybettiklerini ona verdik. Aynı zamanda onlarla beraber bir mislini daha verdik. Bütün bunları kendi katımızdan bir rahmet ve Allah'a ibadet ile itaat edenlere öğüt olsun diye yaptık ki, Eyyûb'un sabrettiği gibi sabretsinler.
TEFSİR · Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân (Abdurrahman es-Sa'dî)
83- Eyyub’u da (an). Hani Rabbine:“Başıma bu sıkıntı geldi. Sense merhametlilerin en merhametlisisin” diye seslenmişti. 84- Biz de onun duasını kabul ettik ve başındaki sıkıntıyı kaldırdık. Ona hem katımızdan bir rahmet hem de kullukta bulunanlara bir öğüt/ibret olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını daha verdik.
83. Yani kulumuz ve rasûlümüz Eyyub’u da övgü ile, kadrini yücelterek an. Allah onu çok ağır bir musibet ile sınamış, onun gerçekten sabırlı ve Rabbinden razı olduğunu ortaya çıkarmıştı. Şöyle ki şeytan, -Allah tarafından bir sınama ve bir imtihan olmak üzere- ona musallat kılınmış ve vücudunda pek büyük yaralar açılmıştı. Eyyub uzun bir süre bu halde kaldı. Bela ve sıkıntıları ağırlaştı, yakınları vefat etti ve malı elinden gitti. Rabbine şu sözleri ile niyazda bulundu:“Başıma bu sıkıntı geldi. Sense merhametlilerin en merhametlisisin.” Böylelikle Yüce Allah’a hem durumunu bildirip musibet ve sıkıntının ulaştığı noktayı arz ederek hem de Rabbinin her şeyi kuşatan geniş rahmetini dile getirerek tevessül etti.
84. Yüce Allah da onun duasını kabul buyurarak dedi ki:“Ayağını yere vur. İşte hem yıkanacak hem de içilecek soğuk bir su!”(Sad, 38/42) Eyyub da ayağını yere vurdu. Onun bu vuruşundan soğuk bir pınar fışkırdı, ondan yıkandı ve içti. Şanı Yüce Allah, böylelikle ondaki rahatsızlıkları giderdi. “Ona hem katımızdan” sabredip haline rıza gösterdiği için “bir rahmet hem de kullukta bulunanlara bir öğüt/ibret olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını daha verdik.” Yüce Allah sağlık ve afiyetin yanı sıra ona pek çok çoluk çocuk ve mal bağışladı. Böylelikle Yüce Allah, onu âhiretteki mükâfatlardan önce dünyada da mükâfatlandırmış oldu. Onu sabrın faydasını gören gerçek kulluk edenlere bir öğüt/ibret kıldı ki Eyyub aleyhisselam’a isabet eden musibeti, sonra onun ortadan kalkmasından sonra Allah’ın ona vermiş olduğu mükâfatları görüp de bunun sebebinin sabır olduğunu görsünler. Bundan dolayıdır ki Yüce Allah, şu buyruğunda onun bu özelliğinden övgü ile söz etmektedir:“Gerçekten biz onu sabırlı bulduk. O, ne güzel kuldur! Çünkü o (bize) çokça yönelen bir kul idi.” Böylece o kullar, başlarına herhangi bir sıkıntı geldiğinde onu kendilerine örnek ve uyulacak bir önder kabul ederler.
TEFSİR · Kur'an Yolu Tefsiri (Diyanet İşleri)
Eyyûb aleyhisselâm Kur’an’da adı geçen ve Allah’ın kendilerine ilim ve hikmet verdiği bildirilen peygamberlerdendir. Kitâb-ı Mukaddes’e göre (bk. Eyyûb, 1/1-42/17) Eyyûb Filistin’de Ölüdeniz’in güneydoğusunda yer alan Uts diyarında yaşamıştır. Allah’tan korkan, kötülükten sakınan kâmil bir insandı. Yedi oğlu, üç kızı vardı; daha ziyade hayvancılıkla meşgul olurdu; deve, sığır ve koyun sürülerine sahip, zengin bir kimse idi. Daha sonra gerek tabii âfetler, gerekse düşman kavimler tarafından çocukları ile bütün malı mülkü telef edildi; kendisi de ağır bir hastalığa yakalandı. Ancak o, bu felâketleri büyük bir sabır ve tevekkülle karşılayarak Allah’a secde eder ve “Anamın bağrından çıplak çıktım ve toprağın bağrına çıplak döneceğim; rab verdi ve rab aldı. Rabbin ismi mübarek olsun” der, hastalıktan şifa bulmak için Allah’a dua ederdi. Allah Teâlâ da onu sağlığına kavuşturdu, kendisine önceki çocuklarının sayısı kadar çocuk ve önceki malından daha çok mal verdi.
Kur’an-ı Kerîm’de Eyyûb’a vahyedildiği (Nisâ 4/163) ve onun hidayete erdirildiği (en-En‘âm 6/84) bildirilmektedir. Bu âyette ifade buyurulduğu üzere Hz. Eyyûb ağır bir hastalığa yakalanmış ve hastalıktan kurtulmak için Allah’ın merhametine sığınarak O’ndan şifa dilemiştir. Yüce Allah duasını kabul etmiş; ayağını yere vurmasını, çıkacak su ile yıkandığında iyileşeceğini bildirmiş, böylece onu sağlığına kavuşturmuştur. Ayrıca ona aile efradını, bunlarla birlikte bir mislini daha vermiştir. Âyetin bu konuyla ilgili kısmını ilk müfessirler aşağıdaki şekillerde yorumlamışlardır: a) Yüce Allah Eyyûb’un helâk olan aile efradını dünyada diriltmedi; ancak ona bunların bir mislini yeniden verdi. Helâk olan aile efradını da âhirette vereceğini vaad etti. b) Allah, Eyyûb’un helâk olan aile efradına yeniden hayat vermiş ve yeni doğumlarla bir mislini de lutfetmiştir. c) Allah, Eyyûb’un aile efradına yeniden hayat verdi. Çocuklarının evlenip çoluk çocuk sahibi olmaları sonucu, eskiden var olanlara ek olarak bir mislini daha verdi (Taberî, XVII, 57-58).
İslâmî literatürde Eyyûb, başına gelen bütün musibetlere rağmen şikâyet etmeyen sabır timsali olarak bilinen bir peygamberdir (krş. Sâd 38/41-44; daha fazla bilgi için bk. Ömer Faruk Harman, “Eyyûb”, DİA, XII, 16).